bugün
- erkek dünyanın en dürüst varlığıdır3
- tır şoförleri oruç tutuyor mu sorunsalı3
- fatma betül olayından çıkarılacak beş ders4
- sabah soğuğu2
- cem karaca dinleyip dusuncelere dalmak2
- yazarların işlediği günahlar14
- şamil tayyar'ın fatma betül sayan kaya tweeti3
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz20
- the odyssey2
- flörtün ilkesel reddi4
- yemek yaparak sözlükten koca düşürmek17
- amedspor31
- ipkis3
- toplu taşımada yer verme ahlakı6
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı22
- yüzü siyaha boyayıp gezmek2
- londra devlet hastanesindeki hamile erkek figürü2
- soğuk gecelerde yatağı ısıtma sorunu13
- caminin yolunda öleyim2
- halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçu2
- günlük tutmak7
- korkudan patır patır altına yapmak6
- psikologun aman buna da ağlama zırlak demesi7
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- yazarların fotoğrafları9
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı87
- aleksey batrakov29
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim33
- fatma betül sayan kaya milletin nene hatunu dur15
- sevgiliyle saatlerce telefonda konuşmak9
- bu ne hal yahu9
- atalarınızdan duyulan şamanik bilgiler9
- bik bik'in mutfağına konuk olmak18
- akşama ne yemek yapsam10
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- arkadaşlar uyuyalım mı artık6
- şimdi ne yapsam acaba7
- sözlüğün yeni tasarımı23
- kadın tır şoförleri6
- ağıza alınca rahatlatan şeyler9
- yarma şeftali7
- rahibin bu günahları çıkaramam demesi5
- kar soğuğu6
- cumartesi gecesi6
- durduk yere tribe girmek5
- bir sözlük yazarıyla şömine başında şarap içmek6
- kemal kılıçdaroğlu vs bülent ecevit9
- eğitim seviyesi azaldıkça kişide artan şey12
- the merich'in mutfağına konuk olmak7
Can dündarın 04/07/2007 tarihli milliyette yazdığı yazısı.
Nisyan Katmanları
Çoğumuzun mazisinde kırılmış arkadaşlar, telafisiz hatalar, istenmeden söylenmiş laflar vardır.
Bazılarımız bunu ömür boyu küslüğe çevirir.
Kimimiz üstünü örtüp hiç yokmuş gibi davranır.
Malum; hafıza-ı beşer, nisyan ile maluldür; yani insan aklı, unutma özürlüdür.
Kimimiz ise, dargınlığı derinleştirme pahasına sorunun üstüne yürür; esaslı bir hesaplaşmaya girişir.
Pek azımız yaşananlarda kendi sorumluluğumuzu kabul ederiz. O yüzden de küslük sürdüğü müddetçe kendimizi haklı çıkaracak tezler üretiriz.
Bu arada hafıza, sürekli diğerinin bize ne kötülükler yaptığını hatırlatarak suçluluk duygumuzu bastırır.
* * *
Toplumlar da böyledir.
Geçmiş ihtilafları deşmek istemezler pek... Samimi bir hesaplaşmaya girişmek yerine kendilerinin ne kadar haklı olduğuna dair kanıtlar üretirler.
Giderek bu kanıtları, itirazları bastıracak şekilde yüksek sesle dillendirmeye başlarlar.
Toplumlar, böylece "millet" olur.
Süreci sağlamlaştırmak, tartışma yaratmamak için "Düşmanlarımız bize ne kötülükler yaptı" konusu da sık sık hatırlatılır. Böylece mazideki yaranın üstü sımsıkı kapatılır.
Dış düşman, içte birliğin sigortasıdır.
"Bir daha düşünsek, şuna karşı taraftan da baksak" diyenler vatan haini sayılır.
Resmi tarih, kindarlığın koltuk değneğidir.
Yeni yetişen kuşaklar, bu değnekle yetiştirilir
* * *
Ama günümüzde değişiyor bu yaklaşım...
Uygar dünya, bugün yaşadığı sorunların hemen hepsinin, geçmişteki köklerden sürgün verdiğini fark ediyor.
"Maziyle hesaplaşma"nın çağı başlıyor.
Prof. Dr. Mithat Sancar, geçen hafta yayımlanan "Geçmişle Hesaplaşma; Unutma Kültüründen, Hatırlama Kültürüne" adlı kitabında (iletişim, 2007) 1980'lerin başından itibaren dünyada nasıl bir "hafıza patlaması" yaşandığını, tarihsel sorgulamanın, nasıl uygarlaşmanın zorunlu bir basamağı olarak görüldüğünü örneklerle anlatıyor.
Geçmişin acı deneyimlerini esas itibariyle unutma, daha doğrusu bastırma üzerine kurmuş Türkiye gibi toplumların, "hatırlama yasağı"nı bir idare tekniği olarak kullandığını, bunun da üst üste yığılmış "nisyan katmanları" yarattığını söylüyor.
* * *
Şu son bir haftada yaşandığımız olaylara bakın:
Şırnak'ta alçakça taranan minibüste de...
Buca'da kalleşçe yerleştirilen bombada da...
Hrant Dink'in tetikçisini getiren araçtaki "Ya Sev Ya Terk et" yazısında da...
"Malezya oluruz" korkularımızın temelinde de...
Askerin her fırsatta siyasete müdahalesinde de... Hasan Hüseyin'in kızı olduğunu 23 yıl gizlediğini söyleyen mankenin dramında da hep o en derine gömdüğümüz nisyan katmanları var.
Yaralar açılırsa kanar sandığımız, öyle sandıkça yarayı içten içe sürekli kanattığımız, "Hatırlayalım" diyenleri içeri attığımız için bekleyerek daha çok yaralanıyor, kan kaybediyor, yarayı kangren haline getiriyoruz.
* * *
Zannetmeyelim ki, bu sadece bize özgü bir direnç:
Prof. Sancar'ın kitabında, sürecin zorluklarına dair, italya'dan, Almanya'dan, ispanya'dan, isviçre'den, Şili'den, Arjantin'den, Güney Afrika'dan örnekler var.
Geçen günkü yazımda Japonya'nın tarih ders kitaplarını değiştirerek nasıl bir kargaşa yarattığını anlatmıştım.
"Nisyan katmanları"nı eşelemeyi, Türkiye ve Yunanistan'dan örneklerle sürdüreceği
Nisyan Katmanları
Çoğumuzun mazisinde kırılmış arkadaşlar, telafisiz hatalar, istenmeden söylenmiş laflar vardır.
Bazılarımız bunu ömür boyu küslüğe çevirir.
Kimimiz üstünü örtüp hiç yokmuş gibi davranır.
Malum; hafıza-ı beşer, nisyan ile maluldür; yani insan aklı, unutma özürlüdür.
Kimimiz ise, dargınlığı derinleştirme pahasına sorunun üstüne yürür; esaslı bir hesaplaşmaya girişir.
Pek azımız yaşananlarda kendi sorumluluğumuzu kabul ederiz. O yüzden de küslük sürdüğü müddetçe kendimizi haklı çıkaracak tezler üretiriz.
Bu arada hafıza, sürekli diğerinin bize ne kötülükler yaptığını hatırlatarak suçluluk duygumuzu bastırır.
* * *
Toplumlar da böyledir.
Geçmiş ihtilafları deşmek istemezler pek... Samimi bir hesaplaşmaya girişmek yerine kendilerinin ne kadar haklı olduğuna dair kanıtlar üretirler.
Giderek bu kanıtları, itirazları bastıracak şekilde yüksek sesle dillendirmeye başlarlar.
Toplumlar, böylece "millet" olur.
Süreci sağlamlaştırmak, tartışma yaratmamak için "Düşmanlarımız bize ne kötülükler yaptı" konusu da sık sık hatırlatılır. Böylece mazideki yaranın üstü sımsıkı kapatılır.
Dış düşman, içte birliğin sigortasıdır.
"Bir daha düşünsek, şuna karşı taraftan da baksak" diyenler vatan haini sayılır.
Resmi tarih, kindarlığın koltuk değneğidir.
Yeni yetişen kuşaklar, bu değnekle yetiştirilir
* * *
Ama günümüzde değişiyor bu yaklaşım...
Uygar dünya, bugün yaşadığı sorunların hemen hepsinin, geçmişteki köklerden sürgün verdiğini fark ediyor.
"Maziyle hesaplaşma"nın çağı başlıyor.
Prof. Dr. Mithat Sancar, geçen hafta yayımlanan "Geçmişle Hesaplaşma; Unutma Kültüründen, Hatırlama Kültürüne" adlı kitabında (iletişim, 2007) 1980'lerin başından itibaren dünyada nasıl bir "hafıza patlaması" yaşandığını, tarihsel sorgulamanın, nasıl uygarlaşmanın zorunlu bir basamağı olarak görüldüğünü örneklerle anlatıyor.
Geçmişin acı deneyimlerini esas itibariyle unutma, daha doğrusu bastırma üzerine kurmuş Türkiye gibi toplumların, "hatırlama yasağı"nı bir idare tekniği olarak kullandığını, bunun da üst üste yığılmış "nisyan katmanları" yarattığını söylüyor.
* * *
Şu son bir haftada yaşandığımız olaylara bakın:
Şırnak'ta alçakça taranan minibüste de...
Buca'da kalleşçe yerleştirilen bombada da...
Hrant Dink'in tetikçisini getiren araçtaki "Ya Sev Ya Terk et" yazısında da...
"Malezya oluruz" korkularımızın temelinde de...
Askerin her fırsatta siyasete müdahalesinde de... Hasan Hüseyin'in kızı olduğunu 23 yıl gizlediğini söyleyen mankenin dramında da hep o en derine gömdüğümüz nisyan katmanları var.
Yaralar açılırsa kanar sandığımız, öyle sandıkça yarayı içten içe sürekli kanattığımız, "Hatırlayalım" diyenleri içeri attığımız için bekleyerek daha çok yaralanıyor, kan kaybediyor, yarayı kangren haline getiriyoruz.
* * *
Zannetmeyelim ki, bu sadece bize özgü bir direnç:
Prof. Sancar'ın kitabında, sürecin zorluklarına dair, italya'dan, Almanya'dan, ispanya'dan, isviçre'den, Şili'den, Arjantin'den, Güney Afrika'dan örnekler var.
Geçen günkü yazımda Japonya'nın tarih ders kitaplarını değiştirerek nasıl bir kargaşa yarattığını anlatmıştım.
"Nisyan katmanları"nı eşelemeyi, Türkiye ve Yunanistan'dan örneklerle sürdüreceği
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com