bugün
- arkadaşlar ne yapıyorsunuz9
- atatürk'ü sevmeyen tsk subayları3
- yüksek sesle gülmek3
- borç ve kira olupta iyi olan para5
- red flag erkek listesi9
- menemen9
- hanry cavil tarafından analdan becerilmek istemek2
- biosuna kün fe yekün yazan kız3
- mcdonalds nasıl okunur sorunsalı8
- suri sakso 5 tl2
- kral kaybederse2
- ölüm8
- telefon ekranında boydan boya çizgi çıkması2
- nöbet4
- nissan navara4
- en uzun mesafe4
- her gün dışardan yemek yemek3
- çalışmak güzel olsaydı üstüne para vermezlerdi2
- forlove196
- kira borç olmadan aylık kaç para iyidir sorunsalı2
- mr spock'ın kulağını çekmek4
- aylık 519 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- köfteci yusuf5
- ona bir şey söyle11
- balık etli mi kuru götlü mü5
- 18 yaşındaki bir kızın sulanmış vajinasını yalamak3
- aynadaki yansımanızın sizle konuşmaya başlaması2
- yazmaması2
- türk müsün türkiyeli misin12
- bu ülkeye başka erdoğan gelmez6
- vuu vuuuuttu yapan baykuşlar3
- türkiyeliyim doğruyum çalışkanım6
- 40 hadis2
- boy vermek2
- kediye miyav demek2
- aylık 517 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- protein ağırlıklı beslenince yaşanan kabızlık14
- uzay teknesi2
- yunanistan29
- beni özleyenler elime mum diksin15
- halı sahada 2 gollüğüne kaleye geçmek2
- hırvatistan12
- beyaz keten iç çamaşırı belli ediyor14
- nasıl birisiniz6
- rüyada nervio yu görmek8
- güne bir türkü barcı bırak4
- ayrılık6
- ispanya daki göçmen krizi8
- kadir mısıroğlu rum mu ermeni mi sorunsalı9
- entry girmek için 00 00 ı beklemek2
senelerce sürecek olandır.
meteoroloji uçaklarının bulutları toz gibi saçıldı etrafa. önce düzgün bir çizgi gibiydi halbuki. düzen yavaşça bozuldu. bir süre sonra gözden kayboldular. kaos başladı.
23 sene öncesine götürdü bulutlar beni. edward ile oturuyoruz. murphy. önümüzde beyaz porselen fincan takımları. garip bir sarsıntı var. havadayız. uçuyoruz ama uçakla değil. bulutların üstünde oturur vaziyetteyiz. masamız ise bulut. korkuyorum. nasıl oluyor da düşmüyoruz anlamıyorum. "kuralları bozdum" diyor. hala deli dolu bakan gözleriyle çevreyi süzüyor. "eğer söylediğim her şey doğru olsaydı hiç yanlış yapmazdım." "haklısın" diyorum. "ancak neden buradayız?" "neden burada olduğumu bilseydim asla burada olamazdım." murphy ile iletişim kurmayı beceremediğimi düşünüp hüzünleniyorum. "hiç kuş yok havada" diyorum. "burada kuşlar yaşasaydı ağaçların yapraklarını göremezdik." muhabbet etmek için atılıyorum hemen. "tıpkı dev sekoyalar gibi öyle değil mi?" cevabını bekleme sürecinde yüzüme muzip bir bilgiçlik ifadesi yerleştiriyorum. ama murphy her şeyde olduğu gibi hiç bir şeye katılmak istemiyor. kendi kurallarını koyuyor. "dev sekoyalar yeteri kadar dev değil. onların yapraklarını görüyoruz."
bana alışmış olacak ki gitgide koyulaşıyor muhabbet. anılarını anlattırıyorum. espriler yapıyor, gülüyor. yüzünde hep çocuksu bir ifade.
-artık sana söylemek istediklerimi söylemek istiyorum sevgili murphy.
-söylemek istediklerini ne zaman söylemek istesen hep gürültü olur.
-hayır bu sefer olmayacak!
-gör bak.
ve yanı başımızdan bir uçak geçiyor ağzımı açtığım anda. sinir oluyorum. asla yılmamalıyım, "bu bir tesadüftü" diyorum kendi kendime. murphy'e yanıldığını söylemem gerekiyor. o ise pis pis sırıtıyor. cümlelerimi özenle seçmeye çalışıyorum.
-dinle murphy. kurallarının asılsız olduğunu iddia ediyorum.
-iddia ettiğin her şey sadece önyargılarındır.
-murphy! sana hayatımı anlatacağım. çok yaşamadım belki ama, bir kaç bir şey biliyorum beni dinle...
ve ona bütün bildiklerimi anlatıyorum.
-ne yani şimdi bana aslında düzenin kaosa baskın geleceğini mi iddia ediyorsun?
-evet murphy. sen sadece kaos kısmını yaşamışsın.
-peki araban var mı?
-yok.
-öyleyse söyle bana neden yok?
-çünkü henüz bunun için param yok.
-ve çalışıyorsun öyle değil mi?
-hem de çok.
-ama hiç çalışmayanların bile bir arabası var bu nasıl oluyor peki?
-babaları zengindir.
-ve sen hala çalışıyorsun... (bu böyle sürüp giderken başka bir yerden vurmaya çalışıyor murphy. bu sefer daha başarısız oluyor.)
-ne zaman otobüs beklemesen otobüs geldi geçti, ne zaman beklesen ve acelen olsa otobüs 20 dk gelmedi öyle değil mi? inkar etme!
sinirden çılgına dönmüştü murphy.
-hayır murphy ne zaman kendime otobüsün geleceğini koşullasam hep otobüs geldi.
-bir şeye ulaşmak istediğinde ve ulaşamayıp umudunu kestiğin anda, bir yerden bir şekilde sana gelir. umudunu kestiğin anda gelmiştir otobüs.
-hayır ben geleceğinden umutlu olduğum için geldi. çok istediğim ve umutla baktığım her şey gerçekleşti.
-sana öyle gelmiştir... (gellerle gitlerle sürdü bu konuşma. yaklaşık 1 sene.)
yüz ifadesi değişmiş. hüzünlü bir hal almıştı sonunda: "eve dönmek istiyorum" diyebildi.
"murphy'nin 4. kuralı: bir şeyin olma olasılığı, istenme olasılığı ile ters orantılıdır, değil mi murphy?" dedim.
bana uzunca baktı. o anda korktuğunu hissettim. "kurallarımdan nefret ediyorum!" diye bağırdı.
yaklaşık 2 sene bir bulut üstünde çay içerek konuştuk onunla. ve bir anda altındaki bulut yok oldu murphy'nin korktuğu anda. çığlık attı. "ölmek istemiyorum" diye bağırdı. "sus" dedim. dinlemedi. ne zaman bir şeyi istemese hep başına geldi...
sevgili murphy...
meteoroloji uçaklarının bulutları toz gibi saçıldı etrafa. önce düzgün bir çizgi gibiydi halbuki. düzen yavaşça bozuldu. bir süre sonra gözden kayboldular. kaos başladı.
23 sene öncesine götürdü bulutlar beni. edward ile oturuyoruz. murphy. önümüzde beyaz porselen fincan takımları. garip bir sarsıntı var. havadayız. uçuyoruz ama uçakla değil. bulutların üstünde oturur vaziyetteyiz. masamız ise bulut. korkuyorum. nasıl oluyor da düşmüyoruz anlamıyorum. "kuralları bozdum" diyor. hala deli dolu bakan gözleriyle çevreyi süzüyor. "eğer söylediğim her şey doğru olsaydı hiç yanlış yapmazdım." "haklısın" diyorum. "ancak neden buradayız?" "neden burada olduğumu bilseydim asla burada olamazdım." murphy ile iletişim kurmayı beceremediğimi düşünüp hüzünleniyorum. "hiç kuş yok havada" diyorum. "burada kuşlar yaşasaydı ağaçların yapraklarını göremezdik." muhabbet etmek için atılıyorum hemen. "tıpkı dev sekoyalar gibi öyle değil mi?" cevabını bekleme sürecinde yüzüme muzip bir bilgiçlik ifadesi yerleştiriyorum. ama murphy her şeyde olduğu gibi hiç bir şeye katılmak istemiyor. kendi kurallarını koyuyor. "dev sekoyalar yeteri kadar dev değil. onların yapraklarını görüyoruz."
bana alışmış olacak ki gitgide koyulaşıyor muhabbet. anılarını anlattırıyorum. espriler yapıyor, gülüyor. yüzünde hep çocuksu bir ifade.
-artık sana söylemek istediklerimi söylemek istiyorum sevgili murphy.
-söylemek istediklerini ne zaman söylemek istesen hep gürültü olur.
-hayır bu sefer olmayacak!
-gör bak.
ve yanı başımızdan bir uçak geçiyor ağzımı açtığım anda. sinir oluyorum. asla yılmamalıyım, "bu bir tesadüftü" diyorum kendi kendime. murphy'e yanıldığını söylemem gerekiyor. o ise pis pis sırıtıyor. cümlelerimi özenle seçmeye çalışıyorum.
-dinle murphy. kurallarının asılsız olduğunu iddia ediyorum.
-iddia ettiğin her şey sadece önyargılarındır.
-murphy! sana hayatımı anlatacağım. çok yaşamadım belki ama, bir kaç bir şey biliyorum beni dinle...
ve ona bütün bildiklerimi anlatıyorum.
-ne yani şimdi bana aslında düzenin kaosa baskın geleceğini mi iddia ediyorsun?
-evet murphy. sen sadece kaos kısmını yaşamışsın.
-peki araban var mı?
-yok.
-öyleyse söyle bana neden yok?
-çünkü henüz bunun için param yok.
-ve çalışıyorsun öyle değil mi?
-hem de çok.
-ama hiç çalışmayanların bile bir arabası var bu nasıl oluyor peki?
-babaları zengindir.
-ve sen hala çalışıyorsun... (bu böyle sürüp giderken başka bir yerden vurmaya çalışıyor murphy. bu sefer daha başarısız oluyor.)
-ne zaman otobüs beklemesen otobüs geldi geçti, ne zaman beklesen ve acelen olsa otobüs 20 dk gelmedi öyle değil mi? inkar etme!
sinirden çılgına dönmüştü murphy.
-hayır murphy ne zaman kendime otobüsün geleceğini koşullasam hep otobüs geldi.
-bir şeye ulaşmak istediğinde ve ulaşamayıp umudunu kestiğin anda, bir yerden bir şekilde sana gelir. umudunu kestiğin anda gelmiştir otobüs.
-hayır ben geleceğinden umutlu olduğum için geldi. çok istediğim ve umutla baktığım her şey gerçekleşti.
-sana öyle gelmiştir... (gellerle gitlerle sürdü bu konuşma. yaklaşık 1 sene.)
yüz ifadesi değişmiş. hüzünlü bir hal almıştı sonunda: "eve dönmek istiyorum" diyebildi.
"murphy'nin 4. kuralı: bir şeyin olma olasılığı, istenme olasılığı ile ters orantılıdır, değil mi murphy?" dedim.
bana uzunca baktı. o anda korktuğunu hissettim. "kurallarımdan nefret ediyorum!" diye bağırdı.
yaklaşık 2 sene bir bulut üstünde çay içerek konuştuk onunla. ve bir anda altındaki bulut yok oldu murphy'nin korktuğu anda. çığlık attı. "ölmek istemiyorum" diye bağırdı. "sus" dedim. dinlemedi. ne zaman bir şeyi istemese hep başına geldi...
sevgili murphy...
-murphy. az gelsene oğlum buraya..
+of ne oldu gene. yumrukluycan di mi.
-acıtmıycam söz. gel sen..
+of ne oldu gene. yumrukluycan di mi.
-acıtmıycam söz. gel sen..
00/00/00, 10:30 - edward murphy ile söyleşi
duyuru: edward murphy'nin geçirdiği talihsiz kaza sebebiyle, kendisiyle bugün yapılacak söyleşi iptal edilmiştir. özür dileriz...
(hassiktir?)
duyuru: edward murphy'nin geçirdiği talihsiz kaza sebebiyle, kendisiyle bugün yapılacak söyleşi iptal edilmiştir. özür dileriz...
(hassiktir?)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar