bugün
- erkekler neden evlenmekten kaçıyor11
- hastanedeyim ful kadınlar hasta9
- ziya gökalp3
- hangi sözlük yazarının tipini merak ediyorsunuz21
- araba kovalamayan köpek6
- türklerin medeniyet kuramama nedeni14
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle21
- sözlükteki en güzel kadın yazar olmak5
- filmlerdeki sorgu sahneleri6
- filistin in ermeni soykırımını tanıması28
- sosyoloji okunur mu sorunsalı7
- evde makarna yapmanın maliyeti7
- can sıkıntısı3
- türk dizi ve filmlerindeki klişeler5
- turnike de 7 numaralı topu tutan kız2
- turnike de 5 numaralı topu tutan kız2
- turnike de 4 numaralı topu tutan kız2
- turnike de 2 numaralı topu tutan kız2
- eski nickimi özlüyor olmam7
- bik bik'in mutfağına konuk olmak14
- turnike de 3 numaralı topu tutan kız2
- sözlüğün aptal kaynaması14
- cumhuriyetin intikamı8
- şeyhperestlerin ibne olması3
- arkadaşlar bakar mısınız6
- anın görüntüsü22
- başlığı açıklamak yerine açanı cevaplamak3
- sabahın köründe siyaseti düşünen insan7
- 2026 dünya kupası36
- durup dururken kapıya tırmanan erkek çocuk4
- sözlüğün kalitesinin artık düşmemesi5
- her evde bulunan efes pilsen bardağı10
- israil'in 1915 olaylarını soykırım tanıması8
- velvet45
- ssilvermist'in kızıl kızlardan daha güzel olması5
- tai lung5
- erecto bay beylerin birader beyler olmaları3
- bana mesaj atmayın2
- ustalara kek yapmak5
- patrick jane2
- günlerce konuşulacak bir başlık açmak4
- türkiye13
- pandela9
- x te akış yenileme sorunu2
- yaşadığın şehrin turistik yerlerini gezmek5
- galatasaray'ın 5 fenerbahçe'nin 3 yıldızı olması4
- 28 haziran 2026 güney afrika kanada maçı13
- sözlük kızlarını koruma ve yaşatma derneği5
- kolonya şişesi görünce içme isteği gelmesi6
- artemis5
yaşanmış bir olayı anlattığından dikkat çeken film. tabii ki oyunculuk da çok güzel. sonunda verilmek isteniken mesaj da. müzikler zaten güzeldi. ekrana kitlenmedim izlerken. gözümden yaş da gelmedi,sıkıldım izlerken. zaten ne olacağını başında kestiriyorsun. konu belli, sonuçta belli. çok mu iyi hayır, çok mu kötü hayır.
müzikleri,yönetmenliği falan şahane olan film. ama tutup bunu izledikten sonra abi ben de bırakıcam herşeyi, gidecem buralardan moduna girerseniz ya henüz lise sıralarındasınızdır ya da mal.
esrik, okşayıcı, kısa, tüy kadar hafif bir aşkı da içinde barındıran film.
soundtrack'inden hikayesine ve oyunculuklara kadar her şeyin çok başarılı olduğu sean penn filmi. emile hirsch filmin başlarında parlak bir çocuk gibi görünürken sonra tam bir maceracı tipiyle büyük iş başarmıştır. filmde özellille müthiş müzikler sayesinde pek çok sahnede gaza geliyorsunuz. ama sean penn sürekli inceden bu macera tutkusunun dışarıdan gözüktüğü gibi olmadığını bize gösteyor.
--spoiler--
trende polisten dayak yemesi, avladığı hayvanın sinekler tarafından telef edilmesi ve tek başına ölmesi aslında sistemin bu şekilde yıkılmayacağını hatırlatıp daha önce verilen tüm gazı alıyor. en etkilendiğim sahnelerden biri ise chris'in babasının sokağa çıkıp aptal aptal etrafa bakınmasıydı :(
--spoiler--
--spoiler--
trende polisten dayak yemesi, avladığı hayvanın sinekler tarafından telef edilmesi ve tek başına ölmesi aslında sistemin bu şekilde yıkılmayacağını hatırlatıp daha önce verilen tüm gazı alıyor. en etkilendiğim sahnelerden biri ise chris'in babasının sokağa çıkıp aptal aptal etrafa bakınmasıydı :(
--spoiler--
gereksiz şişirilmiş bir filmdir.
oldukça bayağıdır.
nedense, şehir hayatından bunaldığını iddia eden ergenlerin favori filmidir. fakat aynı ergenlerimiz filmdeki cesur tavırları asla ortaya koyamayarak cep telefonu kovalarlar.
oldukça bayağıdır.
nedense, şehir hayatından bunaldığını iddia eden ergenlerin favori filmidir. fakat aynı ergenlerimiz filmdeki cesur tavırları asla ortaya koyamayarak cep telefonu kovalarlar.
eddie vedder abimizin şarkılarını yaptığı film. özellikle society, long nights derinden etkileyici parçalardır.
filmi izler izlemez sözlüğe bunu unutmadan yazmam lazım hede hedee salya akıtıp koşan yazarlar var aramızda.
toplumun ne kadar çılgın olduğunu görüp daha fazla katlanamayan, aile baskılarına dayanamayıp insanlardan uzaklaşan, yaşanmış bir hikayedir, özenilen bir yaşamdır into the wild. herkes ister, ama kimse cesaret edemez. bunu herhangi bir kalıba bağlamak yanlıştır.
Senn penn in yonetmenligini yaptigi duygusal yuklemesi fazla olan biyografik bir film izlenilmesi gerekir.
insanları sevmiyorum diyemem,ancak doğayı daha çok seviyorum
film boyunca harika görsellik sunan, eddie wedder'in muhteşem şarkılarıyla eşlik eden, emile hirsch'in başarılı oyunculuğuyla vay be dedittiren, gerçek bir yaşam öyküsünü anlatan filmdir.
hiç bitmesin dediğim filmlerden biridir. sen hiç ölme alex ben hep izleyeyim, sen gez dolaş ben asla yapamayacağım şeyleri bir başkası yaparken izlemiş olayım bari. gerçekten dokundu bu film. gerçek hayattan alındığını da izlemeden önce bilmiyordum. o da ayrı bir dokundu. tekrar tekrar izlemeyi sevmem filmleri ama bunu izleyeceğime eminim.
aşırı doz beklentiden olsa gerek filmi biraz sıradan buldum. Belki beklentim düsük olsaydı normal karsılayabılırdım .
film kitapla kıyaslanınca eddie amcamızın namelerinin çok büyük bir artı olduğu söylenebilir. ha kitabı okurken şarkılar/müzikler arkada çalsın aynı havayı yakalar mısın? tabi ki hayır. kitap biraz tarihi roman gibi.
modern yaşamdan ve onun gerektirdiklerinden sıkılmış özgürlüğü doğada bulacağına inanan bir gencin doğayla mücadelesini anlatan film.
451 defa izleyip sıkılmadığım film.
yine yeniden. bıktırmıyo arkadaş bu film
günlük hayatımızda "olmazsa olmaz" görünen şeylerin aslında sadece kafamızda olduğunu gösteren film. ve hepsi birer yanılgıdan ibaret.
teknolojisiz yaşayamam, benim sorumluluklarım var, 1 aya kadar projeyi yetiştirmem lazım vs vs. doğanın içine girdiğimizde yapmamız gereken tek şey hayatta kalmak. aslında insan doğası sadece buna programlı. fakat kendi yarattığımız şeylerle kendimizi kısıtlıyoruz.
teknolojisiz yaşayamam, benim sorumluluklarım var, 1 aya kadar projeyi yetiştirmem lazım vs vs. doğanın içine girdiğimizde yapmamız gereken tek şey hayatta kalmak. aslında insan doğası sadece buna programlı. fakat kendi yarattığımız şeylerle kendimizi kısıtlıyoruz.
senaristliğini ve yönetmenliğini sean pean'ın üstlendiği, şu sıralar oldukça popüler olan bir filmdir. senaryodaki bazı aksaklıkları görmezden gelirsek, güzel bir film olmuştur ancak bir klasik olamayacaktır. ayrıca bunu gerçekte uygulamaya çalışmak günümüz türkiye'sinde çok sakat durumlara yol açabilir.
(bkz: pippa bacca)
(bkz: pippa bacca)
filminin yanında yayınevi şu an aklımda değil fakat çokta güzel bir kitabı olan eser. Zaten kitaptan uyarlanma film kitabıda okumanız tavsiye edilir.
insanı etkileyen bir film.
öyle ki filmdeki karakter gibi bazen insan herşeyi bırakıp gidesi geliyor.
hadi filmi beğenmedin, eddie vedder - long night müziğiyle "bu da mı gol değil" dedirtir insana.
öyle ki filmdeki karakter gibi bazen insan herşeyi bırakıp gidesi geliyor.
hadi filmi beğenmedin, eddie vedder - long night müziğiyle "bu da mı gol değil" dedirtir insana.
ne arıyorsun oğlum dağın başında sorusuna 'özgürlük' yanıtını alacağınız filmdir.
ilk hafta sonunda yalnızlıktan çıldırabilirdim. öyle ki empati dahi kuramıyorum, sadece izlemek bile mahvediyor insanı.
2012 yılında tanıştığım ve etkisinden bir türlü kurtulamadığım bir hikaye.haftada en az bir defa izlediğim filmin etiket adı.
sistem eleştirilerinden ziyade daha çok kaliteli bir yaşama dikkat çekmeye çalışan film. fıght club ta konu edilen sıkıntılar aslında bu filmde de var ama bu filmi benim için özel kılan başta öylesine film diye başladım bir kere sonra başı sıkıcı diye kapattım sonra tekrar denk geldim filme ve konuyu okuma zahmetinde bulununca anladım ki birileri benim hayalimi yaşıyor hatta filmi yapılmış. gereksiz bir tüketim yarışından, uzun vadeli hırslardan sıyrılıp sadece bugün ne yiyeceğim acaba diye düşünmek, kendi avladığın bir hayvanı yemek, ağaçların, su kaynaklarının arasında bende özgürüm artık diyebilmek kaliteli yaşamaktır. filmde bir elma sahnesi vardı yediğim en güzel elma diyordu bilmiyorum hiç ağaçtan elmayı alıp direk yediniz mi bunca yıldır elma sevmeyen insanım ağaçta elma kalmayana kadar topladım evdekilere ayırdığım elmaları yolda yedim. neyse hepimizin bir hikayesi ve devam ediyor ben kendi hikayemi evinde viski içen bir bağkur emeklisi olarak bitirmek istemiyorum. şiirlerini kimsenin okumadığı sadece olmak istediği yerde olan bir şair olar ölmek istiyorum. avusturalyada bir doğa parkı mı olur ya da afrika kıtasının en kenarda köşede kalan yerlerinde mi bilemem ama taş duvarlar içinde ki samimiyetsiz ve satılık insanların olmadığı bir yerde kaliteli bir yaşamın varlığına inanıyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar