bugün
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın26
- sözlük yazarlarının tatlıları14
- tavuk sevmemek4
- türk mutfağının en uyduruk kaydırık yemeği7
- güzel kadın3
- yorgun mermi19
- she was the most beautiful person'i ever saw2
- behlül ün bihter den ayrılma nedenleri2
- laptop4
- sürekli dizi6
- yeni zelanda ya gitmek5
- etek giyen erkek11
- insan doğru olanı seçerek mutlu olabilir mi2
- kadınlar neden kötü araba kullanır sorunsalı12
- galatasaray neden transfer yapamıyor16
- bikbik hanfendi2
- 8 ağustos 2026 wolfsburg kaiserslautern maçı2
- ciddi ciddi başı açık kızla evlenmek4
- her şey ölümümle başlamıştı2
- yecüc ile mecüc3
- namaz4
- sözlük yazarlarını evlendirmek12
- sakallı aşçı2
- tahta kavede sütlü nescafe söylemek2
- hangi manifest kızısın3
- sudekiray silik yesin kampanyası3
- bir daha doğmayacak olmak2
- hakiki şeyh ve sahte şeyh3
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları12
- yemek yapmayı bilmeyen kadın8
- meltem mi daha güzel gönül mü sorunsalı5
- sarışın erkek karizması2
- varoşların sevdaları gerçek olur çıkarsız5
- devalüasyon yakın mı9
- kara lahana2
- lionel messi4
- kadınların erkeklerde çok fazla kriter araması8
- günlük tutan erkek9
- sevgilisinin regl gunlerini hesaplayan erkek8
- şeyhine badeletince cennete gideceğini sanan çomar2
- mekke anlaşması7
- neden eksi aldığını anlamamak4
- eskorta aşık olmak4
- filtreli fotoğraf paylaşan erkek8
- efesle tuborgu karıştırıp içmek8
- kotor6
- yavrum diye hitap eden erkek7
- kadınların erkekleşmesi4
- mesajlara hızlı cevap vermek9
- kadınlar mı döver erkekler mi4
Yeni bir sözcük kazanmışız da haberim yokmuş; netkolizm. Çok çarpıcı değil mi, insan hele de günde sekiz saatini bilgisayar başında geçiriyorsa, efendime söyleyeyim, üç dakikada bir elektronik postalarını kontrol ediyorsa –çoğunluğu çöp üstelik, çöp ayıklamak için harcanan vaktime bir ara kesinlikle acımalıyım- ve de mesela bilgisayar kilitlenince karalar bağlıyorsa, ‘netkolizm’ denen bu çağın kavramına iyi bir bakmak lazım. Babam bizi bundan beş-on yıl önce “telefonkolik evlatlarım” di- yerek severdi anımsıyorum, hey baba, artık abi kardeş netkolik olduk ne haber?
Netkolik olup olmadığınızı anlamak için sorular var. Erdal Kaplanseren yazmış. ilk soru şu; bir günü bile e-postalarınıza ve düzenli ziyaret ettiğiniz web sitelerine bakmadan, sanal arkadaşlarınızla sohbet etmeden geçiremiyor musunuz?
Hayır, geçiremiyorum vallahi. Ancak o arkadaşlar sanal değil, gerçekler ve fakat onlar da bilgisayarın başındalar, bir türlü toplaşamıyoruz, hava da sıcak zaten, herkes kendi konforunda, kendi hayatını yaşayıp bilgilendiriyor birbirini, ikonlar, fotoğraflar, şarkılar, doğum günü kartları yolluyor, öyle geçiyor günler…
Arada da çalışıyoruz, iş de yapıyoruz tabii, o kadar da değil…
ikinci soru da şu; bağlı olduğunuz e-gruptan ve online topluluktan kopma endişesi mi taşıyorsunuz? Hayır, bu yok bende. Yarı netkolik olsam da sizi daha da bilgilendirmek boynumun borcu tabii. Bakın ne diyor Erdal Kaplanseren; “Monitörün kapama düğmesine basıp camdaki yansımanıza bir bakın. Sonra, gününüzün ne kadarını bu şekilde geçirdiğinizi düşünün. işyerinizde mesai boyunca online olduğunuz yetmezmiş gibi eve girer girmez bilgisayarın açma düğmesine basıyorsanız kritik seviyeye gelmiş bulunuyorsunuz demektir.” Camdaki yansımaya bakma fikri bana çok acıklı geldi, uygulama konusunda hiçbir istek duymuyorum ancak neredeyse 7 Eleven kadar açık olan bir bilgisayarım olduğundan evet, kritik bir noktaya gelmiş olduğumu kabul etmem lazım galiba.
Erdal Bey bu bağımlılığın çeşitlerini de yazmış, bazı ‘kritik noktayı çoktan aşanlar’ mesela çılgınca veri topluyor, bilgisayarında bunları biriktiriyormuş. Okumak için değil yani, sırf bütün bilgiler onda bulusun diye.
Hani bazı kadınlar vardır hiçbir kavanozu atmazlar, yüzlerce kavanozla öylece otururlar evlerinde, öyle gibi yani. Kimi siberseksüel bağımlı oluyorlarmış, nette cinsiyet değiştiriyorlarmış yani. Bir diğeri de siber ilişki bağımlılığı…
Evden çıkmayıp, aileyi de ihmal ederek, bilgisayar başında dostluk, aşk yaşayanlar yani. Bu aşamaya gelenler rehabilite edilmek zorunda tabii, durumları iyi değil.
Ben kendi adıma içim ferah olarak devam edeyim netkolikliğime en iyisi!
Hem böylesi telefonkolik olmaktan çok daha ucuz…
Ece Arar
Netkolik olup olmadığınızı anlamak için sorular var. Erdal Kaplanseren yazmış. ilk soru şu; bir günü bile e-postalarınıza ve düzenli ziyaret ettiğiniz web sitelerine bakmadan, sanal arkadaşlarınızla sohbet etmeden geçiremiyor musunuz?
Hayır, geçiremiyorum vallahi. Ancak o arkadaşlar sanal değil, gerçekler ve fakat onlar da bilgisayarın başındalar, bir türlü toplaşamıyoruz, hava da sıcak zaten, herkes kendi konforunda, kendi hayatını yaşayıp bilgilendiriyor birbirini, ikonlar, fotoğraflar, şarkılar, doğum günü kartları yolluyor, öyle geçiyor günler…
Arada da çalışıyoruz, iş de yapıyoruz tabii, o kadar da değil…
ikinci soru da şu; bağlı olduğunuz e-gruptan ve online topluluktan kopma endişesi mi taşıyorsunuz? Hayır, bu yok bende. Yarı netkolik olsam da sizi daha da bilgilendirmek boynumun borcu tabii. Bakın ne diyor Erdal Kaplanseren; “Monitörün kapama düğmesine basıp camdaki yansımanıza bir bakın. Sonra, gününüzün ne kadarını bu şekilde geçirdiğinizi düşünün. işyerinizde mesai boyunca online olduğunuz yetmezmiş gibi eve girer girmez bilgisayarın açma düğmesine basıyorsanız kritik seviyeye gelmiş bulunuyorsunuz demektir.” Camdaki yansımaya bakma fikri bana çok acıklı geldi, uygulama konusunda hiçbir istek duymuyorum ancak neredeyse 7 Eleven kadar açık olan bir bilgisayarım olduğundan evet, kritik bir noktaya gelmiş olduğumu kabul etmem lazım galiba.
Erdal Bey bu bağımlılığın çeşitlerini de yazmış, bazı ‘kritik noktayı çoktan aşanlar’ mesela çılgınca veri topluyor, bilgisayarında bunları biriktiriyormuş. Okumak için değil yani, sırf bütün bilgiler onda bulusun diye.
Hani bazı kadınlar vardır hiçbir kavanozu atmazlar, yüzlerce kavanozla öylece otururlar evlerinde, öyle gibi yani. Kimi siberseksüel bağımlı oluyorlarmış, nette cinsiyet değiştiriyorlarmış yani. Bir diğeri de siber ilişki bağımlılığı…
Evden çıkmayıp, aileyi de ihmal ederek, bilgisayar başında dostluk, aşk yaşayanlar yani. Bu aşamaya gelenler rehabilite edilmek zorunda tabii, durumları iyi değil.
Ben kendi adıma içim ferah olarak devam edeyim netkolikliğime en iyisi!
Hem böylesi telefonkolik olmaktan çok daha ucuz…
Ece Arar
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar