bugün
- istanbul un çok pahalı olması20
- kabataş olayı görüntüleri12
- en sevilmeyen ev işleri9
- yazarların bugün cılkını çıkardığı şarkı7
- beyaz ekmek yiyen vatan hainleri9
- gönül almaya çalışan erkek4
- yks 20263
- lansor2
- bütün mal varlığı üstünde sokakta yaşayan insan3
- philadelphia krem peyniri2
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- parayla dert dinlenir3
- herkes yatsın iyi geceler9
- fenerbahçe gornik zabrze maçı3
- fazlası zarar2
- 1 saatte 10 bira içmek19
- tembel ve çalışmayan insan16
- sözlük kızlarının kombinleri20
- velvet vs nervio19
- erkeklerin giderek feminenleşmesi11
- the merich13
- cips olsa da yesek7
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek13
- ölmeyi dilemek2
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması14
- oğlum çok güzel lan6
- neden okula gitmek zorundayız2
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- uzaylı görünce söylenecek ilk şey10
- magnum dondurmasının eskiden daha pahalı olması8
- slavko vincic15
- oğuzhan uğur12
- velvet13
- eşeği alıp kafa iznine çıkmak7
- ispanya20
- kuveyt ve bahreyn de hava savunma sistemleri2
- nervio11
- matbaanın gecikmesine sebep5
- 50 tl ile rolling yapmak6
- horoz hayası çorbası5
- 2026 dünya kupası24
- kadınlar nasıl erkeklerden hoşlanırlar6
- benzini dolarla mı alıyoruz diyen tip6
- aklını yitirmek4
- bira cips6
- atatürk e din düşmanı diyenler6
- tememda kenka nalaka10
- otobüste kitap okuyan insanlara bakmak3
- lale devrinde deliler gibi eğlenmek4
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları37
attila ilhan şiiridir.
iki beyaz martıdır ellerinle gelirsin
gizli bir yerinden tutuşmuş yanar
kederinle gelirsin
yorgun bir yelkenliyim hayatının ufkunda
intihar ihtimali gözlerinle gelirsin
sinsi bir deprem sürer gider
durgunluğunda
93 senesinin en uzun günü
akşam
güneş dehşetle çekilip kaybolduğunda
vahşi ve dokunulmaz
şiirinle gelirsin
hiç olmasan da mutaka varsın
onüç yaşındasın
ne kadar da mahzun
başın omzuma yaslanmış kucağımdasın
ay birazdan doğacak
dağların arkasında henüz
gökyüzüne vurnuş kızıllığı
yıldız alacasında
görünmez böceklerin
belli belirsiz ıslığı
aslında sen şimdi kimbilir nerede
hangi hayal şilebinde kaçak yolcu
hangi korkunç yalnızlıktasın
dip balıklarıyla arasındaki sır
hiçbir zaman anlaşılamamıştır
sabaha karşı yağmurlu güller
sessiz sedasız
ona doğru büyürler
rüzgârsız
tek yaprak kımıldamaz bir havada
rüzgâr çıngırağının çınladığını duyarsınız
hiç kimse farkında olmasa da
sarışın gölgesi geçmiştir bahçeden
apansız
sabah kuşları güneşten erken
dallardan gökyüzüne
pırıl pırıl
kokuları yola çıkmış çiçeklerden
yaprağın yeşiline beyaz tırtıl
gece çiğ düşmüş
buğulanıyor
sen ve ben
uzak bir yoldan gelmişiz
göz alabildiğince ılıca koyu
mavisi kaç türlü zengin
eli yüzü temiz
çıplak omuzlarına güneş doğdu
aydınlık bulaşıyor ellerinden
kolların sanki gümüş suyuna batırılmış
kaşların tel tel ışığı yansıtıyor
gözlerin ayna kırığı deniz
gerçekten
yaşanacak bir an mı sezdiğimiz
acaba gelecekten
yoksa eskittiğimiz
yoğun bir mutluluğun
birden hatırlanması mı?
hadi canım
içlenmenin alemi yok
çocukluğun sırası mı?
geçen yaz gibi bu yaz da
aynı parlak kristal aydınlığı
aynı soluk aldırmayan rüzgâr
aynı plajda
geçen yaz gibi bu yaz da
kumlarda küçüklü büyüklü
aynı çocuk kalabalığı
bir org gibi gürltülü
aynı dalgalar
aynı plajda
geçen yaz gibi bu yaz da
herşey eskisi gibi
hiçbir şey değişmemiş
aynı plajda
ne gökyüüznün deli mavi sonsuzluğu
ne denizin cam yeşili huzursuzluğu
ne fânilik düşünceleri
ne dudak dudağa çiftler
sadece ben farklıyım
biraz dalgın ve uzak
bir hayli karamsar
biliyorsun
içimde kirli bir balon gibi büyüyen boşluğun
tek bir sebebi var
senin yokluğun
iki beyaz martıdır ellerinle gelirsin
gizli bir yerinden tutuşmuş yanar
kederinle gelirsin
yorgun bir yelkenliyim hayatının ufkunda
intihar ihtimali gözlerinle gelirsin
sinsi bir deprem sürer gider
durgunluğunda
93 senesinin en uzun günü
akşam
güneş dehşetle çekilip kaybolduğunda
vahşi ve dokunulmaz
şiirinle gelirsin
hiç olmasan da mutaka varsın
onüç yaşındasın
ne kadar da mahzun
başın omzuma yaslanmış kucağımdasın
ay birazdan doğacak
dağların arkasında henüz
gökyüzüne vurnuş kızıllığı
yıldız alacasında
görünmez böceklerin
belli belirsiz ıslığı
aslında sen şimdi kimbilir nerede
hangi hayal şilebinde kaçak yolcu
hangi korkunç yalnızlıktasın
dip balıklarıyla arasındaki sır
hiçbir zaman anlaşılamamıştır
sabaha karşı yağmurlu güller
sessiz sedasız
ona doğru büyürler
rüzgârsız
tek yaprak kımıldamaz bir havada
rüzgâr çıngırağının çınladığını duyarsınız
hiç kimse farkında olmasa da
sarışın gölgesi geçmiştir bahçeden
apansız
sabah kuşları güneşten erken
dallardan gökyüzüne
pırıl pırıl
kokuları yola çıkmış çiçeklerden
yaprağın yeşiline beyaz tırtıl
gece çiğ düşmüş
buğulanıyor
sen ve ben
uzak bir yoldan gelmişiz
göz alabildiğince ılıca koyu
mavisi kaç türlü zengin
eli yüzü temiz
çıplak omuzlarına güneş doğdu
aydınlık bulaşıyor ellerinden
kolların sanki gümüş suyuna batırılmış
kaşların tel tel ışığı yansıtıyor
gözlerin ayna kırığı deniz
gerçekten
yaşanacak bir an mı sezdiğimiz
acaba gelecekten
yoksa eskittiğimiz
yoğun bir mutluluğun
birden hatırlanması mı?
hadi canım
içlenmenin alemi yok
çocukluğun sırası mı?
geçen yaz gibi bu yaz da
aynı parlak kristal aydınlığı
aynı soluk aldırmayan rüzgâr
aynı plajda
geçen yaz gibi bu yaz da
kumlarda küçüklü büyüklü
aynı çocuk kalabalığı
bir org gibi gürltülü
aynı dalgalar
aynı plajda
geçen yaz gibi bu yaz da
herşey eskisi gibi
hiçbir şey değişmemiş
aynı plajda
ne gökyüüznün deli mavi sonsuzluğu
ne denizin cam yeşili huzursuzluğu
ne fânilik düşünceleri
ne dudak dudağa çiftler
sadece ben farklıyım
biraz dalgın ve uzak
bir hayli karamsar
biliyorsun
içimde kirli bir balon gibi büyüyen boşluğun
tek bir sebebi var
senin yokluğun
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar