bugün
- alttaki yazara bir şey söyle16
- boyun ağrısına iyi gelen şeyler15
- sevgilinin arabasıyla kaza yapmak7
- erkeklere en güzel hitap şekilleri15
- kamyon sürerken dinlenecek şarkılar9
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı33
- aşkım dua lipa mı ben mi diyen sevgili6
- nefret edilen hitap şekilleri12
- bi erkek için kütahyadan adanaya gitmek7
- cuma akşamı etkinlikleri8
- dünya nın en güzel kadını4
- gece mesajlaşırken uyuya kalan erkek9
- sözlük yazarlarının beni travesti sanması16
- kartoncuya zeytin dalı uzatmak19
- gecenin bir körü prezervatif isteyen komşu8
- merhaba arkadaşlar beni hatırladınız mı7
- cuma akşam eve girip pazartesi sabaha dek çıkmamak9
- atalar arap harflerini ne zaman aldı5
- sözlük çeteleri11
- gece uyumadan önce düşünülen şeyler6
- ağrı bandı4
- çaylak olunca yan hesaplarla sözlüğe gelen işsiz10
- moda faciası olan şeyler7
- kemalistlerin islam düşmanlığının nedenleri12
- aşık olduğum kızın pornocu çıkması7
- masumiyet2
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- herkese mavi boncuk dağıtan karaktersiz4
- gece sevgiliyle uyumak3
- karton toplayan meric8
- yatın lan artık itoğlu itler2
- traveler bu akşam niye herkese sallıyor7
- adana varoşları3
- yunan'a geçip rembetiko oynamak2
- insan olmaya ceyrek kala6
- bana onu sormayin23
- hilafetin türklere faydası18
- s'i l v'e r m'i s t8
- var olmak için popüler yazarlara sataşma taktiği9
- arkadaşlar itiraf edin beni çok seviyorsunuz6
- uludagsozluk uygulama şeysi2
- sözlüğün vahşi kelebeğine eş arıyoruz29
- ne kadar takıntılısın5
- yarın lahmacun yiyecek olmak6
- şabat şalom mevora3
- yahudi'ye oh iyi olmuş demek2
- yogartiksenin eski erkek arkadaşı4
- izmirde bok kokusunun kaybolması9
- kibarhergele14
- nervio'nün 007'ye vahşi kelebeğim demesi5
heyecanla yazılmasına rağmen ilk aşkına verilemeyen mektuptur...
masmavi gözleri olan beyaz tenli bir kıza aşık olmuştum. kız çok güzeldi ve yaklaşamıyordum. benden bir üst sınıfta okuyordu. bir teneffüs arasında karşılaşmıştım onunla. adını öğrenmeliydim ama nasıl diye düşünürken göker diye çift dikiş bir arkadaş vardı o bilir mutlaka diyerek yolunu kestim çocuğun. baba şu nöbetçi kızın adı ne yaa dedim. bak sınıfa giriyor dedim şimdi öğrenirim dedi. 10/b sınıfına girmesiyle çıkması bir oldu aslıymış adı dedi. o an o isim beynimin her yerinde yankılandı. aslı aslı aslı diye. cidden aşık olmuştum haa! defterlere adını karalıyordum. kaç yaprak heba ettiğimin çetelesini tutmadım ama istisnasız her sayfasında aslı yazıyordu.
hiç unutmam küçük ibonun dizisini izliyoruz ailecek. yasemin koşalın kızı var dizide aslı diye. aslı kızım gel buraya diye seslendi. o an masayı yumrukladım bilinçsizce. anne babam ne oldu oğlum dediler yok bişey yaa dedim. ama anlamışlardı. gülerek kesişmelerinden anladım. arabesk sessizliğinden sıkılmıştım, konuşmalıydım artık. ama nasıl? hiç birşey aklıma gelmiyordu. bizim çocuklarla konuştuk mektup yaz dediler. aklıma yatmıştı. hem konuşma stresi çekmeyecektim, hem de yüreğimden geçenleri bir çırpıda anlatacaktım. insan bu tür şeyleri korkudan erteler ya, ben de cuma gününe ertelemiştim mektup işini. çünkü reddedilip rezil olursam iki gün görünmem hiç değilse diye düşündüm.
niyahet saatler perşembeden cumaya vurmuştu. o gece hiç uyuyamadım heyecandan. devamlı bişeyler karaladım. yazdım sonra beğenmeyip karaladım üstünü. hem karalayıp hem yazmıştım yani. sabahın dördüydü. yazdıklarımı temize geçmem gerekiyordu artık. bir oturuşta üç sayfa yazdım. okudum birkaç kere yazdıklarımı. tamam olmuştur diyerek zarfın içine koydum. temiz olmam lazım deyip sabahın beşinde banyoya girdim ki, hayatımda ilktir. ben ki ayda bir yıkanırım, suyu pek sevmem ama aslı için harbi harbi yıkandım abi. çıktım jölelendim. karga bokunu yemeden çıkıp okula gittim. sayesinde okulu da seviyordum artık... neyse çorlu stadının arkasında toplandık arkadaşlarla. mektubu yazdım dedim. herkes şunu da yaz, bunu da yaz diye diye mektubun sayfalarını dörtlemiştim. ilk ders geçti. 10/b' de bittim. cesaret edemedim. ikincisinde de, üçüncüsünde de veremedim mektubu. tamamdı, iyice karar vermiştim. ne olacaksa olsundu artık. dördüncü ders verecektim. zil çaldı. bizim gökerin yanında bittim. baba kızı buraya çağırsana diye kütüphanenin önünde beklemeye başladım. iki dakika sonra beni çağırmışsınız diyerek bitti yanımda. o an ikimizin ilk ve son yakın temas kurduğumuz andı zaten. allahımm masmavi atmosferinde nefessizlikten tıkanmaya başlamıştım. birkaç kere baktım gözlerine ve birkaç kere soyutlandım zamandan. konuşmayacak mısınız dedi. acele ve panikle mektubu cebimden çıkartıp bu sana olan hislerimi yansıtıyor dedim. kız baktı ve yok teşekkürler deyip gitti. öylece kalakalmıştım. beynimde iki kelimesi çınlıyordu. yok teşekkürler!
bu çınlama bir hafta kadar geçmedi. sonrasında zaten okulun bitmesine bir hafta vardı ve ayrıldım çorludan. istanbula eve dönmek için trene bindim. yolda walkman'ı takıp aslının hayalini kliplendirirp dinledim iç yakan şarkıları. ceketimdeki mektubu çıkartıp son defa okudum ve velimeşe civarında yırtıp pencereden attım ilk mektubumu.
şimdi keşke diyorum, keşke atmasaydım. neler yazdığımı o zaman neler hissettiğimi okurdum arada. o zaman ki duygularımla şimdiki hislerimi karşılaştırıp ortalamasını alırdım diye hayıflanırım arada...
masmavi gözleri olan beyaz tenli bir kıza aşık olmuştum. kız çok güzeldi ve yaklaşamıyordum. benden bir üst sınıfta okuyordu. bir teneffüs arasında karşılaşmıştım onunla. adını öğrenmeliydim ama nasıl diye düşünürken göker diye çift dikiş bir arkadaş vardı o bilir mutlaka diyerek yolunu kestim çocuğun. baba şu nöbetçi kızın adı ne yaa dedim. bak sınıfa giriyor dedim şimdi öğrenirim dedi. 10/b sınıfına girmesiyle çıkması bir oldu aslıymış adı dedi. o an o isim beynimin her yerinde yankılandı. aslı aslı aslı diye. cidden aşık olmuştum haa! defterlere adını karalıyordum. kaç yaprak heba ettiğimin çetelesini tutmadım ama istisnasız her sayfasında aslı yazıyordu.
hiç unutmam küçük ibonun dizisini izliyoruz ailecek. yasemin koşalın kızı var dizide aslı diye. aslı kızım gel buraya diye seslendi. o an masayı yumrukladım bilinçsizce. anne babam ne oldu oğlum dediler yok bişey yaa dedim. ama anlamışlardı. gülerek kesişmelerinden anladım. arabesk sessizliğinden sıkılmıştım, konuşmalıydım artık. ama nasıl? hiç birşey aklıma gelmiyordu. bizim çocuklarla konuştuk mektup yaz dediler. aklıma yatmıştı. hem konuşma stresi çekmeyecektim, hem de yüreğimden geçenleri bir çırpıda anlatacaktım. insan bu tür şeyleri korkudan erteler ya, ben de cuma gününe ertelemiştim mektup işini. çünkü reddedilip rezil olursam iki gün görünmem hiç değilse diye düşündüm.
niyahet saatler perşembeden cumaya vurmuştu. o gece hiç uyuyamadım heyecandan. devamlı bişeyler karaladım. yazdım sonra beğenmeyip karaladım üstünü. hem karalayıp hem yazmıştım yani. sabahın dördüydü. yazdıklarımı temize geçmem gerekiyordu artık. bir oturuşta üç sayfa yazdım. okudum birkaç kere yazdıklarımı. tamam olmuştur diyerek zarfın içine koydum. temiz olmam lazım deyip sabahın beşinde banyoya girdim ki, hayatımda ilktir. ben ki ayda bir yıkanırım, suyu pek sevmem ama aslı için harbi harbi yıkandım abi. çıktım jölelendim. karga bokunu yemeden çıkıp okula gittim. sayesinde okulu da seviyordum artık... neyse çorlu stadının arkasında toplandık arkadaşlarla. mektubu yazdım dedim. herkes şunu da yaz, bunu da yaz diye diye mektubun sayfalarını dörtlemiştim. ilk ders geçti. 10/b' de bittim. cesaret edemedim. ikincisinde de, üçüncüsünde de veremedim mektubu. tamamdı, iyice karar vermiştim. ne olacaksa olsundu artık. dördüncü ders verecektim. zil çaldı. bizim gökerin yanında bittim. baba kızı buraya çağırsana diye kütüphanenin önünde beklemeye başladım. iki dakika sonra beni çağırmışsınız diyerek bitti yanımda. o an ikimizin ilk ve son yakın temas kurduğumuz andı zaten. allahımm masmavi atmosferinde nefessizlikten tıkanmaya başlamıştım. birkaç kere baktım gözlerine ve birkaç kere soyutlandım zamandan. konuşmayacak mısınız dedi. acele ve panikle mektubu cebimden çıkartıp bu sana olan hislerimi yansıtıyor dedim. kız baktı ve yok teşekkürler deyip gitti. öylece kalakalmıştım. beynimde iki kelimesi çınlıyordu. yok teşekkürler!
bu çınlama bir hafta kadar geçmedi. sonrasında zaten okulun bitmesine bir hafta vardı ve ayrıldım çorludan. istanbula eve dönmek için trene bindim. yolda walkman'ı takıp aslının hayalini kliplendirirp dinledim iç yakan şarkıları. ceketimdeki mektubu çıkartıp son defa okudum ve velimeşe civarında yırtıp pencereden attım ilk mektubumu.
şimdi keşke diyorum, keşke atmasaydım. neler yazdığımı o zaman neler hissettiğimi okurdum arada. o zaman ki duygularımla şimdiki hislerimi karşılaştırıp ortalamasını alırdım diye hayıflanırım arada...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar