bugün
- azrail gelse ona ne derdiniz10
- türbede dua etmenin şirk olması5
- g i l d e d l i l y10
- ümmetçilerin apo sevgisi6
- sözlük kızı ile kavga etmek13
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı10
- hasta bir yakınına yemek götürmek2
- evde fare görmek4
- hangi üye hangisiydi hepsi karıştı6
- bana onu sormayin6
- askeri imam hatip lisesi2
- benkimki5
- sevdiğine şiir yazabilen kaslı ve yakışıklı erkek3
- ebeveynlerin evdeki oyun konsoluna çökmesi2
- yurt dışı çıkış harcı2
- turhan çömez3
- satürnün halkasına imam hatip açmak2
- ölülere kuran okumak2
- gece sokakta boynunda iple gezen şeyh görmek2
- hızır aleyhisselam ile görüşülebilir mi2
- hiçbir servet zamanı satın alamaz20
- caminin içinde mezar olması2
- sözlüğün dili olsa da konuşsa2
- silinen hesap 0145677
- prezervatif içimde kaldı2
- böbrek taşından tespih yaptırmak2
- ayran fetişisti3
- özgür özel14
- arkadaşlar nick altılarda kavga etmeyiniz2
- muslettin amca2
- nakşibendi tarikatının halidi kolundanım2
- köfteci yusuf3
- kemal kılıçdaroğlu2
- duygusal yerine fiziksel ilişki tercih etmek2
- yengeç burcu erkeklerinin yengeç gibi olması2
- sakal erkeğin peçesidir2
- arkadaşlar zall gitti3
- insan sevmemek7
- aç karnına kahve içmek6
- altındaki 45 tl zararımı kim ödeyecek sorunsalı7
- 12 ağustos 20263
- arabada sigara içilir mi6
- futbol25
- gammazlık3
- gratisin içini merak etmek10
- yunus bülbül2
- uludağ sözlük te kaç hesabınız var4
- kaçan kovalanır mı sizce4
- kavganız bittiyse artık bilgi içeriği girelim3
- diamond bey dönsün kampanyası2
yarın okumaya başlayacağım elime ulaşma macerası enteresan olan kitap.
geçen hafta bir gündü net hatırlamıyorum hangi gün olduğunu. d&r 'da kitap bölmelerinin arasında dolaşıyordum. tam olarak aradığım spesifik bir şey yoktu. çok severim hiç okumayacağımı düşündüğüm kitaplara bile bakmayı. neyse gezerken bir eleman yanaştı yanıma: "şapkanız çok güzelmiş" dedi. teşekkür ettim. çok severim güzel olana güzel diyen insanları. ben de şahsen bir restoranta yemeğe gittiğimde eğer sahiden beğendiysem ellerinize sağlık çok güzel olmuş derim, ya da okuldaki öğrenci işlerindeki çalışanlar işlerini güzel yaptıklarında iltifat ederim. bu tarz şeylerin bir şekilde insanların iyi duygularını körüklediğini düşünüyorum çünkü. kitapların arasında dolaşmaya devam ederken aynı eleman gelip bu kitabı tutuşturdu elime. "okumadıysanız okuyun, sizi görünce aklıma bu kitap geldi" dedi. yine teşekkür edip kitabı evirip çevirmeye başladım. içinden birkaç cümle okuyunca da almaya karar verdim.
çok severim böyle mistik olayları ben.
umuyorum kitabın da hakkını verebilirim.
geçen hafta bir gündü net hatırlamıyorum hangi gün olduğunu. d&r 'da kitap bölmelerinin arasında dolaşıyordum. tam olarak aradığım spesifik bir şey yoktu. çok severim hiç okumayacağımı düşündüğüm kitaplara bile bakmayı. neyse gezerken bir eleman yanaştı yanıma: "şapkanız çok güzelmiş" dedi. teşekkür ettim. çok severim güzel olana güzel diyen insanları. ben de şahsen bir restoranta yemeğe gittiğimde eğer sahiden beğendiysem ellerinize sağlık çok güzel olmuş derim, ya da okuldaki öğrenci işlerindeki çalışanlar işlerini güzel yaptıklarında iltifat ederim. bu tarz şeylerin bir şekilde insanların iyi duygularını körüklediğini düşünüyorum çünkü. kitapların arasında dolaşmaya devam ederken aynı eleman gelip bu kitabı tutuşturdu elime. "okumadıysanız okuyun, sizi görünce aklıma bu kitap geldi" dedi. yine teşekkür edip kitabı evirip çevirmeye başladım. içinden birkaç cümle okuyunca da almaya karar verdim.
çok severim böyle mistik olayları ben.
umuyorum kitabın da hakkını verebilirim.
En sevdiğim Richard Brautigan kitabı.
karpuz şekerinde / benim adım
sanırım kim olduğumu merak ediyorsun ama ben sürekli bir adı olmayanlardanım. adım sana bağlı. aklından geçtiği gibi seslen bana.
eğer uzun zaman önce olmuş bir şeyi düşünüyorsan, diyelim biri sana bir şey sormuştu ve sen de cevabını bilmiyordun.
işte benim adım o.
belki çok sıkı bir yağmur vardı.
işte benim adım o.
ya da biri senden bir şey yapmanı istemişti. sen de yapmıştın. sonra dediler ki yaptığın şey yanlış -“hatam için üzgünüm” dedin- ve başka bir şey yapmak zorunda kaldın.
işte benim adım o.
belki çocukken oynadığın bir oyundu ya da yaşlanıp da camın kenarında otururken, aklına öylesine gelen bir şey.
işte benim adım o.
ya da bir yerlerde yürüdün. her yerde çiçekler vardı.
işte benim adım o.
belki bir nehre bakakaldın. yanında seni seven birileri vardı. neredeyse dokunacaklardı sana. daha onlar dokunmadan hissetmiştin bunu. sonra dokundular.
işte benim adım o.
ya da birilerinin sana çok uzaklardan seslendiğini duydun. sesleri neredeyse bir yankıydı.
işte benim adım o.
belki uzanmıştın yatakta,uykuya dalacaktın neredeyse ve birden bir şeylere gülmeye başladın,kendinle ilgili bir şakaya,günü bitirmek için güzel bir yol.
işte benim adım o.
ya da lezzetli bir şeyler yiyordun ve bir an ne yediğini unuttun ama devam ettin yemeye,iyi
bir şey olduğunu bilerek.
işte benim adım o.
belki gece yarısıydı ve ateş,ocağın içinde bir çan gibi çaldı.
işte benim adım o.
ya da belki o kadın o lafı edince sana,kendini kötü hissettin. başka birilerini de anlatabilirdi: onun sorunlarını daha iyi bilen birine.
işte benim adım o.
belki de alabalıklar yüzüyordu su birikintisinde ama nehir sadece sekiz santim endeydi ve ay benölüm’ün üzerinde parıldıyordu ve karpuz tarlaları alabildiğince ışıldıyordu,karanlık ve ay her bitkiden doğuyor gibiydi.
işte benim adım o.
ve keşke margaret beni rahat bıraksa.
karpuz şekerinde / benim adım
sanırım kim olduğumu merak ediyorsun ama ben sürekli bir adı olmayanlardanım. adım sana bağlı. aklından geçtiği gibi seslen bana.
eğer uzun zaman önce olmuş bir şeyi düşünüyorsan, diyelim biri sana bir şey sormuştu ve sen de cevabını bilmiyordun.
işte benim adım o.
belki çok sıkı bir yağmur vardı.
işte benim adım o.
ya da biri senden bir şey yapmanı istemişti. sen de yapmıştın. sonra dediler ki yaptığın şey yanlış -“hatam için üzgünüm” dedin- ve başka bir şey yapmak zorunda kaldın.
işte benim adım o.
belki çocukken oynadığın bir oyundu ya da yaşlanıp da camın kenarında otururken, aklına öylesine gelen bir şey.
işte benim adım o.
ya da bir yerlerde yürüdün. her yerde çiçekler vardı.
işte benim adım o.
belki bir nehre bakakaldın. yanında seni seven birileri vardı. neredeyse dokunacaklardı sana. daha onlar dokunmadan hissetmiştin bunu. sonra dokundular.
işte benim adım o.
ya da birilerinin sana çok uzaklardan seslendiğini duydun. sesleri neredeyse bir yankıydı.
işte benim adım o.
belki uzanmıştın yatakta,uykuya dalacaktın neredeyse ve birden bir şeylere gülmeye başladın,kendinle ilgili bir şakaya,günü bitirmek için güzel bir yol.
işte benim adım o.
ya da lezzetli bir şeyler yiyordun ve bir an ne yediğini unuttun ama devam ettin yemeye,iyi
bir şey olduğunu bilerek.
işte benim adım o.
belki gece yarısıydı ve ateş,ocağın içinde bir çan gibi çaldı.
işte benim adım o.
ya da belki o kadın o lafı edince sana,kendini kötü hissettin. başka birilerini de anlatabilirdi: onun sorunlarını daha iyi bilen birine.
işte benim adım o.
belki de alabalıklar yüzüyordu su birikintisinde ama nehir sadece sekiz santim endeydi ve ay benölüm’ün üzerinde parıldıyordu ve karpuz tarlaları alabildiğince ışıldıyordu,karanlık ve ay her bitkiden doğuyor gibiydi.
işte benim adım o.
ve keşke margaret beni rahat bıraksa.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar