bugün
- askerde özlenen şeyler8
- izmir de poposundan bıçaklanan trans birey6
- kan şekerini aşırı yükselten yiyecekler6
- dizi sektöründeki maliyet krizi7
- ülkücü erkek ermeni kız aşkı4
- uludede3
- rüyada hala askerde olduğunu görmek5
- çok güzel bir kızın sizi kesmesi4
- rüyada ilkokul derslerini alttan almak4
- kuantum fiziğine sahip kadın5
- kocasının fotosunu paylaşan kadın yazar5
- iran füzeleri ateşlemiş2
- burun karıştırmak5
- kürt lastikçi2
- gammaz mesaisi3
- otomobilin üstünde uyuyakalan adam4
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek3
- bir önceki entryi devam ettir4
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz21
- yazarların işlediği günahlar15
- düzenli beyaz ekmek yemek gerizekalı yapıyor3
- terhis oluyorum sözlük25
- çay var içersen antidepresan da var yersen4
- mesaj atan travestiye nerden esti demek2
- şarkılarda geçen mükemmel sözler3
- pazar günü aktiviteleri3
- çay koydum sen anlat diyen psikolog4
- 30 kasım 2026 beşiktaş galatasaray maçı3
- adana limanı nın çıplak fotoğrafları3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı14
- sıra gecesine gidip çılgınlar gibi eğlenmek2
- helin elveren3
- halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçu4
- eski sevgilisini unutamayan biriyle çıkmak6
- soğuk havaların resmi içeceği2
- muslettin amca23
- anın görüntüsü25
- fatma betül olayından çıkarılacak beş ders5
- günah çıkarma seansını aniden terk eden rahip3
- bekareti kaybedince aglamanin mantiksizligi2
- felsefe öğretmenin ironisi3
- tır şoförleri oruç tutuyor mu sorunsalı4
- 8 kasım 2026 52 orduspor sakaryaspor maçı2
- hayat bilgisi ürperi2
- onur babacan3
- scream 82
- kahvaltı yapmak2
- bebek yağı bebekten mi olur sorunsalı5
- sabah soğuğu3
- flörtün ilkesel reddi5
1600 lü yılların başı ve ortası sırasında yaşamış mevlevi piri. ejderham' in 10. kuşaktan büyük dedesidir.
rivayete göre, ismi nejdet olan bu dede, çok inatçı bir insanmış. bir gün köyünden şehre gitmeye karar vermiş. evde annesine ''anne ben yarın şehre ineceğim'' demiş. annesi de, ''oğlum allah nasip ederse de'', diye cevap vermiş. buna sinirlenen evlat , ''anne allah nasip ederse diye bir şey var mı, ben yarın şehre ineceğim bilesin'' demiş. annesi de tekrar, ''evladım allah nasip ederse'' demiş.
ertesi gün nejdet, iki öküzü arabaya koşup yola çıkmış. olacak gibi değil ama, yolda önce öküzün teki sakatlanmış. bunun üzerine nejdet, kendisi boyunduruğa geçip diğer öküzle yola devam etmiş. biraz daha gidince arabanın tekeri kırılmış. nejdet arabayı da bırakarak tek öküzle şehre inmiş. biraz soluklanmak için oturduğu bir kıraathane de bu olayı anlatıp, demiş ki: ''allah nasip ederse diye bir şey var mı? ben geldim işte'' demiş.
biraz soluklanan nejdet kalkmak üzere iken köşede kendi başına oturan ve kıvılcım gibi gözleri olan yaşlı bir zat görmüş. dışarı çıkmak istemiş ancak, yerinden kımıldayamamış, sanki adam bakışları ile onu olduğu yere mıhlamış. biraz sonra adam nejdet e bundan sonra saçlarını kazıtmasını ve ancak bunun karşılığında kıraathaneden çıkabileceğini söylemiş. buna bir anlam veremeyen ancak korkan nejdet teklifi kabul etmiş. tam dışarı çıkacakken yaşlı zat, bu akşam kendine mukayyet ol, sana bir sınır çizilecek sakın dışına çıkma demiş.
köyüne geri dönen nejdet, olanları kimseye anlatamadan korku ile yatmış. o gece rüyasında ak sakallı bir zat, kalkıp bahçede belirli bir noktayı kazmasını, rızkının orada olduğunu, ancak sınırı geçmemesi gerektiğini söylemiş. biraz sonra nejdet kan ter içinde uyanmış, kedisinin gözlerinin bir an parladığını görmüş.
gecenin bir vakti, kapkara göğün altında, bahçeye çıkan nejdet, ak sakallı zatın söylediği noktaya gitmiş, ve çapa ile bir miktar kazmış. daha sonra sert beyaz bir zemine rastlamış. zeminin üzerinde, içiçe 3 daire olan bir figür varmış. bu figüre elini sürdüğü anda tiz bir çığlık duymuş. korkan nejdet yere düşmüş ve işte o an aklını başından alan görüntüyü görmüş. bahçenin diğer ucundan neredeyse dikdörtgeni andıran kapkara bir şekilsiz varlık, tekinsiz bir hızla ona doğru ilerlemekte imiş.
panik duygusu içinde aklını yitirmesine ramak kalan dukh, geçmemesi gereken sınırın ne olduğunu bulmaya çalışmış, ancak akli melekeleri ve kasları kendi sözlerini dinleyemez halde imiş. secdeye kapanıp bildiği tüm duaları okuyan nejdet, birden yaşlı zat'ın sözünü hatırlamış, ve kendi elleri ile saçlarını yolmaya başlamış. her kopan saç tutamında siyah varlık, varlığından biraz daha eksilmiş ve yok olmuş. sabah uyananlar, dukh'u kan revan içinde bahçede bulmuşlar, kedisi ise sanki kendisini ona siper etmişcesine cansız yatmakta imiş.
o günden sonra dukh, yemeden içmeden kesilmiş. daha sonra ailesinden ayrılarak bir mevlevihaneye katılmış ve uzun yıllar orada yaşayıp büyük bir neyzen olmuş. bir gün uzayan saçlarını kazıtmak için berbere gitmiş. tam traş olacağı sırada içeri bir külhanbeyi dalmış ve nejdet kafasına bir şaplak atarak yerinden etmiş. tabureye oturan külhanbeyi traşı tamamlanınca para da vermeden dışarı çıkmış. o sırada hızla gelen bir atlı ulak adama çarpmış atın nalları altında kalan külhanbeyi fena halde can vermiş. bunun üzerine berber, ''ya derviş bu ceza biraz fazla olmadı mı?'' demiş. nejdet, ise şöyle yanıt vermiş, ''ben ona beddua etmedim, bilakis onun için dua ettim allaha!'' lakin 'her şeyi yaratan rabbimin hikmetinden sual olunmaz, kabağın "dahi" bir sahibi var demek ki'' deyip dışarı çıkmış. bu olay yıllar önce yaşadığı olayı anımsatmış dukh'a. gidip şeyhine , o güne dek anlatmadığı olayı ve berber hikayesini anlatıp el istemiş. mevlevi şeyhi, nejdet selametle git diye uğurlamış.
tekrar köyüne dönen nejdet, bir savaş sonrası tüm ailenin yok olduğunu öğrenmiş, ailesi ejdertepe mezarlığı adı verilen bir yere gömülmüş.
bahçedeki eski yeri kazan nejdet orada, bir tutam saç ve bir küp altın bulmuş. daha önceki işaretten iz yokmuş. ejdertepe mezarlığının yakınına yerleşen nejdet, elindeki, avucundaki ve gönlündekileri etrafındaki insanlar iyilik ve izzet i ikram için harcamış. neşeli ve hüzünlü halinden dolayı insanlar ona "ejderhanbaba" adını takmışlar.
gel zaman git zaman, aile kurup çocukları da olan ama münzeviliği de bırakamayan "ejderhanbaba", ölmeden önce evladına, insanlara hitapta kusur, ikramda eksik olmaması için vasiyet etmiş.
o dedenin 10 kuşak torunu ejderham imiş.
işte o günden bu yana ejderham in ikramları, sanal ya da gerçek her yerde bir ahit olmuş.
ejderham sık sık rüyasında kapkara bir heyulanın dünyanın üstünde oturduğunu görmekte, ve tüm insanlık adına bunun anlatılamaz ızdırabını hissetmektedir.
nur içinde yatsın.
rivayete göre, ismi nejdet olan bu dede, çok inatçı bir insanmış. bir gün köyünden şehre gitmeye karar vermiş. evde annesine ''anne ben yarın şehre ineceğim'' demiş. annesi de, ''oğlum allah nasip ederse de'', diye cevap vermiş. buna sinirlenen evlat , ''anne allah nasip ederse diye bir şey var mı, ben yarın şehre ineceğim bilesin'' demiş. annesi de tekrar, ''evladım allah nasip ederse'' demiş.
ertesi gün nejdet, iki öküzü arabaya koşup yola çıkmış. olacak gibi değil ama, yolda önce öküzün teki sakatlanmış. bunun üzerine nejdet, kendisi boyunduruğa geçip diğer öküzle yola devam etmiş. biraz daha gidince arabanın tekeri kırılmış. nejdet arabayı da bırakarak tek öküzle şehre inmiş. biraz soluklanmak için oturduğu bir kıraathane de bu olayı anlatıp, demiş ki: ''allah nasip ederse diye bir şey var mı? ben geldim işte'' demiş.
biraz soluklanan nejdet kalkmak üzere iken köşede kendi başına oturan ve kıvılcım gibi gözleri olan yaşlı bir zat görmüş. dışarı çıkmak istemiş ancak, yerinden kımıldayamamış, sanki adam bakışları ile onu olduğu yere mıhlamış. biraz sonra adam nejdet e bundan sonra saçlarını kazıtmasını ve ancak bunun karşılığında kıraathaneden çıkabileceğini söylemiş. buna bir anlam veremeyen ancak korkan nejdet teklifi kabul etmiş. tam dışarı çıkacakken yaşlı zat, bu akşam kendine mukayyet ol, sana bir sınır çizilecek sakın dışına çıkma demiş.
köyüne geri dönen nejdet, olanları kimseye anlatamadan korku ile yatmış. o gece rüyasında ak sakallı bir zat, kalkıp bahçede belirli bir noktayı kazmasını, rızkının orada olduğunu, ancak sınırı geçmemesi gerektiğini söylemiş. biraz sonra nejdet kan ter içinde uyanmış, kedisinin gözlerinin bir an parladığını görmüş.
gecenin bir vakti, kapkara göğün altında, bahçeye çıkan nejdet, ak sakallı zatın söylediği noktaya gitmiş, ve çapa ile bir miktar kazmış. daha sonra sert beyaz bir zemine rastlamış. zeminin üzerinde, içiçe 3 daire olan bir figür varmış. bu figüre elini sürdüğü anda tiz bir çığlık duymuş. korkan nejdet yere düşmüş ve işte o an aklını başından alan görüntüyü görmüş. bahçenin diğer ucundan neredeyse dikdörtgeni andıran kapkara bir şekilsiz varlık, tekinsiz bir hızla ona doğru ilerlemekte imiş.
panik duygusu içinde aklını yitirmesine ramak kalan dukh, geçmemesi gereken sınırın ne olduğunu bulmaya çalışmış, ancak akli melekeleri ve kasları kendi sözlerini dinleyemez halde imiş. secdeye kapanıp bildiği tüm duaları okuyan nejdet, birden yaşlı zat'ın sözünü hatırlamış, ve kendi elleri ile saçlarını yolmaya başlamış. her kopan saç tutamında siyah varlık, varlığından biraz daha eksilmiş ve yok olmuş. sabah uyananlar, dukh'u kan revan içinde bahçede bulmuşlar, kedisi ise sanki kendisini ona siper etmişcesine cansız yatmakta imiş.
o günden sonra dukh, yemeden içmeden kesilmiş. daha sonra ailesinden ayrılarak bir mevlevihaneye katılmış ve uzun yıllar orada yaşayıp büyük bir neyzen olmuş. bir gün uzayan saçlarını kazıtmak için berbere gitmiş. tam traş olacağı sırada içeri bir külhanbeyi dalmış ve nejdet kafasına bir şaplak atarak yerinden etmiş. tabureye oturan külhanbeyi traşı tamamlanınca para da vermeden dışarı çıkmış. o sırada hızla gelen bir atlı ulak adama çarpmış atın nalları altında kalan külhanbeyi fena halde can vermiş. bunun üzerine berber, ''ya derviş bu ceza biraz fazla olmadı mı?'' demiş. nejdet, ise şöyle yanıt vermiş, ''ben ona beddua etmedim, bilakis onun için dua ettim allaha!'' lakin 'her şeyi yaratan rabbimin hikmetinden sual olunmaz, kabağın "dahi" bir sahibi var demek ki'' deyip dışarı çıkmış. bu olay yıllar önce yaşadığı olayı anımsatmış dukh'a. gidip şeyhine , o güne dek anlatmadığı olayı ve berber hikayesini anlatıp el istemiş. mevlevi şeyhi, nejdet selametle git diye uğurlamış.
tekrar köyüne dönen nejdet, bir savaş sonrası tüm ailenin yok olduğunu öğrenmiş, ailesi ejdertepe mezarlığı adı verilen bir yere gömülmüş.
bahçedeki eski yeri kazan nejdet orada, bir tutam saç ve bir küp altın bulmuş. daha önceki işaretten iz yokmuş. ejdertepe mezarlığının yakınına yerleşen nejdet, elindeki, avucundaki ve gönlündekileri etrafındaki insanlar iyilik ve izzet i ikram için harcamış. neşeli ve hüzünlü halinden dolayı insanlar ona "ejderhanbaba" adını takmışlar.
gel zaman git zaman, aile kurup çocukları da olan ama münzeviliği de bırakamayan "ejderhanbaba", ölmeden önce evladına, insanlara hitapta kusur, ikramda eksik olmaması için vasiyet etmiş.
o dedenin 10 kuşak torunu ejderham imiş.
işte o günden bu yana ejderham in ikramları, sanal ya da gerçek her yerde bir ahit olmuş.
ejderham sık sık rüyasında kapkara bir heyulanın dünyanın üstünde oturduğunu görmekte, ve tüm insanlık adına bunun anlatılamaz ızdırabını hissetmektedir.
nur içinde yatsın.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com