bugün
- fatma betül sayan kaya26
- epileptiğe bakmayan diş hekimi7
- edirne'ye gidip muslettin amca'nın elini öpmek8
- alexander nübel11
- senin manita evleniyormuş diye mesaj atan arkadaş9
- masklavi felsefesi5
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı91
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- 2017 orta paket passat vs 2024 full paket megane3
- kim cha eon12
- son 3 ayın en başarılı gammazları5
- 6 kasım dünya galatasaraylılar günü7
- henüz yolun başında olan yazarlar3
- fatma betülüm yapmaz9
- haram para5
- irancılar3
- hayati yazıcı4
- sinirlenen dilenci kadın6
- gece gece bir sözlük kızıyla nutella kaşıklamak2
- iyi menemenin sırrı22
- çok kaslı erkekleri beğenmiyorum diyen kezban5
- götü yere yakın olandan korkacaksın4
- sabahları nefret edilen şeyler7
- raşid dostum2
- abd de bıçaklar çekildi iddiası4
- uluspor2
- 5 kasım 2026 celtic beşiktaş maçı12
- beni gammazlayan sonda ile gezsin inşallah3
- fatma betül sayan kaya'nın tutuklanması3
- yaşlandıkça kuşkulu bir adam olmak3
- türkiye azerbaycan ilişkileri3
- lanet olsun adamım ben gidiyorum buralardan3
- akp seçmeni3
- halen yapçek etçek gösterçem diye konuşan insan4
- insanlık nasıl geliştirilebilir13
- flavio bolsonaro'nun brezilya'dan kaçışı4
- serdar ortaç tiktokta2
- cumaya gitmeyen yazarlar ifşa platformu2
- dünyanın sonu2
- bitlis'te oğluna filistin ismini koyan adam28
- sevgilinin mantarlı ayak parmak arası3
- klodyan klod duruşu2
- ayakla üzüm ezen kızlar3
- boğaz ağrısı5
- sözlüğün yeni tasarımı14
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak22
- bu yazar sadece kadın yazarlardan mesaj alıyor3
- yorik'in kafatasına mum dikmek4
- muslettin amca23
- dizilerde herkesin holding patronu olması2
bana ait kişisel bir edebiyat blogunun adıdır. ziyaret etmek için http://geceedebiyat.blogspot.com.tr adreesine tıklayabilirsiniz.
Gece gece gidecegim derstir.
sloganı "...hiç gece yazılanla gündüz yazılan bir olur mu..." olan blog sayfasıdır...
Bir Şarkının Düşündürdükleri
görsel
Durduk yerde bir şarkı mırıldanmaya başlıyorum. Bilinçsiz bir şekilde... Yavaş yavaş sesimi yükseltiyorum ve şarkının sözlerini bilinçli bir şekilde söylemeye devam ettiğimi fark ediyorum.
Gökyüzündeki yıldızlardan bahsediyor şarkı... Sitem dolu... Gökyüzündeki yıldızlardan daha yalnız olmak...
Gözümün önüne bir kadın geliyor. Kızıl saçlı, güven uyandıran bakışlara sahip bir kadın... "Yok," diyorum, "bu şarkıyı bu kadından değil, başka birinden duydum." Hafızamı zorluyorum. Aykırı bir erkek ses sanatçısı geliyor gözlerimin önüne. "Evet," diyorum, "işte bu sanatçı söylüyor." Döneminin en aykırı kişiliklerinden biri... Sırf aykırılığı yüzünden hala (ölümünden sonra bile) eleştiriliyor, sırf aykırı olduğu için (sanatına bakılmaksızın) sevilmiyor.
Dudaklarımın arasından şarkı sözleri çıkmaya devam ediyor. Ancak aykırı bir kişilik bu şarkıyı söyleyebilir!
Yalnızlığın hüznünü ruhumda hissediyorum.
Şarkıyı tekrar tekrar söylerken, yalnızlığı hatırlatan yazarlar, şarkıcılar, şairler geçiyor aklımdan. Bir film sahnesinden, bir kitaba giriyorum, bir şiirden çıkıp, bir öyküde buluyorum kendimi. Olaylar, yerler, kişiler değişiyor, fakat hissettiklerim değişmiyor.
Dudaklarım hala şarkıyı mırıldanıyor, fakat tek farkla; artık göz yaşlarım da dudaklarımın açılıp kapanmasına göre yön değiştirerek, hislerimi daha da derinleştiriyor.
Kim demişti, ben ne zaman yalnız kaldığımı bilmiyorum, her zaman yalnızdım onu biliyorum, diye. Kalabalıklar etrafında yalnızlığını unutan şair kimdi; Murathan Mungan mı?
Yalnızlığın Senfonisini kim yazmıştı?
Bir anda Oğuz Atay'ın bir öyküsünde buluyorum kendimi. “Korkuyu Beklerken” yalnızlığım derinleşiyor.
Lars von Trier'in bir filmine giriyorum. Korkuyu beklemeyi bırakıp, her dakika korkuyla yaşamaya başlıyorum.
Ve tabii yalnızlık hep içimde...
Bir filmden, bir kitaptan, bir şarkıdan çıkıp normal hayatıma dönemiyorum. Çünkü normal hayatımı bunların içinde buluyorum. Tek fark; bunlar sayesinde normal yaşantımın acısını daha da derinden hissediyorum.
Yavaş yavaş sesim kısılıyor. Gözyaşlarım izlediği yollarda kuruyor. Ağzıma tuzlu bir tat bırakıyor bu şarkı. Tekrar söylemeye cesaret edemiyorum.
Yazıda Adı Geçenler
Mırıldandığım Şarkı : Gökyüzünde Yalnız Gezen Yıldızlar
Kızıl Saçlı, Güven Uyandıran Bakışlara Sahip Kadın : Candan Erçetin
Aykırı Erkek Ses Sanatçısı : Zeki Müren
“Ben ne zaman yalnız kaldığımı bilmiyorum, her zaman yalnızdım onu biliyorum!” diyen ve kalabalıklar etrafında yalnızlığını unutan şair : Murathan Mungan
Yalnızlığın Senfonisini Yazan Kişi : Sezen Aksu
Oğuz Atay’ın Öyküsü : Korkuyu Beklerken
Lars von Trier’in Filmi : Dogville
Tuna BAŞAR
/otuzbirtemmuzikibinbeş yirmiüçotuzbir
izmir/
http://geceedebiyat.blogs...rknn-dusundurdukleri.html
görsel
Durduk yerde bir şarkı mırıldanmaya başlıyorum. Bilinçsiz bir şekilde... Yavaş yavaş sesimi yükseltiyorum ve şarkının sözlerini bilinçli bir şekilde söylemeye devam ettiğimi fark ediyorum.
Gökyüzündeki yıldızlardan bahsediyor şarkı... Sitem dolu... Gökyüzündeki yıldızlardan daha yalnız olmak...
Gözümün önüne bir kadın geliyor. Kızıl saçlı, güven uyandıran bakışlara sahip bir kadın... "Yok," diyorum, "bu şarkıyı bu kadından değil, başka birinden duydum." Hafızamı zorluyorum. Aykırı bir erkek ses sanatçısı geliyor gözlerimin önüne. "Evet," diyorum, "işte bu sanatçı söylüyor." Döneminin en aykırı kişiliklerinden biri... Sırf aykırılığı yüzünden hala (ölümünden sonra bile) eleştiriliyor, sırf aykırı olduğu için (sanatına bakılmaksızın) sevilmiyor.
Dudaklarımın arasından şarkı sözleri çıkmaya devam ediyor. Ancak aykırı bir kişilik bu şarkıyı söyleyebilir!
Yalnızlığın hüznünü ruhumda hissediyorum.
Şarkıyı tekrar tekrar söylerken, yalnızlığı hatırlatan yazarlar, şarkıcılar, şairler geçiyor aklımdan. Bir film sahnesinden, bir kitaba giriyorum, bir şiirden çıkıp, bir öyküde buluyorum kendimi. Olaylar, yerler, kişiler değişiyor, fakat hissettiklerim değişmiyor.
Dudaklarım hala şarkıyı mırıldanıyor, fakat tek farkla; artık göz yaşlarım da dudaklarımın açılıp kapanmasına göre yön değiştirerek, hislerimi daha da derinleştiriyor.
Kim demişti, ben ne zaman yalnız kaldığımı bilmiyorum, her zaman yalnızdım onu biliyorum, diye. Kalabalıklar etrafında yalnızlığını unutan şair kimdi; Murathan Mungan mı?
Yalnızlığın Senfonisini kim yazmıştı?
Bir anda Oğuz Atay'ın bir öyküsünde buluyorum kendimi. “Korkuyu Beklerken” yalnızlığım derinleşiyor.
Lars von Trier'in bir filmine giriyorum. Korkuyu beklemeyi bırakıp, her dakika korkuyla yaşamaya başlıyorum.
Ve tabii yalnızlık hep içimde...
Bir filmden, bir kitaptan, bir şarkıdan çıkıp normal hayatıma dönemiyorum. Çünkü normal hayatımı bunların içinde buluyorum. Tek fark; bunlar sayesinde normal yaşantımın acısını daha da derinden hissediyorum.
Yavaş yavaş sesim kısılıyor. Gözyaşlarım izlediği yollarda kuruyor. Ağzıma tuzlu bir tat bırakıyor bu şarkı. Tekrar söylemeye cesaret edemiyorum.
Yazıda Adı Geçenler
Mırıldandığım Şarkı : Gökyüzünde Yalnız Gezen Yıldızlar
Kızıl Saçlı, Güven Uyandıran Bakışlara Sahip Kadın : Candan Erçetin
Aykırı Erkek Ses Sanatçısı : Zeki Müren
“Ben ne zaman yalnız kaldığımı bilmiyorum, her zaman yalnızdım onu biliyorum!” diyen ve kalabalıklar etrafında yalnızlığını unutan şair : Murathan Mungan
Yalnızlığın Senfonisini Yazan Kişi : Sezen Aksu
Oğuz Atay’ın Öyküsü : Korkuyu Beklerken
Lars von Trier’in Filmi : Dogville
Tuna BAŞAR
/otuzbirtemmuzikibinbeş yirmiüçotuzbir
izmir/
http://geceedebiyat.blogs...rknn-dusundurdukleri.html
Hayat Notları -I-
görsel
1
Hayat notlarıma, bana göre, dünyanın en büyük şairinden,
Nâzım Hikmet'ten alıntıyla başlıyorum.
Hayatı "Anlamağa çalışıyorum, inanmayı yitirmenin pahasına".
2
inanç sadece dinle mi alakalıdır?
ideolojik ve felsefi inanç,
dini inanç kadar önemli değil midir?
3
Bu ülkede yaşamış en inançlı insan kimdir?
Tabii ki Mustafa Kemal Atatürk.
Hem dini, hem de ideolojik...
4
Hayat=insan+inanç
Bu ikisinden biri olmazsa, hayat da olmaz.
5
inançsızlık da bir inançtır.
6
Hayatı hep şiir tadında yaşamak istedim.
Ama bir türlü beceremedim.
Bu yüzden şiire, karşı koyamadığım bir bağımlılığım var.
7
Tabii ki hayatı en iyi anlatan şair Nâzım Hikmet.
8
Son dönem Türk Edebiyatında, hayatı en iyi anlatan iki romancı:
Selim ileri ve Kürşat Başar.
9
izmir bende her zaman şiir tadı bırakır.
izmir'i özellikle Nâzım Hikmet şiirlerine benzetirim.
Nâzım'ı okumamış ve izmir'i görmemiş insan aynı seviyededir.
izmir'i bir kez bile görmüş olan insan izmir'e aşık olur.
Ve Nâzım'dan bir dize okumuş olan insan, Nâzım'dan bir daha kopamaz.
Ve Nâzım'ın şiirleriyle izmir, insana aynı tadı verir.
10
ilk bölümü yine bir Nâzım dizesiyle bitirelim:
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine
Tuna BAŞAR
Not: Bu notlar "Lacivert Sanat E-Dergi"nin Ağustos 2006 tarihli 2. sayısında yayınlanmıştır.
http://geceedebiyat.blogs...10/08/hayat-notlar-i.html
görsel
1
Hayat notlarıma, bana göre, dünyanın en büyük şairinden,
Nâzım Hikmet'ten alıntıyla başlıyorum.
Hayatı "Anlamağa çalışıyorum, inanmayı yitirmenin pahasına".
2
inanç sadece dinle mi alakalıdır?
ideolojik ve felsefi inanç,
dini inanç kadar önemli değil midir?
3
Bu ülkede yaşamış en inançlı insan kimdir?
Tabii ki Mustafa Kemal Atatürk.
Hem dini, hem de ideolojik...
4
Hayat=insan+inanç
Bu ikisinden biri olmazsa, hayat da olmaz.
5
inançsızlık da bir inançtır.
6
Hayatı hep şiir tadında yaşamak istedim.
Ama bir türlü beceremedim.
Bu yüzden şiire, karşı koyamadığım bir bağımlılığım var.
7
Tabii ki hayatı en iyi anlatan şair Nâzım Hikmet.
8
Son dönem Türk Edebiyatında, hayatı en iyi anlatan iki romancı:
Selim ileri ve Kürşat Başar.
9
izmir bende her zaman şiir tadı bırakır.
izmir'i özellikle Nâzım Hikmet şiirlerine benzetirim.
Nâzım'ı okumamış ve izmir'i görmemiş insan aynı seviyededir.
izmir'i bir kez bile görmüş olan insan izmir'e aşık olur.
Ve Nâzım'dan bir dize okumuş olan insan, Nâzım'dan bir daha kopamaz.
Ve Nâzım'ın şiirleriyle izmir, insana aynı tadı verir.
10
ilk bölümü yine bir Nâzım dizesiyle bitirelim:
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine
Tuna BAŞAR
Not: Bu notlar "Lacivert Sanat E-Dergi"nin Ağustos 2006 tarihli 2. sayısında yayınlanmıştır.
http://geceedebiyat.blogs...10/08/hayat-notlar-i.html
Şehvet ve Ümitsizlik
görsel
işte
sonunda bir kadını arzularken
ona aşık oluyorum
şehvetin etkisi kalbimde sevgiye dönüşüyor
imkansızlıkların etrafında dolaşan
ayrı dünyalar
ve ayrı insanlar
iki kalp arasındaki
sırat köprüsünden aşağıya düşmeden
geçmeye çalışıyor...
kıldan ince kılıçtan keskin gözlerin
şehvet ırmaklarımı kurutuyor
ellerin kalbimi boğuyor
ve kokun hayal dünyamın penceresini
karanlığın kollarına bırakıyor...
karanlıkların içinden
bir ışık parıltısı
seni ansızın zihnime yerleştiriyor
ve bir anda kalbim duruyor...
seni sevmek
ölümü bekler gibi beklenebilse
ve bir ümit olsa keşke.
Tuna Başar
/ 05.12.05 Afyonkarahisar/
Not: Bu şiirsel karalama "Genç Hayat" isimli derginin 13-26 Eylül 2006 tarihli 17. sayısında yayınlanmıştır.
http://geceedebiyat.blogs...sehvet-ve-umitsizlik.html
görsel
işte
sonunda bir kadını arzularken
ona aşık oluyorum
şehvetin etkisi kalbimde sevgiye dönüşüyor
imkansızlıkların etrafında dolaşan
ayrı dünyalar
ve ayrı insanlar
iki kalp arasındaki
sırat köprüsünden aşağıya düşmeden
geçmeye çalışıyor...
kıldan ince kılıçtan keskin gözlerin
şehvet ırmaklarımı kurutuyor
ellerin kalbimi boğuyor
ve kokun hayal dünyamın penceresini
karanlığın kollarına bırakıyor...
karanlıkların içinden
bir ışık parıltısı
seni ansızın zihnime yerleştiriyor
ve bir anda kalbim duruyor...
seni sevmek
ölümü bekler gibi beklenebilse
ve bir ümit olsa keşke.
Tuna Başar
/ 05.12.05 Afyonkarahisar/
Not: Bu şiirsel karalama "Genç Hayat" isimli derginin 13-26 Eylül 2006 tarihli 17. sayısında yayınlanmıştır.
http://geceedebiyat.blogs...sehvet-ve-umitsizlik.html
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar