bugün
- sözlüğe her yeni gelen erko yazara yürümek5
- uğruna kavga edilmesini isteyen türk kızı7
- velvet28
- özlediniz mi beni7
- saygıyı mı yoksa sevgiyi mi istersin4
- bazı olaylarda zall'ın sözlüğe intikal etmesi5
- karı kıza para yedirir misiniz5
- sözlükte kavga oldu hissi5
- yazarlarda bana laf sokuldu mu paranoyası3
- 16 ağustos 2026 amedspor erzurumspor maçı6
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı31
- ye yağlıyı iç suyu dondurursa dondursun5
- bir kadın için yapılabilecek en büyük fedakarlık2
- her şeye sahip insan mutsuzluğu13
- rüyada deprem olduğunu görmek2
- kimsenin size söylemeyeceği bilmeniz gereken şey9
- herkese pas veren kız barselonada oynasın12
- duygulandıran ingilizce şarkılar3
- ağzı sarımsak kokan biriyle öpüşmek5
- o kızdan uzak dur diyen erkek4
- amedspor4
- sarı renkli şeker tarafından tehdit altındayım8
- türklere vize serbestisi4
- mor semsiyeli yabanci8
- alihan kuriş9
- kendini değersizleştiren insan5
- evlilik balonunun patlaması3
- evliliğin anlamı13
- anın görüntüsü34
- çay yapacak hatunun olmaması3
- pirates of the caribbean2
- insanoğlu kelimesinin cinsiyetçi olması2
- türkiye'ye geldim12
- kuzey karolina'dan ındianapolis'e gitmek3
- en iyi sayısal zeka hangi meslektedir sorunsalı10
- yoğurt mayalamasını bilen erkek6
- dünyanın en değerli şeyi5
- kürtsüz türkiye11
- teknik borç3
- spotify blend list yapmak istenilen yazarlar5
- akide şekeri yiyip radyo dinlemek5
- evde yoğurt yapmak5
- türk ile kürt'ü rakip sanmak5
- jalapeno turşusu2
- bütün gece sokaklarda seri katilin izini sürmek5
- halife olacağım7
- golden rose velvet matte ruj 202
- butlancıların birbirine girmesi6
- yahudiler neden hindistan'ı seviyor2
- fenerbahçe15
Gece yarısı balkona çıkıp kendi adını "Dünya lideri" sıfatıyla haykıran kalabalığı "Mağrur olmayın" diye yatıştıran bu adama hayran olmamak elde mi?
Yanında eşiyle "Haydi bi daha"şarkısını okuyuşuna bakıp "işte aradığımız lider" dememek mümkün mü?
"Kıskananlar çatlasın"sloganına "Çatlamasınlar, onları da kucaklayacağız" diye karşı çıkışından, kırdıklarından helallik isteyişinden, daha fazla demokrasiden dem vuruşundan etkilenmemeye imkân var mı?
"Tertemiz bir sayfa açtık; herkesin yaşam tarzı bizim için mübarek bir emanettir" sözü iç ferahlatıcı değil mi?
* * *
Değil.
Ne yazık ki değil!
Çünkü o balkon, aynı konuşmayı daha önce de gördü.
Öyle gidecek sananlar, boyunun ölçüsünü aldı.
Zafer gecelerinde ağzından bal damlayan o adam, zaman geçince dilinden öfke saçan bir sadrazama döndü.
"Kimseyi dışlamadık, herkesi kucakladık" dese de, en yakın rakibinin "Aleviliğini" diline doladı.
"Yaşam tarzınız bize emanet" dese de, seçim kampanyasını, muhaliflerinin gizlice kaydedilen "yaşam tarzı" üzerine kurdu.
Neden "Kibirden sakınıyoruz" cümlesine değil,"Yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatıdır" cümlesine daha çok inandığımızı anlamadı.
* * *
Oysa bizler, yani 10 yıldır ona toplumun yarısı gibi "Neylerse güzel eyler"diyen koşulsuz bir hayranlıkla değil, diğer yarısı gibi "Hayırdır inşallah" ihtiyatıyla bakanlar, karşımızdaki tek surette birkaç kişiliği bir arada gördük ve hepsinin aynı adam olduğuna inanmakta zorlandık:
"Biz olsak Öcalan'ı asardık" diyen adam, imralı'da onunla görüşmeleri yürüten hükümetin Başbakanı mıydı gerçekten?
Cennetin anaların ayağı altında olduğuna iman eden müminle,"Ananı da al git" diye gürleyen şahin aynı kişi miydi?
"Herkes beni eleştirsin" diyene mi inanmalıydık, eleştiren gazetecilerin karşısına çıkmayana mı?
Okuduğu şiirden dolayı mahkûm olan mağdur muydu o; yazdığı kitaptan dolayı tutuklanan yazara yüklenen mağrur mu?
"Yaratılanı severiz, Yaradan'dan ötürü" diyen adama mı inanmalıydık, yoksa aleyhinde yazılan kitaplardan yakınırken "Ne Ermeniliğimiz kaldı, ne -affedersiniz- Rumluğumuz" diyene mi?
Tevazuu şiar edinene mi, Hopa'da ölen öğretmenden bir rahmet dileğini esirgeyene mi?
Candan konuşan adam mı gerçekti, camdan okuyan mı?
* * *
Başbakan iyi polis-kötü polis oyunu mu oynuyor; yoksa gerçekten gelgitler mi yaşıyor?
Ben ikincisine inanıyorum. Ve bu gelgitlerde, Erdoğan'ın çocukluğuna damgasını vuran tekke adabı ile Kasımpaşalılık ruhunun hızla yer değiştirmesinden izler görüyorum.
Gurur anlarında tevazu öne çıkıyor; öfke nöbetlerinde kibir şahlanıyor. Ve görünen o ki Erdoğan, alkışlar arttıkça sertleşiyor; oyu yükseldikçe baskıcı ve kırıcı oluyor.
Bu seçimde bir frenleme bekliyorduk; tersine seçmen gaza yüklendi.
Bu gaza rağmen Başbakan, balkondan vaat ettiği kucaklayıcı lider olabilirse ellerimiz kızarasıya alkışlamaya hazırız.
Ama "Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır" diyorsa tek laf kalıyor geriye:
Bizim de öyle Sayın Başbakan, bizim de öyle!
can dündar- köşe yazıları
hadi şimdi eller oy butonuna, hatırım kalır!
Yanında eşiyle "Haydi bi daha"şarkısını okuyuşuna bakıp "işte aradığımız lider" dememek mümkün mü?
"Kıskananlar çatlasın"sloganına "Çatlamasınlar, onları da kucaklayacağız" diye karşı çıkışından, kırdıklarından helallik isteyişinden, daha fazla demokrasiden dem vuruşundan etkilenmemeye imkân var mı?
"Tertemiz bir sayfa açtık; herkesin yaşam tarzı bizim için mübarek bir emanettir" sözü iç ferahlatıcı değil mi?
* * *
Değil.
Ne yazık ki değil!
Çünkü o balkon, aynı konuşmayı daha önce de gördü.
Öyle gidecek sananlar, boyunun ölçüsünü aldı.
Zafer gecelerinde ağzından bal damlayan o adam, zaman geçince dilinden öfke saçan bir sadrazama döndü.
"Kimseyi dışlamadık, herkesi kucakladık" dese de, en yakın rakibinin "Aleviliğini" diline doladı.
"Yaşam tarzınız bize emanet" dese de, seçim kampanyasını, muhaliflerinin gizlice kaydedilen "yaşam tarzı" üzerine kurdu.
Neden "Kibirden sakınıyoruz" cümlesine değil,"Yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatıdır" cümlesine daha çok inandığımızı anlamadı.
* * *
Oysa bizler, yani 10 yıldır ona toplumun yarısı gibi "Neylerse güzel eyler"diyen koşulsuz bir hayranlıkla değil, diğer yarısı gibi "Hayırdır inşallah" ihtiyatıyla bakanlar, karşımızdaki tek surette birkaç kişiliği bir arada gördük ve hepsinin aynı adam olduğuna inanmakta zorlandık:
"Biz olsak Öcalan'ı asardık" diyen adam, imralı'da onunla görüşmeleri yürüten hükümetin Başbakanı mıydı gerçekten?
Cennetin anaların ayağı altında olduğuna iman eden müminle,"Ananı da al git" diye gürleyen şahin aynı kişi miydi?
"Herkes beni eleştirsin" diyene mi inanmalıydık, eleştiren gazetecilerin karşısına çıkmayana mı?
Okuduğu şiirden dolayı mahkûm olan mağdur muydu o; yazdığı kitaptan dolayı tutuklanan yazara yüklenen mağrur mu?
"Yaratılanı severiz, Yaradan'dan ötürü" diyen adama mı inanmalıydık, yoksa aleyhinde yazılan kitaplardan yakınırken "Ne Ermeniliğimiz kaldı, ne -affedersiniz- Rumluğumuz" diyene mi?
Tevazuu şiar edinene mi, Hopa'da ölen öğretmenden bir rahmet dileğini esirgeyene mi?
Candan konuşan adam mı gerçekti, camdan okuyan mı?
* * *
Başbakan iyi polis-kötü polis oyunu mu oynuyor; yoksa gerçekten gelgitler mi yaşıyor?
Ben ikincisine inanıyorum. Ve bu gelgitlerde, Erdoğan'ın çocukluğuna damgasını vuran tekke adabı ile Kasımpaşalılık ruhunun hızla yer değiştirmesinden izler görüyorum.
Gurur anlarında tevazu öne çıkıyor; öfke nöbetlerinde kibir şahlanıyor. Ve görünen o ki Erdoğan, alkışlar arttıkça sertleşiyor; oyu yükseldikçe baskıcı ve kırıcı oluyor.
Bu seçimde bir frenleme bekliyorduk; tersine seçmen gaza yüklendi.
Bu gaza rağmen Başbakan, balkondan vaat ettiği kucaklayıcı lider olabilirse ellerimiz kızarasıya alkışlamaya hazırız.
Ama "Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır" diyorsa tek laf kalıyor geriye:
Bizim de öyle Sayın Başbakan, bizim de öyle!
can dündar- köşe yazıları
hadi şimdi eller oy butonuna, hatırım kalır!
balkondan konuşan başbakana köşesinden yazdığı bu anlamlı yazıyla işini kaybetme sürecini hızlandır
dığı şühpe götürmez.
dığı şühpe götürmez.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar