bugün
- aleksey batrakov18
- yagmurcu çık açıkla10
- ulu önder tektir o da hz muhammeddir8
- queen ravennanın aşırı güzel olması11
- dedenize sahip çıkar mısınız4
- cevheri güven4
- sözlük dedeleri6
- tanımadığı kadına tokat atan adam14
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı20
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı11
- atatürk düşmanı4
- gördüğü rüyayı anlatan mezhebi geniş erkek2
- takımınızın maçını izlemek istediğiniz yazarlar3
- arap götü9
- susualsuspects4
- nükleer bomba2
- birazdan maç var3
- otistik bir insanla sohbet etmek4
- kadınlar3
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı23
- iskilipli atıf hoca20
- ismeti çekemeyen yazar2
- ismet gürbüz'ün adam gibi adam olması2
- yazarların akşama dair planları7
- her gün 1 litre kola içersek ne olur10
- kale3112 tarzı entry girmek8
- kablosuz mouse12
- doların 50 tl olması7
- camgöz balık ekmek4
- savcı esra2
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek13
- 99 lu sevgiliye güz gülleri kaseti hediye etmek4
- favlayan yazarın asıl amacı12
- tren4
- sürekli çalışmak zorunda olmamız8
- topla topla topla3
- kırıkkaleli olmak istemek4
- valla en güzeli hangisi bilmem2
- yalikazigi2
- gina caranonun iyi bir insan olması2
- sözlük kürdü55
- ese dezze'nin ayşe teyze olması2
- günün sözü5
- true niye hala çaylak5
- 57 puanla devlet hastanesine atanan gerontolog2
- prof dr üstad kadir mısıroğlu2
- hoşlanılan kızı başkasının favlaması8
- robert de niro denince akla gelen ilk film8
- tiktok hesabı olan yazar2
- yagmurcu3
1600 lü yılların başı ve ortası sırasında yaşamış mevlevi piri. ejderham' in 10. kuşaktan büyük dedesidir.
rivayete göre, ismi nejdet olan bu dede, çok inatçı bir insanmış. bir gün köyünden şehre gitmeye karar vermiş. evde annesine ''anne ben yarın şehre ineceğim'' demiş. annesi de, ''oğlum allah nasip ederse de'', diye cevap vermiş. buna sinirlenen evlat , ''anne allah nasip ederse diye bir şey var mı, ben yarın şehre ineceğim bilesin'' demiş. annesi de tekrar, ''evladım allah nasip ederse'' demiş.
ertesi gün nejdet, iki öküzü arabaya koşup yola çıkmış. olacak gibi değil ama, yolda önce öküzün teki sakatlanmış. bunun üzerine nejdet, kendisi boyunduruğa geçip diğer öküzle yola devam etmiş. biraz daha gidince arabanın tekeri kırılmış. nejdet arabayı da bırakarak tek öküzle şehre inmiş. biraz soluklanmak için oturduğu bir kıraathane de bu olayı anlatıp, demiş ki: ''allah nasip ederse diye bir şey var mı? ben geldim işte'' demiş.
biraz soluklanan nejdet kalkmak üzere iken köşede kendi başına oturan ve kıvılcım gibi gözleri olan yaşlı bir zat görmüş. dışarı çıkmak istemiş ancak, yerinden kımıldayamamış, sanki adam bakışları ile onu olduğu yere mıhlamış. biraz sonra adam nejdet e bundan sonra saçlarını kazıtmasını ve ancak bunun karşılığında kıraathaneden çıkabileceğini söylemiş. buna bir anlam veremeyen ancak korkan nejdet teklifi kabul etmiş. tam dışarı çıkacakken yaşlı zat, bu akşam kendine mukayyet ol, sana bir sınır çizilecek sakın dışına çıkma demiş.
köyüne geri dönen nejdet, olanları kimseye anlatamadan korku ile yatmış. o gece rüyasında ak sakallı bir zat, kalkıp bahçede belirli bir noktayı kazmasını, rızkının orada olduğunu, ancak sınırı geçmemesi gerektiğini söylemiş. biraz sonra nejdet kan ter içinde uyanmış, kedisinin gözlerinin bir an parladığını görmüş.
gecenin bir vakti, kapkara göğün altında, bahçeye çıkan nejdet, ak sakallı zatın söylediği noktaya gitmiş, ve çapa ile bir miktar kazmış. daha sonra sert beyaz bir zemine rastlamış. zeminin üzerinde, içiçe 3 daire olan bir figür varmış. bu figüre elini sürdüğü anda tiz bir çığlık duymuş. korkan nejdet yere düşmüş ve işte o an aklını başından alan görüntüyü görmüş. bahçenin diğer ucundan neredeyse dikdörtgeni andıran kapkara bir şekilsiz varlık, tekinsiz bir hızla ona doğru ilerlemekte imiş.
panik duygusu içinde aklını yitirmesine ramak kalan dukh, geçmemesi gereken sınırın ne olduğunu bulmaya çalışmış, ancak akli melekeleri ve kasları kendi sözlerini dinleyemez halde imiş. secdeye kapanıp bildiği tüm duaları okuyan nejdet, birden yaşlı zat'ın sözünü hatırlamış, ve kendi elleri ile saçlarını yolmaya başlamış. her kopan saç tutamında siyah varlık, varlığından biraz daha eksilmiş ve yok olmuş. sabah uyananlar, dukh'u kan revan içinde bahçede bulmuşlar, kedisi ise sanki kendisini ona siper etmişcesine cansız yatmakta imiş.
o günden sonra dukh, yemeden içmeden kesilmiş. daha sonra ailesinden ayrılarak bir mevlevihaneye katılmış ve uzun yıllar orada yaşayıp büyük bir neyzen olmuş. bir gün uzayan saçlarını kazıtmak için berbere gitmiş. tam traş olacağı sırada içeri bir külhanbeyi dalmış ve nejdet kafasına bir şaplak atarak yerinden etmiş. tabureye oturan külhanbeyi traşı tamamlanınca para da vermeden dışarı çıkmış. o sırada hızla gelen bir atlı ulak adama çarpmış atın nalları altında kalan külhanbeyi fena halde can vermiş. bunun üzerine berber, ''ya derviş bu ceza biraz fazla olmadı mı?'' demiş. nejdet, ise şöyle yanıt vermiş, ''ben ona beddua etmedim, bilakis onun için dua ettim allaha!'' lakin 'her şeyi yaratan rabbimin hikmetinden sual olunmaz, kabağın "dahi" bir sahibi var demek ki'' deyip dışarı çıkmış. bu olay yıllar önce yaşadığı olayı anımsatmış dukh'a. gidip şeyhine , o güne dek anlatmadığı olayı ve berber hikayesini anlatıp el istemiş. mevlevi şeyhi, nejdet selametle git diye uğurlamış.
tekrar köyüne dönen nejdet, bir savaş sonrası tüm ailenin yok olduğunu öğrenmiş, ailesi ejdertepe mezarlığı adı verilen bir yere gömülmüş.
bahçedeki eski yeri kazan nejdet orada, bir tutam saç ve bir küp altın bulmuş. daha önceki işaretten iz yokmuş. ejdertepe mezarlığının yakınına yerleşen nejdet, elindeki, avucundaki ve gönlündekileri etrafındaki insanlar iyilik ve izzet i ikram için harcamış. neşeli ve hüzünlü halinden dolayı insanlar ona "ejderhanbaba" adını takmışlar.
gel zaman git zaman, aile kurup çocukları da olan ama münzeviliği de bırakamayan "ejderhanbaba", ölmeden önce evladına, insanlara hitapta kusur, ikramda eksik olmaması için vasiyet etmiş.
o dedenin 10 kuşak torunu ejderham imiş.
işte o günden bu yana ejderham in ikramları, sanal ya da gerçek her yerde bir ahit olmuş.
ejderham sık sık rüyasında kapkara bir heyulanın dünyanın üstünde oturduğunu görmekte, ve tüm insanlık adına bunun anlatılamaz ızdırabını hissetmektedir.
nur içinde yatsın.
rivayete göre, ismi nejdet olan bu dede, çok inatçı bir insanmış. bir gün köyünden şehre gitmeye karar vermiş. evde annesine ''anne ben yarın şehre ineceğim'' demiş. annesi de, ''oğlum allah nasip ederse de'', diye cevap vermiş. buna sinirlenen evlat , ''anne allah nasip ederse diye bir şey var mı, ben yarın şehre ineceğim bilesin'' demiş. annesi de tekrar, ''evladım allah nasip ederse'' demiş.
ertesi gün nejdet, iki öküzü arabaya koşup yola çıkmış. olacak gibi değil ama, yolda önce öküzün teki sakatlanmış. bunun üzerine nejdet, kendisi boyunduruğa geçip diğer öküzle yola devam etmiş. biraz daha gidince arabanın tekeri kırılmış. nejdet arabayı da bırakarak tek öküzle şehre inmiş. biraz soluklanmak için oturduğu bir kıraathane de bu olayı anlatıp, demiş ki: ''allah nasip ederse diye bir şey var mı? ben geldim işte'' demiş.
biraz soluklanan nejdet kalkmak üzere iken köşede kendi başına oturan ve kıvılcım gibi gözleri olan yaşlı bir zat görmüş. dışarı çıkmak istemiş ancak, yerinden kımıldayamamış, sanki adam bakışları ile onu olduğu yere mıhlamış. biraz sonra adam nejdet e bundan sonra saçlarını kazıtmasını ve ancak bunun karşılığında kıraathaneden çıkabileceğini söylemiş. buna bir anlam veremeyen ancak korkan nejdet teklifi kabul etmiş. tam dışarı çıkacakken yaşlı zat, bu akşam kendine mukayyet ol, sana bir sınır çizilecek sakın dışına çıkma demiş.
köyüne geri dönen nejdet, olanları kimseye anlatamadan korku ile yatmış. o gece rüyasında ak sakallı bir zat, kalkıp bahçede belirli bir noktayı kazmasını, rızkının orada olduğunu, ancak sınırı geçmemesi gerektiğini söylemiş. biraz sonra nejdet kan ter içinde uyanmış, kedisinin gözlerinin bir an parladığını görmüş.
gecenin bir vakti, kapkara göğün altında, bahçeye çıkan nejdet, ak sakallı zatın söylediği noktaya gitmiş, ve çapa ile bir miktar kazmış. daha sonra sert beyaz bir zemine rastlamış. zeminin üzerinde, içiçe 3 daire olan bir figür varmış. bu figüre elini sürdüğü anda tiz bir çığlık duymuş. korkan nejdet yere düşmüş ve işte o an aklını başından alan görüntüyü görmüş. bahçenin diğer ucundan neredeyse dikdörtgeni andıran kapkara bir şekilsiz varlık, tekinsiz bir hızla ona doğru ilerlemekte imiş.
panik duygusu içinde aklını yitirmesine ramak kalan dukh, geçmemesi gereken sınırın ne olduğunu bulmaya çalışmış, ancak akli melekeleri ve kasları kendi sözlerini dinleyemez halde imiş. secdeye kapanıp bildiği tüm duaları okuyan nejdet, birden yaşlı zat'ın sözünü hatırlamış, ve kendi elleri ile saçlarını yolmaya başlamış. her kopan saç tutamında siyah varlık, varlığından biraz daha eksilmiş ve yok olmuş. sabah uyananlar, dukh'u kan revan içinde bahçede bulmuşlar, kedisi ise sanki kendisini ona siper etmişcesine cansız yatmakta imiş.
o günden sonra dukh, yemeden içmeden kesilmiş. daha sonra ailesinden ayrılarak bir mevlevihaneye katılmış ve uzun yıllar orada yaşayıp büyük bir neyzen olmuş. bir gün uzayan saçlarını kazıtmak için berbere gitmiş. tam traş olacağı sırada içeri bir külhanbeyi dalmış ve nejdet kafasına bir şaplak atarak yerinden etmiş. tabureye oturan külhanbeyi traşı tamamlanınca para da vermeden dışarı çıkmış. o sırada hızla gelen bir atlı ulak adama çarpmış atın nalları altında kalan külhanbeyi fena halde can vermiş. bunun üzerine berber, ''ya derviş bu ceza biraz fazla olmadı mı?'' demiş. nejdet, ise şöyle yanıt vermiş, ''ben ona beddua etmedim, bilakis onun için dua ettim allaha!'' lakin 'her şeyi yaratan rabbimin hikmetinden sual olunmaz, kabağın "dahi" bir sahibi var demek ki'' deyip dışarı çıkmış. bu olay yıllar önce yaşadığı olayı anımsatmış dukh'a. gidip şeyhine , o güne dek anlatmadığı olayı ve berber hikayesini anlatıp el istemiş. mevlevi şeyhi, nejdet selametle git diye uğurlamış.
tekrar köyüne dönen nejdet, bir savaş sonrası tüm ailenin yok olduğunu öğrenmiş, ailesi ejdertepe mezarlığı adı verilen bir yere gömülmüş.
bahçedeki eski yeri kazan nejdet orada, bir tutam saç ve bir küp altın bulmuş. daha önceki işaretten iz yokmuş. ejdertepe mezarlığının yakınına yerleşen nejdet, elindeki, avucundaki ve gönlündekileri etrafındaki insanlar iyilik ve izzet i ikram için harcamış. neşeli ve hüzünlü halinden dolayı insanlar ona "ejderhanbaba" adını takmışlar.
gel zaman git zaman, aile kurup çocukları da olan ama münzeviliği de bırakamayan "ejderhanbaba", ölmeden önce evladına, insanlara hitapta kusur, ikramda eksik olmaması için vasiyet etmiş.
o dedenin 10 kuşak torunu ejderham imiş.
işte o günden bu yana ejderham in ikramları, sanal ya da gerçek her yerde bir ahit olmuş.
ejderham sık sık rüyasında kapkara bir heyulanın dünyanın üstünde oturduğunu görmekte, ve tüm insanlık adına bunun anlatılamaz ızdırabını hissetmektedir.
nur içinde yatsın.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar