bugün
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız5
- sözlükte kim kimle sevgili20
- arkadaşlar bi bakar mısınız7
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı36
- nervio42
- yakıştırdığım çiftler serisi 115
- balık yemeye yunanistan'a giden sözlük yazarı5
- arkadaşlar sizce ben ruh hastası mıyım6
- 10 kasım 20263
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük9
- yağmurda ıslanan ayakkabı4
- 0 0 7'nin elini öpmek4
- acıbadem taksim hastanesi3
- bütün gün giyilmiş sıcacık kadın botu kokusu9
- fenerbahçe liverpool maçı saat 20 45 te trt 1 de3
- karıya şiddet7
- kafe açma fikri2
- evlenmek6
- devlet bahçeli7
- entel görünme adına yatakta kitap okuyan zübük4
- dedenize sahip çıkar mısınız9
- kadınların yaptığı en büyük hata5
- reha muhtar2
- tatlıses çiğköfte vs battalbey çiğköfte2
- herkes kendi işini kurarsa kimse işsiz kalmaz15
- allah neler yaratmis3
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı11
- muslettin amca15
- fon vurguncularının fetva alması9
- boş yolda kırmızı ışıkta bekleme zorunluluğu2
- sözlük klasikleri12
- ısparta havalimanı5
- sudekiray'ın ruj resimleri girmesi3
- aşk5
- kemal sunal'ın en kötü filmi9
- bir sözlük kızına heimlich manevrası yapmak4
- teoman müziği bıraktı8
- yağmur altında bankta öpüşmek4
- yağmurlu bir güne uyanmak9
- yılın entrysi2
- erkekler neden teşhirci giyinmez9
- çoçuk sahibi olmadan dünya'dan ayrılmak5
- note flawless nail enamel oje 78 bittersweet2
- 0 0 73
- kadir mısıroğlu nu takip eden mallar11
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim7
- aleksey batrakov vs fyodor dostoyevski4
- yağmurlu bir günde doğdum anamdan9
- mutlu ol yeter2
- note flawless nail enamel oje 67 antique rouge2
W H Auden'in demesiyle, onsekizinci ve ondokuzuncu yüzyılların "gün-ışığı dünyası", yirminci yüzyılda "gece-karanlığı dünyasına" dönüşmüş, "Endişe Çağı"na Age of Anxiety girilmiştir.
en temel inanclarin bile provaskasyon olarak nitelendiği diyarlarda korku ve endise ülkesinin ucsuz bucaksiz hükümdarliği baslar.
atom bombasinin icadiyla klasik savaslar bitmiş anca ve anca polis operasyonculugu baslamiştir.
olgular yorumlara acik olmuş, olgulardansa yorumlar üzerine dans edilmiştir.
gün gelmiştir ki olgulardansa yorumlar dört bir tarafi doldurmustur.
diyelim ki iskambil oynamayi aksamlari bir kadeh viski içip wagner senfonilerini dinlemeyi seviyorsunuz.
yorumlar sizi kumarbaz, alkolik ve neo nazi oldugunuzu söylemektedir.
kamuoyu kendisine söylenen herşeyi ayila bayila yutan obur bir cocuktur.
siz haksız yorumlar ve ithamlar karsilamak için elden geleni yaparsiniz ve temizlersiniz. fakat bu zahmetlidir.
bundan dolayi daha defansif bir anlayiş ile yasar her köse basina dikkatle gözler ve tetikte olursunuz.
bu bilincli caba sizi yorar.
savaslarda insan faktorunun cikmasi ve klasik anlamda savaslarin bitmesi insanlara övünebilecekleri birşey birakmadi.
bilimsel buluslar ve sanatsal düsünceler köse baslarini kapmiş gerizekalilardan örülü duvarlara carpmakta ve koç baslari bile yetmemektedir.
ülkemiz sistemsizliğin sistem oldugu ve sistemsizlikten nemalananlarin hüküm sürdüğü bir diyardir.
gelmiş geçmiş bütün iktidarlar önceleri geçmiş bağlari yikmiş yoketmiş sonra da havagazi, benzin istasyonlari gibi şeyler inşa etmiştir. yapaylıkla günü kurtarmaya bakmişlardir.
bu yapayliklari doğruymus gibi inanmiş samimi kitleler ile baska yapayliklara inanmiş kitlelerin lafa laf oturtmalari salıncağinda geçmektedir.
bendeniz toplumun bütün kitleleri ile yakinen temasta bulunmaktayim. hiç bir devirde siyaset bu kadar gündelik hayata entegre olmamişti.
concon kitleler dediğimiz diyarlarda siyaset hakkında yorum yapiliyorsa konusma minvalinin temeli gündelik siyaset olmaya baslamiş ise korku odaklari işlerinde basarili olmuştur.
kitleler korku ve endisenin vermiş gerginlikle her an panikleyebilirler. bu panik bir hezeyanla olsun, 6-7 eylül olaylari gibi olaylar vuku bulmasi için bir kıvılcım yeter.
fakat burda karamsar bir tablo cizmek istemiyorum.
inatla sunu düsturuda belirtmek istiyorum.
fertler her daim kitlelerden ileridir.
bu suretle bireyler korku ve endise hükümdarliğinin boyundurugundan kurtulur ve gökyüzündeki cenneti yeryüzüne indirip kişisel cennetlerini kurabilirler.
yahut dreyfuss'u suclayan parmaklardan biri olur.
sözümüzün özü;
bir kimse
duyular dünyasina dikkatini verirse eğer
onların çekimine tutulur; cekimden istek doğar
istekten ateşli tutku doğar, tutku da çılgınlığa yol açar,
o zaman, hepsinin hayınlığa uğrıyan bellek soylu amaçlardan
vazgeçer; amaç da, akıl da, insan da yok olur gider...
atom bombasinin icadiyla klasik savaslar bitmiş anca ve anca polis operasyonculugu baslamiştir.
olgular yorumlara acik olmuş, olgulardansa yorumlar üzerine dans edilmiştir.
gün gelmiştir ki olgulardansa yorumlar dört bir tarafi doldurmustur.
diyelim ki iskambil oynamayi aksamlari bir kadeh viski içip wagner senfonilerini dinlemeyi seviyorsunuz.
yorumlar sizi kumarbaz, alkolik ve neo nazi oldugunuzu söylemektedir.
kamuoyu kendisine söylenen herşeyi ayila bayila yutan obur bir cocuktur.
siz haksız yorumlar ve ithamlar karsilamak için elden geleni yaparsiniz ve temizlersiniz. fakat bu zahmetlidir.
bundan dolayi daha defansif bir anlayiş ile yasar her köse basina dikkatle gözler ve tetikte olursunuz.
bu bilincli caba sizi yorar.
savaslarda insan faktorunun cikmasi ve klasik anlamda savaslarin bitmesi insanlara övünebilecekleri birşey birakmadi.
bilimsel buluslar ve sanatsal düsünceler köse baslarini kapmiş gerizekalilardan örülü duvarlara carpmakta ve koç baslari bile yetmemektedir.
ülkemiz sistemsizliğin sistem oldugu ve sistemsizlikten nemalananlarin hüküm sürdüğü bir diyardir.
gelmiş geçmiş bütün iktidarlar önceleri geçmiş bağlari yikmiş yoketmiş sonra da havagazi, benzin istasyonlari gibi şeyler inşa etmiştir. yapaylıkla günü kurtarmaya bakmişlardir.
bu yapayliklari doğruymus gibi inanmiş samimi kitleler ile baska yapayliklara inanmiş kitlelerin lafa laf oturtmalari salıncağinda geçmektedir.
bendeniz toplumun bütün kitleleri ile yakinen temasta bulunmaktayim. hiç bir devirde siyaset bu kadar gündelik hayata entegre olmamişti.
concon kitleler dediğimiz diyarlarda siyaset hakkında yorum yapiliyorsa konusma minvalinin temeli gündelik siyaset olmaya baslamiş ise korku odaklari işlerinde basarili olmuştur.
kitleler korku ve endisenin vermiş gerginlikle her an panikleyebilirler. bu panik bir hezeyanla olsun, 6-7 eylül olaylari gibi olaylar vuku bulmasi için bir kıvılcım yeter.
fakat burda karamsar bir tablo cizmek istemiyorum.
inatla sunu düsturuda belirtmek istiyorum.
fertler her daim kitlelerden ileridir.
bu suretle bireyler korku ve endise hükümdarliğinin boyundurugundan kurtulur ve gökyüzündeki cenneti yeryüzüne indirip kişisel cennetlerini kurabilirler.
yahut dreyfuss'u suclayan parmaklardan biri olur.
sözümüzün özü;
bir kimse
duyular dünyasina dikkatini verirse eğer
onların çekimine tutulur; cekimden istek doğar
istekten ateşli tutku doğar, tutku da çılgınlığa yol açar,
o zaman, hepsinin hayınlığa uğrıyan bellek soylu amaçlardan
vazgeçer; amaç da, akıl da, insan da yok olur gider...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar