bugün
- atatürk e din düşmanı diyenler6
- tembel ve çalışmayan insan16
- 1 saatte 10 bira içmek18
- erkeklerin giderek feminenleşmesi3
- bir yazarın cinsiyetini öğrenme yolları5
- aga be şarkılar4
- taksim'e ikinci eyfel kulesi3
- sözlük kızlarının kombinleri20
- uludağ sözlük yazarlar yüzünden bitti6
- mezarlıkları sevmek5
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek13
- velvet vs nervio19
- magnum dondurmasının eskiden daha pahalı olması5
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- uzaylı görünce söylenecek ilk şey10
- ktç birader4
- selam sözlük4
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması14
- lahmacun4
- alparslan türkeş kadir mısıroğlu ilişkisi2
- laptop2
- aşkın nur yengi2
- manyak olmaya karar verdim9
- nickaltı açılmamış yazarlar2
- uludağ sözlük görsel ekleme sorunu2
- elektrikli araba2
- pkklıları itlaf etmek2
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- arkadaşlar neden bu kadar salaksınız5
- almanya da hangi partiyi seçerdiniz5
- instagram2
- velvet12
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri5
- nervio11
- mezarlıktan geçerken ölülere selam vermek2
- slavko vincic15
- en son ne yediniz2
- jubel feat aleyna tilki diamonds2
- benzini dolarla mı alıyoruz diyen tip3
- türkiyeden siktirolup gitmek5
- sigaraların eskiden daha pahalı olması2
- kıbrıs2
- messi ve arjantin'in tüm dünyaya rezil olması7
- hırt5
- 20 temmuz 1974 kıbrıs barış harekatı'nın başlaması2
- otomobile ek vergi5
- ioçk bak bi buraya2
- ingilterede çocuklar açlıktan silgi yiyor5
- şaka maka 2026 dünya kupasının bitmesi3
- skyhunter2
canlanmakta olan pembe siyah türk dizisi.
yaran replik ali'den geldi bu hafta.
- noluyo lan dayı...
yaran replik ali'den geldi bu hafta.
- noluyo lan dayı...
uzun zaman sonra güzel bir bölüm oldu. ulan o değil de ali'nin '' noluyo lan dayı '' dedikten sonra ki gülüşü yokmu. o gülüyo ben de gülüyorum valla. helal lan kerpeten.
resmi sitesinde kenan birkan'ı anlatırken 'kötülüğün yüzünün merak edenler zannettiklerini bulamayacak. çünkü bu hikayede kötülük, harika bir adamın bitmek bilmeyen yasında saklı.' diyerek bir kez daha derin düşüncelere sevketmiş dizi.
mükemmel bölümdü ancak sanki bir din uyarısı gelmiş zira dayı hiç kullanmadağı bir tabir olan "hak teala"yı kullandı genelde öğütlerini din konusuna girmeden kader konusuna girmeden verirdi. ezel de "yukarıya inanmayanlar inanmayı denesin..." repliğini kullandı sadece bu kadar zamandır kaderle ilişkilendirilebilecek bir şey kullanmıyan dizinin bu konulara değinmesi garip geldi.
bu arada adamım cengiz, sana iki çift lafım var: şahsın padişahsın ama kaybediceksin. kaybederken bile sana güvenilmez adamımsın.
bu arada adamım cengiz, sana iki çift lafım var: şahsın padişahsın ama kaybediceksin. kaybederken bile sana güvenilmez adamımsın.
51. bölüm itibariyle yusuf eğir'in ölmesiyle birlikte ufaktan vitesi arttırmış dizidir. bundan sonra kolay kolay düşmez artık bu tempo.
ayrıca ali-azad, ezel-bade çiftinin aşk sahneleri, şebnem'in tefo'nun git demesine rağmen kaçmayıp ağlayarak barda kaderini beklemesi çok başarılıydı.
fakaaaat bu bölüm öyle bir sahne vardı ki, belki de gelmiş geçmiş en etkileyici sahnesiydi dizinin.
eğir aşağılayıcı ve yıllar önce karakolda selma'yı nasıl soyduğunu hatırlatan sözlerle dayı'ya elini uzatır.
dayı bir an geçmişe döner, o karakolda olanları hatırlar, sonra bugüne dönüp yusuf'un uzattığı eli tutar, herkesin şaşkın bakışları eşliğinde tekerlekli sandalyesinden kalkarak adamın elini yavaşça kırar ve sorar: fırtınada ağaçlar nasıl çatırdar bilir misin kardeş?
heyt be dayı beh... efsanesin!
ayrıca ali-azad, ezel-bade çiftinin aşk sahneleri, şebnem'in tefo'nun git demesine rağmen kaçmayıp ağlayarak barda kaderini beklemesi çok başarılıydı.
fakaaaat bu bölüm öyle bir sahne vardı ki, belki de gelmiş geçmiş en etkileyici sahnesiydi dizinin.
eğir aşağılayıcı ve yıllar önce karakolda selma'yı nasıl soyduğunu hatırlatan sözlerle dayı'ya elini uzatır.
dayı bir an geçmişe döner, o karakolda olanları hatırlar, sonra bugüne dönüp yusuf'un uzattığı eli tutar, herkesin şaşkın bakışları eşliğinde tekerlekli sandalyesinden kalkarak adamın elini yavaşça kırar ve sorar: fırtınada ağaçlar nasıl çatırdar bilir misin kardeş?
heyt be dayı beh... efsanesin!
http://www.youtube.com/ezel#p/u/0/BQld5K0wcNQ
51. bölümün son kısmındaki ramiz dayı'dan "hiç kimse canavarlara aşık kalmaz" diyerek tefo ve şebnem'i göstermiştir. sanırım tevfik şebnem'den ciddi anlamda soğumaya başlamıştır ki bu onun açısından güzeldir.
51. bölümün son kısmındaki ramiz dayı'dan "hiç kimse canavarlara aşık kalmaz" diyerek tefo ve şebnem'i göstermiştir. sanırım tevfik şebnem'den ciddi anlamda soğumaya başlamıştır ki bu onun açısından güzeldir.
--spoiler--
ezel ve tefo'nun kankalık seviyesini arttırmaları ve yaptıkları muhabbetler süper.hele o telefonu karıştırma sahnesi pek bir samimiydi.ayrıca ezel'in eyşan'dan soğuması tüm ezel izleyicilerini sevince boğdu resmen . cansu dere'nin oyunculuğu tavırları inanılmaz itici.
kısa zaman sonra diziden ayrılmasını dileyeceğim ancak görünen o ki birinci sezon finalinde kendisini gördüğümüz için yaşadığı talihsizlikler ile teselli edeceğiz kendimizi .
--spoiler--
ezel ve tefo'nun kankalık seviyesini arttırmaları ve yaptıkları muhabbetler süper.hele o telefonu karıştırma sahnesi pek bir samimiydi.ayrıca ezel'in eyşan'dan soğuması tüm ezel izleyicilerini sevince boğdu resmen . cansu dere'nin oyunculuğu tavırları inanılmaz itici.
kısa zaman sonra diziden ayrılmasını dileyeceğim ancak görünen o ki birinci sezon finalinde kendisini gördüğümüz için yaşadığı talihsizlikler ile teselli edeceğiz kendimizi .
--spoiler--
dayının cezaevi sahnesi çok canımı sıktı. ne bileyim karısının yerine koydum bir an kendimi. gözünün içine baka baka kandırılmak, enayi yerine konmak çok feci olsa gerek.
ilk kez dün akşam, mecburiyetten 20 dakika kadar izleyebildiğim boktan dizi. millet aforizma sıçıcam diye şekilden şekile giriyor.
Bu sezon bitmezse bayacak dizidir.
detaylara dikkat etmeyen dizi. 22. bölümde yıl 1996, mert top oynuyor. oynadığı top nike total 90. çıkış tarihi 2004. böyle şeylere dikkat eden benim gibi cinsler de var.
veeeee bir 1. sezonun sonundaki herkesin bir masada olması 52. bölümde gerçekleşeceği dizi.
https://www.youtube.com/watch?v=IddM_A_jkM0
https://www.youtube.com/watch?v=IddM_A_jkM0
52. bölüm "hazırsanız başlayalım" bölümü olacaktır. ayrıyetten diğer fragmanda eyşan'ın yapacağı oyun tamamen gerçek olacak gibi. eyşan ezel'i istiyor.
ama umarım iki kadın arasında kalan erkek rolüne bürünmez ezel. ve ezel'e yakışan... dur lan karar veremedim..
olum ezel işin çok zor. *
ama umarım iki kadın arasında kalan erkek rolüne bürünmez ezel. ve ezel'e yakışan... dur lan karar veremedim..
olum ezel işin çok zor. *
sonunda 6 ayın geçtiği dizi. geçen bölüm o eleştiri dozu arttıran hazırlık bölümlerini geçtiğimizi sezdirmişti.
http://www.facebook.com/?...075118553617&comments
http://www.facebook.com/?...075118553617&comments
53. bölümde 6 ayın geçtiği ve asıl oyunun başlayacak olduğu dizi.
hazırsanız başlayalımmı oyuna ?
hazırsanız başlayalımmı oyuna ?
radikal'de orhan tekelioğlu'nun değerlendirmesi yer almış bugün.
ezel tepetaklak
iyi bir edebiyat eseri uzatılmaya gelmez. 'ezel'in reytinglerinin düşme sebebi de bu mu?
ezel in orijinal hikayesi tükenince izlenme oranı da düştü.
esas hikayesi tükenen bir dizinin sürdürülmesinin ne denli zor olduğu tahmin edilebilir. monte kristo kontundan ilham alınarak çekilen ezelin avantajı, başarısı tescilli bir edebiyat klasiğinin, insani ihaneti anlatısında temellendirmesindeydi. bu memlekette her zaman iş yapacak temalardı bunlar: sevilen kadının, yakın arkadaşların iyi kalpli, saf bir gence yaptıkları ortak ihanet ve buna karşı, yıllar sonra alınan öç. yerlileştirirken, işin içine yeraltı dünyası, hapishane, kumar, mafyavari adalet oyunları sokularak anlatı iyice sahicileştirilmişti. herkes tarafından seyredilmesi amaçlanan bir dizinin ana sermayesi sahicilik hissi değilse nedir? yine de, alexander dumasnın modernist anlatısı yok edilmiş, yerine izleyici için daha tanıdık modern türkiye metropolünün adalet arama/bulma yordamları eklenmişti. daha önce radikal i̇kide yayımlanan (11 eylül 2009) bir yazımda da işaret ettiğim gibi, monte kristo hikayesi feodal, seçkinci ilişkilere karşı koymaya çalışan girişimci bir bireyin ezilmesi, hapse tıkılması ve yine aynı bireyin, modernitenin araçlarını (eğitim, kapital birikimi) kullanarak ve kimliğini değiştirerek geri dönmesi, modernin feodalden öç alma öyküsüdür. ezelde, ihanete uğrayan genci oynayan ömer, hapishanede girdiği pederşahî ilişkiler sayesinde, arkasına yeraltı dünyasından birini (dayı) alarak yeni kimliğiyle (kumarbaz ezel) döner. orijinal hikayedeki güzelim modernist bireyin direniş anlatısı yok edilmiş, yerine yerli bir kumarbaz portresi konmuştu. her şeye rağmen, bir bireyin, yani ezel olarak geri dönen ömerin öcünü nasıl alacağına odaklanmıştı izleyici. kötüleri ve iyileri belliydi dizinin, izleyiciye sunulan tek tuhaflık bitmez tükenmez belâgat temrinleriydi. başta dayı olmak üzere, hemen her dizi karakteri ikide bir özlü bir söz yumurtluyor, kötü anlamında, sürekli edebiyat paralanıyordu. neyse, sezonun sonuna doğru öyle bir an geldi ki, ezel herkesten öcünü alabilecek bir konuma yerleşmiş ve hikayenin sonu görünür olmuştu. bu arada, dizi reyting rekorları kırıyor, belli ki yapımcı ve oyuncusunu madden çok mutlu ediyordu.
zigzag
işte bu andan sonra dizinin uzatılması gündeme geldi ve hikaye bambaşka bir mecraya doğru akmaya başladı. adeta dumastan shakespearee doğru koca bir zigzag. o kararlı ezel gitmiş, babasının katilini bilmesine rağmen bir türlü öcünü alamayan hamlete benzer bir kahraman türemişti: daha değil, henüz zamanı gelmedi. ezel, hamletleştikçe öcünü alamaz bir hale geldi. shakespeare okuyucusu için böylesi anlatılar sorun değildir, değil mi ki onun kahramanları endişeleri, ikircikli ruh hâlleri, eyleme bir türlü geçemeyen kararlı kararsızlıklarıyla resmedilir. shakespeare, yüksek edebiyattır. halbuki alexander dumas, küçültmek için asla söylemiyorum, en iyisinden bir ilkgençlik edebiyatıdır, kolayca izlenebilir bir anlatısı, kişilik özelikleri sabit kahramanları vardır. bu anlamda tipik bir popüler kültür anlatısıdır. shakespeare ise, kolayca popüler kültürün hazmedemeyeceği karakter özelliklerine sahip karmaşık kahramanlar, grift ve gitgide derinleşen olaylar örgüsünde anlatılarını kurar.
ezelin özlüsöz düşkünü, edebiyatperver senaristleri belâgatı, edebiyat paralamayı sevseler de, sıradan tv izleyicisinin tabii ki böyle bir derdi yok. onlara karmaşık hikayeler anlatmaya başlar, ezelin öcü yerine, dayının düşmanlarının intikamlarını sunarsanız, diziyi uzatmak için asıl odağı kaydırıp yan karakterleri iyice derinleştirirseniz, kült izleyici sayınız belki artar ama uzun vadede reytinglerde düşme kaçınılmaz bir hale gelir. geçen sezondaki rekor reytinglerden vazgeçtim, son izlenme patlamasına neden olan sekizin diziye girip çıkmasından bu yana izlenme oranları ab grubunda yaklaşık yüzde 15, tüm izleyicide ise yüzde 10 civarında düşmüşse, artık sahicilik hissinden kopmuş, bir rüya-anlatıya dönüşmüş bir dizinin son demlerini izlemeye başlamış olabiliriz. bu arada, sekiz dopingi de tipik bir popüler kültür numarası değil miydi? bir başka popüler dizide ünlenmiş, o anda dizisi olmayan bir ünlü, dizinin asıl hikayesi olan öç almaya kolayca algılanabilcek bir olay örgüsüyle sokulmuş, intikam için gelen bu kahraman ezel tarafından öldürülmüştü.
ezelden hamlet çıkarmak
dizinin temel sorunuysa, sekizin öldürülmesinden sonra tekrar görünür oldu. asıl karakter (ezel-ömer) öcünü bir türlü alamıyordu. ayrıca, asıl karakter eski hayatına da bir türlü dönemiyordu. ömer, ailesiyle bile beraber olamayan, oturamayan, çocuğuyla doğru dürüst tanışamayan bir eksik babalık ve evlatlık durumuyla malûl kaldı. dahası intikamının merkezindeki kahramanlardan ali ile eski dostluğunu yeniden tesis etti. bu da yetmedi, hayatının aşkı olarak sunduğu eski sevgilisinden iki gündür tanıdığı bir kız için kolayca soğuyuverdi. senaryodaki zigzagların başı sonu yok, bir yandan bir karakter derinleştiriliyor, öte yandan sonradan geliştirilen bir başka karakterin öyküsü öne çıkıyor, öncekini unutturuyor. senaryo ekibinin elini rahatlatan her şey, izleyici kaybından başka bir şeye yol açmıyor anlayacağınız. i̇zleyiciye örneğin kenan birkan ve onu muhteşem oynayan haluk bilgineri verir, ama bir süre sonra da görünmez kılarsanız, izleyici şaşırır, kızar, çeker gider. bu arada, karakter derinleştirmelerinin yarattığı mantık hataları katlanır, artar. dizinin fanları her gün bir başka hatayı yakalıyor, fark ediyor zaten.
ezcümle, popüler bir dizinin bir sürü ana kahramanı olamayacağı gibi, karmaşık anlatılarla geniş izleyici kesimlerine ulaşmak asla mümkün değildir. ayrıca, her edebiyat eserinin eti de öyle kolayca yenmez. ezelden bir hamlet çıkarmak, has edebiyatı hiç anlamamakla eşdeğerdir. dizinin reyting kaybını çok iyi analiz etmek gerekiyor, çünkü monte kristo kontu gibi iyi bir edebiyat eserinin sırrı, hikayesini akla uygun neticelendirmesinde gizlidir. iyi bir edebiyat eseri uzatılmaya, sündürülmeye gelmez. reytinlerdeki tepetaklak durumun özeti sakın şu olmasın? has edebiyat da öç alırmış.
ezel tepetaklak
iyi bir edebiyat eseri uzatılmaya gelmez. 'ezel'in reytinglerinin düşme sebebi de bu mu?
ezel in orijinal hikayesi tükenince izlenme oranı da düştü.
esas hikayesi tükenen bir dizinin sürdürülmesinin ne denli zor olduğu tahmin edilebilir. monte kristo kontundan ilham alınarak çekilen ezelin avantajı, başarısı tescilli bir edebiyat klasiğinin, insani ihaneti anlatısında temellendirmesindeydi. bu memlekette her zaman iş yapacak temalardı bunlar: sevilen kadının, yakın arkadaşların iyi kalpli, saf bir gence yaptıkları ortak ihanet ve buna karşı, yıllar sonra alınan öç. yerlileştirirken, işin içine yeraltı dünyası, hapishane, kumar, mafyavari adalet oyunları sokularak anlatı iyice sahicileştirilmişti. herkes tarafından seyredilmesi amaçlanan bir dizinin ana sermayesi sahicilik hissi değilse nedir? yine de, alexander dumasnın modernist anlatısı yok edilmiş, yerine izleyici için daha tanıdık modern türkiye metropolünün adalet arama/bulma yordamları eklenmişti. daha önce radikal i̇kide yayımlanan (11 eylül 2009) bir yazımda da işaret ettiğim gibi, monte kristo hikayesi feodal, seçkinci ilişkilere karşı koymaya çalışan girişimci bir bireyin ezilmesi, hapse tıkılması ve yine aynı bireyin, modernitenin araçlarını (eğitim, kapital birikimi) kullanarak ve kimliğini değiştirerek geri dönmesi, modernin feodalden öç alma öyküsüdür. ezelde, ihanete uğrayan genci oynayan ömer, hapishanede girdiği pederşahî ilişkiler sayesinde, arkasına yeraltı dünyasından birini (dayı) alarak yeni kimliğiyle (kumarbaz ezel) döner. orijinal hikayedeki güzelim modernist bireyin direniş anlatısı yok edilmiş, yerine yerli bir kumarbaz portresi konmuştu. her şeye rağmen, bir bireyin, yani ezel olarak geri dönen ömerin öcünü nasıl alacağına odaklanmıştı izleyici. kötüleri ve iyileri belliydi dizinin, izleyiciye sunulan tek tuhaflık bitmez tükenmez belâgat temrinleriydi. başta dayı olmak üzere, hemen her dizi karakteri ikide bir özlü bir söz yumurtluyor, kötü anlamında, sürekli edebiyat paralanıyordu. neyse, sezonun sonuna doğru öyle bir an geldi ki, ezel herkesten öcünü alabilecek bir konuma yerleşmiş ve hikayenin sonu görünür olmuştu. bu arada, dizi reyting rekorları kırıyor, belli ki yapımcı ve oyuncusunu madden çok mutlu ediyordu.
zigzag
işte bu andan sonra dizinin uzatılması gündeme geldi ve hikaye bambaşka bir mecraya doğru akmaya başladı. adeta dumastan shakespearee doğru koca bir zigzag. o kararlı ezel gitmiş, babasının katilini bilmesine rağmen bir türlü öcünü alamayan hamlete benzer bir kahraman türemişti: daha değil, henüz zamanı gelmedi. ezel, hamletleştikçe öcünü alamaz bir hale geldi. shakespeare okuyucusu için böylesi anlatılar sorun değildir, değil mi ki onun kahramanları endişeleri, ikircikli ruh hâlleri, eyleme bir türlü geçemeyen kararlı kararsızlıklarıyla resmedilir. shakespeare, yüksek edebiyattır. halbuki alexander dumas, küçültmek için asla söylemiyorum, en iyisinden bir ilkgençlik edebiyatıdır, kolayca izlenebilir bir anlatısı, kişilik özelikleri sabit kahramanları vardır. bu anlamda tipik bir popüler kültür anlatısıdır. shakespeare ise, kolayca popüler kültürün hazmedemeyeceği karakter özelliklerine sahip karmaşık kahramanlar, grift ve gitgide derinleşen olaylar örgüsünde anlatılarını kurar.
ezelin özlüsöz düşkünü, edebiyatperver senaristleri belâgatı, edebiyat paralamayı sevseler de, sıradan tv izleyicisinin tabii ki böyle bir derdi yok. onlara karmaşık hikayeler anlatmaya başlar, ezelin öcü yerine, dayının düşmanlarının intikamlarını sunarsanız, diziyi uzatmak için asıl odağı kaydırıp yan karakterleri iyice derinleştirirseniz, kült izleyici sayınız belki artar ama uzun vadede reytinglerde düşme kaçınılmaz bir hale gelir. geçen sezondaki rekor reytinglerden vazgeçtim, son izlenme patlamasına neden olan sekizin diziye girip çıkmasından bu yana izlenme oranları ab grubunda yaklaşık yüzde 15, tüm izleyicide ise yüzde 10 civarında düşmüşse, artık sahicilik hissinden kopmuş, bir rüya-anlatıya dönüşmüş bir dizinin son demlerini izlemeye başlamış olabiliriz. bu arada, sekiz dopingi de tipik bir popüler kültür numarası değil miydi? bir başka popüler dizide ünlenmiş, o anda dizisi olmayan bir ünlü, dizinin asıl hikayesi olan öç almaya kolayca algılanabilcek bir olay örgüsüyle sokulmuş, intikam için gelen bu kahraman ezel tarafından öldürülmüştü.
ezelden hamlet çıkarmak
dizinin temel sorunuysa, sekizin öldürülmesinden sonra tekrar görünür oldu. asıl karakter (ezel-ömer) öcünü bir türlü alamıyordu. ayrıca, asıl karakter eski hayatına da bir türlü dönemiyordu. ömer, ailesiyle bile beraber olamayan, oturamayan, çocuğuyla doğru dürüst tanışamayan bir eksik babalık ve evlatlık durumuyla malûl kaldı. dahası intikamının merkezindeki kahramanlardan ali ile eski dostluğunu yeniden tesis etti. bu da yetmedi, hayatının aşkı olarak sunduğu eski sevgilisinden iki gündür tanıdığı bir kız için kolayca soğuyuverdi. senaryodaki zigzagların başı sonu yok, bir yandan bir karakter derinleştiriliyor, öte yandan sonradan geliştirilen bir başka karakterin öyküsü öne çıkıyor, öncekini unutturuyor. senaryo ekibinin elini rahatlatan her şey, izleyici kaybından başka bir şeye yol açmıyor anlayacağınız. i̇zleyiciye örneğin kenan birkan ve onu muhteşem oynayan haluk bilgineri verir, ama bir süre sonra da görünmez kılarsanız, izleyici şaşırır, kızar, çeker gider. bu arada, karakter derinleştirmelerinin yarattığı mantık hataları katlanır, artar. dizinin fanları her gün bir başka hatayı yakalıyor, fark ediyor zaten.
ezcümle, popüler bir dizinin bir sürü ana kahramanı olamayacağı gibi, karmaşık anlatılarla geniş izleyici kesimlerine ulaşmak asla mümkün değildir. ayrıca, her edebiyat eserinin eti de öyle kolayca yenmez. ezelden bir hamlet çıkarmak, has edebiyatı hiç anlamamakla eşdeğerdir. dizinin reyting kaybını çok iyi analiz etmek gerekiyor, çünkü monte kristo kontu gibi iyi bir edebiyat eserinin sırrı, hikayesini akla uygun neticelendirmesinde gizlidir. iyi bir edebiyat eseri uzatılmaya, sündürülmeye gelmez. reytinlerdeki tepetaklak durumun özeti sakın şu olmasın? has edebiyat da öç alırmış.
çok hızlı ilerleyen dizi. başkaları olsa bu kadar konuyu 4 senede yaya yaya işlerlerdi.
bu akşam entry üstüne entry döşeneceğim ve the answer, beyaz nouma, rivne, roketatar ramazan gibi "ezelci" kardeşlerimi yalnız bırakmayacağım efsane dizi.
hazırsanız başlayalım...
hazırsanız başlayalım...
51. bölüm gibi olacak mı bilinmez ama en az onun kadar güzel bir bölüm birazdan başlayacaktır.
bögh bögh tür.
52. bölümün başlığı tahminimce "hazırsanız başlayalım" olacaktır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar