bugün
- ekonomi kötüyse neden ekonomimiz büyüyor11
- tanımadığınız birinin sorunlarını önemser misiniz9
- sporcu motorcu müzisyen ve uzun boylu olmak5
- kısa ve vurucu yazmak6
- mantı13
- motorine 8 24 tl zam gelmesi13
- deniz gül6
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri28
- gün tabağı6
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek38
- sözlükte fosilleşmek6
- türklerin en sevdiğiniz yönü6
- asılacak olsanız son sözünüz ne olurdu9
- imf den borç almayı zenginlik sanan malum zihniyet5
- guendouzi ve greenwooda uefa disiplin süreci8
- sarapci koala65
- apo piçtir piç kalacak8
- habire1221
- çocuğunuzun olduğunu hayal edebiliyor musunuz5
- orospu çocuğu abdullah öcalan4
- özel mesajları ifşa edecek kadar ucuz olmak6
- hostingdunyam5
- dürüst olun sözlükte kaç hesabınız var7
- filenin sultanları yarı finalde8
- niğde de restorana girip dayak yemek5
- oğlunuza bedelli yaptırır mısınız5
- saraca096
- 3 eylül 2026 türkiye almanya voleybol maçı7
- istanbul ve bütün türkiye ev kiraları ne olacak6
- doların sadece türkiye de yükseldiğini sanan solcu4
- keloğlanın sultanın kızına kafayı takması4
- 11 aydır yazmayan flört ne yapıyordur sorunsalı9
- ellerim bos gonlum hos29
- bu erkekler karısızlıktan top olmuş3
- sözlükte en çok kıskandığınız yazar12
- süper yapay zeka üretildi ve aramızda dolaşıyor6
- anderson talisca2
- skoda fabia alınır mı5
- devlet bahçeli8
- bir bela geliyor8
- arif kocabıyık16
- hep kaybeden tarafı savunmak5
- beşiktaş3
- lahmacun9
- ahlak duygunuzu nerden alıyorsunuz24
- pornonun zararları4
- supangle ve puding in farkları2
- galatasaray10
- hoşlandığın kızın komünist çıkması9
- hz isa'nın fiziksel annesi ve babası yoktu11
senelerce sürecek olandır.
meteoroloji uçaklarının bulutları toz gibi saçıldı etrafa. önce düzgün bir çizgi gibiydi halbuki. düzen yavaşça bozuldu. bir süre sonra gözden kayboldular. kaos başladı.
23 sene öncesine götürdü bulutlar beni. edward ile oturuyoruz. murphy. önümüzde beyaz porselen fincan takımları. garip bir sarsıntı var. havadayız. uçuyoruz ama uçakla değil. bulutların üstünde oturur vaziyetteyiz. masamız ise bulut. korkuyorum. nasıl oluyor da düşmüyoruz anlamıyorum. "kuralları bozdum" diyor. hala deli dolu bakan gözleriyle çevreyi süzüyor. "eğer söylediğim her şey doğru olsaydı hiç yanlış yapmazdım." "haklısın" diyorum. "ancak neden buradayız?" "neden burada olduğumu bilseydim asla burada olamazdım." murphy ile iletişim kurmayı beceremediğimi düşünüp hüzünleniyorum. "hiç kuş yok havada" diyorum. "burada kuşlar yaşasaydı ağaçların yapraklarını göremezdik." muhabbet etmek için atılıyorum hemen. "tıpkı dev sekoyalar gibi öyle değil mi?" cevabını bekleme sürecinde yüzüme muzip bir bilgiçlik ifadesi yerleştiriyorum. ama murphy her şeyde olduğu gibi hiç bir şeye katılmak istemiyor. kendi kurallarını koyuyor. "dev sekoyalar yeteri kadar dev değil. onların yapraklarını görüyoruz."
bana alışmış olacak ki gitgide koyulaşıyor muhabbet. anılarını anlattırıyorum. espriler yapıyor, gülüyor. yüzünde hep çocuksu bir ifade.
-artık sana söylemek istediklerimi söylemek istiyorum sevgili murphy.
-söylemek istediklerini ne zaman söylemek istesen hep gürültü olur.
-hayır bu sefer olmayacak!
-gör bak.
ve yanı başımızdan bir uçak geçiyor ağzımı açtığım anda. sinir oluyorum. asla yılmamalıyım, "bu bir tesadüftü" diyorum kendi kendime. murphy'e yanıldığını söylemem gerekiyor. o ise pis pis sırıtıyor. cümlelerimi özenle seçmeye çalışıyorum.
-dinle murphy. kurallarının asılsız olduğunu iddia ediyorum.
-iddia ettiğin her şey sadece önyargılarındır.
-murphy! sana hayatımı anlatacağım. çok yaşamadım belki ama, bir kaç bir şey biliyorum beni dinle...
ve ona bütün bildiklerimi anlatıyorum.
-ne yani şimdi bana aslında düzenin kaosa baskın geleceğini mi iddia ediyorsun?
-evet murphy. sen sadece kaos kısmını yaşamışsın.
-peki araban var mı?
-yok.
-öyleyse söyle bana neden yok?
-çünkü henüz bunun için param yok.
-ve çalışıyorsun öyle değil mi?
-hem de çok.
-ama hiç çalışmayanların bile bir arabası var bu nasıl oluyor peki?
-babaları zengindir.
-ve sen hala çalışıyorsun... (bu böyle sürüp giderken başka bir yerden vurmaya çalışıyor murphy. bu sefer daha başarısız oluyor.)
-ne zaman otobüs beklemesen otobüs geldi geçti, ne zaman beklesen ve acelen olsa otobüs 20 dk gelmedi öyle değil mi? inkar etme!
sinirden çılgına dönmüştü murphy.
-hayır murphy ne zaman kendime otobüsün geleceğini koşullasam hep otobüs geldi.
-bir şeye ulaşmak istediğinde ve ulaşamayıp umudunu kestiğin anda, bir yerden bir şekilde sana gelir. umudunu kestiğin anda gelmiştir otobüs.
-hayır ben geleceğinden umutlu olduğum için geldi. çok istediğim ve umutla baktığım her şey gerçekleşti.
-sana öyle gelmiştir... (gellerle gitlerle sürdü bu konuşma. yaklaşık 1 sene.)
yüz ifadesi değişmiş. hüzünlü bir hal almıştı sonunda: "eve dönmek istiyorum" diyebildi.
"murphy'nin 4. kuralı: bir şeyin olma olasılığı, istenme olasılığı ile ters orantılıdır, değil mi murphy?" dedim.
bana uzunca baktı. o anda korktuğunu hissettim. "kurallarımdan nefret ediyorum!" diye bağırdı.
yaklaşık 2 sene bir bulut üstünde çay içerek konuştuk onunla. ve bir anda altındaki bulut yok oldu murphy'nin korktuğu anda. çığlık attı. "ölmek istemiyorum" diye bağırdı. "sus" dedim. dinlemedi. ne zaman bir şeyi istemese hep başına geldi...
sevgili murphy...
meteoroloji uçaklarının bulutları toz gibi saçıldı etrafa. önce düzgün bir çizgi gibiydi halbuki. düzen yavaşça bozuldu. bir süre sonra gözden kayboldular. kaos başladı.
23 sene öncesine götürdü bulutlar beni. edward ile oturuyoruz. murphy. önümüzde beyaz porselen fincan takımları. garip bir sarsıntı var. havadayız. uçuyoruz ama uçakla değil. bulutların üstünde oturur vaziyetteyiz. masamız ise bulut. korkuyorum. nasıl oluyor da düşmüyoruz anlamıyorum. "kuralları bozdum" diyor. hala deli dolu bakan gözleriyle çevreyi süzüyor. "eğer söylediğim her şey doğru olsaydı hiç yanlış yapmazdım." "haklısın" diyorum. "ancak neden buradayız?" "neden burada olduğumu bilseydim asla burada olamazdım." murphy ile iletişim kurmayı beceremediğimi düşünüp hüzünleniyorum. "hiç kuş yok havada" diyorum. "burada kuşlar yaşasaydı ağaçların yapraklarını göremezdik." muhabbet etmek için atılıyorum hemen. "tıpkı dev sekoyalar gibi öyle değil mi?" cevabını bekleme sürecinde yüzüme muzip bir bilgiçlik ifadesi yerleştiriyorum. ama murphy her şeyde olduğu gibi hiç bir şeye katılmak istemiyor. kendi kurallarını koyuyor. "dev sekoyalar yeteri kadar dev değil. onların yapraklarını görüyoruz."
bana alışmış olacak ki gitgide koyulaşıyor muhabbet. anılarını anlattırıyorum. espriler yapıyor, gülüyor. yüzünde hep çocuksu bir ifade.
-artık sana söylemek istediklerimi söylemek istiyorum sevgili murphy.
-söylemek istediklerini ne zaman söylemek istesen hep gürültü olur.
-hayır bu sefer olmayacak!
-gör bak.
ve yanı başımızdan bir uçak geçiyor ağzımı açtığım anda. sinir oluyorum. asla yılmamalıyım, "bu bir tesadüftü" diyorum kendi kendime. murphy'e yanıldığını söylemem gerekiyor. o ise pis pis sırıtıyor. cümlelerimi özenle seçmeye çalışıyorum.
-dinle murphy. kurallarının asılsız olduğunu iddia ediyorum.
-iddia ettiğin her şey sadece önyargılarındır.
-murphy! sana hayatımı anlatacağım. çok yaşamadım belki ama, bir kaç bir şey biliyorum beni dinle...
ve ona bütün bildiklerimi anlatıyorum.
-ne yani şimdi bana aslında düzenin kaosa baskın geleceğini mi iddia ediyorsun?
-evet murphy. sen sadece kaos kısmını yaşamışsın.
-peki araban var mı?
-yok.
-öyleyse söyle bana neden yok?
-çünkü henüz bunun için param yok.
-ve çalışıyorsun öyle değil mi?
-hem de çok.
-ama hiç çalışmayanların bile bir arabası var bu nasıl oluyor peki?
-babaları zengindir.
-ve sen hala çalışıyorsun... (bu böyle sürüp giderken başka bir yerden vurmaya çalışıyor murphy. bu sefer daha başarısız oluyor.)
-ne zaman otobüs beklemesen otobüs geldi geçti, ne zaman beklesen ve acelen olsa otobüs 20 dk gelmedi öyle değil mi? inkar etme!
sinirden çılgına dönmüştü murphy.
-hayır murphy ne zaman kendime otobüsün geleceğini koşullasam hep otobüs geldi.
-bir şeye ulaşmak istediğinde ve ulaşamayıp umudunu kestiğin anda, bir yerden bir şekilde sana gelir. umudunu kestiğin anda gelmiştir otobüs.
-hayır ben geleceğinden umutlu olduğum için geldi. çok istediğim ve umutla baktığım her şey gerçekleşti.
-sana öyle gelmiştir... (gellerle gitlerle sürdü bu konuşma. yaklaşık 1 sene.)
yüz ifadesi değişmiş. hüzünlü bir hal almıştı sonunda: "eve dönmek istiyorum" diyebildi.
"murphy'nin 4. kuralı: bir şeyin olma olasılığı, istenme olasılığı ile ters orantılıdır, değil mi murphy?" dedim.
bana uzunca baktı. o anda korktuğunu hissettim. "kurallarımdan nefret ediyorum!" diye bağırdı.
yaklaşık 2 sene bir bulut üstünde çay içerek konuştuk onunla. ve bir anda altındaki bulut yok oldu murphy'nin korktuğu anda. çığlık attı. "ölmek istemiyorum" diye bağırdı. "sus" dedim. dinlemedi. ne zaman bir şeyi istemese hep başına geldi...
sevgili murphy...
-murphy. az gelsene oğlum buraya..
+of ne oldu gene. yumrukluycan di mi.
-acıtmıycam söz. gel sen..
+of ne oldu gene. yumrukluycan di mi.
-acıtmıycam söz. gel sen..
00/00/00, 10:30 - edward murphy ile söyleşi
duyuru: edward murphy'nin geçirdiği talihsiz kaza sebebiyle, kendisiyle bugün yapılacak söyleşi iptal edilmiştir. özür dileriz...
(hassiktir?)
duyuru: edward murphy'nin geçirdiği talihsiz kaza sebebiyle, kendisiyle bugün yapılacak söyleşi iptal edilmiştir. özür dileriz...
(hassiktir?)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar