bugün
- birini unutmak için başkasıyla birliktelik yaşamak4
- avokado yiyen insan6
- hayatını renklendirmek isteyenlere tavsiyeler6
- kalabalığı seviyor musunuz5
- bol sucuklu tereyağlı çift yumurta6
- feminen erkek davranışları5
- arkadaşlar ben birinden fena halde hoslanıyorum15
- sonbaharda yapılacaklar4
- yazarlara sözlükten gelen son mesaj6
- yazarların anlık durumları6
- almanya da yaşasaydınız nerede yaşamak isterdiniz10
- çocuklar niye sünnet edilir3
- boğaz ağrısı5
- 3 ekim 2026 hırvatistan ingiltere maçı7
- sözlükdaşlarım beni seviyor musunuz2
- kova ve oğlak burçlarını sözlükten atmak7
- liseliler için uyku vakti2
- kedilerin yedigi ilginc seyler16
- yazarların sözlükte attığı son mesaj3
- sözlükte devamlı eksileyeceğiniz yazar18
- hırvatistan 0 ingiltere 73
- akmerkez3
- musa2
- işkembe çorbası seven kız6
- şeker hastalığı9
- gereksiz bakanlıklar2
- nickini bir görselle anlat3
- özel sektör de çalışmak11
- çamaşır makinesinde yorgan yıkamak7
- sanatın amacı2
- ingiltere3
- hırvatistan4
- pul biberli pilav6
- torpille ünlü olanlar2
- futbol18
- uefa uluslar ligi11
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi10
- osmanlı mali açıdan zordayken saray yaptırması13
- seni sevmeyenlere en güzel cevap3
- isviçre ile liechtenstein arası2
- ilk buluşmada 3 çeyrek kokoreç gömen kız4
- söğüşçü aco7
- boğaziçi üniversitesi güney kampüsü2
- ellerim bos gonlum hos14
- mini etek topuklu ayakkabı fileli çorap üçlüsü3
- galatasaray büyüklüğü14
- pasifler apartmanı4
- arkadaşlar ayıptır söylemesi çok şeysiniz2
- en ılık burç5
- arkadaşlar bakar mısınız14
yanında rakı da varsa iyi gidecek kamptır. *
Tarihin tekerleği ileriye doğru dönerken arkasında nice acılar, yengiler ve yenilgiler bırakmıştır. Ezenler ile ezilenlerin arasındaki tarihsel mücadeleye, dünden bugüne miras kalan şiirlerden, romanlardan veya filmlerden tanıklık etmişizdir. Bazen ezilenlerin egemenlere karşı nasıl ayağa kalktıklarına, nasıl destansı ve derslerle dolu mücadeleler verdiklerine şahit olmuşuzdur. Bazen de milyonlarca işçi-emekçinin en acımasız yöntemlerle katledişlerine şahit olmuşuzdur. En zor zamanlarda, belki de ölüme bir dakika kala, egemenlere meydan okunduğuna şahit olmuşuzdur. Tıpkı Nazi Almanya’sının Yunanistan’ı işgalinden sonra kurulan Haydari kampındaki sosyalistlerin haklı davaları uğruna ölüme meydan okumaları gibi!
işte “Son Not” isimli film de Haydari kampında yaşanmış olayları ele alıyor. 2017 yapımı olan bu filmin yönetmeni Pantelis Voulgaris’tir. “Son Not” filmi 1944 yılında dört Alman generalin öldürülmesine misilleme olarak Haydari kampında esir tutulan 200 sosyalistin 1 Mayıs günü kurşuna dizilerek katledilişini anlatıyor.
Almanya’da iktidara gelen faşizm, Avrupa’yı işgal ederek estirdiği terör dalgasında binlerce sosyalisti katletmişti. Ölüm kampları kurulmuş ve binlerce sosyalist bu kamplarda ya işkencelerde öldürülmüş ya da infaz edilmişti. Faşizmin bütün baskılarına inat er ya da geç haklı olanların kazanacağına inanan bu mücadeleci insanlar, en zor koşullarda bile mücadele etmenin yöntemlerini bulmuşlar. Filmin kahramanı olan Napoleon Soukatzidis, tutsak olan arkadaşları arasında en sevilen ve güvenilen kişidir. Arkadaşları bu sebeple ve Almancayı da iyi bildiği için onun kampı yöneten Nazilerle aralarında tercümanlık yapmasını ister. Naziler, Soukatzidis’i tercümanlık yapması için mahkûmların sorgularına da katar ama o bu durumu arkadaşlarının ve mücadelesinin lehine kullanmayı bilir. Mücadeleci kişiliği ve kararlı duruşu Alman komutanın bile dikkatini çeker. Elinde bulundurduğu güçten son derece emin olduğunu zanneden Nazi komutan, bir kurşun atımlık mesafede duran Sokukatzidis’in iradesinin ve kararlılığının karşısında şaşkına döner.
Dışarıda ve kampta devrimcilerin umudunu ve mücadelesini kırmak için her türlü baskıyı yapan faşistler, öldürülen her Nazi generali için kampta bulunan 50 direnişçiyi infaz etme kararı alırlar. 200 direnişçi infaz edilecektir ve infaz edilecekler arasında Napoleon Soukatzidis de vardır. Ama işler Nazilerin beklediği şekilde gitmeyecektir! infaz edilmeden önce tüm tutsaklar tıraş olur ve en güzel elbiselerini giyerler. Kemençeler eşliğinde horonlar oynarlar. Sabahına infaz edilecekleri gece boyunca ezgiler, marşlar söylerler. Ölümün onları yok etse bile haklı davalarını yok edemeyeceğini bilen sosyalistler, egemenlerin bu kanlı tezgâhına meydan okurlar.
Sabah olunca infaz edilecek 200 tutsak kampın avlusunda toplanmaya başlar. Kadınlı erkekli diğer tutsaklar ise pencerelere çıkarak Nazilere “katiller!” diye haykırır, mücadele arkadaşlarını sonsuzluğa ezgilerle uğurlar. Nazi general, filmde Haydari kampındaki mücadeleci iradenin kişileşmiş bir hali olarak izlediğimiz Soukatzidis’e son bir teklifte bulunur. Soukatzidis’in infazını, yerine başka bir mahkûmun öldürülmesi karşılığında durdurulması kararını aldığını söyler. “Yerine ölecek mahkûmu, ister sen seç ister ben seçeyim” der ve ona hayatını teklif ettiğini belirtir. Bu teklif karşısında Soukatzidis ise “Bana küçük düşürücü bir kurtuluş teklif ediyorsun. Eğer kabul edersem bir hiç olurum” der ve cevabının “iki saat içinde, yoldaşlarımın yanında ölü olarak uzanacağım!” olduğunu söyler. Arkalarında kalan sevdiklerine son notlarını bırakarak ölüme yürüyen 200 Yunan sosyalist, duruşlarıyla da tarihe özlü bir not bırakmış olurlar.
Tarih boyunca egemenler, ezilenlerin isyanlarını bastırmak, seslerini boğmak için nice katliamlara giriştiler. Tıpkı filmde olduğu gibi sosyalistleri, komünistleri infaz ederek onlar karşısında nihai zafer kazanacaklarını düşündüler. Ama inandıkları uğruna korkmadan ölüme gidebilmek, bu tarihsel mücadelenin haklılığına inanan insanlar için bir yenilgi değil, bizler ve bizden sonraki nesillere bırakılacak derslerle dolu direngen bir mücadele geleneğidir. Bu mücadele geleneğine sahip çıkanlar bir gün mutlaka bunların hesabını soracaktır. Filmde de, infaz edilmeden önce bir sosyalistin sarf ettiği son sözleri bu tarihsel gerçekliği, büyük bir inançla Nazilerin yüzüne şöyle çarpıyor; “Oğlum sizden intikamımızı alacak!”
işte “Son Not” isimli film de Haydari kampında yaşanmış olayları ele alıyor. 2017 yapımı olan bu filmin yönetmeni Pantelis Voulgaris’tir. “Son Not” filmi 1944 yılında dört Alman generalin öldürülmesine misilleme olarak Haydari kampında esir tutulan 200 sosyalistin 1 Mayıs günü kurşuna dizilerek katledilişini anlatıyor.
Almanya’da iktidara gelen faşizm, Avrupa’yı işgal ederek estirdiği terör dalgasında binlerce sosyalisti katletmişti. Ölüm kampları kurulmuş ve binlerce sosyalist bu kamplarda ya işkencelerde öldürülmüş ya da infaz edilmişti. Faşizmin bütün baskılarına inat er ya da geç haklı olanların kazanacağına inanan bu mücadeleci insanlar, en zor koşullarda bile mücadele etmenin yöntemlerini bulmuşlar. Filmin kahramanı olan Napoleon Soukatzidis, tutsak olan arkadaşları arasında en sevilen ve güvenilen kişidir. Arkadaşları bu sebeple ve Almancayı da iyi bildiği için onun kampı yöneten Nazilerle aralarında tercümanlık yapmasını ister. Naziler, Soukatzidis’i tercümanlık yapması için mahkûmların sorgularına da katar ama o bu durumu arkadaşlarının ve mücadelesinin lehine kullanmayı bilir. Mücadeleci kişiliği ve kararlı duruşu Alman komutanın bile dikkatini çeker. Elinde bulundurduğu güçten son derece emin olduğunu zanneden Nazi komutan, bir kurşun atımlık mesafede duran Sokukatzidis’in iradesinin ve kararlılığının karşısında şaşkına döner.
Dışarıda ve kampta devrimcilerin umudunu ve mücadelesini kırmak için her türlü baskıyı yapan faşistler, öldürülen her Nazi generali için kampta bulunan 50 direnişçiyi infaz etme kararı alırlar. 200 direnişçi infaz edilecektir ve infaz edilecekler arasında Napoleon Soukatzidis de vardır. Ama işler Nazilerin beklediği şekilde gitmeyecektir! infaz edilmeden önce tüm tutsaklar tıraş olur ve en güzel elbiselerini giyerler. Kemençeler eşliğinde horonlar oynarlar. Sabahına infaz edilecekleri gece boyunca ezgiler, marşlar söylerler. Ölümün onları yok etse bile haklı davalarını yok edemeyeceğini bilen sosyalistler, egemenlerin bu kanlı tezgâhına meydan okurlar.
Sabah olunca infaz edilecek 200 tutsak kampın avlusunda toplanmaya başlar. Kadınlı erkekli diğer tutsaklar ise pencerelere çıkarak Nazilere “katiller!” diye haykırır, mücadele arkadaşlarını sonsuzluğa ezgilerle uğurlar. Nazi general, filmde Haydari kampındaki mücadeleci iradenin kişileşmiş bir hali olarak izlediğimiz Soukatzidis’e son bir teklifte bulunur. Soukatzidis’in infazını, yerine başka bir mahkûmun öldürülmesi karşılığında durdurulması kararını aldığını söyler. “Yerine ölecek mahkûmu, ister sen seç ister ben seçeyim” der ve ona hayatını teklif ettiğini belirtir. Bu teklif karşısında Soukatzidis ise “Bana küçük düşürücü bir kurtuluş teklif ediyorsun. Eğer kabul edersem bir hiç olurum” der ve cevabının “iki saat içinde, yoldaşlarımın yanında ölü olarak uzanacağım!” olduğunu söyler. Arkalarında kalan sevdiklerine son notlarını bırakarak ölüme yürüyen 200 Yunan sosyalist, duruşlarıyla da tarihe özlü bir not bırakmış olurlar.
Tarih boyunca egemenler, ezilenlerin isyanlarını bastırmak, seslerini boğmak için nice katliamlara giriştiler. Tıpkı filmde olduğu gibi sosyalistleri, komünistleri infaz ederek onlar karşısında nihai zafer kazanacaklarını düşündüler. Ama inandıkları uğruna korkmadan ölüme gidebilmek, bu tarihsel mücadelenin haklılığına inanan insanlar için bir yenilgi değil, bizler ve bizden sonraki nesillere bırakılacak derslerle dolu direngen bir mücadele geleneğidir. Bu mücadele geleneğine sahip çıkanlar bir gün mutlaka bunların hesabını soracaktır. Filmde de, infaz edilmeden önce bir sosyalistin sarf ettiği son sözleri bu tarihsel gerçekliği, büyük bir inançla Nazilerin yüzüne şöyle çarpıyor; “Oğlum sizden intikamımızı alacak!”
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar