bugün
- bir bela geliyor31
- gocunun inanılmaz tartışma tekniği4
- film önerileri10
- artık özlemek istemiyorum6
- tai lung'un yakışıklı olma ihtimali9
- özelden yürünen kızın sıranı bekle demesi15
- sözlükte herkesin birine yavşıyor olması11
- tai lung7
- 14 eylül 2026 gaziantepspor fenerbahçe maçı23
- laf atan erkeklere tepki göstermeyen kızlar6
- sözlüğün çapkın erkekleri14
- damarlı kol kası fetişi11
- karması eksi olan bayan yazar6
- g i l d e d l i l y4
- günde 3 litre su içmek3
- iyi birisi olmak dinle alakalı değildir3
- her derdini içine atan insan5
- sözlükte kim kiminle sevgili7
- emniyet teşkilatı3
- depresyondaki bir kızla evlenilir mi7
- tai lung'u tek yumrukla yere sermek2
- kolejle devlet okulunun farkı10
- iftira atmak4
- uludağ sözlükteki sıcak ve samimi aile ortamı10
- duyusal biri olmak5
- hamas4
- bugün can sıkan şeyler10
- spor salonundan hiç fotoğraf paylaşmamış kız6
- 14 eylül 2026 saçımı boyamaya karar vermem11
- matematikten bile espri çıkarmak4
- sözlükten çıkış yapmak3
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz20
- sözlük yazarlarının ölüm sonrası tahminleri7
- evliliğin ne mükemmel olduğunu bilmeyen kerizler7
- zor zamanlarını tek başına atlatan insan3
- üzülünce üşümek4
- kadınlara bir soru2
- bik bik'in mutfağına konuk olmak24
- enayimiknatisina turşu kargolamak7
- bekarlık8
- beni seven var mı aranızda5
- sokak köpekleri3
- 150 boyuyla stanley termos taşıyan plaza kadını2
- uludağ sözlüğün inci sözlük clonuna dönüşmesi9
- burcunu açıklamayan insan9
- atatürkün dirileceğine inanan insan9
- ismail kartal32
- ak partililerin apoya villa yaptırması27
- antipanik4
- makyaj yapmayan kızlar2
MERVE ŞEBNEM ORUÇ' UN USTURA KESKiNLiĞiNDEKi DiZELERi;
Sen hiç hıçkıra hıçkıra içip kadeh kadeh ağladın mı ki,
Nereden bileceksin?
Anlaması zor, dokunması kolay mıydı senin hayatın da
Benimki kadar?
Işık hızında haykırışlar fırlatıp uzaya
Çok bilinmeyenli denklemlerle baş başa kaldın mı?
Kumdan kalelerini tekmeleyip yıktılar mı
Sen en şiddetli rüzgârlara dayanabileceklerini sanırken?
Satranç tahtanı devirdiler mi bir vuruşta
Sen en fiyakalı hamleni yapmak üzereyken?
Sıkıştın mı hem en derin düşünceler,
Hem çok sığ yaşanmışlıklar arasındaki bir paradoksta?
Gözlerin,
Ama en arabesk,
Ama en tehditkâr buğusunu kazanırken,
Fark ettin mi hiç;
Dudaklarının ama öyle cüretkâr,
Ama öyle davetkâr oynadığını?
Yüzünün en masumiyetini kaybettin mi azar azar,
Gecenin en asi yıldızları kayarken
Bacaklarının arasından bir bir?
Sonra,
Susup da bir sabah alacakaranlığında,
Dinledin mi rüzgârın küstah mızıkasını?
Ama alaycı...
Ama gerçek...
Uykun kaçtı mı sessizliğin en gürültücü ıslığında?
Korkup da gömmek isterken başını sıcak sana,
Küt; diye çarptı mı yapayalnızlığın
Soğuk bir duvar gibi suratına?
Dalarken uzaklara gecenin bir körü,
Bilmem ne barda,
Lümpen kalabalıklar arasında,
Aklımın her köşesinden,
Beynimin her kıvrımından geçerken sen;
Senin de bir kılcal damarından
Bir damla ben hiç geçtim mi acaba?
Çok geç kalmışım diye efkârlanırken ben bu dünyaya umutsuzca,
Sen bir kez olsun
Erkenciyim asıl ben diye düşündün mü
Kararsızca bile olsa?
Ben her sabah hastalıklı deri döküntüleri gibi
Bırakıp kalkarken dağınık yatağımda
Kendimin birazını daha,
Sen misin o bölünerek çoğalan benim etrafımda.
Yoksa...
Ben miyim parçalanan
ihmal edilebilecek kadar küçük taneciklere
Aralıklı bombardımanlarla?
Beyoğlu nun kaldırımları
Arşın arşın çoğalırken ökçelerimin altında,
Ben miyim azalan bir izmarit gibi
Senin dudaklarının arasında?
Babil in asma bahçelerinin,
Roma nın şaraphanelerinin
Esrik kayboluşuna yaklaşırken ben
Bacchus ün arabalarıyla,
Benim bedenim mi uzaklaşıp yok olan senin kollarında?
Senin kokun mu azalan benim kokumda?
Neyin şerefine o zaman her kadeh kan,
Her damla şarap?
Neden hazırlamalıyım kendimi
Boş bir geceye,
Bir kaç saatlik bir kayboluşa daha?
Niye katlanmalıyım
Senin benim kanımda var oluşuna,
Benim senin acınla yok oluşuma?
Önce mumlarımı yakmalıyım tek bir kibritle usulca.
En kanırtan şarkıları,
En delirten balatları seçmeliyim sabırla.
Gece yarısına doğru doldurmalıyım kadehimi,
Kaldırmalıyım ay ışığına.
Siyahlarımı çıkarıp
Kırmızı elbisemi giymeliyim üstüme.
Mor bir ruj çekmeliyim solgun dudaklarıma
Ateş tadında.
Kadife yastıklara dağıtıp saçlarımı,
Dökmeliyim sessiz gözyaşlarımı
Bağıra bağıra.
Onlar dönüşürken buz kristallerine,
Yakmalıyım saç tellerimi tek tek,
Tane tane.
Küllerimi sunmalıyım sana
Tapınağının gümüş sandıklarında.
Kadehimi kırarak avuçlarımın arasında,
Kanla şarap birbirine karışana dek sıkmalıyım.
Sigaramı söndürüp parmak uçlarımda,
Akan rimelimi silmeliyim etek uçlarıma.
Yırtmalıyım kâğıt bebeklerimi gün ışırken
Senle dolu bir geceden kaçmak için.
Dalmalıyım yine
Seninle dolu bir uykuya.
Ve sabah yine sahte bir role soyunmalıyım.
Unutulmalı her şey bir sonraki ayine kadar.
Kimse bilmemeli günahımı,
Ayıbımı.
Düşünmemeliyim gölgenle seviştiğimi
Bir fahişe gibi utanmazca.
Ben yine pervasız kahkahalar atmalıyım.
Sen yeniden doğana kadar,
Kendimi gömmeliyim tabutuma.
Evet,
Her geçen gün biraz daha az benle uyanıyorum
Yorganımın altında
Ve biraz daha az ben kokuyorum
Aşina aynalara.
Biliyorum,
Bu kentin palavra kadınıyım artık ben.
Ben,
Seni it gibi seven kadınım.
Ama..............
Sen hiç hıçkıra hıçkıra içip kadeh kadeh ağladın mı ki,
Nereden bileceksin?
Anlaması zor, dokunması kolay mıydı senin hayatın da
Benimki kadar?
Işık hızında haykırışlar fırlatıp uzaya
Çok bilinmeyenli denklemlerle baş başa kaldın mı?
Kumdan kalelerini tekmeleyip yıktılar mı
Sen en şiddetli rüzgârlara dayanabileceklerini sanırken?
Satranç tahtanı devirdiler mi bir vuruşta
Sen en fiyakalı hamleni yapmak üzereyken?
Sıkıştın mı hem en derin düşünceler,
Hem çok sığ yaşanmışlıklar arasındaki bir paradoksta?
Gözlerin,
Ama en arabesk,
Ama en tehditkâr buğusunu kazanırken,
Fark ettin mi hiç;
Dudaklarının ama öyle cüretkâr,
Ama öyle davetkâr oynadığını?
Yüzünün en masumiyetini kaybettin mi azar azar,
Gecenin en asi yıldızları kayarken
Bacaklarının arasından bir bir?
Sonra,
Susup da bir sabah alacakaranlığında,
Dinledin mi rüzgârın küstah mızıkasını?
Ama alaycı...
Ama gerçek...
Uykun kaçtı mı sessizliğin en gürültücü ıslığında?
Korkup da gömmek isterken başını sıcak sana,
Küt; diye çarptı mı yapayalnızlığın
Soğuk bir duvar gibi suratına?
Dalarken uzaklara gecenin bir körü,
Bilmem ne barda,
Lümpen kalabalıklar arasında,
Aklımın her köşesinden,
Beynimin her kıvrımından geçerken sen;
Senin de bir kılcal damarından
Bir damla ben hiç geçtim mi acaba?
Çok geç kalmışım diye efkârlanırken ben bu dünyaya umutsuzca,
Sen bir kez olsun
Erkenciyim asıl ben diye düşündün mü
Kararsızca bile olsa?
Ben her sabah hastalıklı deri döküntüleri gibi
Bırakıp kalkarken dağınık yatağımda
Kendimin birazını daha,
Sen misin o bölünerek çoğalan benim etrafımda.
Yoksa...
Ben miyim parçalanan
ihmal edilebilecek kadar küçük taneciklere
Aralıklı bombardımanlarla?
Beyoğlu nun kaldırımları
Arşın arşın çoğalırken ökçelerimin altında,
Ben miyim azalan bir izmarit gibi
Senin dudaklarının arasında?
Babil in asma bahçelerinin,
Roma nın şaraphanelerinin
Esrik kayboluşuna yaklaşırken ben
Bacchus ün arabalarıyla,
Benim bedenim mi uzaklaşıp yok olan senin kollarında?
Senin kokun mu azalan benim kokumda?
Neyin şerefine o zaman her kadeh kan,
Her damla şarap?
Neden hazırlamalıyım kendimi
Boş bir geceye,
Bir kaç saatlik bir kayboluşa daha?
Niye katlanmalıyım
Senin benim kanımda var oluşuna,
Benim senin acınla yok oluşuma?
Önce mumlarımı yakmalıyım tek bir kibritle usulca.
En kanırtan şarkıları,
En delirten balatları seçmeliyim sabırla.
Gece yarısına doğru doldurmalıyım kadehimi,
Kaldırmalıyım ay ışığına.
Siyahlarımı çıkarıp
Kırmızı elbisemi giymeliyim üstüme.
Mor bir ruj çekmeliyim solgun dudaklarıma
Ateş tadında.
Kadife yastıklara dağıtıp saçlarımı,
Dökmeliyim sessiz gözyaşlarımı
Bağıra bağıra.
Onlar dönüşürken buz kristallerine,
Yakmalıyım saç tellerimi tek tek,
Tane tane.
Küllerimi sunmalıyım sana
Tapınağının gümüş sandıklarında.
Kadehimi kırarak avuçlarımın arasında,
Kanla şarap birbirine karışana dek sıkmalıyım.
Sigaramı söndürüp parmak uçlarımda,
Akan rimelimi silmeliyim etek uçlarıma.
Yırtmalıyım kâğıt bebeklerimi gün ışırken
Senle dolu bir geceden kaçmak için.
Dalmalıyım yine
Seninle dolu bir uykuya.
Ve sabah yine sahte bir role soyunmalıyım.
Unutulmalı her şey bir sonraki ayine kadar.
Kimse bilmemeli günahımı,
Ayıbımı.
Düşünmemeliyim gölgenle seviştiğimi
Bir fahişe gibi utanmazca.
Ben yine pervasız kahkahalar atmalıyım.
Sen yeniden doğana kadar,
Kendimi gömmeliyim tabutuma.
Evet,
Her geçen gün biraz daha az benle uyanıyorum
Yorganımın altında
Ve biraz daha az ben kokuyorum
Aşina aynalara.
Biliyorum,
Bu kentin palavra kadınıyım artık ben.
Ben,
Seni it gibi seven kadınım.
Ama..............
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar