bugün
- meal kuran değildir26
- bir erkek ve bir kız arkadaş olabilir mi11
- velvet almanyaya gel5
- yazarlara sözlüğü zehir zıkkım etmek4
- dünya sivaslılar günü3
- duş almak vs duş yapmak3
- sözlükte erkek yazar istemiyoruz kampanyası4
- çoğu yazarları donuzlamış olmam7
- çağımızın hastalığı2
- bella hadid3
- redkitin ati2
- uzak diyar nickli gurbetçi akp li3
- lulu3
- arkadaşlar ben başaramadım3
- gta 52
- uzak diyar4
- animecileri ciddiye almak2
- justin bieber3
- tai lung8
- arkadaşlar benden rahatsız mısınız3
- başak erkeği nasıl tavlanır3
- psikologa verdiğin mal iyi değilmiş demek3
- iremga12
- ateşin çocukları2
- bakarız3
- ıban at3
- saçını ombre yapmak2
- kendini anlatamamak6
- hayatımdaki şeylerin yolunda gitme süresi3
- ak partiye üye oluyoruz kampanyası2
- disney prensesi olmak2
- burger king hamburgeri2
- bizim zamanımızda böyle miydi diyen nesil2
- kendine 10 üzerinden kaç verirsin4
- psikoloğumun intihar mektubu yazması2
- arkadaşlar iyi geceler3
- magnum kodları işe yarıyor mu sorunsalı2
- geceye 90 lardan bir şarkı bırak4
- bir sözlük kızıyla sevişmek3
- rahatsız değiliz paşa2
- kız arkadaş kiralamak8
- acil iş fikri lazım arkadaşlar16
- iremga ekşide lanetli çaylak olmuş2
- güçlü türkiye için ak parti diyoruz2
- zengin olmanın yolları3
- velvet13
- linux2
- zarif sözlüğün tekrar yayına girmesi2
- mohamed salah ghaly3
- bir erkeği erkek yapan özellikler2
bir ahmet yılmaz şiiridir.
Firar Geceleri
Kaçardık pencereden bazı geceler.
Gündüz yavuklumuzun yanına gideceğiz diye, özene bezene cilaladığımız çizmelerimizi kirletmenin zevkini tadarak bir başka gezerdik yurttan kaçtığımız firar gecelerinde.
Gözlerimiz ışıl ışıl, delikanlıca...
Kaçardık pencereden bazı geceler.
Bekçiye gözükmeden. Sessizliği kıskandıracak kadar sessizce, ama bir o kadar da erkekçe.
Aramızda topladığımız son harçlıklarımızla fırından yeni çıkmış sıcacık ekmek alır, koşar adım dönerdik yurda, gizlice...
Kaçardık pencereden bazı geceler.
Maksat yeşillik olsun, iş olsun, muhabbet olsun diye. Gömleksiz gravat takar, altına da şalvar giyer gezerdik. isyan karası firar gecelerinde sevda türküleri söyler, şiirler yazardık sevgiliye, sevgiliye...
Kaçardık pencereden bazı geceler.
Sevdalıydık. Kındaki kılıç,beldeki hançer, duvardaki mavzer kadar sevdalıydık. Heee... Kimine göre de deli. Ama bilmiyorlardı ki; hepimiz birer sevgi militanı, hepimiz birer gül dalıydık...
Kaçardık, kaçardık pencereden bazı geceler.
Eğer evden paramız yeni gelmişse, bir tek sigarayı. bir tek sigarayı üç beş arkadaş paylaştığımız nikotinsiz gecelere inat, sigara tazeler sabahlardık. Bazen terminalde, bazen garda.
Sabah ezanının hemen sonrasında günün ilk ışıklarıyla birlikte gelirdi meram ekspres. Gözleri uykudan kanlanmış yolcularla dolardı, gar kahvesi ve simitçinin önü. Bizler yerimizde duramaz, sabırsızlıkla beklerdik trenin hareket düdüğünü.
Az sonra hantal lokomotif homurdanır, ihtiyar raylar gıcırdarken; bizler, yüzümüzde o muzip öğrenci gülümsemesi, el sallardık kimsesiz yolculara; belki, belki hayra gireriz diye...
Kaçardık pencereden bazı geceler.
Dertleşmek için. Kimi yapamadığından, kimi utanıp sıkıldığından, kimi de anlatma ihtiyacı hissetmediğinden anlatmazdı belki ama, kim ne derse desin en güzel sevdaları biz hep o dönemlerde yaşadık.
Kerem ile Aslı'yı, Ferhat ile Şirin'i, Leyla ile Mecnun'u, Madam Bovari'yi, Doktor Jivago'yu ve hatta, ve hatta Şekspir'in Romeo ile Juliet'ini kendi sevdalarının küçüklüğünden şüpheye düşürecek o koca, koca aşkları biz çaktık kız yurdunun önündeki kaldırımlara, biz kazıdık bekâr odalarımızın duvarlarına.
Lakin, lakin biz sevdiklerimizi saman alevi aşklarla aldatmadık.Ne bir öğrenci bunalımında Tomsin'in ara sokaklarına terk edip kaçtık onları, ne de sattık Beyoğlu'na.
Allah'ın emri, Peygamber'in kavli dedik, istedik. Vermezlerse, vermezlerse; "Bozkır töresidir, Kür-Şad'ın torunları kendisine yar olmayanı ele yar etmez" dedik. Pusatlandık bir firar gecesi, aldık götürdük onları. Helâlimiz, helâlimiz namusumuz oldular...
Firar Geceleri
Kaçardık pencereden bazı geceler.
Gündüz yavuklumuzun yanına gideceğiz diye, özene bezene cilaladığımız çizmelerimizi kirletmenin zevkini tadarak bir başka gezerdik yurttan kaçtığımız firar gecelerinde.
Gözlerimiz ışıl ışıl, delikanlıca...
Kaçardık pencereden bazı geceler.
Bekçiye gözükmeden. Sessizliği kıskandıracak kadar sessizce, ama bir o kadar da erkekçe.
Aramızda topladığımız son harçlıklarımızla fırından yeni çıkmış sıcacık ekmek alır, koşar adım dönerdik yurda, gizlice...
Kaçardık pencereden bazı geceler.
Maksat yeşillik olsun, iş olsun, muhabbet olsun diye. Gömleksiz gravat takar, altına da şalvar giyer gezerdik. isyan karası firar gecelerinde sevda türküleri söyler, şiirler yazardık sevgiliye, sevgiliye...
Kaçardık pencereden bazı geceler.
Sevdalıydık. Kındaki kılıç,beldeki hançer, duvardaki mavzer kadar sevdalıydık. Heee... Kimine göre de deli. Ama bilmiyorlardı ki; hepimiz birer sevgi militanı, hepimiz birer gül dalıydık...
Kaçardık, kaçardık pencereden bazı geceler.
Eğer evden paramız yeni gelmişse, bir tek sigarayı. bir tek sigarayı üç beş arkadaş paylaştığımız nikotinsiz gecelere inat, sigara tazeler sabahlardık. Bazen terminalde, bazen garda.
Sabah ezanının hemen sonrasında günün ilk ışıklarıyla birlikte gelirdi meram ekspres. Gözleri uykudan kanlanmış yolcularla dolardı, gar kahvesi ve simitçinin önü. Bizler yerimizde duramaz, sabırsızlıkla beklerdik trenin hareket düdüğünü.
Az sonra hantal lokomotif homurdanır, ihtiyar raylar gıcırdarken; bizler, yüzümüzde o muzip öğrenci gülümsemesi, el sallardık kimsesiz yolculara; belki, belki hayra gireriz diye...
Kaçardık pencereden bazı geceler.
Dertleşmek için. Kimi yapamadığından, kimi utanıp sıkıldığından, kimi de anlatma ihtiyacı hissetmediğinden anlatmazdı belki ama, kim ne derse desin en güzel sevdaları biz hep o dönemlerde yaşadık.
Kerem ile Aslı'yı, Ferhat ile Şirin'i, Leyla ile Mecnun'u, Madam Bovari'yi, Doktor Jivago'yu ve hatta, ve hatta Şekspir'in Romeo ile Juliet'ini kendi sevdalarının küçüklüğünden şüpheye düşürecek o koca, koca aşkları biz çaktık kız yurdunun önündeki kaldırımlara, biz kazıdık bekâr odalarımızın duvarlarına.
Lakin, lakin biz sevdiklerimizi saman alevi aşklarla aldatmadık.Ne bir öğrenci bunalımında Tomsin'in ara sokaklarına terk edip kaçtık onları, ne de sattık Beyoğlu'na.
Allah'ın emri, Peygamber'in kavli dedik, istedik. Vermezlerse, vermezlerse; "Bozkır töresidir, Kür-Şad'ın torunları kendisine yar olmayanı ele yar etmez" dedik. Pusatlandık bir firar gecesi, aldık götürdük onları. Helâlimiz, helâlimiz namusumuz oldular...
her üniversite öğrencisinin kendinden birşeyler bulabileceği muhteşem ahmet yılmaz şiiri.
üniversite yıllarındaki anılarınızın canlanacağı duygu yüklü muhteşem şiir.
--spoiler--
kaçardık pencereden bazı geceler.
gündüz yavuklumuzun yanına gideceğiz diye, özene bezene cilaladığımız çizmelerimizi kirletmenin zevkini tadarak bir başka gezerdik yurttan kaçtığımız firar gecelerinde.
gözlerimiz ışıl ışıl, delikanlıca...
kaçardık pencereden bazı geceler.
bekçiye gözükmeden. sessizliği kıskandıracak kadar sessizce, ama bir o kadar da erkekçe.
aramızda topladığımız son harçlıklarımızla fırından yeni çıkmış sıcacık ekmek alır, koşar adım dönerdik yurda, gizlice...
kaçardık pencereden bazı geceler.
maksat yeşillik olsun, iş olsun, muhabbet olsun diye. gömleksiz gravat takar, altına da şalvar giyer gezerdik. isyan karası firar gecelerinde sevda türküleri söyler, şiirler yazardık sevgiliye, sevgiliye...
kaçardık pencereden bazı geceler.
sevdalıydık. kındaki kılıç,beldeki hançer, duvardaki mavzer kadar sevdalıydık. heee... kimine göre de deli. ama bilmiyorlardı ki; hepimiz birer sevgi militanı, hepimiz birer gül dalıydık...
kaçardık, kaçardık pencereden bazı geceler.
eğer evden paramız yeni gelmişse, bir tek sigarayı. bir tek sigarayı üç beş arkadaş paylaştığımız nikotinsiz gecelere inat, sigara tazeler sabahlardık. bazen terminalde, bazen garda.
sabah ezanının hemen sonrasında günün ilk ışıklarıyla birlikte gelirdi meram ekspres. gözleri uykudan kanlanmış yolcularla dolardı, gar kahvesi ve simitçinin önü. bizler yerimizde duramaz, sabırsızlıkla beklerdik trenin hareket düdüğünü.
az sonra hantal lokomotif homurdanır, ihtiyar raylar gıcırdarken; bizler, yüzümüzde o muzip öğrenci gülümsemesi, el sallardık kimsesiz yolculara; belki, belki hayra gireriz diye...
kaçardık pencereden bazı geceler.
dertleşmek için. kimi yapamadığından, kimi utanıp sıkıldığından, kimi de anlatma ihtiyacı hissetmediğinden anlatmazdı belki ama, kim ne derse desin en güzel sevdaları biz hep o dönemlerde yaşadık.
kerem ile aslı'yı, ferhat ile şirin'i, leyla ile mecnun'u, madam bovari'yi, doktor jivago'yu ve hatta, ve hatta şekspir'in romeo ile juliet'ini kendi sevdalarının küçüklüğünden şüpheye düşürecek o koca, koca aşkları biz çaktık kız yurdunun önündeki kaldırımlara, biz kazıdık bekâr odalarımızın duvarlarına.
lakin, lakin biz sevdiklerimizi saman alevi aşklarla aldatmadık.ne bir öğrenci bunalımında tomsin'in ara sokaklarına terk edip kaçtık onları, ne de sattık beyoğlu'na.
allah'ın emri, peygamber'in kavli dedik, istedik. vermezlerse, vermezlerse; "bozkır töresidir, kür-şad'ın torunları kendisine yar olmayanı ele yar etmez" dedik. pusatlandık bir firar gecesi, aldık götürdük onları. helâlimiz, helâlimiz namusumuz oldular...
--spoiler--
--spoiler--
kaçardık pencereden bazı geceler.
gündüz yavuklumuzun yanına gideceğiz diye, özene bezene cilaladığımız çizmelerimizi kirletmenin zevkini tadarak bir başka gezerdik yurttan kaçtığımız firar gecelerinde.
gözlerimiz ışıl ışıl, delikanlıca...
kaçardık pencereden bazı geceler.
bekçiye gözükmeden. sessizliği kıskandıracak kadar sessizce, ama bir o kadar da erkekçe.
aramızda topladığımız son harçlıklarımızla fırından yeni çıkmış sıcacık ekmek alır, koşar adım dönerdik yurda, gizlice...
kaçardık pencereden bazı geceler.
maksat yeşillik olsun, iş olsun, muhabbet olsun diye. gömleksiz gravat takar, altına da şalvar giyer gezerdik. isyan karası firar gecelerinde sevda türküleri söyler, şiirler yazardık sevgiliye, sevgiliye...
kaçardık pencereden bazı geceler.
sevdalıydık. kındaki kılıç,beldeki hançer, duvardaki mavzer kadar sevdalıydık. heee... kimine göre de deli. ama bilmiyorlardı ki; hepimiz birer sevgi militanı, hepimiz birer gül dalıydık...
kaçardık, kaçardık pencereden bazı geceler.
eğer evden paramız yeni gelmişse, bir tek sigarayı. bir tek sigarayı üç beş arkadaş paylaştığımız nikotinsiz gecelere inat, sigara tazeler sabahlardık. bazen terminalde, bazen garda.
sabah ezanının hemen sonrasında günün ilk ışıklarıyla birlikte gelirdi meram ekspres. gözleri uykudan kanlanmış yolcularla dolardı, gar kahvesi ve simitçinin önü. bizler yerimizde duramaz, sabırsızlıkla beklerdik trenin hareket düdüğünü.
az sonra hantal lokomotif homurdanır, ihtiyar raylar gıcırdarken; bizler, yüzümüzde o muzip öğrenci gülümsemesi, el sallardık kimsesiz yolculara; belki, belki hayra gireriz diye...
kaçardık pencereden bazı geceler.
dertleşmek için. kimi yapamadığından, kimi utanıp sıkıldığından, kimi de anlatma ihtiyacı hissetmediğinden anlatmazdı belki ama, kim ne derse desin en güzel sevdaları biz hep o dönemlerde yaşadık.
kerem ile aslı'yı, ferhat ile şirin'i, leyla ile mecnun'u, madam bovari'yi, doktor jivago'yu ve hatta, ve hatta şekspir'in romeo ile juliet'ini kendi sevdalarının küçüklüğünden şüpheye düşürecek o koca, koca aşkları biz çaktık kız yurdunun önündeki kaldırımlara, biz kazıdık bekâr odalarımızın duvarlarına.
lakin, lakin biz sevdiklerimizi saman alevi aşklarla aldatmadık.ne bir öğrenci bunalımında tomsin'in ara sokaklarına terk edip kaçtık onları, ne de sattık beyoğlu'na.
allah'ın emri, peygamber'in kavli dedik, istedik. vermezlerse, vermezlerse; "bozkır töresidir, kür-şad'ın torunları kendisine yar olmayanı ele yar etmez" dedik. pusatlandık bir firar gecesi, aldık götürdük onları. helâlimiz, helâlimiz namusumuz oldular...
--spoiler--
--spoiler--
sabah ezanının hemen sonrasında günün ilk ışıklarıyla birlikte gelirdi meram ekspres.
gözleri uykudan kanlanmış yolcularla dolardı, gar kahvesi ve simitçinin önü.
bizler yerimizde duramaz, sabırsızlıkla beklerdik trenin hareket düdüğünü.
az sonra hantal lokomotif homurdanır, ihtiyar raylar gıcırdarken;
bizler, yüzümüzde o muzip öğrenci gülümsemesi, el sallardık kimsesiz yolculara; belki,
belki hayra gireriz diye...
--spoiler--
sabah ezanının hemen sonrasında günün ilk ışıklarıyla birlikte gelirdi meram ekspres.
gözleri uykudan kanlanmış yolcularla dolardı, gar kahvesi ve simitçinin önü.
bizler yerimizde duramaz, sabırsızlıkla beklerdik trenin hareket düdüğünü.
az sonra hantal lokomotif homurdanır, ihtiyar raylar gıcırdarken;
bizler, yüzümüzde o muzip öğrenci gülümsemesi, el sallardık kimsesiz yolculara; belki,
belki hayra gireriz diye...
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar