bugün

alı serıatı'nın hz.peygamber hakkındakı goruşlerı yenıden ınsa ettırecek derecede etkıleyıcı kıtabı. her yonuyle allahın resulune bakış..

--spoiler--
Bize anlatılan Resulullah, mülayim merhametli, kibar, hoşgörülü, barışsever bir insandır. Bu özellikleri de haiz olmakla birlikte bunlar Hz. Peygamber'i tanımlamaya yetmemektedir. O, aynı zamanda mücadeleci, azimli, savaşçı ve adil birisidir. işte bu kitapta Resulullah Muhammed'i (as) bütün yönleriyle tanıyacaksınız
--spoiler--

kıtabın bolumlerı:

islam Hareketinin Kahramanı Muhammed
Bedir Gazvesi
Bilal'in Bedri
Ebû Cehil'in Öldürülüşü
Ebû Bekr'in Oğluyla Karşılaşıp Konuşması
Kuyu Sakinleri
Mustaz'aflar
Terör
Karkaratu'l-Kedir Gazvesi
Yahudi Sorunu
Üç Şairin Öldürülüşü
Benî Kaynuka Gazvesi
Sevik Gazvesi
Zî-Emr Gazvesi
Furu' Gazvesi
Kadre Seriyyesi
Yahudi imhası
Yeni Kurulan Bağlar
Uhud Gazvesi
Hamrâu'l-Esed Gazvesi
Ebû Seleme bin Abdu'l-Esed Seriyyesi
Abdullah bin Uneys Seriyyesi
Reci Seriyyesi
Bi'r-i Maûne Seriyyesi
Bir Yahudi Tehlikesi Daha
Benî Nadir Gazvesi
Zâtu'r-Rika Gazvesi
ikinci Bedir Gazvesi
Dûmetu'l-Cendel Gazvesi
Hendek (Ahzab) Gazvesi
Sa'd'ın Ölümü
Benî Lihyan Gazvesi
Zû Kırad Gazvesi
Benî el-Mustalik Gazvesi
ifk Olayı
Hudeybiye Barışı
Rıdvan Biatı
isyancı Müslümanlar
Dünya Liderlerine Mektuplar
Hayber Gazvesi
Vadi'l-Kurra Gazvesi
Herakliyus'un Cevabı
Hayber Sonrası Seriyyeler
Mekke'ye Doğru, Kaza Umresi
Meymune'yle Evlenme
ibni Ebi el-Avca Seriyyesi
Zeyneb'in Ölümü
Galib bin Abdullah Gazvesi
Habat Seriyyesi
Mûte Seriyyesi
Selasil Seriyyesi
Mekke Fethi
Halid'in Seriyyesi
Huneyn Gazvesi
Ordunun Taif'e Varması
Peygamber'in Kızkardeşi
Malik bin Avf
Fey Bölüşümü
Ensar'ın Endişesi
Umre Haccı ve Dönüş
Ailesi içindeki Peygamber
Kaçak Şair Ka'b Zorluk Ordusu
Münafıkların Komplosu Ağlayan Mücahitler
Tebuk Sınırı
Ukeydir'in Esir Edilmesi
Dönüş Yaparken
Peygamber'e Karşı Terör Teşebbüsü
Peygamber Dırar Mescidini Yaktırıyor
Medine'ye Giriş
Sakif Antlaşması
Hacc ve Berae
Himyer Meliklerinin Temsilcileri
Ali Bin Ebû Talib'in Seriyyesi
Temim Elçileri
Benî Sa'd Elçisi
Ferve bin Amr
Hainin Ölümü
Vergi Memurları
Ummu Gulsum'un Ölümü
ibrahim'in Ölümü
Ali bin Ebû Talib'in Yemen'e Gönderilişi
Benî Amir Elçileri
Abdulkays Elçisi
Tayy Elçileri
Benî Hanife Elçileri
Halid Necran'da
Muhammed Ölüyor
Veda
Geleceğin Endişesi
Onsekiz Yaşındaki Komutan
Muhammed'in Son Günleri
Son Çaba
--spoiler--

1- Hazreti Ömer (Radıyallâhü anh) zamanında islam’ın iran’a girmesini içine sindiremediği için buna bir türlü fetih diyemiyor. “Arapların saldırısı”, “Ömer’in iran’a saldırı kararı” diyor. (s.13, 14)

--spoiler--
--spoiler--

2- Müslümanların iran’ı fethetmeleri içine öyle oturmuş ki, bu fethi hem sıradan bir savaş gibi görüyor hem de Müslümanları vahşî kabilele rolarak anlatıyor. Ona göre Müslümanlar vahşî, o zamankiimansız iranile, Doğu Roma ise ileri bir toplum. Yine ona göre iran’ın fethi kudsî bir gayeye dayanmayan bir hegemonya. işte sözleri:“Burada iran veya Doğu Roma’nın Araplara yenilişi söz konusu değildir.Çünkü vahşîkabilelerin medenî toplumlara saldırısı ve onlara karşızafer eldeetmesi büyük ve ileri toplumlar üzerinde hegemonya (baskı veüstünlük)kurması, tarihte tekerrür eden bir olaydır.” (s: 15)

--spoiler--
--spoiler--

3- Şeriatî’ye göre Peygamberimiz Bedir Harbi’ni, “Başarı kazanamazsam yahudi ve münafıklar bana ne derler” telaşıyla yapmış. Peygamberimiz’in düşüncesini şöyle aktarıyor:“Nasılolur da eli boş Medine’ye dönebilirdi. Yahudi ve münafıklar nederlerdi.” (s: 29) Bedir Harbi’ne katılen Ashâb-ı kiram hakkında iseşöyle diyor:“…çoğu yağmalama hedefiyle yola çıkan bir ordu…” Yani onagöre Ashâb-ı kiram Bedir’de ALLAH için, din için cihad etmemiş, yağma için yola çıkmış...

--spoiler--
--spoiler--

4- Şeriatî, Bedir harbine iştirak eden Ashâbı kötülemeye şöyledevamediyor:“MUHAMMED’in ordusunda (ifadedeki hürmetsizliğe dikkat!) bir grup,cedelleşmeye ve münakaşaya başladı. Onlar şöyle diyordu: “Biz savaşiçin değil ganimet için yola çıktık. Nasıl olur da 313 kişi hemdeböyle sınırlı bir techizat ile, savaşa hazır, kılıç kuşanmış binkadarsavaşçıya karşı, mutsuz ve ümitsiz bir harbe girilebilir diyordu.”(s:32)Bedir ordusundaki Ashâb-ı kiramı, içten içe kaynayan, ihanetetmek için fırsat kollayan kimseler olarak anlatıyor:“MUHAMMED… (Hazret demiyor) öyle güzel koordine etti ki, kimseye bir an bile olsun, ihaneti düşünme fırsatı vermedi.” (s: 32)

--spoiler--
--spoiler--

5- Ashâb-ı kiramın büyüklerini bile değişik tevhid anlayışı taşıyan, ayrı ayrı inanca sahip olan kimseler olarak gösteriyor:
“Ebûbekir’in tevhid anlayışı…
Bilal’in tevhid anlayışı..
Evet bu iki tevhid anlayışı arasındaki fark, Bedir’de iyice kendini gösterdi.” (s: 36)
ALLAH’ın rızasından başka bir şey düşünmeyen Bedir aslanlarını kötülemeye devam ediyor:
“Kinve intikam ateşi daha da büyümekteydi… Peygamberin ünlü dost ve yardımcısı Ebû Huzeyfe intikam ve kin ateşi içinde yanıyordu.” (s: 40)
--spoiler--
--spoiler--

6- Kendi isteğinin tersine zaferle son bulan Bedir savaşı sonrasını Şeriatî şöyle anlatıyor:
“islam ordusu ilk defa olarak en çetin savaşlardan birinden dönüyordu, gururlu ve muzaffer olarak. “
Gurur!.. Bu çok çirkin bir huy ve özelliktir. (s: 42)
Gördüğünüzgibi, islâm ordusunu önce gururlu olmakla suçlayıparkasından da gururunçirkin bir şey olduğunu söylüyor. Böylece,Ashâb-ı kiramı çirkin birhuya sahip olan bir topluluk olarak gösteriyor.

--spoiler--
--spoiler--
7- Sıra geldi Uhud harbini anlatmaya. Burada da Ashâbın en öndeki üç büyüğüne dil uzatmaktan geri durmuyor:
“Osman firar etmişti. Ömer ve Ebûbekir ortalıkta görünmüyordu.” (s: 65)
--spoiler--
--spoiler--
8- Uhud’dan sonraki Hamrâül Esed gazvesini anlatırken de, Peygamberimiz’i insafsızca hareket etmekle suçluyor.
“Peygamber,Ümmü Mektum’u Medine’ye başkan olarak atayıp, henüz yüreği yaralı çocukve kadınların inilti ve ağlama sesleri duyulanevlerden, yorgun veyaralı Müslümanları çıkarıp harekete geçirdi…” (s: 70)
“Yorgun ve yaralı insanlar sefere çıkarılır mı? Bu kadar da insafsızlık olur mu?” demeye getiriyor.
--spoiler--
--spoiler--
9- Mekke’nin fethinden sonra Peygamberimiz genel af ilan etmiş,ancakbirkaç kişinin bulundukları yerde öldürülmelerini emretmişti.Bunlar,işleri güçleri islâm’ı ve Peygamberimiz’i kötülemek olankimselerdi.Şeriatî, bu meseleden bahsederken şöyle diyor:
“Komutanlara emirşuydu: “Sizinle savaşmayanlarla değil, savaşaçanlarla çarpışın.” Fakatbir grubu adlarıyla açıkladı. Ve şöyle dedi:“Onları Kâbe’nin perdesi (örtüsü) altında bulsanız da öldürün.” (s: 189)
Şeriatî,bu meseleyle ilgili 106 nolu dipnotta Peygamberimiz’e olandüşmanlığınıaçıktan açığa ortaya koyuyor. işte kullandığı ifadeler:
“Peygamber’insükûnet ve huzur sağlamaya, Mekke’de kan dökmeyiönlemesine karşın, öylebir ortamda tavizsizlik göstermesi, onun ruhsalyapısının normal birrûhi yapı olmadığını gösteriyor. Onun hayatserüveni bu örneklerledoludur."
Gördüğünüz gibi, Peygamberimiz’i hem tavizsizliklesuçluyor hem de,“Normal bir rûhi yapısı olmadığını” söylüyor. Daha daileri giderek “Hayatı bu örneklerle doludur” diyor. Yukarıda, “Peygamberimiz’e “Hazret” dememesi şöyle dursun, HAKARET EDiYOR!”

--spoiler--
--spoiler--

10- Huneyn Harbi’ni nasıl anlattığına geçmeden önce birhatırlatmayapalım. Bu harpte Müslümanlar önce gafil avlanıp Hevâzin veSakifkabilelerine mensup müşrikler karşısında bir sıkıntı yaşamışlarsadasonunda toparlanmışlardı. O harpte müşriklerin kumandanının ismiMâlikbin Avf idi.
Lütfen Hevâzin ve Sakif kelimelerinin müşrik,kumandanlarının daMâlik bin Avf olduğunu unutmayınız. Bakın Ali ŞeriatîHuneyn Harbi’ninasıl anlatıyor:
Sabah karanlığı, derenindarlığında Müslümanlar, elleri bağlıgözleri kapalı olarak kendikadın-çocuk ve mallarıyla birlikte gelenfedâkâr Hevâzin ve Sakifsavaşçılarının amansız darbeleri altındakıvranıyordu. (s: 213)
Gördüğünüz gibi müşriklere fedâkâr diyor. Anlatmaya devam ediyor:
“Bu sırada Hevâzin’in yürekli bayraktarı kızıl kıllı deve üzerinde ilerliyordu…. Bulduğunu mızrakla vurup düşürüyordu.” (s: 216)
Hevâzinkuvvetlerinin bayraktarını yürekli diye övüyor.Müslümanları vurupdüşürmesinden ise büyük zevk aldığı anlaşılıyor.Aşağıda gördüğünüz gibimüşriklere fedakâr demekte ısrar ediyor:
“Fedâkâr Hevâzin veSakif müttefikleri, gerçi kadın-çocuk veservetlerini savaş alanınagetirmişlerdi. Fakat her an şiddetlenen,sertleşen, hışmı artan,saldırgan fırtına karşısında gitgideümitsizleşiyorlardı.” (s: 217)
Evetmüşriklerin gitgide ümitsizleşip sonunda belalarını bulduklarıdoğru. Nevar ki, Ali Şeriatî buna kahroluyor. Ama müşrikkuvvetlerininkumandanını son ana kadar kahraman olarak anmakta dadireniyor. Bakın:
“Son anlara kadar direnen Huneyn kahramanı Mâlik bin Avf…” (s: 221)

--spoiler--
kısacası itikadı bozuk kitap.
© copyright 2005 - 2026