bugün
- kolye123
- billie eilish'in memeleri7
- at6
- var olmak için ne yaptınız12
- lale9
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı21
- pıtı atma4
- brezilya7
- cemil tugay5
- yüzde 50 burslu psikoloji bölümü kazanmak12
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver8
- duayı bencil bir iş haline getirmek4
- gül7
- sevgili nedir7
- z kusagi3
- kaplan17
- başka birinin ayağını yalamış erkekle evlenmek7
- fil8
- netflix asaf dizisi2
- sözlük obezlerinin fotoğrafları10
- aslan15
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- evi ev yapan şeyler14
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması5
- kötüyü alaşağı etmek3
- elma5
- makinelerin zihnimizi okuyabilmesi5
- inançsızlığınız ve akıl almaz gecikmeniz2
- kırgızistan3
- hatay usulü soslu döner2
- bileklik19
- sigara9
- ankara8
- sarı teker kim sorunsalı8
- zebra7
- 17 ekim 2026 fenerbahçe alanyaspor maçı9
- lm2
- gece gece sinirlenmek2
- tabiat3
- nick vermeden bir yazara seslen9
- amerika birleşik devletleri6
- ona bir şey söyle10
- çocukları okumaya erken başlatmak2
- dizel araba yüzünden hayattan soğumak2
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı4
- fenerbahçe18
- galatasaray19
- futbol18
- timsah9
- odanız sade mi olsun yaratıcı mı4
nihat genç'in kaleme aldığı bosnanın unutturulmaya çalışılan gerçek yüzünü bizlere gösteren gerçek bir hikaye...
aslında bu hikayeden sizlere bahsetmeden önce şunu belirteyim. bu hikayeyi özet olarak yazacaktım fakat kesmek için hiçbir satırına kıyamadım. onun için nihada hikayesini
sizlerin birinci ağızdan öğrenmenizin daha doğru olacağını düşünerek kendi fikirlerimi kitaptan alıntılar yaparak yazıyorum.
bosnalılar... silah ambargosuyla birlikte kendilerini savunacakları malzemeleri ellerinden alınan cefakar insanlar. nihat genç bunu oralara gitmeden anlayamayacağımızı söylüyor. en küçük fırsatta oraları görmemizi şiddetle tavsiye ediyor.
bir diğer ayrıntı bosnanın muhteşem güzellikleri. bunu ifade ederken karadenizin ormanlarıyla kıyaslayamıyor bosna ağaçlıklarını. ifade muhteşem "bizim zihnimizdeki cennet tasvirinin ulaşamadığı bir güzellik bosna". orada kadın ve çocuklar ise bizim annelerimiz, kardeşlerimiz, nenelerimizden farksız.
her köşeden kıstırılmış silahsız bosnalılara katil sırplar ateş püskürttüler. bunu ifade ederken mermilerle bombalarla yaralanmamış yapı kalmamış diye de ekliyor yazarımız.
bu da yetmezmiş gibi bosnalılar kendi yaralarını saracakları imkanlardan da yoksunlar. bugün insan haklarından, barıştan demokrasiden, çağdaşlıktan dem vuran batı bu vahşete sadece seyirci kaldı. ( bence seyirci kalmaktan öte bire-bir oynadı). almanlar sırplara yardımlar gönderdi. ne için? bunu ben de henüz çözebilmiş değilim.
herhalde insanın gözü dönmeye görsün. sonunda hayvanlaşmış aç kasaplar çoluk çocuk demeden, karşımdaki insan demeden tarıyor geçiyor... gördüğüm çok ilginç bir satır da şu; bosnalı yaşlılar bunları yapanların önceki komşuları olduğunu söylüyor ve o insanlarla halen beraber yaşadıklarını anlatıyor. tüyler ürpertici bir gerçek. yapılan işkenceleri okurken tüyleri diken diken oluyor insanın. hayalarından bağlanarak sürüklenen adamlar, çocuğunun etini kıyma yapıp pişirip annesine yediren gözü dönmüşler... nihat genç bunları yazarken gerçeğin ta kendisi diye ekliyor. bize masal gibi geliyor sanki. en azından masal olduğuna inanmak istiyor insan.
bosnalıların maruz kaldığı vahşeti yalanlayacak hiçbir delil yok o gözü dönmüşlerde. çünkü her şey ortada. bu işkencelerin nasıl yapıldığını bazı sırplardan öğreniyoruz diye de ekliyor.
bir başka detay ise şuydu: müslümanlar sırp mahallelerinden geçerken küçük sırp çocuklar eliyle boğaz kesme işareti yapıyordu. (daha küçükten bir vahşeti kahramanlık olarak öğrenen bu çocukların ileride neler yapabileceklerini düşünmek bile istemiyorum)
dahasını karanlığa okunan ezanlar kitabından okumanızı. hem de en sakin anınızda okumanızı tavsiye ediyorum....
600 tabut törenle toprağa verilecekti. çeşitli ülkelerden devlet başkanları da oradaydı. tabutlar eller üzerinden kayarak ilerliyordu. su taşır gibi. nihat abi isimleri okurken duygularını şöyle anlatıyor; isimler yabancı değildi, dergide çalışan arkadaşlarımın isimleri geçiyordu önümden, nihat ismi geçiyordu. bir zaman yoruldum ve sıradan çıktım. kollarım yorulmuştu. üzerinde nihada yazılı bir tabut gözüme çarptı. tekrar sıraya girdim. nihadanın tabutu kuş gibi hafifti. 7 yaşında bir çocuk nihada. o günden sonra adımı nihada olarak değiştirmek istiyorum. arkadaşım gülümseyerek nihada kız ismidir buralarda diyor. olsun diyorum. nihadanın bir yakını gelir mi diye bekliyorum... oradaki ölülerin yakınları yok. hepsini öldürmüşler... nihat genç'in yine geleceğim nihada diyerek uzaklaşıyor.
bu noktadan sonra dersimiz nedir aca bunu soruyorum sizlere? bugün bir sürü ucuz tartışmalara dil uzattık. fakat nihada bize bağımsızlığın ne demek olduğunu gösteriyor. nihada'nın tabutu yavuz osmanın tuğ diktiği söğütten bir parça belki. kim bilir? camilerin minareleri üç kıtaya gözcülük ederken, yavaş yavaş yerini kiliselere bırakıyor, vahşetlere tanık oluyor.
buraya kadar sıkılmadan okuyan arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. nihat abi'ye teşekkür ediyorum. (kusurum olmuşsa affola)
aslında bu hikayeden sizlere bahsetmeden önce şunu belirteyim. bu hikayeyi özet olarak yazacaktım fakat kesmek için hiçbir satırına kıyamadım. onun için nihada hikayesini
sizlerin birinci ağızdan öğrenmenizin daha doğru olacağını düşünerek kendi fikirlerimi kitaptan alıntılar yaparak yazıyorum.
bosnalılar... silah ambargosuyla birlikte kendilerini savunacakları malzemeleri ellerinden alınan cefakar insanlar. nihat genç bunu oralara gitmeden anlayamayacağımızı söylüyor. en küçük fırsatta oraları görmemizi şiddetle tavsiye ediyor.
bir diğer ayrıntı bosnanın muhteşem güzellikleri. bunu ifade ederken karadenizin ormanlarıyla kıyaslayamıyor bosna ağaçlıklarını. ifade muhteşem "bizim zihnimizdeki cennet tasvirinin ulaşamadığı bir güzellik bosna". orada kadın ve çocuklar ise bizim annelerimiz, kardeşlerimiz, nenelerimizden farksız.
her köşeden kıstırılmış silahsız bosnalılara katil sırplar ateş püskürttüler. bunu ifade ederken mermilerle bombalarla yaralanmamış yapı kalmamış diye de ekliyor yazarımız.
bu da yetmezmiş gibi bosnalılar kendi yaralarını saracakları imkanlardan da yoksunlar. bugün insan haklarından, barıştan demokrasiden, çağdaşlıktan dem vuran batı bu vahşete sadece seyirci kaldı. ( bence seyirci kalmaktan öte bire-bir oynadı). almanlar sırplara yardımlar gönderdi. ne için? bunu ben de henüz çözebilmiş değilim.
herhalde insanın gözü dönmeye görsün. sonunda hayvanlaşmış aç kasaplar çoluk çocuk demeden, karşımdaki insan demeden tarıyor geçiyor... gördüğüm çok ilginç bir satır da şu; bosnalı yaşlılar bunları yapanların önceki komşuları olduğunu söylüyor ve o insanlarla halen beraber yaşadıklarını anlatıyor. tüyler ürpertici bir gerçek. yapılan işkenceleri okurken tüyleri diken diken oluyor insanın. hayalarından bağlanarak sürüklenen adamlar, çocuğunun etini kıyma yapıp pişirip annesine yediren gözü dönmüşler... nihat genç bunları yazarken gerçeğin ta kendisi diye ekliyor. bize masal gibi geliyor sanki. en azından masal olduğuna inanmak istiyor insan.
bosnalıların maruz kaldığı vahşeti yalanlayacak hiçbir delil yok o gözü dönmüşlerde. çünkü her şey ortada. bu işkencelerin nasıl yapıldığını bazı sırplardan öğreniyoruz diye de ekliyor.
bir başka detay ise şuydu: müslümanlar sırp mahallelerinden geçerken küçük sırp çocuklar eliyle boğaz kesme işareti yapıyordu. (daha küçükten bir vahşeti kahramanlık olarak öğrenen bu çocukların ileride neler yapabileceklerini düşünmek bile istemiyorum)
dahasını karanlığa okunan ezanlar kitabından okumanızı. hem de en sakin anınızda okumanızı tavsiye ediyorum....
600 tabut törenle toprağa verilecekti. çeşitli ülkelerden devlet başkanları da oradaydı. tabutlar eller üzerinden kayarak ilerliyordu. su taşır gibi. nihat abi isimleri okurken duygularını şöyle anlatıyor; isimler yabancı değildi, dergide çalışan arkadaşlarımın isimleri geçiyordu önümden, nihat ismi geçiyordu. bir zaman yoruldum ve sıradan çıktım. kollarım yorulmuştu. üzerinde nihada yazılı bir tabut gözüme çarptı. tekrar sıraya girdim. nihadanın tabutu kuş gibi hafifti. 7 yaşında bir çocuk nihada. o günden sonra adımı nihada olarak değiştirmek istiyorum. arkadaşım gülümseyerek nihada kız ismidir buralarda diyor. olsun diyorum. nihadanın bir yakını gelir mi diye bekliyorum... oradaki ölülerin yakınları yok. hepsini öldürmüşler... nihat genç'in yine geleceğim nihada diyerek uzaklaşıyor.
bu noktadan sonra dersimiz nedir aca bunu soruyorum sizlere? bugün bir sürü ucuz tartışmalara dil uzattık. fakat nihada bize bağımsızlığın ne demek olduğunu gösteriyor. nihada'nın tabutu yavuz osmanın tuğ diktiği söğütten bir parça belki. kim bilir? camilerin minareleri üç kıtaya gözcülük ederken, yavaş yavaş yerini kiliselere bırakıyor, vahşetlere tanık oluyor.
buraya kadar sıkılmadan okuyan arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. nihat abi'ye teşekkür ediyorum. (kusurum olmuşsa affola)
nihat genç'in, bosna'da toprak altından çıkarılan toplu mezarlar için düzenlenen ve hayatını kaybedenlerin onure edildiği törene gittiğinde, elden ele ilerleyen tabutlardan birinin nihada olması üzerine kaleme aldığı yazı. nihat genç söz konusu geziyi bir yazı dizisi halinde kitaba almıştır. kesinlikle okunası harika bir yazı dizisidir. aynı yazı dizisinde mostar köprüsüyazısı da harikuladedir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar