bugün
- imamoğlu'nun 1 günde 3 davaya girmesi20
- kurtuluş savaşı'nın müfredattan kaldırılması17
- sözlükte kavga olmayacak hissi6
- sevgiliye alınabilecek 200 tl altı hediyeler12
- unutulmayan duvar yazıları7
- öbür sözlüğün dağılıyor olması5
- nato toplantısı anısına basılan 5 tl7
- saraca finch house12
- ilk buluşmada kızı lahmacuncuya götüren erkek5
- kadınların piç erkek tercihi6
- mel mel bakan adama gülümsemek11
- erling braut haaland6
- gocu buraya bak parlak çocuk10
- yeni yazarlara öneriler8
- velvet ile ismet gürbüzün ortak noktaları5
- şeriatçıyım deyip ingiltere ye sığınmak3
- değersizlik hissi6
- ata demirer'in deniz göktaş eleştirisi3
- beni de gammaz yapın5
- 2026 dünya kupası26
- izmir de başörtülü kadını sahilden kovan seküler2
- sersem herif4
- karı kıza para yedirir misiniz5
- yutar mısınız2
- yakışıklı olan ama sevgilisi olmayan erkek3
- dinozorların gerçekten yaşadığını sanan cahiller6
- yaş ilerledikçe fark edilen şey8
- pandela 320
- nickli başlık açacak kadar acınası durumda olmak2
- keloğlan'ın balkıza aşık olması4
- ankara da nato zirvesi3
- futbol21
- insanların neden böyle olması7
- sevilen kadının orasını burasını yalamak6
- otobüste yere oturan kızlara bağıran adam5
- 12 temmuz 2026 norveç ingiltere maçı6
- selamlar2
- arkadaşlar rahatsızsanız gidebilirim3
- ragnar rockefeller38
- evlenilmeyecek kız tipi3
- yılın ilk denize girişi3
- iyi erkeklerin nerede olduğu sorunsalı2
- yarrak kafalı yazarlar2
- çocuk masallarındaki saçmalıklar2
- sözlüğün embesillerle dolu olması2
- bülent kuşoğlu2
- israil'in gazze saldırılarında 5 ölü2
- deniz göktaş37
- ebola salgını3
- kızların artık mesajlara cevap vermemesi4
heyecanla yazılmasına rağmen ilk aşkına verilemeyen mektuptur...
masmavi gözleri olan beyaz tenli bir kıza aşık olmuştum. kız çok güzeldi ve yaklaşamıyordum. benden bir üst sınıfta okuyordu. bir teneffüs arasında karşılaşmıştım onunla. adını öğrenmeliydim ama nasıl diye düşünürken göker diye çift dikiş bir arkadaş vardı o bilir mutlaka diyerek yolunu kestim çocuğun. baba şu nöbetçi kızın adı ne yaa dedim. bak sınıfa giriyor dedim şimdi öğrenirim dedi. 10/b sınıfına girmesiyle çıkması bir oldu aslıymış adı dedi. o an o isim beynimin her yerinde yankılandı. aslı aslı aslı diye. cidden aşık olmuştum haa! defterlere adını karalıyordum. kaç yaprak heba ettiğimin çetelesini tutmadım ama istisnasız her sayfasında aslı yazıyordu.
hiç unutmam küçük ibonun dizisini izliyoruz ailecek. yasemin koşalın kızı var dizide aslı diye. aslı kızım gel buraya diye seslendi. o an masayı yumrukladım bilinçsizce. anne babam ne oldu oğlum dediler yok bişey yaa dedim. ama anlamışlardı. gülerek kesişmelerinden anladım. arabesk sessizliğinden sıkılmıştım, konuşmalıydım artık. ama nasıl? hiç birşey aklıma gelmiyordu. bizim çocuklarla konuştuk mektup yaz dediler. aklıma yatmıştı. hem konuşma stresi çekmeyecektim, hem de yüreğimden geçenleri bir çırpıda anlatacaktım. insan bu tür şeyleri korkudan erteler ya, ben de cuma gününe ertelemiştim mektup işini. çünkü reddedilip rezil olursam iki gün görünmem hiç değilse diye düşündüm.
niyahet saatler perşembeden cumaya vurmuştu. o gece hiç uyuyamadım heyecandan. devamlı bişeyler karaladım. yazdım sonra beğenmeyip karaladım üstünü. hem karalayıp hem yazmıştım yani. sabahın dördüydü. yazdıklarımı temize geçmem gerekiyordu artık. bir oturuşta üç sayfa yazdım. okudum birkaç kere yazdıklarımı. tamam olmuştur diyerek zarfın içine koydum. temiz olmam lazım deyip sabahın beşinde banyoya girdim ki, hayatımda ilktir. ben ki ayda bir yıkanırım, suyu pek sevmem ama aslı için harbi harbi yıkandım abi. çıktım jölelendim. karga bokunu yemeden çıkıp okula gittim. sayesinde okulu da seviyordum artık... neyse çorlu stadının arkasında toplandık arkadaşlarla. mektubu yazdım dedim. herkes şunu da yaz, bunu da yaz diye diye mektubun sayfalarını dörtlemiştim. ilk ders geçti. 10/b' de bittim. cesaret edemedim. ikincisinde de, üçüncüsünde de veremedim mektubu. tamamdı, iyice karar vermiştim. ne olacaksa olsundu artık. dördüncü ders verecektim. zil çaldı. bizim gökerin yanında bittim. baba kızı buraya çağırsana diye kütüphanenin önünde beklemeye başladım. iki dakika sonra beni çağırmışsınız diyerek bitti yanımda. o an ikimizin ilk ve son yakın temas kurduğumuz andı zaten. allahımm masmavi atmosferinde nefessizlikten tıkanmaya başlamıştım. birkaç kere baktım gözlerine ve birkaç kere soyutlandım zamandan. konuşmayacak mısınız dedi. acele ve panikle mektubu cebimden çıkartıp bu sana olan hislerimi yansıtıyor dedim. kız baktı ve yok teşekkürler deyip gitti. öylece kalakalmıştım. beynimde iki kelimesi çınlıyordu. yok teşekkürler!
bu çınlama bir hafta kadar geçmedi. sonrasında zaten okulun bitmesine bir hafta vardı ve ayrıldım çorludan. istanbula eve dönmek için trene bindim. yolda walkman'ı takıp aslının hayalini kliplendirirp dinledim iç yakan şarkıları. ceketimdeki mektubu çıkartıp son defa okudum ve velimeşe civarında yırtıp pencereden attım ilk mektubumu.
şimdi keşke diyorum, keşke atmasaydım. neler yazdığımı o zaman neler hissettiğimi okurdum arada. o zaman ki duygularımla şimdiki hislerimi karşılaştırıp ortalamasını alırdım diye hayıflanırım arada...
masmavi gözleri olan beyaz tenli bir kıza aşık olmuştum. kız çok güzeldi ve yaklaşamıyordum. benden bir üst sınıfta okuyordu. bir teneffüs arasında karşılaşmıştım onunla. adını öğrenmeliydim ama nasıl diye düşünürken göker diye çift dikiş bir arkadaş vardı o bilir mutlaka diyerek yolunu kestim çocuğun. baba şu nöbetçi kızın adı ne yaa dedim. bak sınıfa giriyor dedim şimdi öğrenirim dedi. 10/b sınıfına girmesiyle çıkması bir oldu aslıymış adı dedi. o an o isim beynimin her yerinde yankılandı. aslı aslı aslı diye. cidden aşık olmuştum haa! defterlere adını karalıyordum. kaç yaprak heba ettiğimin çetelesini tutmadım ama istisnasız her sayfasında aslı yazıyordu.
hiç unutmam küçük ibonun dizisini izliyoruz ailecek. yasemin koşalın kızı var dizide aslı diye. aslı kızım gel buraya diye seslendi. o an masayı yumrukladım bilinçsizce. anne babam ne oldu oğlum dediler yok bişey yaa dedim. ama anlamışlardı. gülerek kesişmelerinden anladım. arabesk sessizliğinden sıkılmıştım, konuşmalıydım artık. ama nasıl? hiç birşey aklıma gelmiyordu. bizim çocuklarla konuştuk mektup yaz dediler. aklıma yatmıştı. hem konuşma stresi çekmeyecektim, hem de yüreğimden geçenleri bir çırpıda anlatacaktım. insan bu tür şeyleri korkudan erteler ya, ben de cuma gününe ertelemiştim mektup işini. çünkü reddedilip rezil olursam iki gün görünmem hiç değilse diye düşündüm.
niyahet saatler perşembeden cumaya vurmuştu. o gece hiç uyuyamadım heyecandan. devamlı bişeyler karaladım. yazdım sonra beğenmeyip karaladım üstünü. hem karalayıp hem yazmıştım yani. sabahın dördüydü. yazdıklarımı temize geçmem gerekiyordu artık. bir oturuşta üç sayfa yazdım. okudum birkaç kere yazdıklarımı. tamam olmuştur diyerek zarfın içine koydum. temiz olmam lazım deyip sabahın beşinde banyoya girdim ki, hayatımda ilktir. ben ki ayda bir yıkanırım, suyu pek sevmem ama aslı için harbi harbi yıkandım abi. çıktım jölelendim. karga bokunu yemeden çıkıp okula gittim. sayesinde okulu da seviyordum artık... neyse çorlu stadının arkasında toplandık arkadaşlarla. mektubu yazdım dedim. herkes şunu da yaz, bunu da yaz diye diye mektubun sayfalarını dörtlemiştim. ilk ders geçti. 10/b' de bittim. cesaret edemedim. ikincisinde de, üçüncüsünde de veremedim mektubu. tamamdı, iyice karar vermiştim. ne olacaksa olsundu artık. dördüncü ders verecektim. zil çaldı. bizim gökerin yanında bittim. baba kızı buraya çağırsana diye kütüphanenin önünde beklemeye başladım. iki dakika sonra beni çağırmışsınız diyerek bitti yanımda. o an ikimizin ilk ve son yakın temas kurduğumuz andı zaten. allahımm masmavi atmosferinde nefessizlikten tıkanmaya başlamıştım. birkaç kere baktım gözlerine ve birkaç kere soyutlandım zamandan. konuşmayacak mısınız dedi. acele ve panikle mektubu cebimden çıkartıp bu sana olan hislerimi yansıtıyor dedim. kız baktı ve yok teşekkürler deyip gitti. öylece kalakalmıştım. beynimde iki kelimesi çınlıyordu. yok teşekkürler!
bu çınlama bir hafta kadar geçmedi. sonrasında zaten okulun bitmesine bir hafta vardı ve ayrıldım çorludan. istanbula eve dönmek için trene bindim. yolda walkman'ı takıp aslının hayalini kliplendirirp dinledim iç yakan şarkıları. ceketimdeki mektubu çıkartıp son defa okudum ve velimeşe civarında yırtıp pencereden attım ilk mektubumu.
şimdi keşke diyorum, keşke atmasaydım. neler yazdığımı o zaman neler hissettiğimi okurdum arada. o zaman ki duygularımla şimdiki hislerimi karşılaştırıp ortalamasını alırdım diye hayıflanırım arada...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar