bugün
- 11 aydır yazmayan flört ne yapıyordur sorunsalı8
- bir bela geliyor6
- ellerim bos gonlum hos29
- trakyalı yazarlar6
- boşnak olmak ister miydiniz5
- lahmacun9
- hayatında hiç deri ceket giymemiş kız3
- habire1219
- kaan sezyum7
- hoşlandığın kızın komünist çıkması9
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek38
- basmane tren garı7
- ay diyen erkek9
- arif kocabıyık14
- mladiç piçtir piç kalacaktır3
- tekerlek toplayan cocuk4
- apo yu eleştirmek vs apo'ya küfretmek4
- biraderin koşturması3
- köylü kızın size aşık olması2
- ateist ve deist arkadaşları olan müslüman2
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri23
- silvermist9
- sobadan kurtulmak5
- hz isa'nın fiziksel annesi ve babası yoktu11
- sırta zincir vurarak zikir etmek3
- trakyadan adam çıkmaz diyen insan4
- gocu37
- sarapci koala63
- hiç kimse fikirleri yüzünden hapis yatmasın8
- atatürk düşmanlarının ortak özellikleri2
- raikagetokatlayan4
- dororo2
- ben evlendiğimde 51 kiloydum3
- vexillarius the slayer8
- renkli rüyalar oteli5
- türkiye solunun en büyük sorunu6
- ben geldim naneler15
- gocu bey bay reyiz2
- atatürk'ün papanın iznik ziyaretine izin vermemesi2
- aşk3
- habire12nin çaylak olması5
- ben sizin anonim11
- günün tweeti2
- sersem herif5
- mantı8
- dinler tarihi5
- torpille bir yerlere gelenler4
- gammaz çetesi9
- tribünlerde apoya küfür edilmesinin yasaklanması6
- araba kullanırken ara gaz verebilen kız2
Kuran anayasa ise mezheplerde yönetmelik gibi bişey.
Hiçbir mezhep kuranın ruhuna aykırı olmaz. Aynı şey yönetmelikler için de geçerli hiçbir yönetmelik kanuna aykırı olamaz.
Basit bir örnekle; namaz asla hiçbir mezhepte inkar edilemez lakin kılınış biçimi şaafilerde biraz farklıdır.abdest asla inkar edilemez ancak abdesti bozan haller mezhepe göre değişir.
En yalın haliyle budur mezhep dediğiniz şeyler.
Hiçbir mezhep kuranın ruhuna aykırı olmaz. Aynı şey yönetmelikler için de geçerli hiçbir yönetmelik kanuna aykırı olamaz.
Basit bir örnekle; namaz asla hiçbir mezhepte inkar edilemez lakin kılınış biçimi şaafilerde biraz farklıdır.abdest asla inkar edilemez ancak abdesti bozan haller mezhepe göre değişir.
En yalın haliyle budur mezhep dediğiniz şeyler.
Böl, parçala, yönet.
Toplumlar uzerindeki en buyuk afyondur.
Ozellikle ortadogu da...
Ozellikle ortadogu da...
islam'da Mezhepler Niçin Vardır? Bediüzzaman Said Nursi Risale-i Nur'da açıklıyor.
"Bir su, beş muhtelif mizaçlı hastalara göre beş hüküm alır. Önemli miktarda su kaybeden bir hastaya su içmesi vaciptir, şarttır. Yeni ameliyattan çıkmış bir hastaya zehir gibi zararlıdır. Tıbben ona haramdır. Diğer bir hastaya kısmen zararlıdır; su içmek ona tıbben mekruhtur. Diğer birisine zararsız menfaat verir, tıbben ona sünnettir. Diğer birisine de ne zarardır ne de menfaattır. Tıbben ona mübahtır afiyetle içsin... işte burada hak taadüt etti, birden fazla oldu. Beşi de haktır. 'Su yalnız ilaçtır, yalnız vaciptir, başka hükmü yoktur.' denilebilir mi?"
''işte bunun gibi ilahi hükümler mezheplere uyanlara göre değişir. Hem hak olarak değişir ve her biri de hak olur, maslahat olur... Mesela, bugün bile Şafii mezhebine mensup olanların genel karakteri köylülüğe ve bedeviliğe daha yakındır. Cemaatı bir vücut haline getiren hayat-ı içtimaiyyede (sosyal hayatta) eksik olduğundan her biri namazda imam arkasında fatihayı ayrı ayrı okuyarak, Cenab-ı Allah'a kendi dertlerini bizzat söylerler ve O'ndan ne istediklerini ifade ederler. imam-ı Azam'a tabi olanlar ise genellikle medeniyete ve şehirliliğe daha yakın ve içtimai yaşayış da müsait olduğundan bir cemaat bir şahıs hükmüne girip bir tek adam herkes namına söyler, ona uyanlar kalben onu tasdik ettiklerinden ve onun sözü herkesin sözü hükmüne geçtiğinden Hanefi mezhebi mensupları imam arkasında fatiha okumazlar... "
"Birbirinden farklı gibi görünen mezheplerdeki teferruat meselelerinin hangisini ele alsak, imamların dayandıkları noktaların hak ve hakikat olduğunu görebiliriz. Bu hususta imam Şarani Hazretleri "Mizan" isimli bir eser yazarak, mezhep imamları arasında bir mukayese yaparak hangi hükmü nasıl anladıklarını ortaya koymuştur."
Sözler, Bediüzzaman Said Nursi, s. 513
"Bir su, beş muhtelif mizaçlı hastalara göre beş hüküm alır. Önemli miktarda su kaybeden bir hastaya su içmesi vaciptir, şarttır. Yeni ameliyattan çıkmış bir hastaya zehir gibi zararlıdır. Tıbben ona haramdır. Diğer bir hastaya kısmen zararlıdır; su içmek ona tıbben mekruhtur. Diğer birisine zararsız menfaat verir, tıbben ona sünnettir. Diğer birisine de ne zarardır ne de menfaattır. Tıbben ona mübahtır afiyetle içsin... işte burada hak taadüt etti, birden fazla oldu. Beşi de haktır. 'Su yalnız ilaçtır, yalnız vaciptir, başka hükmü yoktur.' denilebilir mi?"
''işte bunun gibi ilahi hükümler mezheplere uyanlara göre değişir. Hem hak olarak değişir ve her biri de hak olur, maslahat olur... Mesela, bugün bile Şafii mezhebine mensup olanların genel karakteri köylülüğe ve bedeviliğe daha yakındır. Cemaatı bir vücut haline getiren hayat-ı içtimaiyyede (sosyal hayatta) eksik olduğundan her biri namazda imam arkasında fatihayı ayrı ayrı okuyarak, Cenab-ı Allah'a kendi dertlerini bizzat söylerler ve O'ndan ne istediklerini ifade ederler. imam-ı Azam'a tabi olanlar ise genellikle medeniyete ve şehirliliğe daha yakın ve içtimai yaşayış da müsait olduğundan bir cemaat bir şahıs hükmüne girip bir tek adam herkes namına söyler, ona uyanlar kalben onu tasdik ettiklerinden ve onun sözü herkesin sözü hükmüne geçtiğinden Hanefi mezhebi mensupları imam arkasında fatiha okumazlar... "
"Birbirinden farklı gibi görünen mezheplerdeki teferruat meselelerinin hangisini ele alsak, imamların dayandıkları noktaların hak ve hakikat olduğunu görebiliriz. Bu hususta imam Şarani Hazretleri "Mizan" isimli bir eser yazarak, mezhep imamları arasında bir mukayese yaparak hangi hükmü nasıl anladıklarını ortaya koymuştur."
Sözler, Bediüzzaman Said Nursi, s. 513
bir nevi ekoldür. bu kadar büyük medeniyetin içinde farklı görüşler ve uygulamalar barındırması kadar doğal ne olabilir ki. bugün psikoloji sosyoloji gibi bilim dallarında hukuk ekonomi gibi sosyal bilimlerde bile farklı ekoller var ve olacaktır da.
aralarındaki çatışmayı çözmek için çok barışçıl bir önerim var.
bir tane mezhep olsa mezhep çatışması sonlanır.
bir tane mezhep olsa mezhep çatışması sonlanır.
1) Hanefi mezhebi; imam-ı Azam Ebu Hanefi tarafından kurulmuştur.
2) Şafii mezhebi; imam-ı Şafii tarafından kurulmuştur.
3) Hanbeli mezhebi; imam-ı Hanbeli tarafından kurulmuştur.
4) Maliki mezhebi; imam-ı Malik tarafından kurulmuştur.
2) Şafii mezhebi; imam-ı Şafii tarafından kurulmuştur.
3) Hanbeli mezhebi; imam-ı Hanbeli tarafından kurulmuştur.
4) Maliki mezhebi; imam-ı Malik tarafından kurulmuştur.
bu mezhepler de ehli sünnet mezhepleri.
"Bir su, beş muhtelif mizaçlı hastalara göre beş hüküm alır. Önemli miktarda su kaybeden bir hastaya su içmesi vaciptir, şarttır. Yeni ameliyattan çıkmış bir hastaya zehir gibi zararlıdır. Tıbben ona haramdır. Diğer bir hastaya kısmen zararlıdır; su içmek ona tıbben mekruhtur. Diğer birisine zararsız menfaat verir, tıbben ona sünnettir. Diğer birisine de ne zarardır ne de menfaattır. Tıbben ona mübahtır afiyetle içsin... işte burada hak taadüt etti, birden fazla oldu. Beşi de haktır. 'Su yalnız ilaçtır, yalnız vaciptir, başka hükmü yoktur.' denilebilir mi?"
''işte bunun gibi ilahi hükümler mezheplere uyanlara göre değişir. Hem hak olarak değişir ve her biri de hak olur, maslahat olur... Mesela, bugün bile Şafii mezhebine mensup olanların genel karakteri köylülüğe ve bedeviliğe daha yakındır. Cemaatı bir vücut haline getiren hayat-ı içtimaiyyede (sosyal hayatta) eksik olduğundan her biri namazda imam arkasında fatihayı ayrı ayrı okuyarak, Cenab-ı Allah'a kendi dertlerini bizzat söylerler ve O'ndan ne istediklerini ifade ederler. imam-ı Azam'a tabi olanlar ise genellikle medeniyete ve şehirliliğe daha yakın ve içtimai yaşayış da müsait olduğundan bir cemaat bir şahıs hükmüne girip bir tek adam herkes namına söyler, ona uyanlar kalben onu tasdik ettiklerinden ve onun sözü herkesin sözü hükmüne geçtiğinden Hanefi mezhebi mensupları imam arkasında fatiha okumazlar... "
"Birbirinden farklı gibi görünen mezheplerdeki teferruat meselelerinin hangisini ele alsak, imamların dayandıkları noktaların hak ve hakikat olduğunu görebiliriz. Bu hususta imam Şarani Hazretleri "Mizan" isimli bir eser yazarak, mezhep imamları arasında bir mukayese yaparak hangi hükmü nasıl anladıklarını ortaya koymuştur."
Sözler, Bediüzzaman Said Nursi, s. 513
''işte bunun gibi ilahi hükümler mezheplere uyanlara göre değişir. Hem hak olarak değişir ve her biri de hak olur, maslahat olur... Mesela, bugün bile Şafii mezhebine mensup olanların genel karakteri köylülüğe ve bedeviliğe daha yakındır. Cemaatı bir vücut haline getiren hayat-ı içtimaiyyede (sosyal hayatta) eksik olduğundan her biri namazda imam arkasında fatihayı ayrı ayrı okuyarak, Cenab-ı Allah'a kendi dertlerini bizzat söylerler ve O'ndan ne istediklerini ifade ederler. imam-ı Azam'a tabi olanlar ise genellikle medeniyete ve şehirliliğe daha yakın ve içtimai yaşayış da müsait olduğundan bir cemaat bir şahıs hükmüne girip bir tek adam herkes namına söyler, ona uyanlar kalben onu tasdik ettiklerinden ve onun sözü herkesin sözü hükmüne geçtiğinden Hanefi mezhebi mensupları imam arkasında fatiha okumazlar... "
"Birbirinden farklı gibi görünen mezheplerdeki teferruat meselelerinin hangisini ele alsak, imamların dayandıkları noktaların hak ve hakikat olduğunu görebiliriz. Bu hususta imam Şarani Hazretleri "Mizan" isimli bir eser yazarak, mezhep imamları arasında bir mukayese yaparak hangi hükmü nasıl anladıklarını ortaya koymuştur."
Sözler, Bediüzzaman Said Nursi, s. 513
hanefilik ve şafiilikte hanefiler daha çok şehirli ve türkiye'nin batısında, şafiiler de köylük yerlerde türkiye'nin doğusunda yaşıyor ve buna göre bazı hükümler de değişebiliyor.
mesela biz hanefiler batıdayız ve denizimiz var. midye ve karides gibi her deniz hayvanını yiyemiyoruz.
türkiye'nin doğusunda da deniz yok ve onlara da midye karides helal.
iki mezhep te hak, gerçek.
------
"Bir su, beş muhtelif mizaçlı hastalara göre beş hüküm alır. Önemli miktarda su kaybeden bir hastaya su içmesi vaciptir, şarttır. Yeni ameliyattan çıkmış bir hastaya zehir gibi zararlıdır. Tıbben ona haramdır. Diğer bir hastaya kısmen zararlıdır; su içmek ona tıbben mekruhtur. Diğer birisine zararsız menfaat verir, tıbben ona sünnettir. Diğer birisine de ne zarardır ne de menfaattır. Tıbben ona mübahtır afiyetle içsin... işte burada hak taadüt etti, birden fazla oldu. Beşi de haktır. 'Su yalnız ilaçtır, yalnız vaciptir, başka hükmü yoktur.' denilebilir mi?"
''işte bunun gibi ilahi hükümler mezheplere uyanlara göre değişir. Hem hak olarak değişir ve her biri de hak olur, maslahat olur... Mesela, bugün bile Şafii mezhebine mensup olanların genel karakteri köylülüğe ve bedeviliğe daha yakındır. Cemaatı bir vücut haline getiren hayat-ı içtimaiyyede (sosyal hayatta) eksik olduğundan her biri namazda imam arkasında fatihayı ayrı ayrı okuyarak, Cenab-ı Allah'a kendi dertlerini bizzat söylerler ve O'ndan ne istediklerini ifade ederler. imam-ı Azam'a tabi olanlar ise genellikle medeniyete ve şehirliliğe daha yakın ve içtimai yaşayış da müsait olduğundan bir cemaat bir şahıs hükmüne girip bir tek adam herkes namına söyler, ona uyanlar kalben onu tasdik ettiklerinden ve onun sözü herkesin sözü hükmüne geçtiğinden Hanefi mezhebi mensupları imam arkasında fatiha okumazlar... "
"Birbirinden farklı gibi görünen mezheplerdeki teferruat meselelerinin hangisini ele alsak, imamların dayandıkları noktaların hak ve hakikat olduğunu görebiliriz. Bu hususta imam Şarani Hazretleri "Mizan" isimli bir eser yazarak, mezhep imamları arasında bir mukayese yaparak hangi hükmü nasıl anladıklarını ortaya koymuştur."
Sözler, Bediüzzaman Said Nursi, s. 513
mesela biz hanefiler batıdayız ve denizimiz var. midye ve karides gibi her deniz hayvanını yiyemiyoruz.
türkiye'nin doğusunda da deniz yok ve onlara da midye karides helal.
iki mezhep te hak, gerçek.
------
"Bir su, beş muhtelif mizaçlı hastalara göre beş hüküm alır. Önemli miktarda su kaybeden bir hastaya su içmesi vaciptir, şarttır. Yeni ameliyattan çıkmış bir hastaya zehir gibi zararlıdır. Tıbben ona haramdır. Diğer bir hastaya kısmen zararlıdır; su içmek ona tıbben mekruhtur. Diğer birisine zararsız menfaat verir, tıbben ona sünnettir. Diğer birisine de ne zarardır ne de menfaattır. Tıbben ona mübahtır afiyetle içsin... işte burada hak taadüt etti, birden fazla oldu. Beşi de haktır. 'Su yalnız ilaçtır, yalnız vaciptir, başka hükmü yoktur.' denilebilir mi?"
''işte bunun gibi ilahi hükümler mezheplere uyanlara göre değişir. Hem hak olarak değişir ve her biri de hak olur, maslahat olur... Mesela, bugün bile Şafii mezhebine mensup olanların genel karakteri köylülüğe ve bedeviliğe daha yakındır. Cemaatı bir vücut haline getiren hayat-ı içtimaiyyede (sosyal hayatta) eksik olduğundan her biri namazda imam arkasında fatihayı ayrı ayrı okuyarak, Cenab-ı Allah'a kendi dertlerini bizzat söylerler ve O'ndan ne istediklerini ifade ederler. imam-ı Azam'a tabi olanlar ise genellikle medeniyete ve şehirliliğe daha yakın ve içtimai yaşayış da müsait olduğundan bir cemaat bir şahıs hükmüne girip bir tek adam herkes namına söyler, ona uyanlar kalben onu tasdik ettiklerinden ve onun sözü herkesin sözü hükmüne geçtiğinden Hanefi mezhebi mensupları imam arkasında fatiha okumazlar... "
"Birbirinden farklı gibi görünen mezheplerdeki teferruat meselelerinin hangisini ele alsak, imamların dayandıkları noktaların hak ve hakikat olduğunu görebiliriz. Bu hususta imam Şarani Hazretleri "Mizan" isimli bir eser yazarak, mezhep imamları arasında bir mukayese yaparak hangi hükmü nasıl anladıklarını ortaya koymuştur."
Sözler, Bediüzzaman Said Nursi, s. 513
kadın ve erkeklerde ibadetlerde farklılık olabildiği gibi yetiştiğiniz bölgenin mezhebinde de ibadette ve helal haram konularında farklılık olabiliyor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar