bugün

ne zaman bir tiyatro gösterisi, bir müzik abartılsa yahudi yapımı bir şey olduğunu görüyordum. bunu abartanlar da yahudilerdi.
bir çok alanı ele geçirdikleri için tüm alanlarda birbirlerini kayırıyorlardı. güzel bir alman yapıtı 10 üzerinden 5 alamazken yahudi yapıtları 10 alıyordu. bu yüzden bir anti-semitist olmaya karar verdim.

ancak bir deve iğnenin deliğinden geçtiğinde büyük bir insan seçimle iş başına gelebilir.

beceri ve yetenek eğitimin bir ürünü değildir. bu yetenek kişide doğuştan vardır. yani bu tanrı'nın bir lütfudur.

ben dünya'ya insanları güçlü yapmak için gelmedim, onların güçsüzlüklerini kullanmak için geldim.

bir gün gelecek, öldürmediğim her yahudi için bana küfredeceksiniz.(son sözleri)

diktatör, bisikletle giden adama benzer durursa devrilir.

dünyanın altını üstüne getiren büyük olayların tamamı yazı ile değil sözle meydana getirilmiştir.

düşünce özgürlüğü tüm kötülüklerin anasıdır.

eğer bir millet özgür olacaksa; gurura, irade gücüne, meydan okumaya, nefrete, nefrete ve yine nefrete ihtiyaç duyar.

eğer savaş kaybedilmişse halkı da kaybetmenin hiç bir önemi yoktur.
hayat güçsüzlüğü affetmez.

her kim bize karşı ayaklanırsa kendisini ölü kabul etmelidir.

insanlığın bir gün büyük mücadelelere neden olacağı kuşkusuzdur. sonunda varolma içgüdüsü galip çıkacaktır. budalalık, korkaklık ve kendini beğenmişlikten oluşan insanlık bu içgüdü karşısında eriyip gidecektir.

işgal altındaki topraklarımız anavatana ateşli protestolarla değil, kılıcın indirdiği zafer darbeleriyle katılabilir.

liderlik insanları tek bir düşman üzerinde toplamak ve bu dikkatin bozulmadan devam etmesini sağlama sanatıdır.

mustafa kemal; bir millet, bütün vasıtalarından mahrum edilse dahi, kendini kurtaracak vasıtaları yaratabileceğini ispat eden adamdır.

politika, yapılan tarihtir.

savaşta her zaman kaybeden taraf suçludur, haklı olsa bile.

siyasi kuruluşlar birbirleri ile karşılıklı çıkarlarından dolayı göstermelik anlaşırlar.

benim felsefi doktrinim dünyayı tekrar mutlu bir şekilde yaşatacak güce sahiptir. böyle bir idealde elbetteki geçici anlaşmalara yer yoktur.

şeref ve namustan yoksun milletler er geç hürriyet ve bağımsızlıklarını kaybederler.

yalan ne kadar büyükse, inananı da o kadar çok olur.

yaşama hakkın mücadele gücün kadardır.

zayıfa acımak doğaya ihanettir.

milletler hayasızlıklarla değil, fedakarlıklarla kurtarılır.
Bir kimse milletiyle iftihar edebilmek için milletine ait her sınıf insanla gurur duyabilmelidir. Ama eğer bir milletin yarısı aç ve sefil haldeyse, yarısı geleceğinden endişe içindeyse, yarısı ahlaki erezyonda yok olmuşsa bir kimse böyle bir milletin ferdi olmaktan nasıl gurur duyabilir ki?
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com