bugün
- kış gelince kısa etek ince çorap modası6
- nervio'ya evlenme teklif etmek30
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı77
- ıspartalıları sevmemek6
- bir sözlük erkeğine patik hediye etmek8
- sözlükte götü çok kaldırılmış kızlar8
- sözlük kızlarının çorapları8
- bir sözlük kızının çoraplarını hediye olarak almak8
- mutlu günleri beklemek5
- nervio'nun peşinden koşan yazarlar9
- rusyada neden kızlar şımarık değil sorunsalı8
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı9
- from gold from dust34
- okumuş kültürlü insandan nefret eden tip4
- seks hikayesi yazan trajedi yazarı4
- çinliler alevi mi3
- binyamin netanyahu6
- sözlük kızlarına hallenen erkek yazarlar2
- en son ne aldınız13
- yeni evli çift aktiviteleri3
- evlenecek 35 40 yaşlarında kadın aramak4
- kitapçıda dakikalarca vakit geçiren dallama7
- sözlükte kimseye zararı olmayan yazar17
- 2026'nın yaşayan en seksi erkeği2
- okuduğu kitaplardan bilgiler vermek4
- instagram da artan erotizm sebebi10
- nervio abla13
- ismail kartal22
- sözlük erkeklerinin çok havalı olması3
- aşkım ben berkecanlara ders çalışmaya gidiyorum2
- sinemada yiyişen sevgililer9
- paçoz sözlük yazarı3
- sözlükteki gizli geyi ifşalıyorum13
- dudaktan öpüşmek neden seksle bağlantılı9
- 27 ekim 2026 borussia dortmund werder bremen maçı3
- ayak sevecek kadar abaza olmak10
- vajinaya dil atmak11
- emir ismed buhari hazretleri3
- 2026 yılında kitap oku falan diyen tip2
- ümit kocasakal20
- terlemeden sevişmek3
- gammazlar göreve4
- yaşam koçu3
- kars ardahan ığdır5
- birbiriyle çiftleşecek uludağ sözlük yazarları12
- kuru amlı10
- ayağa boşmalmak10
- sinemada sevişen sevgililer2
- bir kadının iç dünyasına aşık olmak2
- seri oylayınca hoşlanıyor sanan tipler8
james joyce abimizin en kısa eserlerinden biridir. bir nevi özgeçmişidir.
james joyce' un ders verdiği bir genç kıza aşık olup ona yazdığı düşünülen kısa hikaye. joyce, ailevi sorunlara neden olmaması için eseri hayatının sonuna kadar gizlemiştir. ayrıca isminin italyancasıdır.
--spoiler--
koridor boyunca önümden yürüyor ve yürürken saçının kara bir büklümü usulca çözülüp düşüyor. usulca çözülen, düşen, büklüm büklüm saçlar. farkında değil, önüm sıra yürüyor, yalın ve onurlu. dante 'nin yanı sıra da böyle yalın ve dimdik yürümüştü; cenci'nin kızı beatrice'nin kansız ve lekesiz ölümüne yürüyüşü gibi.
... bağla
şu ilmeği benim için ve topla şu saçı yukarı
sıradan bir düğüm atıver
--spoiler--
--spoiler--
ayaklarımın altına insanoğlu için halılar seriyorlar. geçişimi bekliyorlar. holün sarı gölgelerinde o duruyor; çökük omuzlarını serinliğe karşı bir şal koruyor: ben şaşkın, duraklayıp çevreme bakınıyorken buz gibi selamlıyor beni ve yanımdan geçip merdivenlere giderken kıpırtısız göz uçlarından bana doğru ok gibi, sefih bir zehir fışkırtır gibi bir bakış fırlatıyor.
--spoiler--
--spoiler--
divanın üstüne yumuşak, buruşuk, açık yeşil bir örtü serilmiş. daracık bir paris odası. demin kadın berber burada yatıyordu. tozlu, kapkara eteğinin kıvrımlarını, çorabını öptüm. bu öteki. o. gogarty geldi dün, tanıştırılmak için. nedeni ulysses. aydın bilincinin simgesi. öyleyse irlanda? ya koca? ayaklarını yere vura vura koridor arşınlamak ya da kendi kendine satranç oynamak. niye buralarda bırakıldık biz? demin kadın berber burada yatıyordu, kafamı yamru yumru dizlerinin arasına sıkıştırarak... ırkımın aydınca simgesi. dinle! o iç burkucu bungunluk çöktü! dinle! -aklın ya da gövdenin böylesine eylemlerine sağlıksız denebileceğine inanmıyorum. -konuşuyor o. soğuk yıldızların ötesinden gelen cılız bir ses. sağduyunun sesi. konuş bakalım! aman, konuş yine, aydınlat beni! bu sesi hiç duymamıştım.
kırışık divanın üstünden bana doğru kıvrılıp bükülüyor. ne kımıldayabiliyorum ne konuşabiliyorum. yıldızlardan düşen bir gövdenin kıvrılıp bükülerek yaklşması. sağduyumun boynuzlaması. hayır, gideceğim. gideceğim.
- jim, sevgilim!-
sol koltuk altımı yumuşak dudaklar emer gibi öpüyor. onbinlerce kılcal damar üstüne burucu bir öpücük. yanıyorum. tutuşan yapraklar gibi buruşuyorum. sağ koltuk altımdan bir alevin köpekdişi fırlayıveriyor. yıldızlı bir yılan öptü beni! soğuk bir gece yılanı. yitiğim ben!
-nora!-*
--spoiler--
--spoiler--
jan pieters sweelink. hollandalı kadim müzikçinin o tuhaf adını anımsayınca tüm güzellikler tuhaflaşmış, uzaklaşmış geliyor. onun eski bir ezgi üstüne klavikord için bestelediği çeşitlemelerini dinliyorum: gençliğin de sonu vardır. eski seslerin belli belirsiz pusu içinden cılız bir ışık parıldıyor: ruhun söylevi duyulacaktır neredeyse. gençliğin de sonu vardır: işte son geldi. asla olmayacak. iyi biliyorsun bunu. ee, o zaman? yaz allahın belası, yaz şunları! başka ne işe yararsın?
''niçin?''
''çünkü başka türlü sizi göremezdim.''
kayarak - boşluk - çağlar - yıldızların bitki örtüsü - ve soluklaşan cennet - kıpırtısızlık - ve daha koyu kıpırtısızlık - hiçleştirilmenin kıpırtısızlığı - ve onun sesi.
non hunc sed barabbam!***
hazırlıksızlık. çıplak bir apartman dairesi. ölgün gün ışığı. uzun kara bir piyano: müziğin kefeni. ucuna bir kadın şapkası konuvermiş, kızıl çiçekli ve bir şemsiye, kılıfında. o'nun silahları: bir miğfer, soyluluk armalarının kırmızısı, savaş alanında kör bir mızrak, yas karası.
sonsöz: sev beni, sev şemsiyemi.
--spoiler--
not: böylesi bir ruh böylesi bir yazar nasıl sevilmez, james joyce sen ulysses'ten ulusun...
koridor boyunca önümden yürüyor ve yürürken saçının kara bir büklümü usulca çözülüp düşüyor. usulca çözülen, düşen, büklüm büklüm saçlar. farkında değil, önüm sıra yürüyor, yalın ve onurlu. dante 'nin yanı sıra da böyle yalın ve dimdik yürümüştü; cenci'nin kızı beatrice'nin kansız ve lekesiz ölümüne yürüyüşü gibi.
... bağla
şu ilmeği benim için ve topla şu saçı yukarı
sıradan bir düğüm atıver
--spoiler--
--spoiler--
ayaklarımın altına insanoğlu için halılar seriyorlar. geçişimi bekliyorlar. holün sarı gölgelerinde o duruyor; çökük omuzlarını serinliğe karşı bir şal koruyor: ben şaşkın, duraklayıp çevreme bakınıyorken buz gibi selamlıyor beni ve yanımdan geçip merdivenlere giderken kıpırtısız göz uçlarından bana doğru ok gibi, sefih bir zehir fışkırtır gibi bir bakış fırlatıyor.
--spoiler--
--spoiler--
divanın üstüne yumuşak, buruşuk, açık yeşil bir örtü serilmiş. daracık bir paris odası. demin kadın berber burada yatıyordu. tozlu, kapkara eteğinin kıvrımlarını, çorabını öptüm. bu öteki. o. gogarty geldi dün, tanıştırılmak için. nedeni ulysses. aydın bilincinin simgesi. öyleyse irlanda? ya koca? ayaklarını yere vura vura koridor arşınlamak ya da kendi kendine satranç oynamak. niye buralarda bırakıldık biz? demin kadın berber burada yatıyordu, kafamı yamru yumru dizlerinin arasına sıkıştırarak... ırkımın aydınca simgesi. dinle! o iç burkucu bungunluk çöktü! dinle! -aklın ya da gövdenin böylesine eylemlerine sağlıksız denebileceğine inanmıyorum. -konuşuyor o. soğuk yıldızların ötesinden gelen cılız bir ses. sağduyunun sesi. konuş bakalım! aman, konuş yine, aydınlat beni! bu sesi hiç duymamıştım.
kırışık divanın üstünden bana doğru kıvrılıp bükülüyor. ne kımıldayabiliyorum ne konuşabiliyorum. yıldızlardan düşen bir gövdenin kıvrılıp bükülerek yaklşması. sağduyumun boynuzlaması. hayır, gideceğim. gideceğim.
- jim, sevgilim!-
sol koltuk altımı yumuşak dudaklar emer gibi öpüyor. onbinlerce kılcal damar üstüne burucu bir öpücük. yanıyorum. tutuşan yapraklar gibi buruşuyorum. sağ koltuk altımdan bir alevin köpekdişi fırlayıveriyor. yıldızlı bir yılan öptü beni! soğuk bir gece yılanı. yitiğim ben!
-nora!-*
--spoiler--
--spoiler--
jan pieters sweelink. hollandalı kadim müzikçinin o tuhaf adını anımsayınca tüm güzellikler tuhaflaşmış, uzaklaşmış geliyor. onun eski bir ezgi üstüne klavikord için bestelediği çeşitlemelerini dinliyorum: gençliğin de sonu vardır. eski seslerin belli belirsiz pusu içinden cılız bir ışık parıldıyor: ruhun söylevi duyulacaktır neredeyse. gençliğin de sonu vardır: işte son geldi. asla olmayacak. iyi biliyorsun bunu. ee, o zaman? yaz allahın belası, yaz şunları! başka ne işe yararsın?
''niçin?''
''çünkü başka türlü sizi göremezdim.''
kayarak - boşluk - çağlar - yıldızların bitki örtüsü - ve soluklaşan cennet - kıpırtısızlık - ve daha koyu kıpırtısızlık - hiçleştirilmenin kıpırtısızlığı - ve onun sesi.
non hunc sed barabbam!***
hazırlıksızlık. çıplak bir apartman dairesi. ölgün gün ışığı. uzun kara bir piyano: müziğin kefeni. ucuna bir kadın şapkası konuvermiş, kızıl çiçekli ve bir şemsiye, kılıfında. o'nun silahları: bir miğfer, soyluluk armalarının kırmızısı, savaş alanında kör bir mızrak, yas karası.
sonsöz: sev beni, sev şemsiyemi.
--spoiler--
not: böylesi bir ruh böylesi bir yazar nasıl sevilmez, james joyce sen ulysses'ten ulusun...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar