bugün

1957 yapımı kurosawa'nın macbeth uyarlaması.
ortaçağ japonya'sında geçen bir siyasi iktidar hikayesi. önemli bir feodal beye bağlı olan taketori washizu, kendi gibi komutan bir arkadaşıyla ormanda giderken insan olmayan ancak insan görüntüsündeki metafizik bir varlıkla karşılaşır. bu canlı onlara gelecekleriyle ilgili bir takım kehanetlerde bulunur. kehanetlerin yerini bulmaya başlamasıyla washizu, giderek kendini eşinin ve her insanın içinde var olan iktidar hırsının pençesinde bulunur..

bir feodal beyin önemli bir komutanıyken onun yerini almaya çalışarak kendi hayatını karartan washizu, büyük efendi'liğe giden yolda tamamen eşinin kontrolüne giriyor. aslında onun iktidar hissi için bağlı olduğu beyi öldürüyor, onun arzusu yolunda kendi hayatını heba ediyor. filmin sonunda eşi ellerini yıkamaya çalışarak kendini temizlemeye çalışırken, washizu için artık her şey çok geç.. ilginç olan nokta, kurosawa'nın diğer filmi randa'da ortalığı fesata bir kadın veriyordu. kurosawa'nın buradan ataerkil bir perspektife sahip olduğunu görebiliriz:erkek tamamen erdemli, onurlu ve düzgün bir yaşantıyı temsil ediyor, kadınsa onu baştan çıkaran, ahlaksız ve hırslı yollara sevk eden bir fesat yuvası konumunda. erkek ve kadın cinsiyetlerine bu şekilde bir kavram atfı, kadını ikincilleştiren ve olumsuzlaştıran bir bakış açısı.

kurosawa'nın kurcalamayı sevdiği siyasal iktidar konusu üzerinde, vermiş olduğu bir örnek daha.. bunu daha önce thomas hobbesda görmüştük; iktidar ve mülkiyet ihtirasının her insanın içinde var olan bir duygu olduğunu söylüyordu. kurosawa bunu bize japonya coğrafyasında ve japonya tarihinde anlatıyor. filmin sonunda washizu'nun sağına soluna yağan oklar onu başka insanları yönetme konusunda ihtirası olan her insanın sonuna taşıyor: güzel olmayan ve keskin bir ölüme.
© copyright 2005 - 2026