1. 1.
    abdülhak şinasi hisar'ın romanı (1941). bu romanda yazar okura fahim bey'i tanıyan insanlara fahim bey'i anlattırır.
    2 ... yasak merve
  2. 2.
    Abdülhak Şinasi Hisar'ın "Fahim Bey ve Biz" romanı ilk olarak 1941 yılında "Hilmi Kitabevi" yayınları arasından çıkar. Aynı yayınlarda 1942 ve 1955 yıllarında birer baskı daha yapar. 1966 yılında Varlık Yayınları,1978 yılında Ötüken Neşriyat, 1996 yılında Bağlam Yayınları, 2005 yılında da Yapı Kredi Yayınları kitabın baskılarını yaparlar.
    Yapı Kredi Yayınları tarafından 2005 yılında yapılan baskısını kullandığımız kitap 22 ana bölümden oluşur. Bölümlerin adları ve sayfaları şöyledir: 1. Bir Ölüm Haberi (s.7-9); 2. Babamın Anlattıkları (10-18); 3. Esvaplar (19-24); 4. Fahim Beyle Saffet Hanım (25-29); 5. Küçük Ev ve Dünya Haberleri (30-35); 6. Saatler (36-40); 7. Ukalanın Dedikleri (41-45); 8. Teşebbüsü Şahsi Aleminde (46-53); 9. Hanımların Söyledikleri (54-59); 10. Rûya (60-64); 11. Rûya Tabiri(65-69); 12. Fahim Bey Hakkında ilk Hislerim (70-78); 13. Fahim Bey Hakkında Değişen Hislerim(79-84); 14. Fahim Bey ve istanbul (85-87); 15. Fahim Beyin Dosyaları (88-93); 16. Delilik Rivayetleri (94-98); 17. ihtiyarlık Duyguları (99-104); 18. Yaşlanan, ihtiyarlayan Adam (105-113); 19. Fahim Beyin Son Zamanları ve Hakkında Son Hislerim (114-118); 20. Her Şeye Rağmen Gönülleri Şâd Eden Hayat (119-122); 21. Bir Gün Olur… (123-125); 22. Fahim Beye Hitaplar ve Sualler (126-133)
    Roman, Fahim Beyin çevresindeki insanlara göre anlatılmasını konu edinir.
    Fahim Bey ve Biz romanının bölümlere göre özetini şöyle yapabiliriz:
    1. Bir Ölüm Haberi, bu bölüm Fahim Beyin ölüm haberi ve gazetede çıkan ölüm ilanıyla başlar. Gazetede çıkan ölüm ilanında Ahmet Fahim Beyin eski maslahatgüzar olduğu yazılmasına karşın ertesi gün gazetede bu bilginin doğru olmadığını belirten bir tekzip yayımlanır. Anlatıcı yazar Fahim Beyin çok kısa bir süre de olsa maslahatgüzarlık yaptığını bildiği için bu tekzip karşısında üzülür.
    2. Babamın Anlattıkları, anlatıcının babası Fahim Beyin mektep ve gençlik arkadaşıdır.
    Anlatıcı, zaman zaman babasının akşamları oturduğu lokantaya babasını görmeye gider. Yine böyle bir akşam babasının yanında Fahim Bey vardır. Babası, en iyi arkadaşı olarak tanıttığı Fahim Beyi oğluyla tanıştırır.
    Fahim Bey tüm ısrarlara rağmen kalmaz ve gider. Anlatıcı babasından Fahim Beyi o gece dinlemeye başlar. ilk başlarda isteksiz davranır, yalnızca babasını kırmamak için dinler.
    Anlatıcı, babasından duyduklarını bize aktarır, Fahim Beyin babası Bursa eşrafından iyi kalpli bir adamdır. O kadar iyi kalplidir ki her yıl kefil olduğu insanların borçlarını ödemek için çok ciddi paralar harcar. Fahim Bey de bu özelliğiyle babasına benzer. Bir keresinde tıbbiyeyi kazanamayan bir arkadaşı için araya girer ve bağlantılarını kullanarak arkadaşını tıbbiyeye aldırır.
    Fahim Bey, okulunu bitirince babasını mutlu edebilmek için hariciyede çalışmaya başlayacağını artık kendi yaşamını kazanacağını söyler. Bir konak kiralar ve oraya yerleşir. Ancak bir türlü hariciyede kadrolu bir iş bulamaz. Bu arada konağın kirasını ödeyebilmek ve yaşayabilmek için sürekli borçlanır. Bu dönem aldığı borçları yıllarca ödemek zorunda kalır. Konağın boş odalarında tek başına keman çalar. Bu arada önüne gelen yardım tekliflerini de ısrarla reddeder.
    Bu yaşam Fahim Bey'in babasının ölümüne kadar sürer. Babasının ölümüyle az da olsa bir miras kalır. Bu mirasla borçların bir kısmını ödeyebilir.
    Bu yıllarda, Fahim Bey, tuhaf ve abartılı olaylar da yaşar, istanbul’a gelen bir aktriste âşık olması, irondel ismini verdiği köpeğinin aklını kaybetmesi bu olaylardan bazılarıdır.
    3. Esvaplar, yazar anlatıcının babası Fahim Beyin ingiltere'de iken yaşadığı terzi ve esvaplarla ilgili bir öyküyü anlatır:
    Fahim Bey Londra'ya kâtip olarak atanır. Yeni görevine yakışan elbise yaptırmak ister. Önerilen terziye gider ve siparişini verir. Sonrasında meydana gelen bir yanlış anlaşılma nedeniyle Fahim Beye sandıklar dolusu elbise ve ödenmekle bitmeyecek bir fatura gelir. Fahim Bey, bu durumun terzinin yanlış anlamasında kaynaklandığını söylese de anlatıcı, Fahim Beyin aldığı görevi çok önemsediği için bu kadar çok elbisa yaptırdığını düşünür.
    Bu elbiseler ilk zamanlarda Fahim Beyin yaşamını olumlu etkiler. Ancak Fahim Bey uzun yıllar yeni elbise yaptıramaz ve yıllarca aynı elbiseleri giymek zorunda kalır. ingiliz kumaşından yapılan bu elbiseler Fahim Beyin yabancı özentisi içinde bir insan olarak düşünülmesine de neden olur.
    4. Fahim Beyle Saffet Hanım, Fahim Bey son derece kültürlü ve gelecek vaat eden bir gençtir. Bu nedenle pek çok kişi Fahim Beyi damadı olarak görmek ister ancak Fahim Bey zengin ve soylu bir aileden gelen birisiyle evlenmek istemez. Bu nedenle orta halli bir aileden gelen Saffet Hanımla evlenirler. Fahim Bey tüm evlilik hayatı boyunca dürüst davranır. Bunun sonucunda huzurlu ve düzenli bir evlilik hayatına kavuşurlar.
    5. Küçük Ev ve Dünya Haberleri, Fahim Bey, ismiyle bile uyumsuz bir insandır. Fahim adı Arapçada bulunmayan bir sözcüktür ve muhtemelen bir yanlışlık sonucunda isim olarak verilmiştir, bu durum zaman zaman Fahim Beyi zor durumlara düşürür.
    Fahim Bey kültürlü, okumaya meraklı bir insandır. Her gün Türkçe ve Fransızca gazeteler okur, buradan önemli bulduklarının altını çizer ve gazeteleri mutlaka saklar. Evin bir odası yalnızca gazete arşivine ayrılmış durumdadır. Fahim Bey, gazeteleri tutkuyla okur, karısı için pek de önemli, olmayan gazete haberleri Fahim Beyin geleceğe ilişkin isabetli tahminler yapmasını sağlarlar.
    6. Saatler, bu bölümde Fahim Beyi ve Saffet Hanımı yazar anlatıcının halasının ve eniştesinin bakış açısıyla tanıma fırsatı buluruz.
    Halası, Fahim Bey ile Saffet Hanımın Fahim Beyin peynir tutkusu nedeniyle yaşadıkları gerilimi aktarır. Fahim Bey, değişik çeşitte peynirleri seven bir insandır. Ancak bu peynirlerin kokuları zaman zaman Saffet Hanımı rahatsız eder ve tartışmalarına neden olur.
    Saffet Hanım bazen bu tartışmalar nedeniyle bazen de yaşamının durağanlığına tepki olarak evdeki saatleri kurmaz, saatlerin durması dakik bir insan olan Fahim Beyi zor durumda bırakır. Saffet Hanım için de saat önemlidir aslında. Misafirliğe bile giderken yanında büyük bir çalar saat taşır ve saatin alarmı çaldığında evine döner.
    Anlatıcının eniştesi Fahim Beyi sevmez. Fahim Beyi deli olarak görür. Bunun temel nedeni, eniştenin her haliyle doğulu bir insan olması, Fahim Beyin ise tam anlamıyla batılı gibi yaşamasıdır. Zaman zaman Fahim Bey konusundaki farklı düşünceleri nedeniyle enişte ile baba arasında ufak gerilimler yaşanır.
    7. Ukalanın Dedikleri, Fahim Bey okumayı çok sven son derece kültürlü bir insandır. Birikimi onun zaman zaman ukala birisi gibi konuşmasına neden olur. Aslında bilgece konuşmalarıyla çevresinde bulunanları etkilemektedir.
    8. Teşebbüsü Şahsî Aleminde, 2. Meşrutiyet Devrinde özel teşebbüs adeta bir moda halini almıştır. Fahim Bey bu modanın çok daha öncesinde özel teşebbüs girişimlerinde bulunmuştur.
    Bu girişimlerinin birisinde Londra’da kurduğu bir ilişki sayesinde iş görüşmesi için Londra'ya gider. Ancak yaşadığı aksilikler sonucunda Londra'da bir gün önce bulunmayı istemesine rağmen, randevusuna son anda yetişebilir. Büyük çabalarla randevusuna yetişmesine rağmen randevunun iptal edildiğini öğrenir. Bu olumsuz durumun karşısında Fahim Bey canını sıkmaz.
    Bir keresinde Bursa'da pamuk ekimiyle ilgili bir iş için anlatıcı Fahim Beyle bir Fransız girişimciye aracı olur. Ancak somut bir çalışma yapmayan Fahim Bey, Fransız'ıı ikna edemez.
    ilerleyen yıllarda Fahim Bey iyi bir iş yapacağı umuduyla Hariciye'den ayrılır ve Galata'da bir büro tutar. Bu büroda çalışıyormuş gibi zamanını geçirmeye başlar.
    9. Hanımların Söyledikleri, bu bölümde Huriye Hanımın Fahim Beyle ilgili olumsuz görüşlerini öğreniriz. Fahim Beyi hayalcilikle suçlar.
    Fahim Bey, bazı yazları bir akraba yalısında geçirmektedir. Anlatılanlara göre bu akraba yalısındaki genç kızlarla hoşça vakit geçirmektedir. Akraba kızları Fahim Beyin halleriyle eğlenmektedirler. Anlatıcı ise bu yaşanılanı kötü bir olay olarak değerlendirmez, Fahim Beyin "Bir Yazın Tarihi" isimli öyküden çok etkilenerek öyküyü yaşamaya çalıştığını savunur.
    3 ... yage1497
  3. 3.
    (devam ediyor)
    10. Rûya, Fahim Bey bir gece son derece karışık bir rüya görür. Rüyasında eskiden okuduğu duaları, çaldığı kemanların seslerini duyar. Bu rüya Fahim Beyi umutlandırır. Bu umudu Saffet Hanımla da paylaşır ve ikisi de büyük bir umut içinde yaşamaya başlarlar. Rüyayı ve umutlarını herkesle paylaşırlar ve bu durum dostlardan alacaklılara kadar tüm insanların umuda kapılmalarını sağlar.
    11. Rûya Tabiri, anlatıcının eniştesi son derece hastadır. Anlatıcı, eniştesini ziyarete gider. Enişte ölüm döşeğinde bile Fahim Beye kin duymaktadır. Fahim Beyin rüyasını düşünmektedir. Son bir gayretle evdeki kalın bir rüya tabiri kitabını alıp incelemeye çalışır. Bir açıklama bulamaz ama yorgun düşer, bu yorgunluğun ardından kısa süre sonra ölecektir.
    12. Fahim Bey Hakkında ilk Hislerim, anlatıcı yazarın Fahim Bey hakkındaki ilk hisleri olumludur. Fahim Beyin umut dolu bir insan oluşu, tutarlı bir yaşamı sürdürmeye çalışmasını olumlu bulur. Fahim Beyi dinlemeyi sever ve onu tanımaya çalışır.
    13. Fahim Bey Hakkında Değişen Hislerim, ancak anlatıcının Fahim Beye olan bakışı zamanla değişiklik gösterir. Anlatıcının kendisinde olan değişikliklerinde etkisiyle artık Fahim Beye daha az sempati duymaktadır.
    14. Fahim Bey ve istanbul, anlatıcı Fahim Beyin istanbul ile olan ilişkisini düşünür. Fahim Bey bir türlü istediği refah düzeyine ulaşamayan birisidir. Ancak yine de elinden geldiğince istanbul'u yaşamaya çalışır ve tadını çıkarır.
    15. Fahim Beyin Dosyaları, Fahim Bey kirasını ödeyemediği için tuttuğu büroyu boşaltmak zorunda kalır. Utandığı için boşaltma işlemini bir akrabasına yaptırır. Akraba büroyu boşaltırken Fahim Beyin dosyalarını karıştırır. Bu dosyalarda Fahim Beyin hayal ürünü olan hesaplar, para akışı, proje taslakları vs. vardır. Bu durum herkesi şaşırtır.
    16. Delilik Rivayetleri, dosyaları bulan akraba Saffet Hanıma Fahim Beyin delirmiş olabileceğini söyler. Bu duruma inanan Saffet Hanım, Fahim Beyin peynir sevgisini, mangaldan zehirlenmekten korkmasını Fahim Beyin deliliğinin kanıtları olarak görür ve bu düşüncesini çevresindekilerle paylaşır. Bu dedikodu hızla yayılır.
    Anlatıcı Fahim Beyin deli olmadığına inanır. Fahim Beyin yalnızca hayalperest bir insan olduğunu düşünür. Bu durumu abartmamak gerektiğini savunur.
    17. ihtiyarlık Duyguları, bu bölümde artık yaşlanmış olan Fahim Beyi tanırız. Bir gün anlatıcı ile Fahim Bey yolda karşılaşırlar, Fahim Bey bir anda vücudunun tüm hastalıklarını sayıp dökmeye başlar. Tüm bu hastalıkları yaşlılığa değil nemli havaya bağlamaktadır. Anlatıcı, Fahim Beyin kendi yaşlılığını görmezden gelmesini doğal karşılar, tüm insanların kendi yaşlılığını geç fark ettiklerini belirtir.
    18. Yaşlanan, ihtiyarlayan Adam, bu bölümde yazar anlatıcı ihtiyarlık hakkındaki düşüncelerini aktarır. Yaşlı insanların ruhlarında, bedenlerinde ve çevrelerinde meydana gelen değişimler ve bu değişimlerin etkileri detaylı bir şekilde anlatılır.
    19. Fahim Beyin Son Zamanları ve Hakkında Son Hislerim, iyice yaşlanan Fahim Bey bir tercüme bürosunda çalışmaya başlar. Artık iyice yalnız kalmıştır ancak hâla yapmayı planladığı işleri vardır ve yine umutludur. Fahim Beyin bu hayalciliği anlatıcıyı iyice sıkmaya başlar, hatta Fahim Beyi manyak, mythomane (s.118) olarak niteler.
    20. Her Şeye Rağmen Gönülleri Şad Eden Hayat, yazar anlatıcının insanın talihi, yaradılışı ve mutlu bir yaşam kurabilmesiyle ilgili görüşlerini okuruz. Fahim Bey, yaşamı boyunca birçok olumsuzluk yaşamasına rağmen daima olumlu bir düşünce yapısına sahip olmuştur. Bu sayede daima umutlarını koruyarak ayakta kalabilmiştir.
    21. Bir Gün Olur... anlatıcı ölüm kavramıyla ve ölüm anıyla ilgili düşüncelerini aktarır.
    22. Fahim Beye Hitaplar ve Sualler, bu bölümde anlatıcı ölümünün ardından Fahim Beye seslenerek, son sözlerini söyler, son sorularını sorar.
    Fahim Beyin gerçekte kim olduğunu sorgular. Gerçek Fahim Bey, babasının anlattığı, kendisinin gördüğü, Saffet Hanımın, eniştesinin, halasının gördükleri midir? Tanıyan herkes farklı bir Fahim Beyi bilmektedir. Bu düşünceden yola çıkılarak bir insanı gerçekten tanımanın imkânsız olduğu sonucuna varılır.
    Saffet Hanımın, Fahim Beyin ardından "Beni böyle bırakıp gidecek miydin?" (s.133) dövündüğü aktarılır. Saffet Hanım acaba Fahim Beyin ölümüne mi üzülmektedir yoksa kendi yalnız kalışına mı? Bu soru sorularak roman bitirilir.

    Fahim Bey ve Biz roman türünde bir eserdir. Romanda çevresindekilerin gözünden Fahim Bey anlatılır. Bu nedenle romanın adı ile içeriği arasında sıkı bir ilişki vardır.
    Fahim Bey ve Biz romanı hakkında yazılan yazılardan birkaçı şunlardır:
    BAKIRCIOĞLU, N. Ziya, Fahim Bey ve Biz, Başlangıcından Günümüze Türk Romanı,
    ist., 1983, s.156-168

    BELGE, Murat, Fahim Bey ve Biz, Edebiyat Üstüne Yazılar, ist., 1994, s. 315-322

    KAPLAN, Mehmet, Geçmiş Zaman Köşkleri, Fahim Bey ve Biz, Edebiyatımızın içinden,
    ist., 1978, s. 155-160, 161-166

    (NAYIR), Yaşar Nabi, Fahim Bey ve Biz, Önsöz, ist., 1966, s. 5-29

    TANER, Refika-BEZiRCi Asım, Fahim Bey ve Biz, Seçme Romanlar, ist., 1973, s. 44-47

    TANPINAR, Ahmet Hamdi, Fahim Bey ve Biz, Boğaziçi Mehtapları, Edebiyat Üzerine
    Makaleler, ist., 1969, s. 441-447

    Romanda genel olarak yazar anlatıcının bakış açısından müşahit bakış açısı kullanılmıştır. Ancak zaman zaman anlatıcının babası, eniştesi ya da halasının ağzından kahraman anlatıcıya ait bakış açısı kullanılmıştır.
    Yazar anlatıcı romanın başında Fahim Beyi onaylar (tasdik eder) bir tutum içindedir. Ancak aradan yıllar geçtikçe anlatıcının tutumu da onaylama-aşay-eleştiri arasında gider gelir.
    Romanın genelinde 1. ve 3. teklik şahıs ağzından yapılan anlatım formu kullanılmıştır. Yazar anlatıcının konuştuğu yerler 1. teklik şahıs, diğer anlatıcıların (babası, eniştesi, halası vd.) konuştuğu yerlerde ise 3. teklik şahıs anlatım formu kullanılır.
    Fahim Bey ve Biz romanının anlatım tekniği ile ilgili şu tespitleri yapabiliriz:
    Vaka takdimi mensur şiire yaklaşan bir anlatımla sunulur. Zaman zaman sosyal tenkit ve hicve yaklaşan bir anlatım da benimsenmiştir.
    Romanda olaylar Fahim Beyin ölümüyle başlar. Sonrasında geriye dönülerek Fahim Beyin geçmişi okura sunulur ve son bölümde yine başlanılan noktaya, Fahim Beyin ölümüne, dönülerek roman bitirilir. Bu durumda çeber şeklindeki olay örgüsü kullanılmıştır diyebiliriz. Romanda olaylar bir sonuca bağlanur, bu nedenle roman kapalı bitmektedir.

    Fahim Bey ve Biz romanının önemli şahısları, Fahim Bey, Saffet Hanım, enişte, hala, anlatıcının babası ve yazar anlatıcının kendisidir. Anlatılmaları nedeniyle Fahim Bey ve Saffet Hanım hakkında detaylı bilgi ediniriz ancak anlatıcılar kendilerini sunmadıkları için yazar anlatıcı, babası, eniştesi ve halası hakkında bilgi edinemeyiz.
    Fahim Bey, Bursa eşrafından durumu iyi bir ailenin çocuğudur. iyi bir eğitim alma şansına sahip olur. iyi niyetli bir kişi olduğu için hayatı boyunca önüne çıkan fırsatları istediği gibi değerlendiremez. Hayalperest bir yapısı vardır. Bu durum onun gerçeklerden uzaklaşmasına neden olarak zarar görmesine neden olur. Fahim Bey romanda orta yaş ve yaşlılık dönemlerindeki fiziksel görünümüyle tasvir edilir:
    Fahim Beyin orta yaşlı hali şöyledir,
    "... orta yapılı, orta yaşlı, teni kehrüba gibi sarımtırak, dudaklarının üstünü kaplayan muntazam kesilmiş sert ve koyu siyah bıyıklarıyla, başı bir kuş kafasını andıran ve insana pek ciddi olmak hissini veren birsinin... " (s.11)
    Fahim Beyin yaşlılık tasviri ise şöyle yapılır:
    "Görüyorum ki Fahim Bey de artık yavaş yavaş göçüyor, boyu alçalıyor, hacmi küçülüyor, benzi uçuyor, teni sararıyor, evzaı ağırlaşıyor, şekli çarpılıyordu." (s.100)
    Romanın ikinci en önemli figürü Saffet Hanımdır. Saffet Hanım, Fahim Beye göre daha eğitimsiz sıradan birisidir. Fahim Bey de zaten sıradan birisi ile evlenmek arzusunda olduğu için Saffet Hanımla evlenmiştir. Saffet Hanımın en büyük keyfi mangalın başında oturup kahve ve sigara içmektir. Dünya ile pek ilgili değildir, kendi halinde bir kadındır. Saffet Hanımın fiziksel görünümü şöyledir:
    "Saffet Hanım ufak tefek yapılı, küçük ve yumuk gözlü bir kadınmış. Daima üşüyen ayaklarını kısa boyuna rağmen giydiği ökçesiz aba terlikler içinde ısıtarak, bütün istanbul evlerine benzeyen hasırlı, keçeli, halılı, mangallı, sobalı evinde muttasıl ellerini uğuştura uğuştura sessiz sessiz bir odadan diğerine dolaşırmış." (s.27)

    Fahim Bey ve Biz romanında olaylar 2. Meşrutiyet öncesi ve sonrasındaki 14-15 yıllık bir zamanda geçer.
    Romanda sıkı sıkı Aradan zaman, bir hayli zaman geçti. ifadesindeki gibi kozmik zamana gönderme yapan ifadeler de kullanılır.
    Romanda kapalı mekânlar ağırlıktadır. Fahim Beyin gençliğinde kiraladığı 15 odalı konak, Saffet Hanımla evlendikten sonra yaşamlarını sürdürdükleri evleri, Fahim Beyin iş yapacağı umuduyla kiraladığı Galata'daki büro, romanda anlatılan olayların geçtiği kapalı mekânlardır.
    Açık mekân olarak tüm istanbul söylenebilir. Fahim Beyin yaşamının en önemli ve romanda anlatılan yılları istanbul'da geçer. Yalnızca Fahim Bey iş yapmak umuduyla ve tercüman olarak iki kez Londra'ya gider, ancak burada anlatılan mekânlar belirleyici değildir.
    Abdülhak Şinasi Hisar, romanında sık sık Osmanlıca kelimeler kullanır. Fahim Bey ve Biz romanını incelerken kullandığımız YKY 2005 baskısının ilk sayfasında yer alan kısa tanıtma yazısında Hisar'ın dil ve üslup açısından Meşrutiyet kuşağına bağlı kaldığı vurgulanır.
    5 ... yage1497
  4. 4.
    Fahim Bey ve Biz, Osmanlı'nın son döneminde yetişmiş, dünya edebiyatını özellikle Fransız Edebiyatını iyi bilen, Cumhuriyet devrinde yaşamını sürdüren bir yazarın romanıdır. Bu nedenle tüm bu unsurları içinde barındırır. Romanda olaylar Osmanlı imparatorluğu'nun son döneminde geçer, romanın başkişisi Fahim Bey Fransızca bilen, batı kültürüne yakın bir Osmanlı aydınıdır.
    Hüseyin Tuncer Cumhuriyet Devri Türk Edebiyatı isimli çalışmasında Hisar'ı "hatıra yazarı" (2001, C:2 s.712) olarak niteler. Fahim Bey ve Biz romanı, geçmişe duyulan özlemi içinde barındırır. Eski istanbul ve Eski istanbul Beyefendileri romanda geçmişe duyulan özlemi simgeleyen unsurlardan ikisidir.
    Fahim Bey ve Biz, aynı zamanda yaşamı ve ölümü, hayatın anlamını sorgulayan bir roman olarak da okunabilir. Yazar anlatıcı hemen her bölümde olayların akışını keserek, yaşamla, ölümle, insanın var oluşuyla ilgili görüşlerini romana serpiştirir. Bu durum zaman zaman romanın aksamasına neden olsa da romanın bütününe bakıldığında alınan edebi lezzeti artıran bir unsur olarak karşımıza çıkar.

    KAYNAKÇA:

    HiSAR, Abdülhak Şinasi, Fahim Bey ve Biz, ist.,2005, 133s.

    TEKiN Mehmet, Roman Sanatı 1, Romanın Unsurları, ist., 2004,294 s.

    TUNCER Hüseyin, Edebiyat Araştırma ve incelemeleri, izmir,
    1999,395s.

    TUNCER Hüseyin, Tahkiyeli Eserlerde Fiktif Yapıyı Hazırlayan ve
    Oluşturan Unsurlar, Ders Notları, izmir, 1999, 20 s.

    TUNCER Hüseyin, Cumhuriyet Devri Türk Edebiyatı 2, Abdülhak
    Şinasi Hisar, izmir 2001, s;745
    5 ... yage1497
  5. 5.
    tavsiye edilesi defalarca okunası bir kitap olma özelliğinin yanı sıra edebiyatımızdaki köşe taşlarından biridir. arkadaşlara eşe dosta çocuklara yetişkinlere ergenlere delikanlılara genç kızlara insanlığa tavsiye edilecek yegane kitaptır. bunları söyledikten sonra dayanamıyor ve yeniden okuyorum işte.
    ... antikaromantika