bugün
- asrın soygunu10
- ingilizce bilmeyen akademisyenler2
- yazılımcıların flört edememesi5
- manisada okul saldırısı18
- sabahları nefret edilen şeyler7
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı8
- tai lung vs gocu22
- meb'in usule aykırı ücret dağıtması2
- true nickli yazar20
- bekarlığın avantajları3
- sözlüğe renk katan yazarlar hangi rengi katıyor20
- kullanıcı adı değişmiyor3
- sabahları sevilen şeyler8
- habire1227
- kürtler asimile edilmelidir11
- marimar2
- analı avratlı sözlük kavgaları8
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok28
- 27 ocak 2027 psg galatasaray maçı2
- işler eskisi gibi değil kesat mı kesat2
- sözlüktekiler kaç yaşında9
- 1 gocu'ya 4 kişi dalması7
- sarı poşet kudurtması13
- et döner dürüm9
- evliliği ayakta tutan güçler13
- afrikalılar gariban avrupa emperyalist yalanı17
- guterres ten iki devletli çözüm açıklaması2
- tuvaletin evin dışında olması6
- kadınların reddedemediği teklifler6
- bu ne soğuk amk5
- allah'ın yasakladığı cinsel ilişkiler10
- teslimiyet4
- şemsiyeli olayının gerçek yüzünü açıklıyorum8
- yanlışlıkla plaj şemsiyesine diklemesine oturmak6
- sözlükte kavga olacak hissi4
- gocusuz bir sözlük5
- karılı kızlı tiktok yerine sözlükte takılan tip4
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri51
- bir erkek ile yanlışlıkla göz göze gelmek5
- sürekli birilerine cevap yetiştirmek9
- ecevit döneminin kepazeliği5
- türkiye de muhalefet var mı9
- uludağ sözlük adalet sistemi5
- ölümden korkuyor musunuz34
- erkek kavgasının çok sıkıcı olması5
- seviyenin bugün yükselmesi için ne yaptın5
- krt tv4
- ikizler burcu kadını olmak7
- tas kafa traşlı hırt sorunu12
günler boyunca görülen, birbiri ardına, birbirinin devamı niteliğinde olan kabuslardır.. şöyle de bir şey var elbet;
en uzun kabusun bilmem kaçıncı gecesinde bilmem kaçıncı kez koyuyorum kafamı yastığa, bu sefer uyuyabilmek ümidiyle. aklımda dolaşan onlarca sorunun cevabını bulamamış olmanın verdiği huzursuzlukla bir türlü gözümü dahi yumamıyorum ki karşıma aynı resmin çıkacağını bildiğim için, uyumak nasıl mümkün olsun ? kaç dakika olduğunu saymıyorum. kaç saniyeyi saymıştı odanın içindeki saat. hakkaten, o saat ne kadardır vardı orada. nasıl oluyordu da daha önce varlığından bihaber olduğum saat, son zamanlarda her gecemi mahvedebiliyordu, beynimi ele geçiren tik tak tik tak tik tak... sesleriyle. hayıflanıyorum önce saate, ona odaklanmama sebebiyet veren her şeye. sonra dikkatimi ona vermemekte karar kılıp aklımı meşgul etmemeye çalışıyorum onunla. hıh.. ne aptalım ama ! getirmiyorum saati aklıma, düşünmüyorum onu. ne aptalım ama ! odadaki sessizlik düşüyor önce aklıma.. sonra susuyorum.. ne aptalım ama ! aklımı zaten kurcalayan bir şey yok muydu sanki. sanki bu saat aslında bana bahşedilmemiş miydi o anda, günlerdir beynimi kemiren cevapsız sorulardan uzaklaşmam için. ne kadar da aptalım !
bilmem kaçıncı kez kalkıyorum yataktan, gene bir uyku teşebbüsünün başarısızlığının da ağırlığını omuzlarımda hissederek.. küçük adımlarla, belkide uykum gelir ümidiyle atılan, yavaşça ilerliyorum küçücük evin diğer ucuna. bilmem kaçıncı kez alıyorum kumandayı elime, bilmem kaçıncı kez kırmızı tuşa basıp açıyorum televizyonu ve bilmem kaçıncı kez başlıyorum aynı kanaldan, kısa süreceğinden emin olduğum dijital seyahate. bu olmaz, bunlar çok salak, işi gücü yok mu bu adamların, bu hala devam mı ediyor ? vs vs vs.. hiç bir kanal nedense hitap etmiyor o geceki bana. daha öncekilerde olduğu gibi. ve beklenen son, bilmem kaçıncı kez kapatıyorum televizyonu o gece. bilmem kaçıncı kadehi elime alıp gene bilmem kaçıncı kez dolaşmaya başlıyorum evin içinde, içimdeki biyerlere gitmek isteğinin tetiklemesiyle.. kaç adımda kanepeye varacağımı, kaç adım sonra halının diğer ucuna geleceğimi ezbere biliyorum artık. bir yudum aldıktan sonra, gözlerimi kapıyorum.. kısa süreceğine emin olduğum bir başka seyahat daha. her şeyin hep güzel olduğu tek yer hayallerdir diyorum gene önce, belkide milyon kere tekrarlandığını bilerek bu cümlenin tarihte. ardından başlıyorum ikinci bir özneye gerek kalmadan nesnelerimi belirtmeye. beni gösteriyor zarflar, yerimi belirtiyor, gitmek istediğim yeri olduğu gibi, kısacası beni tamamlıyor bu sefer tümleçler. ve ben getiriyorum bu sefer yüklemi. ikinci bir özneye gerek duymadan mutlulukla getiriyorum, sevinçle bitirmeyi planlıyorum seyahatimi. ne güzel ama ! gözlerimi kapatırken aklıma gelen ilk şey bu oluyor. zira, güzel oluyordu her şey, yalnızca hayallerde dahi olsa.
eskiden olsa ne güzel hayal kurardım. eskiden olsa ilk seferde uyurdum ben zaten, eskiden olsa hep hayal kurarken uyurdum ben.. en güzel yanı, tamamlayamamamdı belki. her seferinde aynı iştahla başlayıp, aynı şeyleri tekrarlamaktı bana bu kadar güzel gelen, aynı heyecanla. her seferinde başka bir ayrıntıyla güzelleştirerek. oysa şimdi ?
bilmem kaçıncı kez hayal kurmayı bırakıyorum gene. bilmem kaçıncı kez aynı eve çıkınca girdiğim sokaklar. kısa süreceğinden emin olduğumu söylemiştim halbuki. gene haklıyım, allah kahretsin! gene aynı gecedeyim, gene aynı sabah olacak. gene uykusuz, gene kahve desteğiyle, çekilmez olan gündüzün yerini bitmez geceye bırakması için çabalayacağım.. ve en sonunda, daha ne kadar süreceğini düşüneceğim, kim bilir belkide kaç gün boyunca, bu en uzun kabusun.
en uzun kabusun bilmem kaçıncı gecesinde bilmem kaçıncı kez koyuyorum kafamı yastığa, bu sefer uyuyabilmek ümidiyle. aklımda dolaşan onlarca sorunun cevabını bulamamış olmanın verdiği huzursuzlukla bir türlü gözümü dahi yumamıyorum ki karşıma aynı resmin çıkacağını bildiğim için, uyumak nasıl mümkün olsun ? kaç dakika olduğunu saymıyorum. kaç saniyeyi saymıştı odanın içindeki saat. hakkaten, o saat ne kadardır vardı orada. nasıl oluyordu da daha önce varlığından bihaber olduğum saat, son zamanlarda her gecemi mahvedebiliyordu, beynimi ele geçiren tik tak tik tak tik tak... sesleriyle. hayıflanıyorum önce saate, ona odaklanmama sebebiyet veren her şeye. sonra dikkatimi ona vermemekte karar kılıp aklımı meşgul etmemeye çalışıyorum onunla. hıh.. ne aptalım ama ! getirmiyorum saati aklıma, düşünmüyorum onu. ne aptalım ama ! odadaki sessizlik düşüyor önce aklıma.. sonra susuyorum.. ne aptalım ama ! aklımı zaten kurcalayan bir şey yok muydu sanki. sanki bu saat aslında bana bahşedilmemiş miydi o anda, günlerdir beynimi kemiren cevapsız sorulardan uzaklaşmam için. ne kadar da aptalım !
bilmem kaçıncı kez kalkıyorum yataktan, gene bir uyku teşebbüsünün başarısızlığının da ağırlığını omuzlarımda hissederek.. küçük adımlarla, belkide uykum gelir ümidiyle atılan, yavaşça ilerliyorum küçücük evin diğer ucuna. bilmem kaçıncı kez alıyorum kumandayı elime, bilmem kaçıncı kez kırmızı tuşa basıp açıyorum televizyonu ve bilmem kaçıncı kez başlıyorum aynı kanaldan, kısa süreceğinden emin olduğum dijital seyahate. bu olmaz, bunlar çok salak, işi gücü yok mu bu adamların, bu hala devam mı ediyor ? vs vs vs.. hiç bir kanal nedense hitap etmiyor o geceki bana. daha öncekilerde olduğu gibi. ve beklenen son, bilmem kaçıncı kez kapatıyorum televizyonu o gece. bilmem kaçıncı kadehi elime alıp gene bilmem kaçıncı kez dolaşmaya başlıyorum evin içinde, içimdeki biyerlere gitmek isteğinin tetiklemesiyle.. kaç adımda kanepeye varacağımı, kaç adım sonra halının diğer ucuna geleceğimi ezbere biliyorum artık. bir yudum aldıktan sonra, gözlerimi kapıyorum.. kısa süreceğine emin olduğum bir başka seyahat daha. her şeyin hep güzel olduğu tek yer hayallerdir diyorum gene önce, belkide milyon kere tekrarlandığını bilerek bu cümlenin tarihte. ardından başlıyorum ikinci bir özneye gerek kalmadan nesnelerimi belirtmeye. beni gösteriyor zarflar, yerimi belirtiyor, gitmek istediğim yeri olduğu gibi, kısacası beni tamamlıyor bu sefer tümleçler. ve ben getiriyorum bu sefer yüklemi. ikinci bir özneye gerek duymadan mutlulukla getiriyorum, sevinçle bitirmeyi planlıyorum seyahatimi. ne güzel ama ! gözlerimi kapatırken aklıma gelen ilk şey bu oluyor. zira, güzel oluyordu her şey, yalnızca hayallerde dahi olsa.
eskiden olsa ne güzel hayal kurardım. eskiden olsa ilk seferde uyurdum ben zaten, eskiden olsa hep hayal kurarken uyurdum ben.. en güzel yanı, tamamlayamamamdı belki. her seferinde aynı iştahla başlayıp, aynı şeyleri tekrarlamaktı bana bu kadar güzel gelen, aynı heyecanla. her seferinde başka bir ayrıntıyla güzelleştirerek. oysa şimdi ?
bilmem kaçıncı kez hayal kurmayı bırakıyorum gene. bilmem kaçıncı kez aynı eve çıkınca girdiğim sokaklar. kısa süreceğinden emin olduğumu söylemiştim halbuki. gene haklıyım, allah kahretsin! gene aynı gecedeyim, gene aynı sabah olacak. gene uykusuz, gene kahve desteğiyle, çekilmez olan gündüzün yerini bitmez geceye bırakması için çabalayacağım.. ve en sonunda, daha ne kadar süreceğini düşüneceğim, kim bilir belkide kaç gün boyunca, bu en uzun kabusun.
güzel ülkemin başındaki kâbustur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar