bugün
- ağzı kokan arkadaş5
- askerde özlenen şeyler8
- nemlendirici krem16
- nev18
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri5
- mokv yaşıyor mu6
- teleferik6
- katatespizartmasi13
- fransızlar yeni bir çağ açacak mı2
- mustafa sarıgül4
- kalıplaşmış güzellik standartları4
- sadrazam torununun izmir'in üçte ikisini istemesi7
- azrail'in görüldüğü an6
- iri memeler6
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı11
- şafak saymak3
- tabağın dibini ekmekle sıyıran kız6
- bakın ne geldi6
- babaların babası5
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın2
- sözlük yazarlarının yapay zeka fotoğrafları3
- istanbul'da gezilebilecek en güzel yerler9
- aziz yıldırım5
- parayı gazze için katlamak istedim3
- ertan aydın2
- 2006'nın 20 sene önce olması8
- türkiyenin insan haklarında dünya 143üncüsü olması17
- özelden mesajlaşırken başlık açıp cevap vermek3
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat41
- benim açık oylarım görünüyor mu4
- fenerbahçe ve şampiyonlar ligi2
- nurcanım şarkısının popüler olduğu zamanlar5
- istanbul şu an 16 derece4
- ciddi ciddi devlet aklı diyen şahıs5
- ah nerede o eski masum sözlük kızları3
- fon skandalının akp tabanındaki yankısı12
- çocukluk arkadaşlığı11
- kedi tırnağı kesmek3
- kimsenin memleket takımı tutmaması18
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması10
- icapçı4
- fransada marketlere siber saldırı yapılması4
- arkadaşlar entry girer misiniz5
- jinekomasti4
- 200 bin lira borç verir misiniz6
- gammazlar adam mıdır sorunsalı4
- günaydın arkadaşlar bugün nasılsınız11
- yazlık mekanlardaki clublerin kapanış partileri2
- 47 bin liradan 25 bin liraya düşen ürün6
- sahilden2
sylvia plath şiiridir:
I am a miner. The light burns blue.
Waxy stalactites
Drip and thicken, tears
The earthen womb
Exudes from its dead boredom.
Black bat airs
Wrap me, raggy shawls,
Cold homicides.
They weld to me like plums.
Old cave of calcium
Icicles, old echoer.
Even the newts are white,
Those holy Joes.
And the fish, the fish -
Christ! they are panes of ice,
A vice of knives,
A piranha
Religion, drinking
Its first communion out of my live toes.
The candle
Gulps and recovers its small altitude,
Its yellows hearten.
O love, how did you get here?
O embryo
Remembering, even in sleep,
Your crossed position.
The blood blooms clean
In you, ruby.
The pain
You wake to is not yours.
Love, love,
I have hung our cave with roses,
With soft rugs -
The last of Victoriana.
Let the stars
Plummet to their dark address,
Let the mercuric
Atoms that cripple drip
Into the terrible well,
You are the one
Solid the spaces lean on, envious.
You are the baby in the barn.
_________________________________________________
Nick ve Şamdan
Bir madenciyim ben. Mavi yanar ışık.
Balmumu sarkıtlar
Damlar ve koyulaşır, yırtar
Topraksı dölyatağı,
Sızar kendi ölü bıkkınlığından.
Siyah yarasa havalanıp
Sarmalar beni, paçavra şallar,
Soğuk cinayetler.
Erikler gibi yapışır bana.
Kalsiyum sarkıtlarının o eski
Mağarası, eski yankılar.
Semenderler bile beyaz,
Şu mübarek adamlar.
Ve o balıklar, o balıklar –
isa! Buz levhalarıdır onlar,
Bıçakların bir ahlâksızlığı
Bir çapulcu
Din, içerek ilk komünyonunu
Canlı ayak parmaklarımdan,
Yutkunur ve kazanır yeniden irtifasını
Şamdan,
Canlanır sarıları.
Ey canım, nasıl geldin buraya?
Ey embriyo
Anımsayarak, uykuda bile,
Çapraz duruşunu senin.
Çiçeklenir duru kan
Sende, yakut rengi.
Senin değil uyandığın
Bu acı.
Aşkım, aşkım
Mağaramıza güller astım,
Yumuşak örtülerle –
Viktorya zamanının sonundan.
Bırak yıldızlar
Düşsün karanlık adreslerinin dikine,
Bırak cıva
Atomlar kötürümsü damlasın
O korkunç kuyuya,
Boşlukların kıskanarak yaslandığı
Gerçeksin sen.
O ahırdaki bebeksin sen.
I am a miner. The light burns blue.
Waxy stalactites
Drip and thicken, tears
The earthen womb
Exudes from its dead boredom.
Black bat airs
Wrap me, raggy shawls,
Cold homicides.
They weld to me like plums.
Old cave of calcium
Icicles, old echoer.
Even the newts are white,
Those holy Joes.
And the fish, the fish -
Christ! they are panes of ice,
A vice of knives,
A piranha
Religion, drinking
Its first communion out of my live toes.
The candle
Gulps and recovers its small altitude,
Its yellows hearten.
O love, how did you get here?
O embryo
Remembering, even in sleep,
Your crossed position.
The blood blooms clean
In you, ruby.
The pain
You wake to is not yours.
Love, love,
I have hung our cave with roses,
With soft rugs -
The last of Victoriana.
Let the stars
Plummet to their dark address,
Let the mercuric
Atoms that cripple drip
Into the terrible well,
You are the one
Solid the spaces lean on, envious.
You are the baby in the barn.
_________________________________________________
Nick ve Şamdan
Bir madenciyim ben. Mavi yanar ışık.
Balmumu sarkıtlar
Damlar ve koyulaşır, yırtar
Topraksı dölyatağı,
Sızar kendi ölü bıkkınlığından.
Siyah yarasa havalanıp
Sarmalar beni, paçavra şallar,
Soğuk cinayetler.
Erikler gibi yapışır bana.
Kalsiyum sarkıtlarının o eski
Mağarası, eski yankılar.
Semenderler bile beyaz,
Şu mübarek adamlar.
Ve o balıklar, o balıklar –
isa! Buz levhalarıdır onlar,
Bıçakların bir ahlâksızlığı
Bir çapulcu
Din, içerek ilk komünyonunu
Canlı ayak parmaklarımdan,
Yutkunur ve kazanır yeniden irtifasını
Şamdan,
Canlanır sarıları.
Ey canım, nasıl geldin buraya?
Ey embriyo
Anımsayarak, uykuda bile,
Çapraz duruşunu senin.
Çiçeklenir duru kan
Sende, yakut rengi.
Senin değil uyandığın
Bu acı.
Aşkım, aşkım
Mağaramıza güller astım,
Yumuşak örtülerle –
Viktorya zamanının sonundan.
Bırak yıldızlar
Düşsün karanlık adreslerinin dikine,
Bırak cıva
Atomlar kötürümsü damlasın
O korkunç kuyuya,
Boşlukların kıskanarak yaslandığı
Gerçeksin sen.
O ahırdaki bebeksin sen.
Çeviren: ismail Haydar Aksoy
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar