bugün
- pirizade ismed molla balizade kafadumanevi5
- nervio'nun asıl benzediği ünlü8
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı15
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi16
- evi arsayı satıp faizle her ay 120 gr altın alıyom5
- nat rothschild4
- boyun ağrısı3
- kabak tatlısını sevenler8
- anın görüntüsü23
- erecto kral reyiz3
- kafanın çok büyük olması8
- oğuz tezmen2
- fenerbahçe11
- ismet gurbuz 20244
- bir sözlük yazarını kerhaneye götürmek3
- taksim delisi cenk3
- ismed ibni semiz cincihocaevi efendi2
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- 20043
- android için televizyon uygulaması yapılmalı2
- göksel in memeleri3
- 1 doların 50 tl olması3
- kimse beslenmesine dikkat etmiyor2
- 8 kasım 2026 rizespor erzurumspor maçı4
- allah vardır diyenlerin kanıtları2
- elektrik2
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi7
- elmas bey birader dönsün2
- nervio'nun gerçek yüzü4
- nervio34
- barış alper yılmaz4
- halef dizisinin final yapması2
- ismet gürbüz sözlüğü nasıl keşfetti6
- bafra pidesi3
- alanyaspor2
- en sevilen ibrahim tatlıses sözleri6
- anelka alex tuncay hooijdonk dörtlüsü6
- kaan girgin'in son hali2
- ülkücü erkek ermeni kız aşkı10
- bırak kolumu acıtıyorsun4
- birçok kadın evliliğini eskort hizmeti gibi yapıyo3
- yalnız çirkin asosyal erkek5
- askerde cinsel ihtiyaçlar nasıl gideriliyor6
- 2019 tasarımı4
- otomobilin üstünde uyuyakalan adam6
- duygu özaslan6
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı23
- bir can kurtaran tüm insanları kurtarmış gibi olur2
- kim milyoner olmak ister6
- nerdesiniz3
karadeniz teknik üniversitesinin rektörüdür, ancak bu durumda bir çelişki vardır. ibrahim özen mühendis değil, doktordur. teknik üniversitenin rektörü doktor mu olur arkadaş diye düşünülebilir. cevap ktu öğrencilerinden geliyor hemen:
olsun varsın, biz ne yanlışlar gördük bu en önemsizi. sıkıntı yok.
olsun varsın, biz ne yanlışlar gördük bu en önemsizi. sıkıntı yok.
bu adamla ilgili üç anım var;
sene 2007
yer ktü atatürk kültür merkezi
saz çalan bir amca konsere gelmiş. sonlara doğru vatan millet diye diye coşa getiriyor öğrencileri. vıp lerin arkasında iki grup ayağa kalkıp, biri reisler diğer grup asenalar, başlıyorlar bağırmaya -tekbir - allahu ekber diye. bu böyle baya bir devam ediyor. sanki konserden çıkıp savaşa gidecekler. konser sonunda, bu rektör adamı ayağa kalkıp, gülümseyerek, alkışlar eşliğinde gidiyor. ne kadar güzel bir sahneydi. hatırladıkça gözlerim dolar.
sene 2008
yer ktü mimarlık bölümü sergi salonu
her sene yapılan iç mimarlık sergisine bunu da davet etmişler. sergi açıldı. benim de bir projem var. grup hocam geldi -demsiz projenin yanına git, rektör sorarsa ben yaptım dersin" dedi. - ya hocam ne diyosunuz, deyip anlamlı bir bakış attım ve kuru pastalara yöneldim. ben kuru pastaları, asistanların yaptığı börekleri tabağıma doldururken biri arkadan ittiriyor resmen, elini de benim yanımdan masaya uzatmış, pastaları götürmeye çalışıyor. "kim ya bu entelektüel platforma yakışmayan rezil" diye bir döndüm, bu adam gene.
sene 2009
yer ktü atatürk kültür merkezi
her sene fakülteler ve rektör buluşmaları yapılır. fakülteler dertlerini rektöre anlatır, rektör de dinler. katılım çok az olur. sebebi bu toplantıların ders saatlerinde yapılmış olması değildir herhalde.
o dönem bir bölümün öğrenci başkanı kalkıp gayet seviyeli bir şekilde şuna benzer bir soru sordu,
- çıktılarımız çok pahalıya geliyor. fakülte içinde bilmem ne copy adı altında bir yer var, uyguladıkları ücretler gerçekten bize büyük yük. fakültemizde bir proter var. bunu öğrencilerin hizmetine açamaz mıyız? ben erasmusla şu okula gitmiştim, orada böyle hizmetler veriliyor ve öğrenciler okul projelerini daha makul fiyatlara karşılıyorlar, gibi bir şey dedi.
zaten trabzon gibi bir yerde 3 tane yer var çıktı alabileceğimiz, resmen tekel olmuş, bindiriyorlar öğrenciye. neyse işte "bu adam"dan gelen cevap şu,
- size zaten kampüs içinde bir yer açtık. daha ne istiyorsunuz?
çocuk bir kaç bişey daha söyleyecekti ki rektör,
-adın ne senin, senin adın ne onu söyle önce, adı ne bunun? demeye başladı.
yanındaki adamlarda not defterlerine bir şeyler yazdı. çocuğu susturdular.
ulan "sayın rektör adamı" sanki bize getirmiş fotokopiciyi. kampüs içinde fotokopici yok lan. parasıyla oraya fotokopici geldi. zaten oradaki herifte açık açık söylüyor. rektörün altında ki arabayı ben aldım diye. babanın hayrına getirdin sanki. açık, net bizim o çıktılara verdiğimiz her parada senin cebine giden bir pay var. kampüs içindeki şatonda rahat et "sayın rektör". atatürk kültür merkezinin sahnesinin damı akıyor, senin evin her sene bakıma girsin
bu üç anım, karadeniz teknik üniversitesi rektörünün ne sayın bir adam olduğunu anlatmıştır umarım.
sene 2007
yer ktü atatürk kültür merkezi
saz çalan bir amca konsere gelmiş. sonlara doğru vatan millet diye diye coşa getiriyor öğrencileri. vıp lerin arkasında iki grup ayağa kalkıp, biri reisler diğer grup asenalar, başlıyorlar bağırmaya -tekbir - allahu ekber diye. bu böyle baya bir devam ediyor. sanki konserden çıkıp savaşa gidecekler. konser sonunda, bu rektör adamı ayağa kalkıp, gülümseyerek, alkışlar eşliğinde gidiyor. ne kadar güzel bir sahneydi. hatırladıkça gözlerim dolar.
sene 2008
yer ktü mimarlık bölümü sergi salonu
her sene yapılan iç mimarlık sergisine bunu da davet etmişler. sergi açıldı. benim de bir projem var. grup hocam geldi -demsiz projenin yanına git, rektör sorarsa ben yaptım dersin" dedi. - ya hocam ne diyosunuz, deyip anlamlı bir bakış attım ve kuru pastalara yöneldim. ben kuru pastaları, asistanların yaptığı börekleri tabağıma doldururken biri arkadan ittiriyor resmen, elini de benim yanımdan masaya uzatmış, pastaları götürmeye çalışıyor. "kim ya bu entelektüel platforma yakışmayan rezil" diye bir döndüm, bu adam gene.
sene 2009
yer ktü atatürk kültür merkezi
her sene fakülteler ve rektör buluşmaları yapılır. fakülteler dertlerini rektöre anlatır, rektör de dinler. katılım çok az olur. sebebi bu toplantıların ders saatlerinde yapılmış olması değildir herhalde.
o dönem bir bölümün öğrenci başkanı kalkıp gayet seviyeli bir şekilde şuna benzer bir soru sordu,
- çıktılarımız çok pahalıya geliyor. fakülte içinde bilmem ne copy adı altında bir yer var, uyguladıkları ücretler gerçekten bize büyük yük. fakültemizde bir proter var. bunu öğrencilerin hizmetine açamaz mıyız? ben erasmusla şu okula gitmiştim, orada böyle hizmetler veriliyor ve öğrenciler okul projelerini daha makul fiyatlara karşılıyorlar, gibi bir şey dedi.
zaten trabzon gibi bir yerde 3 tane yer var çıktı alabileceğimiz, resmen tekel olmuş, bindiriyorlar öğrenciye. neyse işte "bu adam"dan gelen cevap şu,
- size zaten kampüs içinde bir yer açtık. daha ne istiyorsunuz?
çocuk bir kaç bişey daha söyleyecekti ki rektör,
-adın ne senin, senin adın ne onu söyle önce, adı ne bunun? demeye başladı.
yanındaki adamlarda not defterlerine bir şeyler yazdı. çocuğu susturdular.
ulan "sayın rektör adamı" sanki bize getirmiş fotokopiciyi. kampüs içinde fotokopici yok lan. parasıyla oraya fotokopici geldi. zaten oradaki herifte açık açık söylüyor. rektörün altında ki arabayı ben aldım diye. babanın hayrına getirdin sanki. açık, net bizim o çıktılara verdiğimiz her parada senin cebine giden bir pay var. kampüs içindeki şatonda rahat et "sayın rektör". atatürk kültür merkezinin sahnesinin damı akıyor, senin evin her sene bakıma girsin
bu üç anım, karadeniz teknik üniversitesi rektörünün ne sayın bir adam olduğunu anlatmıştır umarım.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com