bugün

/20
lise 2. Sınıftaydım murathan mungan'ı ilk tanıdığımda. Sürekli kitap aldığım bir kitapçı vardı. Adam artık ne tür kitap okuduğumu anlamıştı, murathan mungan'ın doğduğum yüzyıla veda kitabını önermişti. Almıştım ben de. Sonra okudukça anladım; hayatımın şairi, yazarı olacağını. Diğer kitaplarını aldım zamanla ve bana bir çok şey kattı.

Tanıma gelince de; çok değerli yazar, şairdir.
güzel cümlelerin şairi.

kaç kişiyim bu yalnızlığın ortasında
bir boğa, bir leopar
Arena ve Opera
iyot ve Rüzgar
Arsenik ve Sözcükler arasında
yüzüm çalılıklarla kaplı
aralayan gözüpek avcılar
için parslar geziyor kuytularında
iyi yürekli bir canavar saklanıyor
yazdıklarımın ve yüzümün
satırlarında

kendim için büyük bir tehlikeyim artık
ilerliyorum
içimdeki yer çatlağı boyunca..*
Ne mutlu çocuklardık...
Bir simidi paylaşır, bir sevdaya susardık...
Yürekliydik,
Samimiydik,
Çığlık çığlığa ağlar;
Dünyaya masum bakardık.
Sonra....
Gündönümünde bir an baktık...
Azalmışız.. Satılmışız.. Yokmuşuz..
tiyatro bölümü mezunudur.
ibne demiş bazıları kimisi de secerenin karışıklığını vurgulamış. demek ki bu toplum ondan bu kadar ibne bu kadar gen karışımı ibneliğe sebep oluyor. ama neden herkes bu kadar iyi şair, yazar ve konuşmacı değil. o halde herkeste aynı etkiyi yaratmıyor. kimisinin beyin hücrelerinden alınıyor.

(bkz: çember)
yalnız bir opera'sı vardır. ne de güzeldir. ellerine sağlıktır..
baba tarafından dedesi mardinli kürt, babaannesi mardinli araptır. anne tarafı ise boşnaktır.
artık daha az seviyorum seni..
unutur gibi..ölür gibi daha az..
yeniden öğretiyorum kendime
onca aşkın öğretemediğini..
kolay değildi..
yalnızca sevgilimi değil..evladımı da kaybettim ben..
kaç acı birden imtihan etti beni..
bir tek gece vardır insanın hayatında..
ömür boyu sürer nöbeti..
bu da öyleydi..
iyi ol..
sağ ol..
uzak ol..
ama bir daha görme beni..
'Kadından Kentler' öykülerinde harikalar yaratmış, 'Yüksek Topuklar'da 'ehh' dedirtmiş ama okutmuş, 'Şairin Romanı'nda zorlayıp "Kafa sakinken okuyayım" dedirtmiş kalite yazar. Kelimeleri iyi kullanıyor, adamı özendiriyor yazmaya...
Karşımıza erken çıkmış insanları, yolun dışına sürerken; bir gün geri dönüp, onu... deliler gibi arayacağımızı hiç hesaba katıyor muyuz? Hayat her zaman cömert davranmaz bize. Tersine, çoğu kez zalimdir. Her zaman aynı fırsatları sunmaz. Toyluk zamanlarını ödetir, hoyratça kullandığımız arkadaşlıkların, eskitmeden yıprattığımız dostlukların, savurganca harcadığımız aşkların hazin hatırasıyla yapayalnız kalırız bir gün.Bir akşamüstü yanımızda kimsecikler olmaz: Ya da olması gerekenler yanımızdakiler değildir. *
ne kadar da doğru söylemiş...
Üzgünüm diye başlayan bir cümle duyarsanız şayet, hazır olun. Cümlenin sonunda üzgün olan tek kişi siz olacaksınız.
çocuk yaşlarda avukat babasıyla köşe bucak gezdiği şehirlerin insanlarını anlatır. mardin, diyarkabır, van, istanbul, adalar... onun yazdıklarında bambaşka bir süliete bürünür.
Beklentisi yüksek olan kadınların yalnızlığı daha koyu
oluyor. Ummak ve beklemek kadınlığa verilmiş iki
cezadır.

M.Mungan
Aşk yeniden
Akdenizin tuzu gibi
Aşk yeniden
Rüzgârlı bir akşam vakti
Aşk yeniden
Karanlıkta bir gül açarken

Aşk yeniden
Ürperen sahiller gibi
Aşk yeniden
Kumsalların deliliği
Aşk yeniden
Bir masal gibi gülümserken

Gözlerim doluyor
Aşkımın şiddetinden
Ağlamak istiyorum
Yıldızlar tutuşurken
Gecelerin şehvetinden
Kendimden taşıyorum

Aşk yeniden
Bitti artık bu son derken
Aşk yeniden
Aynı sularda yüzerken
Aşk yeniden
Rüya gibi bir yaz geçerken

Aşk yeniden
Unutulmuş yemin gibi
Aşk yeniden
Hem tanıdık, hem yepyeni
Aşk yeniden
Kendini yarattı kendinden.

son günlerde yeni türkü'den sıkça dinlediğim ''aşk yeniden'' şarkısının ve bir çok güzel şiirin yaratıcısıdır.

3 aynalı kırk oda kitabında eşcinsel insanların açmazlarını, duygularını, bu ülkede dönen ve gizlenen cinsel karmaşayı ve ikiyüzlülüğü de çok güzel anlatmıştır. tavsiye ederim.
Bir gün gelir, dünyanın bir yerinde yıllarca senin haberin olmadan yaşamış birine bütün hayatını anlatmak istersin.

sözünün sahibidir.
(bkz: yalniz1opera)
Bizi en çok, kendimize benzediğini düşündüğümüz insanlar üzer.

Murathan Mungan.
“Bilir misin?
Gönül derin küser, yarasına yara açana!..”
daha az seviyorum seni. giderek daha az.. unutur gibi seviyorum.
azala azala, aramızdaki uzaklığın karanlığında.
geceler kısalıp gündüzler uzuyor öyle olunca.
daha az seviyorum seni. kendini iyileştiren bir yara gibi.
daha az ve zamanla...

Murathan Mungan
"Ruh yorgunuyum, Gönül yorgunuyum, Hayat yorgunuyum, Öğrenmek, Bilmek, Anlamak, Anlamamış gibi yapmak, Düşünmek, Hissetmek,Tanımak,Tanık olmak, Anlayış göstermek, Görmezden gelmek, Üzerinde durmamak, idare etmek, Üzülmemiş görünmek, Alışmak, Alışamamak, Sabretmek, Katlanmak, Beklemek YORGUNUYUM...Tam da artık bu memlekette hiç bir şey şaşırtmaz beni sanırken, Her seferinde yeniden şaşırmak YORGUNUYUM..."
Bugün yayınladığı "Tatsız ve zorunlu bir açıklama" ile medyada ki asılsız iddalara cevap vermiştir.

http://www.murathanmungan.com/monthly/
AZALMış FERMAN

kimi tarih der kamu kara zulmüne
gövdenin takibi sıradağlar kuşatır
orman masal engeli kanlı bereket
bilir uzun yola çıplak hüküm giyenler
kırbada acıyan suyu
kader kuytusunda bekleyen şüpheyi
iman bir imkanken hayata
günler sakal bırakır

tuz yarası koynumda uyuttuğum ferman
uyandığımda koynumdaki yeri boşalır

içimin körü
göre göre sayıklamalarından
gözlerime kör bir rüya bırakır

müjdesi olmayan yol
sonunu bildiğin kader

bile bile git
kimi ferman yollarda azalır
"Kimse çıktığı yolda kendisi kalmaz. Yol insanı başkalaştırır."
Bakalım ne demiş Murathan abimiz;
" On üç yıl sonra şimdi sevgilimden ayrıldığım bu derin, bu kavurucu günlerde neden ansızın aklıma düştüğünü sordum kendime. Sonra anladım: Bir aşk bir çok aşktan yapılıyor ve ayrılınmıyor hiçbir seferinde. "
vay ki ne vay.
Adın yoktu tanıştığımızda
eksiğini de duymadık
bazen bir rüzgarı, bazen birkaç zeytini
adının yerine kullandık

Adın yoktu tanıştığımızda
sonra da olmadı
Çünkü başka biri oldun zamanla...
© copyright 2005 - 2026