bugün
- yazar fake mi diye arkadaşlarına mesaj atmak35
- arkadaşlar bdsm bitti ise ben gidiyorum8
- sabahları sevilen şeyler11
- fake yazar anlama kılavuzu5
- fransada büyük iç savaş çıkarsa olacaklar7
- bir bela geliyor9
- eski sevgiliye dönmek mantıklı mı sorunsalı6
- hiç uykum yok amk3
- iyi geceler7
- the odyssey4
- sözlük yazarlarının seksi kombinleri17
- denize düşsen nervio'ya mı sarılırsın bik bik'e mi8
- alfa romeo4
- izmir'in mis gibi kokması10
- fransa6
- eski sevgilisine dönenlerden tavsiyeler9
- dudak dolgusu yaptıran kadınların ördeğe dönüşmesi10
- yüksek enflasyon4
- evli kadına bin lira verip ilişkiye girmek3
- aslan burcu erkeği aslan burcu kadını ilişkisi6
- müslüman ülkelerde ahlaksızlık neden yaygın5
- özelden alet fotosu atan erkek yazar7
- trump'ın iran savaşına dair açıklaması2
- fall 23
- salat namaz değildir12
- yuki hammer 50 cc2
- arkadaşlar çüş6
- akp nin izmir i ele gecirme politikasi2
- kaslı erkeklerin çükü kısa olur4
- meksika açmazı macerası15
- tombik döner dünyanın en iyi sandviçi5
- antalya2
- bir gün herkes ak partili olacak14
- okul saldırısı7
- fakirlere yardım etmek2
- cemil tugay7
- enayimiknatisi9
- mezut barzani nin yahudi olması18
- bu durumda ne yapardınız9
- izmire ilk hizmetin 30 sene sonra ulaşması9
- anın görüntüsü31
- kuran allah kelamı olarak ezeli mi5
- iltica ve mel'in birlikte sunduğu radyo programı14
- tekrar izlenebilecek diziler4
- yok çok sevişmenin hiç zararı yok11
- izmir in fethi3
- çocuğa israil diye isim koymak17
- televole kültürünün dilimize kazandırdığı terimler9
- iranlı kızlar4
- izmir lağım gibi kokuyor diyen muhalif3
(bkz: imago)
özgün baskı resim tutkunlarının hayallerini süsleyen mekan. http://www.imoga.org
TÜRKiYE NiN iLK ÇAĞDAŞ ÖZGÜN BASKI RESiM MÜZESi: IMOGA
Dünyanın en eski şehirlerinden biri olan istanbul, gerek Asya ve Avrupa arasındaki köprü konumu ile, gerekse en eski medeniyetlere ev sahipliği yapması açısından, sanatın varolması ve gelişebilmesi için dünyanın önemli merkezlerinden biri konumundadır.
istanbul;da Avrupa sanatının gelişmesi 19.yy da, Türkiye nin ilk sanat okulu olan Mektep-i Sanayi-i Nefise;nin kuruluşuyla başladı. 1930 lu yılların sonlarında Paris'ten, resim bölüm başkanlığına getirilen Leopold Levy, burada kurduğu gravür atölyesinde, bugünün çok önemli gravür sanatçılarını yetiştirmiş ve Türkiye'de özgün baskı sanatının gelişmesindeki ilk tohumları serpmiştir. Devam eden zamanda Türkiye, 1900lü yılların ikinci yarısına doğru tanıştığı dünya standartlarındaki ;özgün baskı resim kavramına, pek çok faktörün de bir araya gelmesi ile daha yoğun biçimde yakınlık ve bilinç kazanmıştır.
Bu süreç içerisinde önemli rol oynayan faktörlerden en belirleyicisi hiç kuşkusuz ülkenin önde gelen güzel sanatlar eğitimi veren üniversitelerinde, özgün baskı tekniklerinin öğretilmeye başlanması ve bu tekniklerle üretim yetkinliği kazanan sanatçıların yetiştirilmesi oldu. Yine bu dönemden itibaren uluslararası özgün baskı bianellerine katılan ve bu alanda Türkiye dışında da özgün baskı konusundaki üretimleri takip eden, iletişim kuran, eğitim ve Türkiye de özgün baskı resim alanındaki üretimin ve izlenimin oluşması, yerleşmesi ve üretimini bu alanda yoğunlaştıran, uzmanlaştıran sanatçı/eğitimciler kazanılmaya başlandı.
Özgün baskı resmin gelişimi adına ilerleyen bu çizgide, uluslararası standartlarda önem taşıyan bir başka gelişme daha yaşandı ki bu, Türkiye de ve dünyada bugün geldiği noktada çağdaş bir kurumsal model olarak karşımıza çıkmaktadır: 1974 te temelleri mütevazi bir sanatçı atölyesi olarak atılan ancak geçen otuz sene içinde dünya standartlarında bir nitelik ve nicelik kazanarak bir müzeye dönüşen bir yapıdır...
Süleyman Saim Tekcan Özgün Baskı Atölyesi nden IMOGA ya ulaşan bir sanat yolculuğu...
Her şeyden önce ülke gençliğine hizmet vermek amacı ile tutuşan genç bir eğitimci, idealist bir insan olarak yola çıkan Süleyman Saim Tekcan için özgün baskı, yaratım dili için cazibesi olan bir resim türüydü ki, 1960 lardan başlayarak, sanatçının tüm dönemlerine damgasını vurdu. Tekcan ın sanatçı kişiliğinde tüm yaratım süreci boyunca öne çıkan araştırmacı, yenilikçi ve kendini yinelemeyen kişiliği; keşif özellikleri uçsuz bucaksız, geniş olanaklı ve bir o kadar da bilinmeyenle dolu baskı resim tekniği ile bütünleşti. Ve tekniklerinde artan hakimiyeti, özgün baskının olağanüstü zengin imkanlarının verdiği heyecan ve coşku ile, bu alanda sadece üretmekle değil, sanatçılığı kadar önde tuttuğu eğitimcilik ruhu ile de özgün baskının ülke çapında yaygınlaşmasını sağlamak için, başarılı sonuçlar doğuran girişimlerde bulundu.
Süleyman Saim Tekcan, güzel sanatlar eğitimini tamamlayıp, yaşama bir eğitmen ve sanatçı olarak adım atma döneminde yaşam misyonuna dairdurumunu sorguladı. Bu sorgulamanın sonucunda vardığı kanı şuydu: Türkiye de çağdaş uygarlık düzeyine ulaşma hedefinde önceliği oluşturan eğitim sadece okullarla sınırlı kalamazdı, bunun için toplumsal bazda, sosyal ve yaygın eğitimin gereği kaçınılmazdı.
Tüm uygar toplumlarda medeniyetin en önemli ölçütü toplumların kültür ve sanatta ulaştıkları seviyedir: Sanatın geniş kitlelere ulaşabilmesi için her anlamda erişilebilir olması gereği, bu gelişme için bir önkoşuldu. Bu bilinçle, gerek kendi sanatsal üretimi açısından araştırma ve deneysel gelişime açık olan üretim imkanlarını sunması ve gerekse sanat eserinin tekillikten çıkarılarak çoğul paylaşıma olanak tanıması ve bu yolla da maddi anlamda erişilebilir bir boyuta imkan vermesi açısından, sanatçı, tüm sanatsal üretiminde özgün baskı resmi öncelik olarak benimsedi.
Türkiye de pek çok üniversitede özgün baskı atölyelerinin kurulması ve eğitiminin başlatılmasının yanı sıra 1974 yılında, Türkiye nin ilk profesyonel özel atölyesini kurdu. Sanat eğitimciliği ve üretimciliğini yoğun bir tempoda sürdüren Süleyman Saim, tüm makine donanımını Almanya dan getirdiği örnek projeleri uygulayarak, kendisinin oluşturduğu bu atölye ile Türkiye de özgün baskı resim adına önemli bir örnek oluşturdu. Başlarda sadece kendi üretimi için düşündüğü atölyesinin imkanlarını çok geçmeden döneminin önemli sanatçılarına ve eğitimcilerine de açma kararı aldı. Bu kararın altında; sanatın yaygınlaşması adına sanat izleyicisinin farklı beğenilerine cevap verecek çeşitlilik ve boyutta sanat eserinin üretilebileceği olanakların oluşturulması ve henüz özgün baskı resim ile tanışmamış ancak sanatsal başarı adına büyük önem taşıyan sanatçıların, bu tekniklerle tanışarak üretim aşamasında önünün açılması amacı vardı.
Bu amaçla kısa sürede oluşturduğu tüm teknik imkanları, özgün baskıda ulaştığı üstün bilgi ve tecrübesi ile birlikte tüm sanatçıların katılım ve üretimine sundu. Kuruluşunun 10. yılı olan 1984 yılında, Çamlıca eteklerindeki yeni binasına taşınan atölye, burada genişleyen olanakları ve gelişen kimliği ile uluslararası alanda da tanınan ismini aldı:
Artess Özgün Baskı Atölyesi...
Sanatçılar buradaki çalışmalarına karşılık belli bir bedel ödemek yerine -bugün kabul gören ressam ve heykeltraşları tanıtan A.B.D. deki baskı kuruluşlarında uygulanan sistem gibi- baskılarından bir bölümü atölyeye bıraktılar. Tekcan ın baskıya olan bağlılığı, sırf yaratma sürecinden keyif almasından dolayı değil, aynı zamanda ekonomik, politik ve pratik anlamda ülkesini geliştirmeye yardımcı olma isteğinden dolayı da sanatçılar arasında fikir alışverişi yaptığı bir merkez konumuna geldi. Zamanla burası, Amerika ve Avrupa daki baskı merkezlerinde görülen bir anlayış ile sanatçıların bir araya geldiği, sanat hakkında konuşulup, tartışılan ve aynı zamanda da üretim yapılan bir mekan oldu. Günümzde ise tümüyle amaca yönelik olarak inşa edilen özel bir binaya taşınan Artess Özgün Baskı Atölyesi, 2004 baharından bu yana, oluşumuna olanak sağladığı daha kapsamlı bir kurumsal yapının çatısı altında üretimine devam ediyor. Ve atölye, otuz yılın deneyimi, eser ve tecrübe birikimi ile yeni bir boyutta tekrar inşa edildi:
IMOGA - istanbul Museum of Graphic Arts/ istanbul Grafik Sanatlar Müzesi.
IMOGA, Anadolu yakasında, Acıbadem ile Göztepe arasında, yine Çamlıcatepesinin eteklerinde konumlanan bir muhitte, gelişmekte olan Ünalan mevkiinde ana üretim ve sunum binası olarak yapılandı. 2000m2 kapalı alana sahip binanın çeşitli etkinlik ve amaçlara hizmet etmek üzere kurgulanmış altı katı bulunuyor. Giriş ve altındaki iki kat ile beraber toplam 1100m2 sergileme alanı olarak tasarlanan bölümde, sürekli koleksiyondaki eserler dönüşümlü olarak sanatseverlere sunuluyor. Binanın birinci katında Artess, Süleyman Saim Tekcan Özgünbaskı Atölyesi üretim ve çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor. ikinci katta Heykeltıraş Ali Teoman Germaner in heykel atölyesi sanatseverleri karşılıyor. Binanın en üst katında ise müzenin kapsamlı sanatsal etkinliklerine ev sahipliği yapacak çok amaçlı bir salon bulunmakta. Dünyadaki karşılığı ile gerçek anlamında bir müze kavramına yaklaşılması amacıyla mekanda, görsel sanatların yanı sıra sanatın çeşitli alanlarındaki üretimler için de imkan yaratılıyor. IMOGA bünyesinde yine dünya standartlarında bir eser arşiv sistemi bulunuyor. Tüm envanterin dijital ortamda belgelendiği sistem, yakın gelecekte sanal ortamda da hayata geçecek olan müze sitesinin altyapısını oluşturuyor. Ayrıca, müzenin gerektirdiği yan fonksiyonlar olan çerçeve atölyesi ve fotoğraf stüdyosu da binanın içinde bulunan diğer gereksinimler arasındadır. Yönetim ofisleri, toplantı bölümü ve grafik tasarım ofisinin konumlandığı çatı katı ile müzenin mekanları tamamlanıyor. Tüm katlarda bulunan birer stüdyo daire ise atölyede çalışmak üzere gelen yabancı sanatçıların, bina içinde misafir edilmelerine olanak sağlıyor. Böylece üretilen eserlerin uluslararası sanat alanında gördüğü kabul ve atölyenin olanaklarının uluslararası boyutta sanatçılara açılmış olması, IMOGA yı dünya boyutunda konumlanan bir kurum statüsüne taşıyor.
Artess Özgün Baskı Atölyesi nde Türk ve yabancı sanatçılara gravür, ipekbaskı, linolyum, litografi gibi çeşitli özgünbaskı tekniklerinde eserler üretebilecekleri her türlü üretim imkanları sunulurken, sanatçılar bizzat yürüttükleri kendi üretimleri esnasında, atölyenin uluslararası boyuttaki bilgi ve sanat tecrübesinden de faydalanma imkanı buluyorlar. Artess anlayışı; özgünbaskı teknikleri, sanatçılar tarafından bir çoğaltma tekniği olarak değil, aksine özgün bir eser üretmede özgün baskının teknik olanaklarının getirileri ile sanatçılara yeni yaratım imkanları sunan bir yaratma tekniği olarak algılanır. Bu anlayış çerçevesinde sunulan teknik danışmanlık ile atölyede üretilen eserlerin özgünlüğü, üretim kalitesi ve özgün baskı yetkinliği Artess güvencesi altına alınmış olur. Artess Özgün Baskı Atölyesi ve IMOGA için güvenirlilik ve sanatsal etik gerek sanatçıların üretimi açısından, gerekse özgünbaskı alıcısı açısından son derece önem taşır. IMOGA prensipleri sayesinde, sanat üretimi etiği her yönü ile üretim ve satış aşamasında titizlikle kontrol altında tutulur, sanatçı ve sanat alıcısının hakları karşılıklı olarak korunur.
Dünyanın en eski şehirlerinden biri olan istanbul, gerek Asya ve Avrupa arasındaki köprü konumu ile, gerekse en eski medeniyetlere ev sahipliği yapması açısından, sanatın varolması ve gelişebilmesi için dünyanın önemli merkezlerinden biri konumundadır.
istanbul;da Avrupa sanatının gelişmesi 19.yy da, Türkiye nin ilk sanat okulu olan Mektep-i Sanayi-i Nefise;nin kuruluşuyla başladı. 1930 lu yılların sonlarında Paris'ten, resim bölüm başkanlığına getirilen Leopold Levy, burada kurduğu gravür atölyesinde, bugünün çok önemli gravür sanatçılarını yetiştirmiş ve Türkiye'de özgün baskı sanatının gelişmesindeki ilk tohumları serpmiştir. Devam eden zamanda Türkiye, 1900lü yılların ikinci yarısına doğru tanıştığı dünya standartlarındaki ;özgün baskı resim kavramına, pek çok faktörün de bir araya gelmesi ile daha yoğun biçimde yakınlık ve bilinç kazanmıştır.
Bu süreç içerisinde önemli rol oynayan faktörlerden en belirleyicisi hiç kuşkusuz ülkenin önde gelen güzel sanatlar eğitimi veren üniversitelerinde, özgün baskı tekniklerinin öğretilmeye başlanması ve bu tekniklerle üretim yetkinliği kazanan sanatçıların yetiştirilmesi oldu. Yine bu dönemden itibaren uluslararası özgün baskı bianellerine katılan ve bu alanda Türkiye dışında da özgün baskı konusundaki üretimleri takip eden, iletişim kuran, eğitim ve Türkiye de özgün baskı resim alanındaki üretimin ve izlenimin oluşması, yerleşmesi ve üretimini bu alanda yoğunlaştıran, uzmanlaştıran sanatçı/eğitimciler kazanılmaya başlandı.
Özgün baskı resmin gelişimi adına ilerleyen bu çizgide, uluslararası standartlarda önem taşıyan bir başka gelişme daha yaşandı ki bu, Türkiye de ve dünyada bugün geldiği noktada çağdaş bir kurumsal model olarak karşımıza çıkmaktadır: 1974 te temelleri mütevazi bir sanatçı atölyesi olarak atılan ancak geçen otuz sene içinde dünya standartlarında bir nitelik ve nicelik kazanarak bir müzeye dönüşen bir yapıdır...
Süleyman Saim Tekcan Özgün Baskı Atölyesi nden IMOGA ya ulaşan bir sanat yolculuğu...
Her şeyden önce ülke gençliğine hizmet vermek amacı ile tutuşan genç bir eğitimci, idealist bir insan olarak yola çıkan Süleyman Saim Tekcan için özgün baskı, yaratım dili için cazibesi olan bir resim türüydü ki, 1960 lardan başlayarak, sanatçının tüm dönemlerine damgasını vurdu. Tekcan ın sanatçı kişiliğinde tüm yaratım süreci boyunca öne çıkan araştırmacı, yenilikçi ve kendini yinelemeyen kişiliği; keşif özellikleri uçsuz bucaksız, geniş olanaklı ve bir o kadar da bilinmeyenle dolu baskı resim tekniği ile bütünleşti. Ve tekniklerinde artan hakimiyeti, özgün baskının olağanüstü zengin imkanlarının verdiği heyecan ve coşku ile, bu alanda sadece üretmekle değil, sanatçılığı kadar önde tuttuğu eğitimcilik ruhu ile de özgün baskının ülke çapında yaygınlaşmasını sağlamak için, başarılı sonuçlar doğuran girişimlerde bulundu.
Süleyman Saim Tekcan, güzel sanatlar eğitimini tamamlayıp, yaşama bir eğitmen ve sanatçı olarak adım atma döneminde yaşam misyonuna dairdurumunu sorguladı. Bu sorgulamanın sonucunda vardığı kanı şuydu: Türkiye de çağdaş uygarlık düzeyine ulaşma hedefinde önceliği oluşturan eğitim sadece okullarla sınırlı kalamazdı, bunun için toplumsal bazda, sosyal ve yaygın eğitimin gereği kaçınılmazdı.
Tüm uygar toplumlarda medeniyetin en önemli ölçütü toplumların kültür ve sanatta ulaştıkları seviyedir: Sanatın geniş kitlelere ulaşabilmesi için her anlamda erişilebilir olması gereği, bu gelişme için bir önkoşuldu. Bu bilinçle, gerek kendi sanatsal üretimi açısından araştırma ve deneysel gelişime açık olan üretim imkanlarını sunması ve gerekse sanat eserinin tekillikten çıkarılarak çoğul paylaşıma olanak tanıması ve bu yolla da maddi anlamda erişilebilir bir boyuta imkan vermesi açısından, sanatçı, tüm sanatsal üretiminde özgün baskı resmi öncelik olarak benimsedi.
Türkiye de pek çok üniversitede özgün baskı atölyelerinin kurulması ve eğitiminin başlatılmasının yanı sıra 1974 yılında, Türkiye nin ilk profesyonel özel atölyesini kurdu. Sanat eğitimciliği ve üretimciliğini yoğun bir tempoda sürdüren Süleyman Saim, tüm makine donanımını Almanya dan getirdiği örnek projeleri uygulayarak, kendisinin oluşturduğu bu atölye ile Türkiye de özgün baskı resim adına önemli bir örnek oluşturdu. Başlarda sadece kendi üretimi için düşündüğü atölyesinin imkanlarını çok geçmeden döneminin önemli sanatçılarına ve eğitimcilerine de açma kararı aldı. Bu kararın altında; sanatın yaygınlaşması adına sanat izleyicisinin farklı beğenilerine cevap verecek çeşitlilik ve boyutta sanat eserinin üretilebileceği olanakların oluşturulması ve henüz özgün baskı resim ile tanışmamış ancak sanatsal başarı adına büyük önem taşıyan sanatçıların, bu tekniklerle tanışarak üretim aşamasında önünün açılması amacı vardı.
Bu amaçla kısa sürede oluşturduğu tüm teknik imkanları, özgün baskıda ulaştığı üstün bilgi ve tecrübesi ile birlikte tüm sanatçıların katılım ve üretimine sundu. Kuruluşunun 10. yılı olan 1984 yılında, Çamlıca eteklerindeki yeni binasına taşınan atölye, burada genişleyen olanakları ve gelişen kimliği ile uluslararası alanda da tanınan ismini aldı:
Artess Özgün Baskı Atölyesi...
Sanatçılar buradaki çalışmalarına karşılık belli bir bedel ödemek yerine -bugün kabul gören ressam ve heykeltraşları tanıtan A.B.D. deki baskı kuruluşlarında uygulanan sistem gibi- baskılarından bir bölümü atölyeye bıraktılar. Tekcan ın baskıya olan bağlılığı, sırf yaratma sürecinden keyif almasından dolayı değil, aynı zamanda ekonomik, politik ve pratik anlamda ülkesini geliştirmeye yardımcı olma isteğinden dolayı da sanatçılar arasında fikir alışverişi yaptığı bir merkez konumuna geldi. Zamanla burası, Amerika ve Avrupa daki baskı merkezlerinde görülen bir anlayış ile sanatçıların bir araya geldiği, sanat hakkında konuşulup, tartışılan ve aynı zamanda da üretim yapılan bir mekan oldu. Günümzde ise tümüyle amaca yönelik olarak inşa edilen özel bir binaya taşınan Artess Özgün Baskı Atölyesi, 2004 baharından bu yana, oluşumuna olanak sağladığı daha kapsamlı bir kurumsal yapının çatısı altında üretimine devam ediyor. Ve atölye, otuz yılın deneyimi, eser ve tecrübe birikimi ile yeni bir boyutta tekrar inşa edildi:
IMOGA - istanbul Museum of Graphic Arts/ istanbul Grafik Sanatlar Müzesi.
IMOGA, Anadolu yakasında, Acıbadem ile Göztepe arasında, yine Çamlıcatepesinin eteklerinde konumlanan bir muhitte, gelişmekte olan Ünalan mevkiinde ana üretim ve sunum binası olarak yapılandı. 2000m2 kapalı alana sahip binanın çeşitli etkinlik ve amaçlara hizmet etmek üzere kurgulanmış altı katı bulunuyor. Giriş ve altındaki iki kat ile beraber toplam 1100m2 sergileme alanı olarak tasarlanan bölümde, sürekli koleksiyondaki eserler dönüşümlü olarak sanatseverlere sunuluyor. Binanın birinci katında Artess, Süleyman Saim Tekcan Özgünbaskı Atölyesi üretim ve çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor. ikinci katta Heykeltıraş Ali Teoman Germaner in heykel atölyesi sanatseverleri karşılıyor. Binanın en üst katında ise müzenin kapsamlı sanatsal etkinliklerine ev sahipliği yapacak çok amaçlı bir salon bulunmakta. Dünyadaki karşılığı ile gerçek anlamında bir müze kavramına yaklaşılması amacıyla mekanda, görsel sanatların yanı sıra sanatın çeşitli alanlarındaki üretimler için de imkan yaratılıyor. IMOGA bünyesinde yine dünya standartlarında bir eser arşiv sistemi bulunuyor. Tüm envanterin dijital ortamda belgelendiği sistem, yakın gelecekte sanal ortamda da hayata geçecek olan müze sitesinin altyapısını oluşturuyor. Ayrıca, müzenin gerektirdiği yan fonksiyonlar olan çerçeve atölyesi ve fotoğraf stüdyosu da binanın içinde bulunan diğer gereksinimler arasındadır. Yönetim ofisleri, toplantı bölümü ve grafik tasarım ofisinin konumlandığı çatı katı ile müzenin mekanları tamamlanıyor. Tüm katlarda bulunan birer stüdyo daire ise atölyede çalışmak üzere gelen yabancı sanatçıların, bina içinde misafir edilmelerine olanak sağlıyor. Böylece üretilen eserlerin uluslararası sanat alanında gördüğü kabul ve atölyenin olanaklarının uluslararası boyutta sanatçılara açılmış olması, IMOGA yı dünya boyutunda konumlanan bir kurum statüsüne taşıyor.
Artess Özgün Baskı Atölyesi nde Türk ve yabancı sanatçılara gravür, ipekbaskı, linolyum, litografi gibi çeşitli özgünbaskı tekniklerinde eserler üretebilecekleri her türlü üretim imkanları sunulurken, sanatçılar bizzat yürüttükleri kendi üretimleri esnasında, atölyenin uluslararası boyuttaki bilgi ve sanat tecrübesinden de faydalanma imkanı buluyorlar. Artess anlayışı; özgünbaskı teknikleri, sanatçılar tarafından bir çoğaltma tekniği olarak değil, aksine özgün bir eser üretmede özgün baskının teknik olanaklarının getirileri ile sanatçılara yeni yaratım imkanları sunan bir yaratma tekniği olarak algılanır. Bu anlayış çerçevesinde sunulan teknik danışmanlık ile atölyede üretilen eserlerin özgünlüğü, üretim kalitesi ve özgün baskı yetkinliği Artess güvencesi altına alınmış olur. Artess Özgün Baskı Atölyesi ve IMOGA için güvenirlilik ve sanatsal etik gerek sanatçıların üretimi açısından, gerekse özgünbaskı alıcısı açısından son derece önem taşır. IMOGA prensipleri sayesinde, sanat üretimi etiği her yönü ile üretim ve satış aşamasında titizlikle kontrol altında tutulur, sanatçı ve sanat alıcısının hakları karşılıklı olarak korunur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar