bugün
- en son neye çok üzüldünüz8
- mamudo gurban niye doğdun9
- gocu33
- kafayı yememek için ne yapıyorsunuz4
- piyasanın en ağır sigarası3
- feministlerin cevaplayamadığı soru4
- mansur yavaş6
- başkent istanbul olsun11
- normal keki ıslak keke çevirme tekniği10
- amedspor5
- tai'nin mutfağına konuk olmak8
- chp'nin ankara'yı da kaybetmesi4
- ansızın gelen iç sıkıntısı3
- truelaşmak5
- mansur yavaş'ın chp den ayrılması6
- insanların sizden uzak durması5
- nasıl nude istenir2
- vay vay vay queen ravenna abla hoşgeldin6
- bir kadınla erkek arkadaş olamaz4
- sözlükteki karanlık kişiler6
- mamudo'nun federallerin adamı olması2
- ekrem imamoğlu5
- dün gece sözlükte yaşanan akıl almaz olay9
- ameliyata girmeden tarayıcı geçmişini silmek4
- zihnin yaptığı absürt checkpointler2
- bi buçuk iskenderi bitirebilen kadın5
- batı piçtir piç kalacaktır4
- çok sıkıcı adamlarsınız lan2
- hintli kızların dayanılmaz çekiciliği3
- kamosun şafak operasyonuyla ters kelepçe yemesi6
- özel sektörün acımasız olması4
- uludağ itiraf12
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- mutsuzluğa mahkum olduğunu sanan tipler4
- husiler yüzünden gemilerin 15 gün gecikmesi10
- mehmet şimşek2
- trump'ın erdoğan'ı yine övmesi6
- recep tayyip erdoğan4
- yağmurlu havaları seven insan6
- asrın soygunu11
- true nickli yazar22
- ingilizce bilmeyen akademisyenler6
- iş yerindeki orospu çocukları6
- türk düşmanı piçler10
- içişleri'nin 36 ildeki operasyonu 826 şüpheli2
- mora katliamı4
- queen ravennanın cinleri2
- tai lung vs gocu22
- gocu'yu özlemek2
- claudian clouds44
Gece yarısı balkona çıkıp kendi adını "Dünya lideri" sıfatıyla haykıran kalabalığı "Mağrur olmayın" diye yatıştıran bu adama hayran olmamak elde mi?
Yanında eşiyle "Haydi bi daha"şarkısını okuyuşuna bakıp "işte aradığımız lider" dememek mümkün mü?
"Kıskananlar çatlasın"sloganına "Çatlamasınlar, onları da kucaklayacağız" diye karşı çıkışından, kırdıklarından helallik isteyişinden, daha fazla demokrasiden dem vuruşundan etkilenmemeye imkân var mı?
"Tertemiz bir sayfa açtık; herkesin yaşam tarzı bizim için mübarek bir emanettir" sözü iç ferahlatıcı değil mi?
* * *
Değil.
Ne yazık ki değil!
Çünkü o balkon, aynı konuşmayı daha önce de gördü.
Öyle gidecek sananlar, boyunun ölçüsünü aldı.
Zafer gecelerinde ağzından bal damlayan o adam, zaman geçince dilinden öfke saçan bir sadrazama döndü.
"Kimseyi dışlamadık, herkesi kucakladık" dese de, en yakın rakibinin "Aleviliğini" diline doladı.
"Yaşam tarzınız bize emanet" dese de, seçim kampanyasını, muhaliflerinin gizlice kaydedilen "yaşam tarzı" üzerine kurdu.
Neden "Kibirden sakınıyoruz" cümlesine değil,"Yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatıdır" cümlesine daha çok inandığımızı anlamadı.
* * *
Oysa bizler, yani 10 yıldır ona toplumun yarısı gibi "Neylerse güzel eyler"diyen koşulsuz bir hayranlıkla değil, diğer yarısı gibi "Hayırdır inşallah" ihtiyatıyla bakanlar, karşımızdaki tek surette birkaç kişiliği bir arada gördük ve hepsinin aynı adam olduğuna inanmakta zorlandık:
"Biz olsak Öcalan'ı asardık" diyen adam, imralı'da onunla görüşmeleri yürüten hükümetin Başbakanı mıydı gerçekten?
Cennetin anaların ayağı altında olduğuna iman eden müminle,"Ananı da al git" diye gürleyen şahin aynı kişi miydi?
"Herkes beni eleştirsin" diyene mi inanmalıydık, eleştiren gazetecilerin karşısına çıkmayana mı?
Okuduğu şiirden dolayı mahkûm olan mağdur muydu o; yazdığı kitaptan dolayı tutuklanan yazara yüklenen mağrur mu?
"Yaratılanı severiz, Yaradan'dan ötürü" diyen adama mı inanmalıydık, yoksa aleyhinde yazılan kitaplardan yakınırken "Ne Ermeniliğimiz kaldı, ne -affedersiniz- Rumluğumuz" diyene mi?
Tevazuu şiar edinene mi, Hopa'da ölen öğretmenden bir rahmet dileğini esirgeyene mi?
Candan konuşan adam mı gerçekti, camdan okuyan mı?
* * *
Başbakan iyi polis-kötü polis oyunu mu oynuyor; yoksa gerçekten gelgitler mi yaşıyor?
Ben ikincisine inanıyorum. Ve bu gelgitlerde, Erdoğan'ın çocukluğuna damgasını vuran tekke adabı ile Kasımpaşalılık ruhunun hızla yer değiştirmesinden izler görüyorum.
Gurur anlarında tevazu öne çıkıyor; öfke nöbetlerinde kibir şahlanıyor. Ve görünen o ki Erdoğan, alkışlar arttıkça sertleşiyor; oyu yükseldikçe baskıcı ve kırıcı oluyor.
Bu seçimde bir frenleme bekliyorduk; tersine seçmen gaza yüklendi.
Bu gaza rağmen Başbakan, balkondan vaat ettiği kucaklayıcı lider olabilirse ellerimiz kızarasıya alkışlamaya hazırız.
Ama "Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır" diyorsa tek laf kalıyor geriye:
Bizim de öyle Sayın Başbakan, bizim de öyle!
can dündar- köşe yazıları
hadi şimdi eller oy butonuna, hatırım kalır!
Yanında eşiyle "Haydi bi daha"şarkısını okuyuşuna bakıp "işte aradığımız lider" dememek mümkün mü?
"Kıskananlar çatlasın"sloganına "Çatlamasınlar, onları da kucaklayacağız" diye karşı çıkışından, kırdıklarından helallik isteyişinden, daha fazla demokrasiden dem vuruşundan etkilenmemeye imkân var mı?
"Tertemiz bir sayfa açtık; herkesin yaşam tarzı bizim için mübarek bir emanettir" sözü iç ferahlatıcı değil mi?
* * *
Değil.
Ne yazık ki değil!
Çünkü o balkon, aynı konuşmayı daha önce de gördü.
Öyle gidecek sananlar, boyunun ölçüsünü aldı.
Zafer gecelerinde ağzından bal damlayan o adam, zaman geçince dilinden öfke saçan bir sadrazama döndü.
"Kimseyi dışlamadık, herkesi kucakladık" dese de, en yakın rakibinin "Aleviliğini" diline doladı.
"Yaşam tarzınız bize emanet" dese de, seçim kampanyasını, muhaliflerinin gizlice kaydedilen "yaşam tarzı" üzerine kurdu.
Neden "Kibirden sakınıyoruz" cümlesine değil,"Yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatıdır" cümlesine daha çok inandığımızı anlamadı.
* * *
Oysa bizler, yani 10 yıldır ona toplumun yarısı gibi "Neylerse güzel eyler"diyen koşulsuz bir hayranlıkla değil, diğer yarısı gibi "Hayırdır inşallah" ihtiyatıyla bakanlar, karşımızdaki tek surette birkaç kişiliği bir arada gördük ve hepsinin aynı adam olduğuna inanmakta zorlandık:
"Biz olsak Öcalan'ı asardık" diyen adam, imralı'da onunla görüşmeleri yürüten hükümetin Başbakanı mıydı gerçekten?
Cennetin anaların ayağı altında olduğuna iman eden müminle,"Ananı da al git" diye gürleyen şahin aynı kişi miydi?
"Herkes beni eleştirsin" diyene mi inanmalıydık, eleştiren gazetecilerin karşısına çıkmayana mı?
Okuduğu şiirden dolayı mahkûm olan mağdur muydu o; yazdığı kitaptan dolayı tutuklanan yazara yüklenen mağrur mu?
"Yaratılanı severiz, Yaradan'dan ötürü" diyen adama mı inanmalıydık, yoksa aleyhinde yazılan kitaplardan yakınırken "Ne Ermeniliğimiz kaldı, ne -affedersiniz- Rumluğumuz" diyene mi?
Tevazuu şiar edinene mi, Hopa'da ölen öğretmenden bir rahmet dileğini esirgeyene mi?
Candan konuşan adam mı gerçekti, camdan okuyan mı?
* * *
Başbakan iyi polis-kötü polis oyunu mu oynuyor; yoksa gerçekten gelgitler mi yaşıyor?
Ben ikincisine inanıyorum. Ve bu gelgitlerde, Erdoğan'ın çocukluğuna damgasını vuran tekke adabı ile Kasımpaşalılık ruhunun hızla yer değiştirmesinden izler görüyorum.
Gurur anlarında tevazu öne çıkıyor; öfke nöbetlerinde kibir şahlanıyor. Ve görünen o ki Erdoğan, alkışlar arttıkça sertleşiyor; oyu yükseldikçe baskıcı ve kırıcı oluyor.
Bu seçimde bir frenleme bekliyorduk; tersine seçmen gaza yüklendi.
Bu gaza rağmen Başbakan, balkondan vaat ettiği kucaklayıcı lider olabilirse ellerimiz kızarasıya alkışlamaya hazırız.
Ama "Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır" diyorsa tek laf kalıyor geriye:
Bizim de öyle Sayın Başbakan, bizim de öyle!
can dündar- köşe yazıları
hadi şimdi eller oy butonuna, hatırım kalır!
balkondan konuşan başbakana köşesinden yazdığı bu anlamlı yazıyla işini kaybetme sürecini hızlandır
dığı şühpe götürmez.
dığı şühpe götürmez.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar