bugün
- 29 ekim 2026 aliyev'in türkiye'ye gelmemesi14
- insan doğuştan iyi midir12
- nutellayı memelerine sürüp ikram eden kız4
- papatya çayı içen erkek7
- nervio'nun başkalarının fotoğrafını paylaşması12
- ismet inönü6
- ince çorap giyip üşümüyorum ama diyen bayan4
- 29 ekim cumhuriyet bayramı17
- her gece onun fotoğrafına baktıktan sonra yatmak4
- ölmüş birinin fotoğraflarına bakmak5
- mustafa sarıgül'ün berberle ilşkisi çıkması3
- hoyrat gecelerde bazen anüs koklamak istersin8
- sözlüğün içler acısı hali ve zavallı yazarlar3
- tv 4 te anayurt oteli var2
- sözlükte 1 63 den uzun hanımefendi yazar olmaması7
- reptilian3
- sözlük kızları fotoğraf çekmesin kampanyası3
- ismet gurbuz 20242
- anın görüntüsü15
- gecenin şarkısı11
- meyve tabağı3
- alzheimer günlüğü7
- kadın ayağının da meme kadar güzel olması2
- yeni bir erkekle tanışmak istememek3
- kasımda aşk başkadır diyen kız4
- apo çıkarsa ulusalcılar ne yapacak9
- şiddetli anksiyete bozuklukları2
- ekşi sözlük toplu yazar alımı8
- bir adaya düşsek6
- gunluklerim aylik olmus yarragi olan adam olması2
- özgü namal2
- ladino2
- kapadokya da çökme sonucu iki kişinin ölmesi5
- yarragi olan adam5
- ese dezze7
- kapadokyada peri bacası çöktü7
- nervio niye sesini atmıyor sorunsalı3
- mahmud abbas3
- sözlükte 1 60 boyundaki tatlı ve kaslı kız5
- sözlük at hırsızlarının fotoğrafları6
- sinem dedetaş8
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı21
- meksika açmazı macerası2
- ayakçı erkek5
- askerliğin bir türlü bitmemesi5
- trump'tan erdoğan'a cumhuriyet bayramı telefonu2
- türkiyeliyim ve mutluyum4
- sosyal medyada çirkinlerin profilini gizlemesi3
- değişenlerin gerisinde değişmeden kalan öz3
- aniden gelen özledim hissi2
Film, kısa film, video gibi eserlerin hazırlanış aşamalarını sunan filmler. Bunları izlerken, genelde "vay be" ve türevi ünlemler kullanılır istemsiz olarak.
Bu arada making of kalıbının anlamı da "yapım"dır.
Bu arada making of kalıbının anlamı da "yapım"dır.
Filmlerin "perde arkasını" anlatan özel belgeselleri, çekim güncesini, "making of" dedikleri ek çalışmaları sever misiniz? Ben bayılırım.
Eskiden böyle bir çalışma yapılmazmış. Şimdi artık, özellikle filmin "DVD'sine koymak" amacıyla mutlaka yapılıyor. "Making of" faslı, bir filmin "anatomisi" oldu adeta.
Bunları, piyasaya yeni çıkacak filmleri tanıtmak amacıyla bazı televizyon kanalları da oynatıyor.
Genellikle yarım saat kadar süren bu "yan filmlerde", bir kere mutlaka ana filmin çekimi gösteriliyor, kamera arkası, bir planın motor-stop süreci, kalabalık ekip, araç ve gereçler... ikinci bir ekip de bunun için çalışıyor. Çekim sonrası uygulanan özel efektler, bilgisayar numaraları... Buna mutlaka "kullanılmayan planlar" ve "çekim hataları" da ekleniyor. Bu da pek eğlenceli oluyor doğrusu.
bu "making of" muhabbetinde adet olmuş, seyirci eşek ya, yönetmen de oyuncu da uzun uzadıya "ne yapmak istediğini" anlatıyor.
Buna da genellikle, oyuncunun "filmdeki kostümü üzerinde", iki çekim arası setin bir köşesinde ayaküstü yakalanmış da konuşturulmuş havası veriliyor.
Ortaya müthiş bir "yabancılaştırma efekti" çıkıyor tabii.
Bir şövalyenin sigarasını yakıp cep telefonuyla konuştuğunu, bir on yedinci yüzyıl kontesinin elinde Fanta şişesiyle dolaştığını, bir kralın plastik bardaktan Nescafe içtiğini, bir SS neferiyle bir Kızılordu albayınının kolkola yemek kuyruğuna girdiğini görüp şaşırıyorsunuz...
Örneğin, "The Shining" filminin belgeselinde, kafayı yemiş ve karısına çocuğuna baltayla saldıran Jack Nicholson'un, yönetmen stanley kubrick'in "stop" sesi üzerine birdenbire "normale" dönüp "ben acıktım, yemeğe gelen var mı" demesini hiç unutmam!
Hele, "est-ouest" filminin "yatak sahnesinde", Oleg Menchikov'un koynunda yarı çıplak yatan Sandrine Bonnaire'i "bu karı beni güldürüyor abi" diye yönetmene şikayet etmesi!...
işte bu "making of" faslı aynı zamanda bir tür sinema eğitimidir. Çok yararlıdır.
"Üff, herif karıyı ne biçim götürüyor" dediğiniz en ateşli sevişme sahnesinde, kameranın arkasında otuz çift göz olduğunu görünce oyunculara acırsınız... En iyi açıyı yakalamak için erkeğin beline ip bağlayıp kadının üzerine "milimetrik" sarkıtırlar tavandan... Hadi seviş bakalım...
Bu eğitim, özellikle, filmle gerçeği ayırt edemeyen, örneğin filmde seyrettiği kötü adamı gerçekten kötü adam sanıp taşla kovalayan halkımız için çok yararlı.
Fakat onlar da DVD almıyorlar.
Çünkü Türk sinemaya para vermez, televizyonda beleş seyreder. DVD benim gibi eşeklere mahsus bir lüks. Üstelik kitap okumak gibi kötü bir alışkanlığım da var, hem param gidiyor, hem gözlerim bozuluyor.
Siz benim gibi yapmayın. Bunlarla ilgilenmeyin. Bir şey öğrenmeyin.
Sonra da sıkıştığınız konuları tarihçilere bırakırsınız!
Eskiden böyle bir çalışma yapılmazmış. Şimdi artık, özellikle filmin "DVD'sine koymak" amacıyla mutlaka yapılıyor. "Making of" faslı, bir filmin "anatomisi" oldu adeta.
Bunları, piyasaya yeni çıkacak filmleri tanıtmak amacıyla bazı televizyon kanalları da oynatıyor.
Genellikle yarım saat kadar süren bu "yan filmlerde", bir kere mutlaka ana filmin çekimi gösteriliyor, kamera arkası, bir planın motor-stop süreci, kalabalık ekip, araç ve gereçler... ikinci bir ekip de bunun için çalışıyor. Çekim sonrası uygulanan özel efektler, bilgisayar numaraları... Buna mutlaka "kullanılmayan planlar" ve "çekim hataları" da ekleniyor. Bu da pek eğlenceli oluyor doğrusu.
bu "making of" muhabbetinde adet olmuş, seyirci eşek ya, yönetmen de oyuncu da uzun uzadıya "ne yapmak istediğini" anlatıyor.
Buna da genellikle, oyuncunun "filmdeki kostümü üzerinde", iki çekim arası setin bir köşesinde ayaküstü yakalanmış da konuşturulmuş havası veriliyor.
Ortaya müthiş bir "yabancılaştırma efekti" çıkıyor tabii.
Bir şövalyenin sigarasını yakıp cep telefonuyla konuştuğunu, bir on yedinci yüzyıl kontesinin elinde Fanta şişesiyle dolaştığını, bir kralın plastik bardaktan Nescafe içtiğini, bir SS neferiyle bir Kızılordu albayınının kolkola yemek kuyruğuna girdiğini görüp şaşırıyorsunuz...
Örneğin, "The Shining" filminin belgeselinde, kafayı yemiş ve karısına çocuğuna baltayla saldıran Jack Nicholson'un, yönetmen stanley kubrick'in "stop" sesi üzerine birdenbire "normale" dönüp "ben acıktım, yemeğe gelen var mı" demesini hiç unutmam!
Hele, "est-ouest" filminin "yatak sahnesinde", Oleg Menchikov'un koynunda yarı çıplak yatan Sandrine Bonnaire'i "bu karı beni güldürüyor abi" diye yönetmene şikayet etmesi!...
işte bu "making of" faslı aynı zamanda bir tür sinema eğitimidir. Çok yararlıdır.
"Üff, herif karıyı ne biçim götürüyor" dediğiniz en ateşli sevişme sahnesinde, kameranın arkasında otuz çift göz olduğunu görünce oyunculara acırsınız... En iyi açıyı yakalamak için erkeğin beline ip bağlayıp kadının üzerine "milimetrik" sarkıtırlar tavandan... Hadi seviş bakalım...
Bu eğitim, özellikle, filmle gerçeği ayırt edemeyen, örneğin filmde seyrettiği kötü adamı gerçekten kötü adam sanıp taşla kovalayan halkımız için çok yararlı.
Fakat onlar da DVD almıyorlar.
Çünkü Türk sinemaya para vermez, televizyonda beleş seyreder. DVD benim gibi eşeklere mahsus bir lüks. Üstelik kitap okumak gibi kötü bir alışkanlığım da var, hem param gidiyor, hem gözlerim bozuluyor.
Siz benim gibi yapmayın. Bunlarla ilgilenmeyin. Bir şey öğrenmeyin.
Sonra da sıkıştığınız konuları tarihçilere bırakırsınız!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar