bugün
- sözlükte flörtleşmek18
- wednesdayin annesi9
- kız arkadaşıma hediye edeceğim araba için öneriler8
- hem entelektüel hem sikici hem yakışıklı erkek5
- kadın poposundan kasa diye bahseden erkek4
- izlenmiş en kusursuz film8
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları7
- alain delon vs cüneyt arkın4
- erkekleri taciz eden kadın3
- arkadaşlar bu ayakkabı nasıl9
- deniz göktaş'ın gözaltına alınması12
- sözlüğü siliyorum dostlar17
- pandela43
- alev isimli kızların genel özellikleri2
- bir sözlük kızına soylu duygular beslemek2
- azgın türbanlı10
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz4
- mavi gözlü erkek5
- arkadaşlar hoşçakalın galiba silik yiyeceğim3
- türk müsün6
- kendini alain delon zanneden göbekli türk erkeği2
- uludağ sözlükte herkes birader yazardır4
- gerizekalı ai moderatör3
- sözlüğün kahve olması13
- erkekler olarak sokakta donla dolaşmak istiyoruz2
- kürtçülerin beyinsiz olması4
- aquila bicipite2
- akepede kliklerin savaşı12
- kız arkadaşın 17 saattir mesaj atmaması17
- uludağ sözlükte kadın yazar var sanmak3
- evlenmekten korkmak10
- sözlükte dertleşme3
- madımak2
- alttaki yazara aşık ol11
- dünyanın en kısa fıkrası4
- cumhurbaşkanlığı sistemi6
- arkadaşlar çok sıkıcısınız2
- arkadaşlar ben hapise giriyorum5
- yaşlılara moruk demek4
- düşün ki o bunu okuyor2
- lanetli çaylak2
- dikkat dikkat tai lung kız11
- abd başkanlık seçimi2
- gizem altunsoy5
- uçağa binmek3
- karpuzu kaşıkla yemek2
- sözlük kızlarının biraz gergin olması2
- gerdek namazı10
- naruto dayıya tavuk döner ısmarlamak4
- pazartesi diyete başlıyorum3
GEÇENLERDE ayakta bira, meyve suyu, ayran içilen; sahanda yumurta, sosis, sandviç yenilen o malum ekspres lokantalardan birinin kasası arkasında bir müddet durdum.
Molière'in insanları incelemek için gidip oturduğu berber dükkânındaki meşhur koltuk, olsa olsa bu kasanın arkası kadar enteresan olabilir.
Herkes kendine göre bir jestle geliyor, kendine göre bir jestle parayı ödüyordu.
***
işte bir bücür boylu adam... Yaşı otuz beş, kırk civarında. Kafası dik, göğsü ileri doğru çıkık, elinde şapkası... Sert adımlarla yürüdü, bacaklarını perger gibi gererek durdu. Parayı verdi. Cümle âlem kendisiyle meşgulmüş de, o kimseye aldırmıyormuş gibi gene aynı eda ile sağa sola bakmadan pür azamet kasıla kasıla çıktı gitti.
Bir yerde şef muavini falan olmalı.
Yapısının küçüklüğünü hazmedecek kadar zekâ ve olgunluk gösteremeyenler, ekseriye tavırlarının büyüklüğü ile bunu telafi etmeye uğraşırlar.
***
işte kamburumsu, tıraşı uzamış, ütüsüz elbiseli biri daha... Kasaya gölge gibi sokuldu. Yok olmaya, silinmeye yatkın bir hali var. Parayı elinde önceden hazırlamış. Ne bir kuruş eksik, ne bir kuruş fazla. Besbelli dükkâna girerken mali takatini şöyle bir yoklamış; ne yiyip ne içeceğini hesaplamış.
Başı önünde, mütevekkil uzaklaştı.
Arkasından baktım, pabuçlarının ökçesi yenmiş, pantolon paçaları tifillenmişti. Sırtında ellinci sınıf bir memurun bezgin damgası vardı.
***
iki kız gülerek geldiler.
Biri çantasını açtı. Öteki:
- A bırak kardeş, vallahi olmaz, dedi.
O da çantasını açtı.
Birincisi:
- iki sandviç, iki ayran, ne kadar, dedi.
- iki lira.
Bir iki buçukluk uzattı:
- Buyurun.
Paranın üstünü hiç önem vermiyormuş gibi alıp çantasına attı. Kıkırtılı konuşmalarına devam ederek çıktılar.
***
Uzun boylu bir genç geldi. Bir kaşı kalkıktı, ağzında sigara vardı. Kasaya yan duruyor, meyve suyu içen başka kızları süzüyordu. iki elini cebine soktu, omuzlarını dalgalandırarak yürüdü. Klark çeken bir artist gibiydi. Kendinden emin olduğu için herkese sözde boş veriyordu.
***
Kasketli palabıyık biri yaklaştı. Aksi, herkesi dövecekmiş gibi bakıyordu. Şişkin bir cüzdan çıkardı. Bir elli kâğıt ayırdı, uzattı:
- Hele al bakalım şunu.
Garson seyirtti saymaya başladı:
- Üç votka limon, bir şiş kebabı, bir pilaki...
- Kebap kötüydü ha bilesin... Haydi eyvallah.
Bahşiş falan vermedi yürüdü.
***
Tombalakça bir adamla, gözlüklü sıska arkadaşı hesap münakaşası yaptılar:
- A müsaade buyurun beyefendiciğim, istirham ederim.
- Canım ısrar etme Raif Bey, bu sefer sıra bende.
Parayı ikincisi verdi.
***
iki yedek subay talebesi, hiç konuşmadan borçlarını ayrı ayrı ödediler.
Müşterilerin çoğu asık yüzlüydü. Gözlerinde ışıksız bir boşluk vardı. Çoğunda da kalabalığa karşı suni bir poz hissediliyordu.
çetin altan
Molière'in insanları incelemek için gidip oturduğu berber dükkânındaki meşhur koltuk, olsa olsa bu kasanın arkası kadar enteresan olabilir.
Herkes kendine göre bir jestle geliyor, kendine göre bir jestle parayı ödüyordu.
***
işte bir bücür boylu adam... Yaşı otuz beş, kırk civarında. Kafası dik, göğsü ileri doğru çıkık, elinde şapkası... Sert adımlarla yürüdü, bacaklarını perger gibi gererek durdu. Parayı verdi. Cümle âlem kendisiyle meşgulmüş de, o kimseye aldırmıyormuş gibi gene aynı eda ile sağa sola bakmadan pür azamet kasıla kasıla çıktı gitti.
Bir yerde şef muavini falan olmalı.
Yapısının küçüklüğünü hazmedecek kadar zekâ ve olgunluk gösteremeyenler, ekseriye tavırlarının büyüklüğü ile bunu telafi etmeye uğraşırlar.
***
işte kamburumsu, tıraşı uzamış, ütüsüz elbiseli biri daha... Kasaya gölge gibi sokuldu. Yok olmaya, silinmeye yatkın bir hali var. Parayı elinde önceden hazırlamış. Ne bir kuruş eksik, ne bir kuruş fazla. Besbelli dükkâna girerken mali takatini şöyle bir yoklamış; ne yiyip ne içeceğini hesaplamış.
Başı önünde, mütevekkil uzaklaştı.
Arkasından baktım, pabuçlarının ökçesi yenmiş, pantolon paçaları tifillenmişti. Sırtında ellinci sınıf bir memurun bezgin damgası vardı.
***
iki kız gülerek geldiler.
Biri çantasını açtı. Öteki:
- A bırak kardeş, vallahi olmaz, dedi.
O da çantasını açtı.
Birincisi:
- iki sandviç, iki ayran, ne kadar, dedi.
- iki lira.
Bir iki buçukluk uzattı:
- Buyurun.
Paranın üstünü hiç önem vermiyormuş gibi alıp çantasına attı. Kıkırtılı konuşmalarına devam ederek çıktılar.
***
Uzun boylu bir genç geldi. Bir kaşı kalkıktı, ağzında sigara vardı. Kasaya yan duruyor, meyve suyu içen başka kızları süzüyordu. iki elini cebine soktu, omuzlarını dalgalandırarak yürüdü. Klark çeken bir artist gibiydi. Kendinden emin olduğu için herkese sözde boş veriyordu.
***
Kasketli palabıyık biri yaklaştı. Aksi, herkesi dövecekmiş gibi bakıyordu. Şişkin bir cüzdan çıkardı. Bir elli kâğıt ayırdı, uzattı:
- Hele al bakalım şunu.
Garson seyirtti saymaya başladı:
- Üç votka limon, bir şiş kebabı, bir pilaki...
- Kebap kötüydü ha bilesin... Haydi eyvallah.
Bahşiş falan vermedi yürüdü.
***
Tombalakça bir adamla, gözlüklü sıska arkadaşı hesap münakaşası yaptılar:
- A müsaade buyurun beyefendiciğim, istirham ederim.
- Canım ısrar etme Raif Bey, bu sefer sıra bende.
Parayı ikincisi verdi.
***
iki yedek subay talebesi, hiç konuşmadan borçlarını ayrı ayrı ödediler.
Müşterilerin çoğu asık yüzlüydü. Gözlerinde ışıksız bir boşluk vardı. Çoğunda da kalabalığa karşı suni bir poz hissediliyordu.
çetin altan
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar