bugün
- uludağ sözlükteki ayak fetişizmi14
- cips yedikten sonra parmakları tişörte silmek5
- ben geldim naneler30
- sevilen kızın 1 haftadır giydiği naylon çorap4
- 29 yaşında olmak3
- sinir bozucu şeyler6
- sözlük için ne yapabiliriz10
- nickaltı hoşgeldini olmayan yazarlar4
- ilk adımı karşıdan bekleyen erkek14
- sigarayı neden seviyoruz5
- güzel zannedilen kadınların sıradan olmaları12
- bir insana çirkin demek6
- yurdum muhalifinin sürekli kandırılması3
- pasif içicilik3
- geceye bir şarkı bırak8
- fetiş nedir kime denir4
- sıcak ekmeğin arasına margarin sürmek3
- bizi kandırıyor olabilirler mi4
- biri size sokakta yan baksa ne yaparsınız6
- clydeless bonnie8
- zengin kızların güzel olması4
- yapay zeka şirketlerinin kitapları imha etmesi3
- meme fetişizmi3
- kahvaltıda kola içmek3
- testere adamın dibidir3
- kendin hakkında bir gerçek bırak7
- kemal kılıçdaroğlu konuşuyor2
- nicki kısa olanın penisi küçük olur22
- pilavlı sohbet vs rakı balık6
- ibrahim karagül'ün erdoğan'a fetöcü iması yapması3
- kuranda namaz yok8
- türkiye nin en güvenilir insanı11
- yahudi mercedesi2
- astrolojiye inanan flörtten anında soğumak4
- bilim kurgu romanı tavsiyesi3
- alt metin okumak2
- alkollüyken düşünülen şeyler2
- sözlüğün hemfikir olduğu tek konu6
- babanın sarhoş olması5
- ejderhalar yıkanır mı sorunsalı5
- ayakkabının içine giren minicik taş2
- alkolü neden seviyoruz2
- her ay aynı eskorta gitmek tek eşlilik midir7
- memur emeklisinin isyanı3
- the shining te jack neden deliriyor sorunsalı2
- haluk levent'i karalama kampanyası17
- kışın dondurma yiyen tip2
- true nickli yazara özelden küfredilmesi olayı20
- haluk levent'e para emanet etmek23
- şaka maka tek umudun yine bahçeli olması19
ah be ipek be..
az evvel haberim oldu senin kaybından. tanımıyorum seni, hiç görmedim. adını bile ölümünle öğrendim. de ipek; neden? bak boğazım düğümleniyor. yutkunamıyorum. demir bir leblebi gibi kaldın boğazımda.
neden?
bizim büyük çaresizliğimiz nedir ki intihara sürüklüyor? bir insan nasıl alabilir kendi canını? o boğaz köprüsünün korkuluklarına geldiğinde, hiç mi korkmadın ölmekten? düşerken o birkaç saniyede aklından neler geçti? kimleri düşündün? suya çarpınca neler hissettin? hemen mi verdin canını, direndin mi?
of be ipek..
niye gittin? hani en hayırlısı sıralı ölümdü? bak ne güzel evlilik hazırlığı da yapıyormuşsun. iş yerinde üç beş problem çıktı diye yapılır mı? kıyılır mı cana?
dün ne oldu biliyor musun ipek? paylaşayım seninle. belki okuyorsundur.
uzun bir müddet ben de çekip gitmeyi düşündüm bu hayatı siktir edip. ne yaşayacağım lan dedim. hiç arkadaşım yok, dostum yok. başıma bir şey geliyor; paylaşacak insan yok.
her neyse, dün, yatağa giderken biraz başım döndü. sendeledim. ve bayılacak gibi oldum. masaya tutunmaya çalışırken de yere düştüm. sert bir şekilde kafamı sehpaya çarptım.
çok acıdı be ipek.
oradan kalkamadım 5-6 dakika. mal gibiydim. sahne hayal et; bir adam, yerde 2.80 uzanıyor, etraf bok içinde, pizzası yarım kalmış. televizyon açık, boş bira şişeleri orda burda; bir adam yerde uzanıyor.
uzanıyorum yerde. aklımda tek şey var; ''ya ölürsem?''
evet ipek.
orada ölsem inanır mısın beni belki günlerce bulan olmaz. muhtemelen kokudan komşular rahatsız olup içeri girerler. o derece yalnızım. hani ıssız adaya düşsem, o kadar idmanlıyım ki rahat rahat yaşarım. hiç yabancılık çekmem. yanıma üç eşya bile almam. o derece.
ve işte ipek, ölümden çok korktum o anda. kafamı sehpaya çarpıp yere indirene kadar, yani saniyenin bilmem kaçta birinde; aklımdan neler geçti neler... annem, babam, kardeşim, büyüklerim, akrabalarım, kuzenlerim; ailem kısacası. arkadaşlarım, kırgınlıklarım, pişmanlıklarım..
çok korktum ipek çok.
ölmekten çok korktum ben. ve sen; neden? nasıl? nasıl kıydın gerçekten? yanlışlıkla elimi kesince bile dayanamıyorken acısına ben, ölümü düşlüyordum. sen, nasıl bir acı yaşadın da ölüme göğüs gerdin?
sabah sabah beni o kadar üzdün ki ipek. ah be ipek...
ruhun şad olsun,
umarım orada bir yerlerde şu anda huzurlusundur.
(bkz: yavaş yavaş delirdim kimse bunu fark etmedi)
az evvel haberim oldu senin kaybından. tanımıyorum seni, hiç görmedim. adını bile ölümünle öğrendim. de ipek; neden? bak boğazım düğümleniyor. yutkunamıyorum. demir bir leblebi gibi kaldın boğazımda.
neden?
bizim büyük çaresizliğimiz nedir ki intihara sürüklüyor? bir insan nasıl alabilir kendi canını? o boğaz köprüsünün korkuluklarına geldiğinde, hiç mi korkmadın ölmekten? düşerken o birkaç saniyede aklından neler geçti? kimleri düşündün? suya çarpınca neler hissettin? hemen mi verdin canını, direndin mi?
of be ipek..
niye gittin? hani en hayırlısı sıralı ölümdü? bak ne güzel evlilik hazırlığı da yapıyormuşsun. iş yerinde üç beş problem çıktı diye yapılır mı? kıyılır mı cana?
dün ne oldu biliyor musun ipek? paylaşayım seninle. belki okuyorsundur.
uzun bir müddet ben de çekip gitmeyi düşündüm bu hayatı siktir edip. ne yaşayacağım lan dedim. hiç arkadaşım yok, dostum yok. başıma bir şey geliyor; paylaşacak insan yok.
her neyse, dün, yatağa giderken biraz başım döndü. sendeledim. ve bayılacak gibi oldum. masaya tutunmaya çalışırken de yere düştüm. sert bir şekilde kafamı sehpaya çarptım.
çok acıdı be ipek.
oradan kalkamadım 5-6 dakika. mal gibiydim. sahne hayal et; bir adam, yerde 2.80 uzanıyor, etraf bok içinde, pizzası yarım kalmış. televizyon açık, boş bira şişeleri orda burda; bir adam yerde uzanıyor.
uzanıyorum yerde. aklımda tek şey var; ''ya ölürsem?''
evet ipek.
orada ölsem inanır mısın beni belki günlerce bulan olmaz. muhtemelen kokudan komşular rahatsız olup içeri girerler. o derece yalnızım. hani ıssız adaya düşsem, o kadar idmanlıyım ki rahat rahat yaşarım. hiç yabancılık çekmem. yanıma üç eşya bile almam. o derece.
ve işte ipek, ölümden çok korktum o anda. kafamı sehpaya çarpıp yere indirene kadar, yani saniyenin bilmem kaçta birinde; aklımdan neler geçti neler... annem, babam, kardeşim, büyüklerim, akrabalarım, kuzenlerim; ailem kısacası. arkadaşlarım, kırgınlıklarım, pişmanlıklarım..
çok korktum ipek çok.
ölmekten çok korktum ben. ve sen; neden? nasıl? nasıl kıydın gerçekten? yanlışlıkla elimi kesince bile dayanamıyorken acısına ben, ölümü düşlüyordum. sen, nasıl bir acı yaşadın da ölüme göğüs gerdin?
sabah sabah beni o kadar üzdün ki ipek. ah be ipek...
ruhun şad olsun,
umarım orada bir yerlerde şu anda huzurlusundur.
(bkz: yavaş yavaş delirdim kimse bunu fark etmedi)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar