bugün

Bütün dünya basını, bizim ülkenin iflas ettiğini yazıyor. Yani efendim, dışarıya olan borçlarımızı ödeyecek paramız yokmuş.
Ülke, vatandaşlarıyla bir bütündür. Kimin kime borcunu ödeyecek kadar parası var ki, ülkemizin olsun.
Borçlarımızı ödeyemediğimiz için, yeni borçlar alamıyormuşuz. Yeni borçlar alamayınca da gereken malları içeriye getiremiyormuşuz.
***
Herkesin durumu böyle. Bizim ismail, Kâzım'dan bin lira borç aldı, ödeyemedi. Lütfullah'tan bir lira borç aldı, ödeyemedi. Bekir'den de bin lira borç aldı, ödeyemedi. Hasan'dan da bin lira borç aldı, ödeyemedi.
O nedenle ismail'e artık kimse borç vermiyor. ismail'in de parası olmadığı için, evine et, ekmek, peynir, yumurta alamıyor.
***
Bunun üstüne ismail ne yaptı? Evdeki halıyı sattı. Sonra radyoyu, sonra televizyonu sattı.
Ülkemiz de, ismail'i örnek almalıdır. Satacak şey mi yok ülkemizde. Örneğin müzelerde neler var...
Kaşıkçı elmasını bir okuttuk mu, en azından iki yıl yan gelir, sırt üstü yatarız.
Sonra deniz kıyıları var. Onları da okuturuz. Sonra göller var... Onları da okuturuz. Sonra ormanlar var... Sonra ne güzel koruluk yerler var. Daha olmazsa sarayları satarız. Saraylar bitince, tarihsel kalıntıları satarız. Onlar da bitince, pırlanta, altın bilezik, kimde ne var yoksa, onları toplar satarız.
***
Ülkemiz iflas etmişmiş... Laf mı yani bu?
Bizim işportacı Recep de iflas etti. Bakkal Osman, ona kredi açmıştı. Borçlarını ödemediğini görünce Recep'in tablasına el koydu.
Ama Recep ne yaptı? Bir kamyoncuyla anlaştı, ona şoför muavini oldu. Ortak kaçakçılık yaparlarken yakalanmasaydı, bugün milyonerdi. iflas etmek şöyle dursun, bakkal Osman'ın tüm dükkânını satın alabilirdi.
Recep'in kaçak sigaralarını ülkemiz satsa, o da pekâlâ milyoner olur.
Sonra hem daha neler var öyle...
***
Gezginciler ev ev dolaşıp, Romen porseleni, ingiliz çayı, Japon saati satıyorlar. Bal gibi de geçiniyorlar. Ülkemiz de yapabilir bunları...
***
Ülkemizin büyük adamları, ellerine bohçaları alıp kapı kapı dolaşmaya bir başlasınlar; vallahi hazine de dolar, kendi keseleri de...
Ayrıca eğlence yeri, gizli kumarhane falan işletmek de; epey para getiriyor, diyorlar. Ülkemiz de bunları pekâlâ yapabilir. Bu arada hurdacılık, inşaat malzemesi, boyacılık falan da tatlı işler arasında sayılıyor...
***
Sanki, yani büyüklerimiz hurdacılık yapamazlar mı?
Bizim temizlik işçisi Şakir bile, topladığı tenekeleri karıştırdıkça içinden neler neler buluyor. Surların dibine dökülen çöplerden de, epey ilginç şeyler çıkıyormuş.
Örneğin büyüklerimiz surların dibine gidip, oralarda çikolataların yaldızlı kâğıtlarını toplasalar da dışarıdaki alacaklılarına verseler; adamlar hoşnut olurlar.
***
Yabancı basın işin farkında değil. Borcumuzu ödemezsek iflas edeceğimizi sanıyor. Olur mu öyle şey?
Batakçı Hikmet borçlarını ödemediği için kalkındı derler. Borçlarını ödeyeceğine, iki gecekondu yaptırmış. Birini satıp, ötekine bir kat daha çıkmış. iki katlıyı satıp üç katlısını yaptırmış. Üç katlısını satıp, dört katlısını yaptırmış...
Büyüklerimiz de, Batakçı Hikmet'in yöntemiyle, isterlerse milyonlar doldururlar hazineye...
***
Onun için hiç kuşkulanmayın, bizim ülkemiz iflas etmez. Büyüklerimiz işlerini bilirler. Belki de yüksek çıkarlarımız açısından iflas etmiş görünüp, sermayeyi genişletmek istiyorlardır!
***
Bu dünya, açıkgözlerin dünyası. Bizden de daha açıkgözü yoktur dünyanın.
işimize bakalım baylar. Birimiz hepimiz için, hepimiz birimiz için...

çetin altan
© copyright 2005 - 2026