bugün
- mehdinin bir anda gelecek olması9
- haftanın gammazları listesi8
- 13 ağustos 2026 kolombiya depremi11
- gammazların hain planlarının yine tutmaması7
- domuz çikolatası6
- sözlük yolunda kemikle deri kalmak4
- avanos ta çömlek yapmayı denemek4
- transparan çorap giyen erkek yazar istemiyoruz4
- hala akp diyenler7
- yarın sabah erken teker döner4
- almanyadan nussnucker getiren akraba4
- yeni parti premium üyelik4
- korkak insan3
- bilgi içerikli entry giren yazar3
- kanal ayarcı geldi hanıııımmm2
- bilinçaltımızın derin dondurucu olması5
- cinler bizim alemimize nasıl geçebiliyorlar9
- mehdinin sünneti3
- pforzheim den talimat alan yazarlar3
- ışıklı ayakkabı3
- uludağ sözlükte gündemin hep üyeler olması3
- kıymadan döner olmaz3
- gözyaşı kapıları4
- sivasa turist olarak gitmek2
- guinness birası7
- gammazlar ve biraderler arasındaki kirli ilişki3
- kredi kartı borcu2
- 15 mayıs gecesi3
- çerçeve yasa35
- avanostaki taş kule2
- siber istihbaratta analatik olgunluk3
- nehşehir de havanın 22 derece olması2
- youtube kamp videoları2
- dusan vlahovic6
- pforzheim de havanın 22 derece olması2
- allah reisimizi başımızdan eksik etmesin6
- liderimiz recep tayyip erdoğandır5
- kevserden çeşni veren buzzz gibi kola2
- yeni partinin kürt meselesine yaklaşımı3
- akpkk4
- zorunlu eğitim12
- perdeyi açarken caarrrt diye yırtılması2
- sözlükte kavga olacak hissi5
- hazret ktc3
- ahbap derneğine para kaptırıp elfida dinlemek5
- sadece 4 kez sakso çekmiş kızla evlenilir mi2
- vatanseverleri cezalandıran haindir2
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması13
- 2045 yılında ucan arabalar olacak mı sorunsalı6
- 13 ağustos 2026 motorine kademeli ötv düzenlemesi2
bu büyük bilim insanının dini düşünceleri hep tartışılagelmiştir.herkes kendi inançları içine hapsetmiş, belli inançları olan insanlar yazılarından cımbızlayarak işlerine yarayacak bölümleri kullanıp kendi inançlarına kanıt olarak göstermişlerdir sözlerini. bu tartışmaya son noktayı da yine kendisi koymuştur oysa kitaplarında, işte kaynaklarıyla albert einstein'in dini düşünceleri:
Duyabileceğimiz en güzel şey, hayatın esrarlı yanıdır. Sanatın ve gerçek bilimin beşiğinde bu ana duygu vardır. Onu bilmeyen, dünya karşısında şaşkınlık ve hayranlık duymayan kimse, ne de olsa, ölü ve gözü kapalı gibidir. Hayatın sırlarıyla karşı karşıya gelmek, korku ile de karışarak dinleri yaratmıştır. Ulaşamayacağımız bir şeylerin var olduğunu bilmek, ancak en ilkel bir biçimde anlayabileceğimiz en derin aklın ve en parlak güzelliğin belirtilerini görmek, bu bilgi ve bu gerçek dindarlığın ta kendisidir. işte bu anlamda, ve yalnız bu anlamda, derinden dindar olan insanlara katılıyorum. Kendi yarattıklarını cezalandıran ya da ödüllendiren, biz insanlarınkine benzer istekleri olan bir Tanrıyı benim aklım almaz. Bedeni ile öldükten sonra yaşayabilecek bir insan da düşünemem. Zayıf yürekliler, korku ya da gülünç bir bencillikle bu çeşit düşünceleri beslesinler istedikleri kadar. Hayatın sonsuzluğundaki sır ve gerçeğin akılları aşan kuruluşuna bakış, bir de tabiatta kendini gösteren aklın, ne kadar küçük olursa olsun, bir parçacığını kavramak için göstereceğimiz o içten çaba yetiyor bana. (dünyamıza bakış (alan yayıncılık) sayfa 6-11 )
Tarihsel açıdan insan bilimle dini anlaşmaz iki kutup gibi görebilir ve bunun nedenini anlamak da zor değildir. Nedensel yasanın bütün olayları yönettiği gerçeğine ermiş birisi kozmik oluşumun ilerlemesinde araya giren bir varlık düşüncesini kabul edemez. Tabii nedensellik varsayımını ciddiye alıyorsa. Korku dini gibi toplumsal ve ahlaksal dinin de yeri yoktur onun düşücesinde. Ödül ve ceza veren bir Tanrıya aklı yatmaz. Şundan ötürü ki insan sıkı bir takım dış ve iç yasaların etkisindedir de cansız bir nesne nasıl devinimlerinden sorumlu değilse o da Tanrıya karşı sorumlu değildir. Bu yüzden ahlâkı baltalıyor diye bilime çatmışlardır tabii haksız olarak. insanın ahlaksal davranışı başkalarının acısını paylaşmasına eğitime ve toplumsal ilişkilere etkin olarak bağlanmalıdır. Bu davranışın dinsel bir temele hiç de ihtiyacı yoktur. insanların yalnız ölümden sonraki ceza korkusu ve ödül umudu ile kendilerini tutabileceklerini düşünmek insanlık için hiç de övünülecek bir şey değildir. işte bu nedenlerden ötürü kiliselerin niçin bütün çağlarda bilimle savaştığını ve bilimden yana olanlara işkence ettiğini anlamak kolaydır. ( Ideas and Opinions Fikirler ve Tercihler: sayfa 49-54)
Bilimin derinlerine inerseniz, kendince bir dinselliği olmayan bir bilim kafasına zor raslarsınız. Ama bu din duygusu, basit insanlarınkinden apayrıdır. Böyleleri için Tanrı, iyilik beklenen ve cezasından korkulan, ne kadar saygın olursa olsun, kişisel ilişkiler kurulan bir varlıktır; çocuğun babasıyla olan ilişkisine benzer yücelmiş bir duygu.
Oysa, bilgin bütün olup bitenlerin nedensel bilincine varmıştır. Onun gözünde gelecek geçmişten ne daha az zorunludur, ne de daha belirli. Ahlâk onun için Tanrı ile değil, tamamen insanla ilgili bir iştir: Onun din duygusu, tabiat yasalarının düzeni karşısında şaşkın bir hayranlıktır. Çünkü, tabiatta öylesine yüksek bir akıl kendini göstermektedir ki, insanın en ince düşünceleri ve buluşları, bu aklın yanında sönük bir bölge gibi kalır. Bu duygu, bencil isteklerinin köleliğinden kurtulabildiği ölçüde, hayatının ve çabalarının ana yolu olur. Bu duygu, bütün çağlarda yaratıcı din adamlarının içini dolduran duygunun benzeridir. (din duygusu ve araştırma : sayfa 19)
bu güzel düşüncelere katılmamak elde değil doğrusu...
Duyabileceğimiz en güzel şey, hayatın esrarlı yanıdır. Sanatın ve gerçek bilimin beşiğinde bu ana duygu vardır. Onu bilmeyen, dünya karşısında şaşkınlık ve hayranlık duymayan kimse, ne de olsa, ölü ve gözü kapalı gibidir. Hayatın sırlarıyla karşı karşıya gelmek, korku ile de karışarak dinleri yaratmıştır. Ulaşamayacağımız bir şeylerin var olduğunu bilmek, ancak en ilkel bir biçimde anlayabileceğimiz en derin aklın ve en parlak güzelliğin belirtilerini görmek, bu bilgi ve bu gerçek dindarlığın ta kendisidir. işte bu anlamda, ve yalnız bu anlamda, derinden dindar olan insanlara katılıyorum. Kendi yarattıklarını cezalandıran ya da ödüllendiren, biz insanlarınkine benzer istekleri olan bir Tanrıyı benim aklım almaz. Bedeni ile öldükten sonra yaşayabilecek bir insan da düşünemem. Zayıf yürekliler, korku ya da gülünç bir bencillikle bu çeşit düşünceleri beslesinler istedikleri kadar. Hayatın sonsuzluğundaki sır ve gerçeğin akılları aşan kuruluşuna bakış, bir de tabiatta kendini gösteren aklın, ne kadar küçük olursa olsun, bir parçacığını kavramak için göstereceğimiz o içten çaba yetiyor bana. (dünyamıza bakış (alan yayıncılık) sayfa 6-11 )
Tarihsel açıdan insan bilimle dini anlaşmaz iki kutup gibi görebilir ve bunun nedenini anlamak da zor değildir. Nedensel yasanın bütün olayları yönettiği gerçeğine ermiş birisi kozmik oluşumun ilerlemesinde araya giren bir varlık düşüncesini kabul edemez. Tabii nedensellik varsayımını ciddiye alıyorsa. Korku dini gibi toplumsal ve ahlaksal dinin de yeri yoktur onun düşücesinde. Ödül ve ceza veren bir Tanrıya aklı yatmaz. Şundan ötürü ki insan sıkı bir takım dış ve iç yasaların etkisindedir de cansız bir nesne nasıl devinimlerinden sorumlu değilse o da Tanrıya karşı sorumlu değildir. Bu yüzden ahlâkı baltalıyor diye bilime çatmışlardır tabii haksız olarak. insanın ahlaksal davranışı başkalarının acısını paylaşmasına eğitime ve toplumsal ilişkilere etkin olarak bağlanmalıdır. Bu davranışın dinsel bir temele hiç de ihtiyacı yoktur. insanların yalnız ölümden sonraki ceza korkusu ve ödül umudu ile kendilerini tutabileceklerini düşünmek insanlık için hiç de övünülecek bir şey değildir. işte bu nedenlerden ötürü kiliselerin niçin bütün çağlarda bilimle savaştığını ve bilimden yana olanlara işkence ettiğini anlamak kolaydır. ( Ideas and Opinions Fikirler ve Tercihler: sayfa 49-54)
Bilimin derinlerine inerseniz, kendince bir dinselliği olmayan bir bilim kafasına zor raslarsınız. Ama bu din duygusu, basit insanlarınkinden apayrıdır. Böyleleri için Tanrı, iyilik beklenen ve cezasından korkulan, ne kadar saygın olursa olsun, kişisel ilişkiler kurulan bir varlıktır; çocuğun babasıyla olan ilişkisine benzer yücelmiş bir duygu.
Oysa, bilgin bütün olup bitenlerin nedensel bilincine varmıştır. Onun gözünde gelecek geçmişten ne daha az zorunludur, ne de daha belirli. Ahlâk onun için Tanrı ile değil, tamamen insanla ilgili bir iştir: Onun din duygusu, tabiat yasalarının düzeni karşısında şaşkın bir hayranlıktır. Çünkü, tabiatta öylesine yüksek bir akıl kendini göstermektedir ki, insanın en ince düşünceleri ve buluşları, bu aklın yanında sönük bir bölge gibi kalır. Bu duygu, bencil isteklerinin köleliğinden kurtulabildiği ölçüde, hayatının ve çabalarının ana yolu olur. Bu duygu, bütün çağlarda yaratıcı din adamlarının içini dolduran duygunun benzeridir. (din duygusu ve araştırma : sayfa 19)
bu güzel düşüncelere katılmamak elde değil doğrusu...
einstein dindar bir yahudidir.
http://www.youtube.com/watch?v=xoRqUT6T7Kk olayı bitirecek türden bir videodur.
http://www.youtube.com/watch?v=xoRqUT6T7Kk
bu video tamamen bir şarlatanlık örneğidir. makedonya'da, okullarda tekrar din eğitiminin verilmesi için başlatılan bir kampanya amacı ile çekilmiş bir hayali senaryoya sahip kısa filmdir. öncelikle hikaye gerçekten yaşanmışmıdır ? hayır. bu diyalog bir şehir efsanesidir. biraz araştırılırsa bu hikayenin 2004 yılında ortaya çıktığı ve daha öncesine dair bir kaynak bulunmadığı görülür. Bununla birlikte 1999'da Einstein'in adı geçmeden aynı hikaye farklı kişi adlarıyla yayınlanmış ve internette dolanmıştır. daha önceden var olan hikayenin dikkat çekmesi ve ilgi görmesi için sonuna Albert Einstein ismi konuvermiş.
işte diğer versiyonları :
hristiyan versiyonu:
http://www.youtube.com/watch?v=iGdeXXC4hSQ
bu da müslüman versiyonu :
http://hasnain.wordpress....-professor-and-a-student/
bahsi geçen diyalogdaki argümanın saçmalığı için ise :
(bkz: einstein in hocasına cevabı)
bu video tamamen bir şarlatanlık örneğidir. makedonya'da, okullarda tekrar din eğitiminin verilmesi için başlatılan bir kampanya amacı ile çekilmiş bir hayali senaryoya sahip kısa filmdir. öncelikle hikaye gerçekten yaşanmışmıdır ? hayır. bu diyalog bir şehir efsanesidir. biraz araştırılırsa bu hikayenin 2004 yılında ortaya çıktığı ve daha öncesine dair bir kaynak bulunmadığı görülür. Bununla birlikte 1999'da Einstein'in adı geçmeden aynı hikaye farklı kişi adlarıyla yayınlanmış ve internette dolanmıştır. daha önceden var olan hikayenin dikkat çekmesi ve ilgi görmesi için sonuna Albert Einstein ismi konuvermiş.
işte diğer versiyonları :
hristiyan versiyonu:
http://www.youtube.com/watch?v=iGdeXXC4hSQ
bu da müslüman versiyonu :
http://hasnain.wordpress....-professor-and-a-student/
bahsi geçen diyalogdaki argümanın saçmalığı için ise :
(bkz: einstein in hocasına cevabı)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar