bugün
- 1 saatte 10 bira içmek13
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek12
- uzaylı görünce söylenecek ilk şey5
- velvet vs nervio19
- sözlük kızlarının kombinleri19
- otomobile ek vergi4
- ingilterede çocuklar açlıktan silgi yiyor5
- messi ve arjantin'in tüm dünyaya rezil olması7
- teröriste o da insan demek4
- velvet12
- nervio11
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı59
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması11
- özgünlüğün faydasız olması5
- slavko vincic15
- 9 ağustos 2026 bodrumspor bursaspor maçı2
- tatlı krizim geldi2
- yazık oldu yarınlara3
- bana yalan söylediler3
- hırt2
- anna karenina'ya orospu diyen beyinsiz adi köpek6
- chp'ye oy vermiş yazarlar4
- ben sana vurgunum3
- true hanın gazabı9
- enişte senin dobloyu naptın sattınız mı4
- sevilince şımaran kızlar2
- cinni uyanış2
- arjantin'in 115 dakika şut atamaması8
- iranın bir türlü barış anlaşmasına yanaşmaması12
- dana kuzu kıyma döner2
- vurgun yemek3
- playstation 13
- bu mesajı 10 kişiye göndermeyelerin durumu7
- tememda kenka nalaka10
- hayran olunan yazarin entrylerini takip etmek3
- sözlük kimsenin tekelinde değildir9
- siyah taytlı bacakları okşarken meme emmek2
- domuz eti3
- çağla idi2
- 6 aydan uzun üyelerin çaylak olmaması4
- bumble2
- bit pazarı2
- yazarların adına başlık açılması3
- cv ye uludağ sözlük yazarı yazmak3
- dune6
- tarla bellemek3
- silinmesi gereken yazar varsa buyurun4
- çingeneyle sevişmek6
- bugün sözlük b k gibi3
attila ilhan şiiridir.
iki beyaz martıdır ellerinle gelirsin
gizli bir yerinden tutuşmuş yanar
kederinle gelirsin
yorgun bir yelkenliyim hayatının ufkunda
intihar ihtimali gözlerinle gelirsin
sinsi bir deprem sürer gider
durgunluğunda
93 senesinin en uzun günü
akşam
güneş dehşetle çekilip kaybolduğunda
vahşi ve dokunulmaz
şiirinle gelirsin
hiç olmasan da mutaka varsın
onüç yaşındasın
ne kadar da mahzun
başın omzuma yaslanmış kucağımdasın
ay birazdan doğacak
dağların arkasında henüz
gökyüzüne vurnuş kızıllığı
yıldız alacasında
görünmez böceklerin
belli belirsiz ıslığı
aslında sen şimdi kimbilir nerede
hangi hayal şilebinde kaçak yolcu
hangi korkunç yalnızlıktasın
dip balıklarıyla arasındaki sır
hiçbir zaman anlaşılamamıştır
sabaha karşı yağmurlu güller
sessiz sedasız
ona doğru büyürler
rüzgârsız
tek yaprak kımıldamaz bir havada
rüzgâr çıngırağının çınladığını duyarsınız
hiç kimse farkında olmasa da
sarışın gölgesi geçmiştir bahçeden
apansız
sabah kuşları güneşten erken
dallardan gökyüzüne
pırıl pırıl
kokuları yola çıkmış çiçeklerden
yaprağın yeşiline beyaz tırtıl
gece çiğ düşmüş
buğulanıyor
sen ve ben
uzak bir yoldan gelmişiz
göz alabildiğince ılıca koyu
mavisi kaç türlü zengin
eli yüzü temiz
çıplak omuzlarına güneş doğdu
aydınlık bulaşıyor ellerinden
kolların sanki gümüş suyuna batırılmış
kaşların tel tel ışığı yansıtıyor
gözlerin ayna kırığı deniz
gerçekten
yaşanacak bir an mı sezdiğimiz
acaba gelecekten
yoksa eskittiğimiz
yoğun bir mutluluğun
birden hatırlanması mı?
hadi canım
içlenmenin alemi yok
çocukluğun sırası mı?
geçen yaz gibi bu yaz da
aynı parlak kristal aydınlığı
aynı soluk aldırmayan rüzgâr
aynı plajda
geçen yaz gibi bu yaz da
kumlarda küçüklü büyüklü
aynı çocuk kalabalığı
bir org gibi gürltülü
aynı dalgalar
aynı plajda
geçen yaz gibi bu yaz da
herşey eskisi gibi
hiçbir şey değişmemiş
aynı plajda
ne gökyüüznün deli mavi sonsuzluğu
ne denizin cam yeşili huzursuzluğu
ne fânilik düşünceleri
ne dudak dudağa çiftler
sadece ben farklıyım
biraz dalgın ve uzak
bir hayli karamsar
biliyorsun
içimde kirli bir balon gibi büyüyen boşluğun
tek bir sebebi var
senin yokluğun
iki beyaz martıdır ellerinle gelirsin
gizli bir yerinden tutuşmuş yanar
kederinle gelirsin
yorgun bir yelkenliyim hayatının ufkunda
intihar ihtimali gözlerinle gelirsin
sinsi bir deprem sürer gider
durgunluğunda
93 senesinin en uzun günü
akşam
güneş dehşetle çekilip kaybolduğunda
vahşi ve dokunulmaz
şiirinle gelirsin
hiç olmasan da mutaka varsın
onüç yaşındasın
ne kadar da mahzun
başın omzuma yaslanmış kucağımdasın
ay birazdan doğacak
dağların arkasında henüz
gökyüzüne vurnuş kızıllığı
yıldız alacasında
görünmez böceklerin
belli belirsiz ıslığı
aslında sen şimdi kimbilir nerede
hangi hayal şilebinde kaçak yolcu
hangi korkunç yalnızlıktasın
dip balıklarıyla arasındaki sır
hiçbir zaman anlaşılamamıştır
sabaha karşı yağmurlu güller
sessiz sedasız
ona doğru büyürler
rüzgârsız
tek yaprak kımıldamaz bir havada
rüzgâr çıngırağının çınladığını duyarsınız
hiç kimse farkında olmasa da
sarışın gölgesi geçmiştir bahçeden
apansız
sabah kuşları güneşten erken
dallardan gökyüzüne
pırıl pırıl
kokuları yola çıkmış çiçeklerden
yaprağın yeşiline beyaz tırtıl
gece çiğ düşmüş
buğulanıyor
sen ve ben
uzak bir yoldan gelmişiz
göz alabildiğince ılıca koyu
mavisi kaç türlü zengin
eli yüzü temiz
çıplak omuzlarına güneş doğdu
aydınlık bulaşıyor ellerinden
kolların sanki gümüş suyuna batırılmış
kaşların tel tel ışığı yansıtıyor
gözlerin ayna kırığı deniz
gerçekten
yaşanacak bir an mı sezdiğimiz
acaba gelecekten
yoksa eskittiğimiz
yoğun bir mutluluğun
birden hatırlanması mı?
hadi canım
içlenmenin alemi yok
çocukluğun sırası mı?
geçen yaz gibi bu yaz da
aynı parlak kristal aydınlığı
aynı soluk aldırmayan rüzgâr
aynı plajda
geçen yaz gibi bu yaz da
kumlarda küçüklü büyüklü
aynı çocuk kalabalığı
bir org gibi gürltülü
aynı dalgalar
aynı plajda
geçen yaz gibi bu yaz da
herşey eskisi gibi
hiçbir şey değişmemiş
aynı plajda
ne gökyüüznün deli mavi sonsuzluğu
ne denizin cam yeşili huzursuzluğu
ne fânilik düşünceleri
ne dudak dudağa çiftler
sadece ben farklıyım
biraz dalgın ve uzak
bir hayli karamsar
biliyorsun
içimde kirli bir balon gibi büyüyen boşluğun
tek bir sebebi var
senin yokluğun
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar