bugün
- iltica27
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek33
- game of thrones taki kerhaneci13
- abd israil vs türkiye farkı13
- israilde neden kayyumlar yok7
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı70
- istanbul mahvoldu19
- cehape belediyeciliği10
- mumya geri dönüyor3
- 40 yıllık fenerbahçelinin acı isyanı3
- nerdesin5
- başkanı hapise atıp belediye çalışmıyor demek10
- selahaddin eyyubi nin etnik kökeni4
- iltica adlı yazarın iltica etmesi3
- ülke de felaketsiz kaos olmadan bir gün geçmemesi4
- amim parçalandı diyen kız8
- yazarlarda erotizm çağrıştıran yiyecekler3
- sigara9
- erdoğan ne istersem yapacaktır4
- sevişirken beni tokatla diyen hatun10
- istanbul sel felaketinin sözlükte yer almaması10
- cimri insanların ortak özellikleri7
- kürtçülerin doğu türkistanlılardan tırsması2
- ayrıldık36
- sözlük profiline vesikalık fotoğraf koymak8
- ulaştırma ve altyapı bakanlığı'nın işi nedir10
- sayılı günlerin gerçekten çok çabuk geçmesi2
- saraca'yı füzeyle uzaya göndermek6
- fenerbahçe11
- fenerbahçeli yazarlar19
- bol bol su içiyoruz5
- lig on altıncısından altı yemek5
- dinden nefret etme nedenleri9
- üzülmeyin seneye tekrar gidersiniz15
- mel mel bakan 6ibson12
- arkadaşlar çok sıkıcısınız9
- hayatı kolaylaştıran joker kelimeler10
- kalbi kırılmış bir adamın gidebileceği yer7
- queen ravenna hanım2
- ilham aliyev vs recep tayyip erdoğan3
- türkiye vs abd israil de müslüman olmak2
- devrimci sert vurur yumuşak karşılar2
- 9 eylül 2009 istanbul sel felaketi3
- istanbul16
- ismail kartal'dan mağlubiyet açıklaması5
- israil'in yönettiği araziler neden değerli2
- cuhape bu ülkeye ne kattı9
- bodo glimt3
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı86
- önce fenere sonra fenere koyana koymak6
Hrant Dink'in manşetinde "Ermeniye bak" diyen Yeniçağ gazetesinde cevaben yazdığı yazıdaki ermenidir. yazının tamamı ise şöyledir.
kertenkeler abdullah
Yeniçağ gazetesi "Hoş gidişler ola..." başlıklı Cuma günkü yazımı manşetine taşıyarak "Ermeniye bak" başlığıyla Atatürk'e dil uzattığımı iddia etmiş, kendi algılamasından hareketle de durumdan vazife çıkartıp ırkçı saldırılarına bir yenisini daha eklemiş.
Gerçi bu çevrelerin gözüne batmak için illa birşeyler yazıyor olmanız da gerekmiyor. Eğer Ermeniyseniz ve bu kimliğinizle varlığınızı ortaya koymaya çalışıyorsanız bu bile onlar açısından başlıbaşına isyan edilesi bir sebep olmaya yeterli.
Alışmışlar bir kez ses çıkarmayan Ermeni'ye; şimdi Hrant gibi kendi kimliğinin onuruyla hareket edenler fena geliyor gözlerine.
Her neyse... Olan biten her anımsadığımda buruk bir acı hissettiğim yaşanmış öyküyü bir kez daha anımsattı.
Paylaşmak isterim.
Yıl 1918, Süphan Dağı'nın eteklerinde bir köy.
Zor kaçmıştı olan bitenden. Dar sığınmıştı Peltekler'den ismail'in köyüne.
Herkeslerin herkeslerden kaçtığı, herkeslerin birbirinin çaresizliğine sarıldığı yıllardı.
Karışmıştı köylünün arasına yaşayıp gidiyordu işte....
Zararsızdı da Allah için.
Ağılın bir köşesinde yuvalandığı karanlık sığınak, örme duvardaki iki taş arasındaki ince yarık kadardı sanki.
Hani kertenkeleler olur ya o aralıkların ağzında... Hani bir ses duyarlar da birden dalarlar yarığa.
Tam öyle işte.
Gizlenerekten yaşar giderdi.
Arada bir günyüzüne çıkar, yüreği insaf tutanların yanına varır, harmanın ucundan tutar, dökebildiği kadar ter döker, iki dilim ekmek yer, sığınağına geri dönerdi.
Toprağın kan kustuğu zamandı, her bir gayret ıccığ daha yaşamak içindi.
Köylünün yanında yeni adı Abdullah'tı... "Allah'ın gönderdiği".
Allah'ın unuttuğu bir delikte yaşayıp gidiyordu işte.
Ta ki Pelteklerden ismail'in sondan üçüncü oğlu Memo duvar dibinde Abdullah'ı işerken görene kadar.
ismail, eğilmiş, ferfecir gözlerini dipten Abdullah'ın "it ölüsü" çüküne dikmiş, hınzır hınzır kıkırdıyordu.
Zıplamasıylan bağıra bağıra koşması bir oldu ismail'in.
"Koşun laaan" diye bağırıyordu ismail... "Koşun laaan koşun, Abdullah'a bakın, vallah görmişem onunki kabuklu, onunki kabuklu."
Derler ki Abdullah'ın duvarın dibinden ağıldaki sığınağına kaçışı tıpkı bir kertenkelenin kaçışı gibiydi...
Az sonra ağıla taşlar yağmaya başladı. Çoluğu çocuğu, genci yaşlısı toplanmış ağılı taşlıyorlar, "Çık ulan gâvur, kim olduğunu anladık, çık dışarı" diye bağırıyorlardı.
Bir süre sonra bağırışlar yakınlaştı, ayak seslerine dönüştü.
Ağılın kapısı açıldı.
ilk giren her daim Abdullah'ı korumuş olan Pelteklerin ismail oldu, ardından da öbürleri.
ismail ardındakileri durdurdu, bir adım öne atıldı.
"Nerdesin lo Abdullah gel ki seni kurtaram, uzat elini".
ismail'in eli Abdullah'ın uzattığı ele değdi değmesine ama birden irkilerek geri çekti.
Uzattığı kanlı bir deri parçasıydı.
ismail ardındakilere döndü.
"Hadin lan, bırakın garibi, çıkıyoruz."
Rahat kodular ondan kelli sünnetli Abdullah'ı... Dokunmadılar bir daha.
Çocukluğunda kertenkele avlayanlarınız bilir. Uzanıp tuttuğunuzda sadece kuyruğu kalır elinizde.
Yıl 2004, Yeniçağ "Ermeniye bak" diye manşet atmış.
Birileri yine kertenkele avına çıkmış besbelli.
Ve ben şimdi - yanlış değerlendirilmesin ürktüğümden ya da sindiğimden değil elbet- kendimi "Kertenkele Abdullah" gibi hissediyorum, iyi mi?
Mazur görün, sürüngenlik işte!
kertenkeler abdullah
Yeniçağ gazetesi "Hoş gidişler ola..." başlıklı Cuma günkü yazımı manşetine taşıyarak "Ermeniye bak" başlığıyla Atatürk'e dil uzattığımı iddia etmiş, kendi algılamasından hareketle de durumdan vazife çıkartıp ırkçı saldırılarına bir yenisini daha eklemiş.
Gerçi bu çevrelerin gözüne batmak için illa birşeyler yazıyor olmanız da gerekmiyor. Eğer Ermeniyseniz ve bu kimliğinizle varlığınızı ortaya koymaya çalışıyorsanız bu bile onlar açısından başlıbaşına isyan edilesi bir sebep olmaya yeterli.
Alışmışlar bir kez ses çıkarmayan Ermeni'ye; şimdi Hrant gibi kendi kimliğinin onuruyla hareket edenler fena geliyor gözlerine.
Her neyse... Olan biten her anımsadığımda buruk bir acı hissettiğim yaşanmış öyküyü bir kez daha anımsattı.
Paylaşmak isterim.
Yıl 1918, Süphan Dağı'nın eteklerinde bir köy.
Zor kaçmıştı olan bitenden. Dar sığınmıştı Peltekler'den ismail'in köyüne.
Herkeslerin herkeslerden kaçtığı, herkeslerin birbirinin çaresizliğine sarıldığı yıllardı.
Karışmıştı köylünün arasına yaşayıp gidiyordu işte....
Zararsızdı da Allah için.
Ağılın bir köşesinde yuvalandığı karanlık sığınak, örme duvardaki iki taş arasındaki ince yarık kadardı sanki.
Hani kertenkeleler olur ya o aralıkların ağzında... Hani bir ses duyarlar da birden dalarlar yarığa.
Tam öyle işte.
Gizlenerekten yaşar giderdi.
Arada bir günyüzüne çıkar, yüreği insaf tutanların yanına varır, harmanın ucundan tutar, dökebildiği kadar ter döker, iki dilim ekmek yer, sığınağına geri dönerdi.
Toprağın kan kustuğu zamandı, her bir gayret ıccığ daha yaşamak içindi.
Köylünün yanında yeni adı Abdullah'tı... "Allah'ın gönderdiği".
Allah'ın unuttuğu bir delikte yaşayıp gidiyordu işte.
Ta ki Pelteklerden ismail'in sondan üçüncü oğlu Memo duvar dibinde Abdullah'ı işerken görene kadar.
ismail, eğilmiş, ferfecir gözlerini dipten Abdullah'ın "it ölüsü" çüküne dikmiş, hınzır hınzır kıkırdıyordu.
Zıplamasıylan bağıra bağıra koşması bir oldu ismail'in.
"Koşun laaan" diye bağırıyordu ismail... "Koşun laaan koşun, Abdullah'a bakın, vallah görmişem onunki kabuklu, onunki kabuklu."
Derler ki Abdullah'ın duvarın dibinden ağıldaki sığınağına kaçışı tıpkı bir kertenkelenin kaçışı gibiydi...
Az sonra ağıla taşlar yağmaya başladı. Çoluğu çocuğu, genci yaşlısı toplanmış ağılı taşlıyorlar, "Çık ulan gâvur, kim olduğunu anladık, çık dışarı" diye bağırıyorlardı.
Bir süre sonra bağırışlar yakınlaştı, ayak seslerine dönüştü.
Ağılın kapısı açıldı.
ilk giren her daim Abdullah'ı korumuş olan Pelteklerin ismail oldu, ardından da öbürleri.
ismail ardındakileri durdurdu, bir adım öne atıldı.
"Nerdesin lo Abdullah gel ki seni kurtaram, uzat elini".
ismail'in eli Abdullah'ın uzattığı ele değdi değmesine ama birden irkilerek geri çekti.
Uzattığı kanlı bir deri parçasıydı.
ismail ardındakilere döndü.
"Hadin lan, bırakın garibi, çıkıyoruz."
Rahat kodular ondan kelli sünnetli Abdullah'ı... Dokunmadılar bir daha.
Çocukluğunda kertenkele avlayanlarınız bilir. Uzanıp tuttuğunuzda sadece kuyruğu kalır elinizde.
Yıl 2004, Yeniçağ "Ermeniye bak" diye manşet atmış.
Birileri yine kertenkele avına çıkmış besbelli.
Ve ben şimdi - yanlış değerlendirilmesin ürktüğümden ya da sindiğimden değil elbet- kendimi "Kertenkele Abdullah" gibi hissediyorum, iyi mi?
Mazur görün, sürüngenlik işte!
sünnetsiz olduğu için müslüman köy halkı tarafından lince uğrayan bir garip insan.osmanlı'nın sürgün kararından kurtulmak için ismini abdullah olarak değiştirmiştir.
Gündemdeki Haberler