bugün
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı68
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim24
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri7
- sözlükte kim kimle sevgili27
- iyi memenin sırrı6
- iyi menemenin sırrı4
- maçtan önce atıp tutan galatasaraylı yazarlar10
- evrim varsa neden yarı insan yarı maymun yok5
- true esaretten kurtulacak4
- ese dezze8
- engineer288
- güzel bir kız nasıl tavlanır6
- passatı olan erkek6
- fenerbahçeli yazarlar7
- giresunlu kızlar6
- sözlüğün en şık erkeği12
- kale3112 ifşa8
- queen ravenna adlı yazarın cerrah olması13
- gece uyumadan önce düşünülen şeyler5
- nervio43
- sabaha kadar uyumamak2
- futbol17
- fenerbahçe14
- uefa şampiyonlar ligi7
- kız sanılan ama erkek çıkan poposu güzel yazar6
- tacettin libosoglu4
- gel münihe sözünü tut travel4
- ben jesus olsam4
- liverpool fc6
- türkiye'nin haritada büyümesi2
- yakın zamanda çaylak olacakmış gibi hissetmek3
- türkiye12
- 8 haziran 2016 sözlükte yaşanan ifşa skandalı7
- avrupa3
- ingiltere2
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük11
- kassız erkek neye benzer5
- 5 kasım 2026 trabzonspor freiburg maçı2
- muhallebi yerken disi kirmak4
- herif olmanın zorlukları4
- anto'nun kuyumcu olması3
- almanca bilmek2
- yakıştırdığım çiftler serisi 115
- acıbadem taksim hastanesi4
- willst du mich heiraten2
- sözlük yazarlarından aforizmalar3
- sandra bullock3
- olsun biz bir keresinde liverpool'u yenmiştik3
- arkadaşlar bi bakar mısınız9
- balık yemeye yunanistan'a giden sözlük yazarı7
Allah'tan gelen esinti demektir... Efra'ya Mektuplar ise tavsiyedir.
Efra'ya Mektuplar - 1
Korkma Efra! Bu gece hırpalanmak yok...
Seni bekleyen gözler saksıları dolduruyor...
Yazdıklarımı yataksız bir nehre boşaltıyorum...
Korkma Efra! Zamanı, kum saatlerinden seyrediyorum. Bir duruşu kaybettik beraber... Hayatı, devam etsin diye iteliyoruz. Her aşktan yetim çıktım ben... içimdeki yolculuğu yitirdim. Mesafeler anlamsız geliyor. Vuslat duygusu, yol çizgileri gibi kesik kesik... Sorulan sorulara paragraf yazamıyorum. Binlerce soru işareti var. Her aşkın sonuna ünlem olmak istiyorum! Kallavi bir çığlıkla oyalıyorum kendimi... Bir kimlik gibi sokuluyorum acının iç ceplerine... Çok uzun sürecek ölümüm. Çok az sürdü yaşantım. Ölürken, dünyanın tüm insanlarına bir can bağışlayacağım. Can’ım benim, en yaşamsal organımdı, cesedimse toprağın her yolculukta taşıyacağı bir valiz gibi kalacak, dünyanın üşümüş ellerinde... O hissiz ayrışmayı tartışacağım, o tedirgin kırpışmayı yüreğimde duyacağım...
Son cümleyi hatırlıyor musun Efra? Özlemle gelmesini beklediğin bir müjde gibi çabucak, zihninde ince bir telaşla ördüğün bir ağ gibi, şarjöründe kalan son mermiyi şakaklarıma sıkmak gibi sarf ettiğin o son cümleyi hatırlıyor musun? Duygular yitirildi Efra, silahlar susturuldu... Tüm mesafelere az kaldı, tüm yolculuklar yapıldı. Aşklar artık, gecenin karanlığını delen ve bir taksinin ardında yanan “stop” lambaları gibi kırmızı bir uyarıcı... Kulaklarımda; “Sevgimizin stop lambaları yandı, artık aşktan inebiliriz” diyen bir şarkı... Bir yudum tentürdiyotla geçiştirilen bir yaranın, kabuğunda bekleyen zindelik ve kimsenin anlam veremeyeceği bir kaybediş başımıza belayken, kendimizden daha komik bir güldürü bulamıyorken, inatla içimizde saklandığı yerden çıkmayan, çıkamayan kimsesizlik...
Neden her gün eğleniyorum kendimle... Neden her gün ıslığım bir yangın alarmını andırıyor, içimde? Kaçtığım kentlerdi mutluluğum... Sana, bu gece yeni gördüğüm bir rüyayı armağan ediyorum... Sana, dudakları daha açılmamış gülüşler bırakıyorum. Susuştuğun kelimelerden yeni şiirler yazılacak. Şiirlere bir kafiye kadar yakışacaksın... Hikâyen, unutmaman gerektiğini anlamak değil, unutman gerektiğini hatırlamamak olacak!
Gidiyorsan Efra, güneşi de valizine alıyor musun? Umursamadığın bir şey mi bu yoksa? Hadi, bana doğruyu söyle. Benim kaçtığım bir kent mi senin yolculuğa başladığın? Hatırlıyorum oysa güzdü. Ölümsüzdü... Söyle hadi. Nasıldı, neye yarardı? Söyle, affetmek yok, söyle af dilemek yok. Dokun, bir buğu kalsın, dokun tüm suları alev alsın... Yandıkça değerlenen bir elmaskent aşkın tecrübesi...
Sus Efra! Kendi sesimle yankımı yeniden kaybettim. Saman kâğıtlara sarıver yorgunluğumu... Bir kitaba adımı ver. Köşesini kıvırdığın sayfada uyuyayım... Altını çizdiğin satırlar kadar anla beni... Böylesine vahşice hırpalanmışken, intiharıma karakalem bir dilekçe sunmuşken, bırak kitaplar iyileştirsin bizi... Kaybettiğim uçurtmalar, bulutların arasına sıkışmış... Kan lekeleri yüzünden okunmayan şiirim, beyaz gömleğim, kirli gözlüklerim, şair ceketim, ıslığım, şarkım...
Ve Efra! Hâlâ acemi dans ediyorsam, gözlerine bakmadaki ustalığımdandır!
Bil Efra! itirafımdır!..
Muhammet Burak Taş
Efra'ya Mektuplar - 1
Korkma Efra! Bu gece hırpalanmak yok...
Seni bekleyen gözler saksıları dolduruyor...
Yazdıklarımı yataksız bir nehre boşaltıyorum...
Korkma Efra! Zamanı, kum saatlerinden seyrediyorum. Bir duruşu kaybettik beraber... Hayatı, devam etsin diye iteliyoruz. Her aşktan yetim çıktım ben... içimdeki yolculuğu yitirdim. Mesafeler anlamsız geliyor. Vuslat duygusu, yol çizgileri gibi kesik kesik... Sorulan sorulara paragraf yazamıyorum. Binlerce soru işareti var. Her aşkın sonuna ünlem olmak istiyorum! Kallavi bir çığlıkla oyalıyorum kendimi... Bir kimlik gibi sokuluyorum acının iç ceplerine... Çok uzun sürecek ölümüm. Çok az sürdü yaşantım. Ölürken, dünyanın tüm insanlarına bir can bağışlayacağım. Can’ım benim, en yaşamsal organımdı, cesedimse toprağın her yolculukta taşıyacağı bir valiz gibi kalacak, dünyanın üşümüş ellerinde... O hissiz ayrışmayı tartışacağım, o tedirgin kırpışmayı yüreğimde duyacağım...
Son cümleyi hatırlıyor musun Efra? Özlemle gelmesini beklediğin bir müjde gibi çabucak, zihninde ince bir telaşla ördüğün bir ağ gibi, şarjöründe kalan son mermiyi şakaklarıma sıkmak gibi sarf ettiğin o son cümleyi hatırlıyor musun? Duygular yitirildi Efra, silahlar susturuldu... Tüm mesafelere az kaldı, tüm yolculuklar yapıldı. Aşklar artık, gecenin karanlığını delen ve bir taksinin ardında yanan “stop” lambaları gibi kırmızı bir uyarıcı... Kulaklarımda; “Sevgimizin stop lambaları yandı, artık aşktan inebiliriz” diyen bir şarkı... Bir yudum tentürdiyotla geçiştirilen bir yaranın, kabuğunda bekleyen zindelik ve kimsenin anlam veremeyeceği bir kaybediş başımıza belayken, kendimizden daha komik bir güldürü bulamıyorken, inatla içimizde saklandığı yerden çıkmayan, çıkamayan kimsesizlik...
Neden her gün eğleniyorum kendimle... Neden her gün ıslığım bir yangın alarmını andırıyor, içimde? Kaçtığım kentlerdi mutluluğum... Sana, bu gece yeni gördüğüm bir rüyayı armağan ediyorum... Sana, dudakları daha açılmamış gülüşler bırakıyorum. Susuştuğun kelimelerden yeni şiirler yazılacak. Şiirlere bir kafiye kadar yakışacaksın... Hikâyen, unutmaman gerektiğini anlamak değil, unutman gerektiğini hatırlamamak olacak!
Gidiyorsan Efra, güneşi de valizine alıyor musun? Umursamadığın bir şey mi bu yoksa? Hadi, bana doğruyu söyle. Benim kaçtığım bir kent mi senin yolculuğa başladığın? Hatırlıyorum oysa güzdü. Ölümsüzdü... Söyle hadi. Nasıldı, neye yarardı? Söyle, affetmek yok, söyle af dilemek yok. Dokun, bir buğu kalsın, dokun tüm suları alev alsın... Yandıkça değerlenen bir elmaskent aşkın tecrübesi...
Sus Efra! Kendi sesimle yankımı yeniden kaybettim. Saman kâğıtlara sarıver yorgunluğumu... Bir kitaba adımı ver. Köşesini kıvırdığın sayfada uyuyayım... Altını çizdiğin satırlar kadar anla beni... Böylesine vahşice hırpalanmışken, intiharıma karakalem bir dilekçe sunmuşken, bırak kitaplar iyileştirsin bizi... Kaybettiğim uçurtmalar, bulutların arasına sıkışmış... Kan lekeleri yüzünden okunmayan şiirim, beyaz gömleğim, kirli gözlüklerim, şair ceketim, ıslığım, şarkım...
Ve Efra! Hâlâ acemi dans ediyorsam, gözlerine bakmadaki ustalığımdandır!
Bil Efra! itirafımdır!..
Muhammet Burak Taş
herşeyden kıllanacak, paranoya düzeyinde şüphe üretecek bir vesveseliği de sembolize eder. bildiğin deniz baykal..
osmanlıca'da işi gücü olmayan adam anlamına gelmektedir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar