bugün
- üstteki yazarı öv14
- kendini suçlamak vs başkasını suçlamak5
- uludağ sözlüğü ayağa kaldırıyoruz kampanyası4
- ne olacak bu erkeklerin hali3
- kitap okumanın hiçbir faydasının olmaması6
- kaliteli insanı belli eden detaylar10
- 40 yaşından sonra iş bulunamaması4
- haluk levent4
- götümü de açsam bakmayacaksınız12
- züber3
- köleliğin kaldırılmasının nedeni2
- uysaljakobene burç baktırmak3
- kişinin en rahatsız olduğu sosyal davranış7
- sürekli cinsellikten bahseden erkek7
- uysaljakoben12
- uludağın ekşi sözlük gibi populer olamaması16
- sözlükteki ayaksever karşıtı blok10
- yağmurcu vs karcı2
- karısının ayaklarını sözlükte paylaşan yazar4
- evli kadına bin lira verip ilişkiye girmek4
- elektrot2
- haluk levent in gözaltına alınması2
- pazar gününün 2dk sürmesi2
- israil'in olası türkiye saldırısı3
- kitap alıntıları3
- 15 temmuz 2026 ingiltere arjantin maçı5
- haluk levent'e para emanet etmek4
- 12 temmuz 2026 norveç ingiltere maçı25
- iyi bir insanın acımasız bir insana dönüşmesi4
- askere gitmenin sanılanın aksine keyifli olması9
- pazar gününü sözlükte geçiren ezik insan9
- geniş omuzlu kadınlar10
- el fetişisti olmak4
- ssk yemek servis dolgun maaş2
- dinler tarihinin en önemli olayı7
- kitap okuma enayiliği2
- muslettin amca9
- hizmet sektöründe çalışanlara eziyet eden kişimsi4
- tanga giyen sözlük kızları4
- liseli otuzbircinin gündüz düşleri3
- hayaldeki erkek3
- hızlı para kazanmanın yolları2
- colorado2
- cemaat kurup çomar sövüşlemek4
- hafta içi izin yapmak vs haftasonu izin yapmak2
- erkeklerde testosteronun 50 azalması5
- 12 temmuz 2026 arjantin isviçre maçı14
- biraderlere laf edenler8
- ekşi sözlükten başlık araklamak4
- birader ateşin var mı diyen kız3
epifiz bezi nin latincesidir.
PiNEAL GLAND - iÇSEL GÖZ
http://www.theepochtimes.com/n2/content/view/3008/
(Pineal Gland ili ilgili cok degisik bir yazi)
Binlerce yıl boyunca pineal gland insan vücudu ile düşünce alemleri arasında bağlantı noktası olarak tanınmıştır.
Diğer boyutlara açılan bir pencere olarak görülmüştür.
Zaman içinde bu görüş önemini kaybetse de, bilim yeniden "saklı göz"ün gizli kalmış işlevleri üzerinde yoğunlaşmaya başladı.
Gençliğimde babamla birlikte hem gözlemlenebilir hem de paranormal( doğaüstü) konularda sohbet ederdik.
Hatırlayabildiğim en ilginç konulardan birisi, hastaların klinik olarak öldükleri halde, geçici olarak fiziksel vücutlarından çıkıp kısa bir yolculuk yaptıkları ölüme yakın deneyimlerdi.
Babam, tıp fakültesindeki çalışmalarından öğrendiği üzere, insanoğlunun beden dışı gözlemler yapabilmesini sağlayan organların, fiziksel gözlerden başkası olmadığını vurgulardı.
20 yıl sonra ben kendimi aynı üniversitenin koridorlarında bulduğumda, bir anatomi profesörü, babamla yaptığımız konuşmalar esnasında içine düştüğümüz bir hatayı gözler önüne serdi. Hücreler yumağı arasına gizlenip korunmuş minik, fakat hayati metabolik fonksiyonları kontrol edebilen bir gizemden bahsetti.
Üçüncü Göz
Fiziksel dünyamızın ötesini gözlemleyebilen görsel bir organ hayal edin.
Hangi ilginç yaradılmışın böyle meraklı yetenekleri olabilir? insanoğlunun! Pineal yapı- başın ortasında gömülü bir hazine, minicik bir beze- sadece dışardan gelen ışığı algılayan gözler olmakla kalmayıp, yapısı aynı zamanda gözlerin ilkel hali gibidir.
Pineal gland, seksüel gelişim, metabolizma ve melatonin üretimi gibi çok önemli bedensel fonksiyonların kaynağıdır.
Ama bilim adamları, pineal glandde mevcut olan ve basit bir açıklamayla anlaşılamayacak olan bazı özellikler bulmuşlardır
Bu organın eşsiz yapısı yüzünden, bilimadamları bu ana kadar gizli kalmış özelliklerinin olduğu sonucuna vardılar. Modern tıp, beynin derinliklerine gömülmüş olan bu bezenin fotoreseptör(ışık alıcı) hücreler içerdiğini keşfettiler. Yine de en etkili görüş, bu özelliklerin evrimimizin başlangıcından itibaren gizli kalmış yetenekleri tanımladığı yönündedir.
Bilimin pineal yapı hakkındaki evrimsel anlayışına göre, bu organ bir zamanlar, kafatasının yüzeyinde yeralan düzensiz sinir lifleri sistemi olarak vardı. işlevi, özellikle ışık değişimlerini yakalayabilmekti. Bu da, yırtıcı bir hayvanın saldırısı esnasında, olası kaçış noktalarını görmesini sağlıyordu.
Bu anlayışa göre pineal gland, gözler ile benzer işlevi görmekteydi. Tek fark, kafatasının içine doğru gitmesiydi.
David Klein'in öne sürdüğü yeni bir hipoteze göre ise, ilkel retinalar hem hareketi yakalamak hem de melatonin üretmek konusunda deneyimliydiler.
Zaman geçtikçe, melatonin üretim işlevi serbest bir organ olan pineal glande geçti. Diğer taraftan, memelilerdeki melatonin üreten retinanın dejenerasyonu için henüz tutarlı bir açıklama yapılmamıştır.
Bugün pineal gland, endojenleri gizleyen yapı olarak görülse de, çok iyi fotoduyu kapasitesi de olduğu açıktır.
Eğer iki göz de çıkarılsa ve bu bezeye frontal bölgeden ışık verilse bile, bu organ yine de gözler gibi uyarana tepki verirlerdi.
Bu yüzden bazı bilim adamları pineal glandin dejenere olmuş bir gözden çok daha fazlası olduğunu düşünüyorlar. Peki ya beynin yanlış anlaşılmış diğer pekçok bölümü, bu küçük koni şeklindeki alanda açıklama bulacaksa?
Yüksek Farkındalığa Açılan Bir Pencere
Dr. Sérgio Felipe de Oliveira'ya göre, pineal gland aktivitesinde artış, önsezi veya meditasyon gibi psişik aktivitelerle çok yakından alakalıdır.
Dahası, pineal gland çoklu endojenik fonksiyonlarının yanısıra( hipotalamusun ve biyolojik ritimlerin kontrolü, serbest radikallerden korunma gibi), "Ruh Molekülü" (Sprit Molekül) olarak da bilinen N,N-dimethyltryptamine (DMT)nin salınımından da sorumludur. Bu molekülün serbest kalması, insanoğlunun bildiği en güçlü halusinojenik nörotransmitter olarak kabul edilmektedir. DMT, uyku esnasında, bazı meditasyon çalışmalarında, ölüme yakın deneyimlerde ve halusinojen içeren bazı bitkilerin yenmesiyle artar.
Şüpheciler, boyutsal düzlemlere yönelik farkındalık artışıyla ilgili konuların geçerliliğini sorguluyorlar. Bunun yerine, bu deneyimlerin sadece beyindeki birtakım kimyasalların üretimiyle oluşan fenomenler olduğuna inanmayı tercih ediyorlar. Fakat DMT'nin salınımı ( pinealde buna bağlı olarak gerçekleşen değişimleri) ve ölüme yakın deneyimler arasındaki ilişkiyi açıklayamıyorlar.
Tüm bunlar insandaki DMT'nin sonuçları üzerinde kapsamlı çalışmalar yapan Dr. Rick Strassman'ın farkettikleri.
Bu araştırma, pineal glande hormonlar üreten, işlevini kaybetmiş bir göz olarak bakmak yerine, diğer varlık alanlarına açılan içsel bir pencere olarak bakmaktadır.
Pineal gland ile ilgili bu görüş yeni değildir.
Vedic geleneğine göre 6. çakrayı temsil etmektedir.
Hinduizm'de Brahma penceresi, antik Çin'de ilahi Göz, Taoizm'de Niwan Sarayı ya da Descartes'e göre Ruhun Merkezi.
Beynin merkezinde saklanmış bu küçük koni acaba bilimin ulaşamadığı alemleri gözlemleyebilecek potansiyeli ihtiva ediyor olabilir mi?
Çeviren : Sıdıka Özemre
http://www.theepochtimes.com/n2/content/view/3008/
(Pineal Gland ili ilgili cok degisik bir yazi)
Binlerce yıl boyunca pineal gland insan vücudu ile düşünce alemleri arasında bağlantı noktası olarak tanınmıştır.
Diğer boyutlara açılan bir pencere olarak görülmüştür.
Zaman içinde bu görüş önemini kaybetse de, bilim yeniden "saklı göz"ün gizli kalmış işlevleri üzerinde yoğunlaşmaya başladı.
Gençliğimde babamla birlikte hem gözlemlenebilir hem de paranormal( doğaüstü) konularda sohbet ederdik.
Hatırlayabildiğim en ilginç konulardan birisi, hastaların klinik olarak öldükleri halde, geçici olarak fiziksel vücutlarından çıkıp kısa bir yolculuk yaptıkları ölüme yakın deneyimlerdi.
Babam, tıp fakültesindeki çalışmalarından öğrendiği üzere, insanoğlunun beden dışı gözlemler yapabilmesini sağlayan organların, fiziksel gözlerden başkası olmadığını vurgulardı.
20 yıl sonra ben kendimi aynı üniversitenin koridorlarında bulduğumda, bir anatomi profesörü, babamla yaptığımız konuşmalar esnasında içine düştüğümüz bir hatayı gözler önüne serdi. Hücreler yumağı arasına gizlenip korunmuş minik, fakat hayati metabolik fonksiyonları kontrol edebilen bir gizemden bahsetti.
Üçüncü Göz
Fiziksel dünyamızın ötesini gözlemleyebilen görsel bir organ hayal edin.
Hangi ilginç yaradılmışın böyle meraklı yetenekleri olabilir? insanoğlunun! Pineal yapı- başın ortasında gömülü bir hazine, minicik bir beze- sadece dışardan gelen ışığı algılayan gözler olmakla kalmayıp, yapısı aynı zamanda gözlerin ilkel hali gibidir.
Pineal gland, seksüel gelişim, metabolizma ve melatonin üretimi gibi çok önemli bedensel fonksiyonların kaynağıdır.
Ama bilim adamları, pineal glandde mevcut olan ve basit bir açıklamayla anlaşılamayacak olan bazı özellikler bulmuşlardır
Bu organın eşsiz yapısı yüzünden, bilimadamları bu ana kadar gizli kalmış özelliklerinin olduğu sonucuna vardılar. Modern tıp, beynin derinliklerine gömülmüş olan bu bezenin fotoreseptör(ışık alıcı) hücreler içerdiğini keşfettiler. Yine de en etkili görüş, bu özelliklerin evrimimizin başlangıcından itibaren gizli kalmış yetenekleri tanımladığı yönündedir.
Bilimin pineal yapı hakkındaki evrimsel anlayışına göre, bu organ bir zamanlar, kafatasının yüzeyinde yeralan düzensiz sinir lifleri sistemi olarak vardı. işlevi, özellikle ışık değişimlerini yakalayabilmekti. Bu da, yırtıcı bir hayvanın saldırısı esnasında, olası kaçış noktalarını görmesini sağlıyordu.
Bu anlayışa göre pineal gland, gözler ile benzer işlevi görmekteydi. Tek fark, kafatasının içine doğru gitmesiydi.
David Klein'in öne sürdüğü yeni bir hipoteze göre ise, ilkel retinalar hem hareketi yakalamak hem de melatonin üretmek konusunda deneyimliydiler.
Zaman geçtikçe, melatonin üretim işlevi serbest bir organ olan pineal glande geçti. Diğer taraftan, memelilerdeki melatonin üreten retinanın dejenerasyonu için henüz tutarlı bir açıklama yapılmamıştır.
Bugün pineal gland, endojenleri gizleyen yapı olarak görülse de, çok iyi fotoduyu kapasitesi de olduğu açıktır.
Eğer iki göz de çıkarılsa ve bu bezeye frontal bölgeden ışık verilse bile, bu organ yine de gözler gibi uyarana tepki verirlerdi.
Bu yüzden bazı bilim adamları pineal glandin dejenere olmuş bir gözden çok daha fazlası olduğunu düşünüyorlar. Peki ya beynin yanlış anlaşılmış diğer pekçok bölümü, bu küçük koni şeklindeki alanda açıklama bulacaksa?
Yüksek Farkındalığa Açılan Bir Pencere
Dr. Sérgio Felipe de Oliveira'ya göre, pineal gland aktivitesinde artış, önsezi veya meditasyon gibi psişik aktivitelerle çok yakından alakalıdır.
Dahası, pineal gland çoklu endojenik fonksiyonlarının yanısıra( hipotalamusun ve biyolojik ritimlerin kontrolü, serbest radikallerden korunma gibi), "Ruh Molekülü" (Sprit Molekül) olarak da bilinen N,N-dimethyltryptamine (DMT)nin salınımından da sorumludur. Bu molekülün serbest kalması, insanoğlunun bildiği en güçlü halusinojenik nörotransmitter olarak kabul edilmektedir. DMT, uyku esnasında, bazı meditasyon çalışmalarında, ölüme yakın deneyimlerde ve halusinojen içeren bazı bitkilerin yenmesiyle artar.
Şüpheciler, boyutsal düzlemlere yönelik farkındalık artışıyla ilgili konuların geçerliliğini sorguluyorlar. Bunun yerine, bu deneyimlerin sadece beyindeki birtakım kimyasalların üretimiyle oluşan fenomenler olduğuna inanmayı tercih ediyorlar. Fakat DMT'nin salınımı ( pinealde buna bağlı olarak gerçekleşen değişimleri) ve ölüme yakın deneyimler arasındaki ilişkiyi açıklayamıyorlar.
Tüm bunlar insandaki DMT'nin sonuçları üzerinde kapsamlı çalışmalar yapan Dr. Rick Strassman'ın farkettikleri.
Bu araştırma, pineal glande hormonlar üreten, işlevini kaybetmiş bir göz olarak bakmak yerine, diğer varlık alanlarına açılan içsel bir pencere olarak bakmaktadır.
Pineal gland ile ilgili bu görüş yeni değildir.
Vedic geleneğine göre 6. çakrayı temsil etmektedir.
Hinduizm'de Brahma penceresi, antik Çin'de ilahi Göz, Taoizm'de Niwan Sarayı ya da Descartes'e göre Ruhun Merkezi.
Beynin merkezinde saklanmış bu küçük koni acaba bilimin ulaşamadığı alemleri gözlemleyebilecek potansiyeli ihtiva ediyor olabilir mi?
Çeviren : Sıdıka Özemre
PiNEAL GLAND (EPIFIZ BEZi) FARKINDALIĞI ve 3.GÖZÜ UYANDIRMAK isimli video cok ilgi cekici...
Turkce altyazili olarak izlemek icin : [http://www.youtube.com/watch?&v=xmlyfGIh87c]
Turkce altyazili olarak izlemek icin : [http://www.youtube.com/watch?&v=xmlyfGIh87c]
insanlık tarihinin en büyük sırrını saklayan organ.
dmt salgılama fonksiyonu ile insanın evrenle bağlantı dinamosu.
aynı zamanda bir çok incelemenin paralelinde açığa çıkan sonuç o ki pineal gland gerçeklik algımızında temel kaynağı.
yani pineal glant hem halisünasyon benzeri ruhsal göçlere, seyahatlere çıkma organımız hem de içinde yaşadığımız hayatı gerçeklik algısı ile donatan organ.
dmt paralelinde pineal gland düzgün çalışmadığında dünyayı siyah beyaz, düz ve sahte gibi algılarsınız. bu da sizi deli gömleği ile bir odaya ömür boyu hapsetmelerine yeter de artar bile. çünkü gerçeklik algınızı yitirmiş ve etrafınızdaki her şeyin sahte olduğunu görmüş ama bunu kabullenemeyerek aklınızı yitirmişsiniz demektir.
aynı zamanda bir çok incelemenin paralelinde açığa çıkan sonuç o ki pineal gland gerçeklik algımızında temel kaynağı.
yani pineal glant hem halisünasyon benzeri ruhsal göçlere, seyahatlere çıkma organımız hem de içinde yaşadığımız hayatı gerçeklik algısı ile donatan organ.
dmt paralelinde pineal gland düzgün çalışmadığında dünyayı siyah beyaz, düz ve sahte gibi algılarsınız. bu da sizi deli gömleği ile bir odaya ömür boyu hapsetmelerine yeter de artar bile. çünkü gerçeklik algınızı yitirmiş ve etrafınızdaki her şeyin sahte olduğunu görmüş ama bunu kabullenemeyerek aklınızı yitirmişsiniz demektir.
(bkz: sodyum florid/#20230996)
(bkz: yazarların kola içmeme sebepleri/#20230989)
(bkz: epifiz/#20230981)
(bkz: yazarların kola içmeme sebepleri/#20230712)
(bkz: epifiz/#20230684)
(bkz: yazarların kola içmeme sebepleri/#20230641)
(bkz: yazarların kola içmeme sebepleri/#20230989)
(bkz: epifiz/#20230981)
(bkz: yazarların kola içmeme sebepleri/#20230712)
(bkz: epifiz/#20230684)
(bkz: yazarların kola içmeme sebepleri/#20230641)
türkçe ismi epifiz bezi olmakla beraber, omurgalıların beyninde yer alan bezdir. insanlarda 1-2 yaşına kadar büyümeyi sürdürüp, sonrasında boyutunu korur. vücudun florid mıknatısı gibidir, florid alımıyla kireçleşip işlevsiz hale gelir. ışığa duyarlıdır ve karanlıkta salgılanımını hızlandırır. vücudun herhangi bir bölgesi -diz kapağı arkası gibi- ışık aldığı takdirde uyarılması sebebiyle, çevreyi algılayan üçüncü bir göz olduğu öne sürülür.
görsel
görsel
sudaki flor ve diş macunlarının da epifiz bezinin çalışmasını olumsuz etkilediğini duymuştum.
e hadi diş macununu bitkisel olanlarından aldık ettik de, suyu ne yapacağız?
e hadi diş macununu bitkisel olanlarından aldık ettik de, suyu ne yapacağız?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar