bugün
- uludağ sözlükte tek hesapla yazarlık yapmak19
- antipanik'in sözlüğe vedası19
- clemence baptista17
- arkadaşlar hoşçakalın sizi terk ediyorum7
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası34
- arkadaşlar bu nedir sizce4
- defin işlemi sırasında mezarlıkta yemek servisi11
- gocu karton toplayan cocuk true sari renkli seker7
- ioçk'nın motorla gezdirmesi4
- s'i l v'e r m'i s t15
- spor salonu kokusu5
- kahvaltım güzel mi8
- ojeli el fotoğrafı4
- sabah 11 akşam 16 haftada 4 gün iş3
- sözlükte çok göze batan bir yazar olmak3
- fake hesaplara göz yuman uludağ sözlük moderasyonu5
- ismet gurbuz 20249
- siz neden böylesiniz3
- gençlere tavsiyelerim4
- kale3112 ifşa9
- aynı anda 2 ayakla merdiven çıkmak2
- öğle yemeğinde 3 lahmacun yiyip 2 büyük ayrn içmek3
- mısır daki haladan miras kalması6
- iskelet ellerin boğazınıza sarılması2
- sinek as5
- iltica28
- mermerin edepsiz yarığı3
- refah'ın vakti geldi3
- kolye140
- bir erkeğin yapabileceği en büyük hata18
- hesabı gizli yeni yazar2
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması4
- masklavi ile çay içmek5
- arkadaşlar slm falıma bakın4
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı20
- yaşar ustanın olayları biraz fazla ajite etmesi4
- eve jobs4
- arkadaşlar kavga etmeyin3
- sabah kahve demleyip müzik açarak güne başlamak2
- zorda kalsanız penguen siker miydiniz3
- cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi4
- 15 yaş altına sosyal ağ yasağı2
- cüneyt arkın'ın bizans ta savaş suçu işlemesi3
- 40 yaş üstü erkekleri sözlükten tahliye ediyoruz19
- karton toplayan cocuk'un gerçek yüzü18
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı9
- kötü adamın kahkaha atarak suçunu itiraf etmesi3
- kötü adamın iyi adamı öldürmek yerine konuşması3
- felsefe dersinin zorunluluğu2
- fon vurgunu29
entry'ler (74)
merhametimizin kabardığı ve başkasına tesir edecek raddeye geldiği andaki auradır yada öyle olmalıdır. tanım kullanılsın ve yayılsın, namımız yürüsün.
gün sonunda bir değerlendirme yaptığınızda çeşitli anlam ve yorumlara ulaşırsınız ve farkedilmese de hepsinin yanında bir de acziyet vurgusu gizlidir.
acziyetin farkındalığı aciz olmayan birini bulmaya yöneltecektir.
gücünün yetemediğini bir ömür öğrenemeyen insanlar başkalarını anlayamaz.
acziyetin farkındalığı dayanışmaya, birlik beraberliğe yöneltir.
tasavvufi eğitimin temel vurgularındandır.
acziyetin farkındalığı aciz olmayan birini bulmaya yöneltecektir.
gücünün yetemediğini bir ömür öğrenemeyen insanlar başkalarını anlayamaz.
acziyetin farkındalığı dayanışmaya, birlik beraberliğe yöneltir.
tasavvufi eğitimin temel vurgularındandır.
her türlü kavramı kadın erkek ilişkilerinin tüketimine sunmaya hevesli anlayışların üretimiyle; ilişkilerin iki tarafı için zıt his ve düşünceleri yer değiştirerek yaşamaları durumudur.
"lafı uzattık" manasına gelen ve lafı uzatan bir cümle ama güzel.
sonu gelen gider mi? giden yeniden gelebilir mi?
kapitalizm kendi başını yiyebilir mi?
çağrışımlar için: "kardeşini elinden tut getir çocuğum?"
kapitalizm kendi başını yiyebilir mi?
çağrışımlar için: "kardeşini elinden tut getir çocuğum?"
dinler arası diyalog yanlısı bir anlayışın kendini ifade için zıttını göstererek "bu mu olsun peki?" imasında bulunduğu tanımıdır.
uzayda hayat var diyorlar!
"iş en geç"in söylenegelen hali olsa gerek.
"bütün mazlumların velisi" demektir.
50 karekterdeki lüzum-u iktisattan dolayı uyarlanmış bir sufi sözüdür ki aslı: Yaradılış toprağı nereden alınmışsa kabir de orasıdır.
bu kelamı eden dede efendiye "hocam bu yaratılış toprağı adem (a.s) için tek değil midir?" diye kimse sormamış da baş önde dinlenmiştir. sorulsaydı belki denecekti ki; "adem içün yeryüzünün herbir köşesinden toprak devşirilmiştir ve bu topraklar, adem'in sulbünden olma bizlerin kabir mekanları olsa gerektir"
amma söz uzar ve dede efendi "sormasaydın be evladım da itikadını aklının eline vermesydin" diyebilirdi. yok yok en baştaki sükuta bir "çıt" bile eklenmemeliydi.
bu kelamı eden dede efendiye "hocam bu yaratılış toprağı adem (a.s) için tek değil midir?" diye kimse sormamış da baş önde dinlenmiştir. sorulsaydı belki denecekti ki; "adem içün yeryüzünün herbir köşesinden toprak devşirilmiştir ve bu topraklar, adem'in sulbünden olma bizlerin kabir mekanları olsa gerektir"
amma söz uzar ve dede efendi "sormasaydın be evladım da itikadını aklının eline vermesydin" diyebilirdi. yok yok en baştaki sükuta bir "çıt" bile eklenmemeliydi.
mekanın şerefi orada bulunanın şerefindendir demektir.
bu durumda örnek vermeye kalkıldığında şeref de o mekandan uzaklaşır mı? *
bu durumda örnek vermeye kalkıldığında şeref de o mekandan uzaklaşır mı? *
girilen başlığı "acaba internette başka malumat bulabilir miyim?" diye google da arattığımda karşıma sözlükteki başlığın çıkmasıyla gerçekleşen durum.
şöyle bir hüküm cümlesinde geçmiş söz öbeğidir: milletimizin (veya halkımızın) muhabbete ihtiyacı vardır adalete değil. çünkü "adalet istiyoruz, haklarımızı istiyoruz" söylemleri ayrıma yol açar zira adalet haklı ile haksızı ortaya koyup ayrım yapacaktır oysa halkımızın birliğe ihtiyacı vardır, yani bir arada olmaya yani ki muhabbete ihtiyacı vardır.
tekrar anlam kazanmasının bir otomatisite gibi gerçekleşmesi nedendir? insanın anlamsızlıkla yaşamaya tahammülünün olmamasındandır. neden yaşamak için anlamlı bir hayata gereksinim duyarız? neden anlayamadığımız her şeyi "mutlaka bir açıklaması vardır" dayatmasıyla karşılarız? bir mecburiyetimizin olması ve bunun karşısına bir anlamı sahiplenerek dikelmemiz o dibe vuran tek soruya mı vardırır; herşeyi bilen varlık insan olamayacaksa tüm alemin bilinemeden var olması nedendir? ya da herşeyi bilen varlık tanrı ...
muhtemelen kırkbirincide de enbaşa dönüyordur. bu ihtimalin üzerine binaen; tüm flashback'ler kırkbirinci söylemin ürünüdür.
"kaosum ben", varlığımın saçılmışlığı
Kaos ki düştü kuantumun seyrinden
Ne yanımdan şimdi eksilir kaldırımlar
Of! ki "Levlake" sessizliğin ezberinde
Oynayan çocuk dinleyecek beni
Kaosa düşmeyi bilmeden daha
Elinde karabasan çomağı
Yalvarışlar taşacak bu geceden
Yine fısıltının fermuarı açık
Yoruluyorum yazacakken
Beni dairenin bir ucuna kondurun
Ne yazık! Ne yazık!
Kaos ki düştü kuantumun seyrinden
Ne yanımdan şimdi eksilir kaldırımlar
Of! ki "Levlake" sessizliğin ezberinde
Oynayan çocuk dinleyecek beni
Kaosa düşmeyi bilmeden daha
Elinde karabasan çomağı
Yalvarışlar taşacak bu geceden
Yine fısıltının fermuarı açık
Yoruluyorum yazacakken
Beni dairenin bir ucuna kondurun
Ne yazık! Ne yazık!
bu aforizmanın idddiasına göre gerçekleşen güçlenişin hazırladığı insan acaba ne ile savaşa hazırlanabilmiş olacaktır? daha sonraki acılrla mı, ölümle mi, tanrı ile mi? daha büyük acıya karşı hazırlıklı olmak o büyük acının güçlendirişini de azaltmayack mıdır?
ya da bir ömür her gün acı yaşamak bizi güçlendirse ne olur? bu güçleniş olacak diye acılara gülüp geçmeye başlayabilecek miyiz?
aslında bu aforizma bir ömür her gün acı yaşanamayacağı ön kabulüyle makul olabilir. yoksa her gün yaşanacak acıya, sırf güçlendirir diye kimse katlanamaz. nietzsche söyledi diye susup kalmayacağız değil mi?
bizim kültürümüzde ise acılar insanı terbiye eder ve "ahiretin tarlası dünya" anlayışı içinde tutarlı oolan anlayış budur.
ya da bir ömür her gün acı yaşamak bizi güçlendirse ne olur? bu güçleniş olacak diye acılara gülüp geçmeye başlayabilecek miyiz?
aslında bu aforizma bir ömür her gün acı yaşanamayacağı ön kabulüyle makul olabilir. yoksa her gün yaşanacak acıya, sırf güçlendirir diye kimse katlanamaz. nietzsche söyledi diye susup kalmayacağız değil mi?
bizim kültürümüzde ise acılar insanı terbiye eder ve "ahiretin tarlası dünya" anlayışı içinde tutarlı oolan anlayış budur.
inanıyor olsak bile modernleşen zihniyetimizin kavramakta güçlük çekeceği bir ifadedir.
ifadeyi aynen kullanan hilmi yavuz şöyle der: Ölüm, bütün dinlerde olduğu gibi, islamda da, muhalled bir meseledir. Kur'an, ölünün 'tadılan' (zaika'ya ait) bir şey olduğunu bildirir bize. Tat, acı ya da tatlı (ekşi, tuzlu, kekremsi) olabilir. Kur'an, ölümü, tatma duyusu ile ilişkilendirerek yaşanır (yaşanan) bir olguya dönüştürüyor. Ve onun ne tatta bir ölüm olacağının anlaşılabileceğini buyuruyor.
Wittgenstein, 'ölüm, yaşanmaz' diyordu. Kur'an, ölümü hayatın içine yerleştiriyor. Dolayısıyla, Müslüman insan için, ölüm eskatolojik bir mesele değildir;- bu Dünya'nın meselesidir.
ifadeyi aynen kullanan hilmi yavuz şöyle der: Ölüm, bütün dinlerde olduğu gibi, islamda da, muhalled bir meseledir. Kur'an, ölünün 'tadılan' (zaika'ya ait) bir şey olduğunu bildirir bize. Tat, acı ya da tatlı (ekşi, tuzlu, kekremsi) olabilir. Kur'an, ölümü, tatma duyusu ile ilişkilendirerek yaşanır (yaşanan) bir olguya dönüştürüyor. Ve onun ne tatta bir ölüm olacağının anlaşılabileceğini buyuruyor.
Wittgenstein, 'ölüm, yaşanmaz' diyordu. Kur'an, ölümü hayatın içine yerleştiriyor. Dolayısıyla, Müslüman insan için, ölüm eskatolojik bir mesele değildir;- bu Dünya'nın meselesidir.
devam edegelen, sürekli demektir.