bugün
- yörük kızı10
- kız düşürmenin kısa yolu16
- sözlük kızlarının entrylerinin hep artılanması13
- cübbeli ahmet hükümetin maşası mı sorunsalı9
- pankek mi pişi mi10
- mercimek çorbası içen kadın14
- karnı doydukça yemeğe kusur bulan insan5
- uludağ sözlük size ne kattı24
- dinlenme tesisi soğuğu5
- ice latte içince aklıma sen geliyorsun diyen kadın4
- pizza6
- hamarat kadın4
- bir kızın aşkı size naptırabilir9
- artı oy yalakalığı5
- güzel kızların erkenden uyuması4
- sarı şeker yargılanmalıdır16
- s'i l v'e r m'i s t26
- bir kadını taşımanın zorluğu9
- anadolu güzellemesi yapan tipler3
- arkadaşlar acıktık mı sanki5
- atatürk ü sevme zorunluluğu11
- türkiye13
- sözlüğün en masum yazarları16
- pandela 38
- sarapci koala43
- belki kızdır diye artılamak3
- soslu adana kebap5
- yemeğe bulyon koyan insan6
- mersin tantuni4
- arkadaşlar larissa kim12
- fusya semsiyeli yabanci26
- hesabın yüzde 10 undan daha az bahşiş veren tip10
- özür dilerim diyen gözü yaşlı güzel kız2
- aşkım miele ve smeg istiyorum diyen kız4
- zuhal olcay'a aşık olmak4
- pum pum çorbası4
- hoşçakal uludağ sözlük7
- atatürk ün türk olmadığı gerçeği7
- tc'ye vatandaşlk bağıyla bağlı olan herkes türktür5
- yeni gelen trolleri bik bik'e havale etmek5
- hepiniz öleceksiniz4
- sözlükteki gammazlar lobi si11
- tırnak pide4
- nervio22
- aspava3
- kendini kız gibi hayal eden erkek3
- bu olaylar neden hep benim başıma geliyor4
- koca sözlüğün fusya'ya yenilmesi8
- recep tayyip erdoğan11
- sözlüğün delisi2
senelerce sürecek olandır.
meteoroloji uçaklarının bulutları toz gibi saçıldı etrafa. önce düzgün bir çizgi gibiydi halbuki. düzen yavaşça bozuldu. bir süre sonra gözden kayboldular. kaos başladı.
23 sene öncesine götürdü bulutlar beni. edward ile oturuyoruz. murphy. önümüzde beyaz porselen fincan takımları. garip bir sarsıntı var. havadayız. uçuyoruz ama uçakla değil. bulutların üstünde oturur vaziyetteyiz. masamız ise bulut. korkuyorum. nasıl oluyor da düşmüyoruz anlamıyorum. "kuralları bozdum" diyor. hala deli dolu bakan gözleriyle çevreyi süzüyor. "eğer söylediğim her şey doğru olsaydı hiç yanlış yapmazdım." "haklısın" diyorum. "ancak neden buradayız?" "neden burada olduğumu bilseydim asla burada olamazdım." murphy ile iletişim kurmayı beceremediğimi düşünüp hüzünleniyorum. "hiç kuş yok havada" diyorum. "burada kuşlar yaşasaydı ağaçların yapraklarını göremezdik." muhabbet etmek için atılıyorum hemen. "tıpkı dev sekoyalar gibi öyle değil mi?" cevabını bekleme sürecinde yüzüme muzip bir bilgiçlik ifadesi yerleştiriyorum. ama murphy her şeyde olduğu gibi hiç bir şeye katılmak istemiyor. kendi kurallarını koyuyor. "dev sekoyalar yeteri kadar dev değil. onların yapraklarını görüyoruz."
bana alışmış olacak ki gitgide koyulaşıyor muhabbet. anılarını anlattırıyorum. espriler yapıyor, gülüyor. yüzünde hep çocuksu bir ifade.
-artık sana söylemek istediklerimi söylemek istiyorum sevgili murphy.
-söylemek istediklerini ne zaman söylemek istesen hep gürültü olur.
-hayır bu sefer olmayacak!
-gör bak.
ve yanı başımızdan bir uçak geçiyor ağzımı açtığım anda. sinir oluyorum. asla yılmamalıyım, "bu bir tesadüftü" diyorum kendi kendime. murphy'e yanıldığını söylemem gerekiyor. o ise pis pis sırıtıyor. cümlelerimi özenle seçmeye çalışıyorum.
-dinle murphy. kurallarının asılsız olduğunu iddia ediyorum.
-iddia ettiğin her şey sadece önyargılarındır.
-murphy! sana hayatımı anlatacağım. çok yaşamadım belki ama, bir kaç bir şey biliyorum beni dinle...
ve ona bütün bildiklerimi anlatıyorum.
-ne yani şimdi bana aslında düzenin kaosa baskın geleceğini mi iddia ediyorsun?
-evet murphy. sen sadece kaos kısmını yaşamışsın.
-peki araban var mı?
-yok.
-öyleyse söyle bana neden yok?
-çünkü henüz bunun için param yok.
-ve çalışıyorsun öyle değil mi?
-hem de çok.
-ama hiç çalışmayanların bile bir arabası var bu nasıl oluyor peki?
-babaları zengindir.
-ve sen hala çalışıyorsun... (bu böyle sürüp giderken başka bir yerden vurmaya çalışıyor murphy. bu sefer daha başarısız oluyor.)
-ne zaman otobüs beklemesen otobüs geldi geçti, ne zaman beklesen ve acelen olsa otobüs 20 dk gelmedi öyle değil mi? inkar etme!
sinirden çılgına dönmüştü murphy.
-hayır murphy ne zaman kendime otobüsün geleceğini koşullasam hep otobüs geldi.
-bir şeye ulaşmak istediğinde ve ulaşamayıp umudunu kestiğin anda, bir yerden bir şekilde sana gelir. umudunu kestiğin anda gelmiştir otobüs.
-hayır ben geleceğinden umutlu olduğum için geldi. çok istediğim ve umutla baktığım her şey gerçekleşti.
-sana öyle gelmiştir... (gellerle gitlerle sürdü bu konuşma. yaklaşık 1 sene.)
yüz ifadesi değişmiş. hüzünlü bir hal almıştı sonunda: "eve dönmek istiyorum" diyebildi.
"murphy'nin 4. kuralı: bir şeyin olma olasılığı, istenme olasılığı ile ters orantılıdır, değil mi murphy?" dedim.
bana uzunca baktı. o anda korktuğunu hissettim. "kurallarımdan nefret ediyorum!" diye bağırdı.
yaklaşık 2 sene bir bulut üstünde çay içerek konuştuk onunla. ve bir anda altındaki bulut yok oldu murphy'nin korktuğu anda. çığlık attı. "ölmek istemiyorum" diye bağırdı. "sus" dedim. dinlemedi. ne zaman bir şeyi istemese hep başına geldi...
sevgili murphy...
meteoroloji uçaklarının bulutları toz gibi saçıldı etrafa. önce düzgün bir çizgi gibiydi halbuki. düzen yavaşça bozuldu. bir süre sonra gözden kayboldular. kaos başladı.
23 sene öncesine götürdü bulutlar beni. edward ile oturuyoruz. murphy. önümüzde beyaz porselen fincan takımları. garip bir sarsıntı var. havadayız. uçuyoruz ama uçakla değil. bulutların üstünde oturur vaziyetteyiz. masamız ise bulut. korkuyorum. nasıl oluyor da düşmüyoruz anlamıyorum. "kuralları bozdum" diyor. hala deli dolu bakan gözleriyle çevreyi süzüyor. "eğer söylediğim her şey doğru olsaydı hiç yanlış yapmazdım." "haklısın" diyorum. "ancak neden buradayız?" "neden burada olduğumu bilseydim asla burada olamazdım." murphy ile iletişim kurmayı beceremediğimi düşünüp hüzünleniyorum. "hiç kuş yok havada" diyorum. "burada kuşlar yaşasaydı ağaçların yapraklarını göremezdik." muhabbet etmek için atılıyorum hemen. "tıpkı dev sekoyalar gibi öyle değil mi?" cevabını bekleme sürecinde yüzüme muzip bir bilgiçlik ifadesi yerleştiriyorum. ama murphy her şeyde olduğu gibi hiç bir şeye katılmak istemiyor. kendi kurallarını koyuyor. "dev sekoyalar yeteri kadar dev değil. onların yapraklarını görüyoruz."
bana alışmış olacak ki gitgide koyulaşıyor muhabbet. anılarını anlattırıyorum. espriler yapıyor, gülüyor. yüzünde hep çocuksu bir ifade.
-artık sana söylemek istediklerimi söylemek istiyorum sevgili murphy.
-söylemek istediklerini ne zaman söylemek istesen hep gürültü olur.
-hayır bu sefer olmayacak!
-gör bak.
ve yanı başımızdan bir uçak geçiyor ağzımı açtığım anda. sinir oluyorum. asla yılmamalıyım, "bu bir tesadüftü" diyorum kendi kendime. murphy'e yanıldığını söylemem gerekiyor. o ise pis pis sırıtıyor. cümlelerimi özenle seçmeye çalışıyorum.
-dinle murphy. kurallarının asılsız olduğunu iddia ediyorum.
-iddia ettiğin her şey sadece önyargılarındır.
-murphy! sana hayatımı anlatacağım. çok yaşamadım belki ama, bir kaç bir şey biliyorum beni dinle...
ve ona bütün bildiklerimi anlatıyorum.
-ne yani şimdi bana aslında düzenin kaosa baskın geleceğini mi iddia ediyorsun?
-evet murphy. sen sadece kaos kısmını yaşamışsın.
-peki araban var mı?
-yok.
-öyleyse söyle bana neden yok?
-çünkü henüz bunun için param yok.
-ve çalışıyorsun öyle değil mi?
-hem de çok.
-ama hiç çalışmayanların bile bir arabası var bu nasıl oluyor peki?
-babaları zengindir.
-ve sen hala çalışıyorsun... (bu böyle sürüp giderken başka bir yerden vurmaya çalışıyor murphy. bu sefer daha başarısız oluyor.)
-ne zaman otobüs beklemesen otobüs geldi geçti, ne zaman beklesen ve acelen olsa otobüs 20 dk gelmedi öyle değil mi? inkar etme!
sinirden çılgına dönmüştü murphy.
-hayır murphy ne zaman kendime otobüsün geleceğini koşullasam hep otobüs geldi.
-bir şeye ulaşmak istediğinde ve ulaşamayıp umudunu kestiğin anda, bir yerden bir şekilde sana gelir. umudunu kestiğin anda gelmiştir otobüs.
-hayır ben geleceğinden umutlu olduğum için geldi. çok istediğim ve umutla baktığım her şey gerçekleşti.
-sana öyle gelmiştir... (gellerle gitlerle sürdü bu konuşma. yaklaşık 1 sene.)
yüz ifadesi değişmiş. hüzünlü bir hal almıştı sonunda: "eve dönmek istiyorum" diyebildi.
"murphy'nin 4. kuralı: bir şeyin olma olasılığı, istenme olasılığı ile ters orantılıdır, değil mi murphy?" dedim.
bana uzunca baktı. o anda korktuğunu hissettim. "kurallarımdan nefret ediyorum!" diye bağırdı.
yaklaşık 2 sene bir bulut üstünde çay içerek konuştuk onunla. ve bir anda altındaki bulut yok oldu murphy'nin korktuğu anda. çığlık attı. "ölmek istemiyorum" diye bağırdı. "sus" dedim. dinlemedi. ne zaman bir şeyi istemese hep başına geldi...
sevgili murphy...
-murphy. az gelsene oğlum buraya..
+of ne oldu gene. yumrukluycan di mi.
-acıtmıycam söz. gel sen..
+of ne oldu gene. yumrukluycan di mi.
-acıtmıycam söz. gel sen..
00/00/00, 10:30 - edward murphy ile söyleşi
duyuru: edward murphy'nin geçirdiği talihsiz kaza sebebiyle, kendisiyle bugün yapılacak söyleşi iptal edilmiştir. özür dileriz...
(hassiktir?)
duyuru: edward murphy'nin geçirdiği talihsiz kaza sebebiyle, kendisiyle bugün yapılacak söyleşi iptal edilmiştir. özür dileriz...
(hassiktir?)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar