bugün
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi4
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması20
- iskilipli atıf hoca8
- millette manyak para var21
- handjob3
- anın görüntüsü32
- zenci uşağın aniden içeri girmesi5
- yere düşen araba anahtarı3
- nar tanelemek5
- neden herkes sabah erken kalkmayı erdem sanıyor3
- nar2
- koltukaltını maymun gibi kaşımak3
- erken uyanmak4
- quentin tarantino nun en iyi filmi3
- papatya çayı içen erkek11
- kardeşlik2
- boşandığı eşine araba alan adam7
- tbmm de sanayi ve teknoloji bakanlığı bütçesi3
- sözlük kürdü54
- kezoya baştan aşağı hayır duaları yağdırmak2
- kuzey buz denizi3
- birader de biraderilyö3
- 6 yaşındaki kızını satan anne10
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler31
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak19
- platon un mağara alegorisi2
- cuckold2
- cadılar bayramı kutlamayan geri zekalılar13
- insan olmaya çeyrek kala tarzı entry girmek10
- çaykur'un türk çayı ibaresini kaldırması13
- ilkokulda dayak yemiş efsanevi nesil14
- 30 liraya satılan tavuk döner13
- yazılımcının flört edememesi2
- ben tevratı da okudum incili de12
- 33 ülkenin stok yapın çağrısı2
- abd arabuluculuğunda ukrayna rusya müzakereleri2
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek8
- ananı mı dinlersin karıyı mı11
- volkswagen passat10
- pankek yiyen erkek6
- yaşıyor musunuz uludağ sözlük7
- traş olmaya üşenmek7
- kale3112'deki 3112'nin anlamı nedir sorunsalı5
- türkiyeli kahvesi8
- ismail kartal19
- evde kalmış 30 yaşında kız22
- 007 tarzı entry girmek4
- osman pamukoğlu14
- 20075
- sözlükteki kızların bilgisiz olması23
Allah'tan gelen esinti demektir... Efra'ya Mektuplar ise tavsiyedir.
Efra'ya Mektuplar - 1
Korkma Efra! Bu gece hırpalanmak yok...
Seni bekleyen gözler saksıları dolduruyor...
Yazdıklarımı yataksız bir nehre boşaltıyorum...
Korkma Efra! Zamanı, kum saatlerinden seyrediyorum. Bir duruşu kaybettik beraber... Hayatı, devam etsin diye iteliyoruz. Her aşktan yetim çıktım ben... içimdeki yolculuğu yitirdim. Mesafeler anlamsız geliyor. Vuslat duygusu, yol çizgileri gibi kesik kesik... Sorulan sorulara paragraf yazamıyorum. Binlerce soru işareti var. Her aşkın sonuna ünlem olmak istiyorum! Kallavi bir çığlıkla oyalıyorum kendimi... Bir kimlik gibi sokuluyorum acının iç ceplerine... Çok uzun sürecek ölümüm. Çok az sürdü yaşantım. Ölürken, dünyanın tüm insanlarına bir can bağışlayacağım. Can’ım benim, en yaşamsal organımdı, cesedimse toprağın her yolculukta taşıyacağı bir valiz gibi kalacak, dünyanın üşümüş ellerinde... O hissiz ayrışmayı tartışacağım, o tedirgin kırpışmayı yüreğimde duyacağım...
Son cümleyi hatırlıyor musun Efra? Özlemle gelmesini beklediğin bir müjde gibi çabucak, zihninde ince bir telaşla ördüğün bir ağ gibi, şarjöründe kalan son mermiyi şakaklarıma sıkmak gibi sarf ettiğin o son cümleyi hatırlıyor musun? Duygular yitirildi Efra, silahlar susturuldu... Tüm mesafelere az kaldı, tüm yolculuklar yapıldı. Aşklar artık, gecenin karanlığını delen ve bir taksinin ardında yanan “stop” lambaları gibi kırmızı bir uyarıcı... Kulaklarımda; “Sevgimizin stop lambaları yandı, artık aşktan inebiliriz” diyen bir şarkı... Bir yudum tentürdiyotla geçiştirilen bir yaranın, kabuğunda bekleyen zindelik ve kimsenin anlam veremeyeceği bir kaybediş başımıza belayken, kendimizden daha komik bir güldürü bulamıyorken, inatla içimizde saklandığı yerden çıkmayan, çıkamayan kimsesizlik...
Neden her gün eğleniyorum kendimle... Neden her gün ıslığım bir yangın alarmını andırıyor, içimde? Kaçtığım kentlerdi mutluluğum... Sana, bu gece yeni gördüğüm bir rüyayı armağan ediyorum... Sana, dudakları daha açılmamış gülüşler bırakıyorum. Susuştuğun kelimelerden yeni şiirler yazılacak. Şiirlere bir kafiye kadar yakışacaksın... Hikâyen, unutmaman gerektiğini anlamak değil, unutman gerektiğini hatırlamamak olacak!
Gidiyorsan Efra, güneşi de valizine alıyor musun? Umursamadığın bir şey mi bu yoksa? Hadi, bana doğruyu söyle. Benim kaçtığım bir kent mi senin yolculuğa başladığın? Hatırlıyorum oysa güzdü. Ölümsüzdü... Söyle hadi. Nasıldı, neye yarardı? Söyle, affetmek yok, söyle af dilemek yok. Dokun, bir buğu kalsın, dokun tüm suları alev alsın... Yandıkça değerlenen bir elmaskent aşkın tecrübesi...
Sus Efra! Kendi sesimle yankımı yeniden kaybettim. Saman kâğıtlara sarıver yorgunluğumu... Bir kitaba adımı ver. Köşesini kıvırdığın sayfada uyuyayım... Altını çizdiğin satırlar kadar anla beni... Böylesine vahşice hırpalanmışken, intiharıma karakalem bir dilekçe sunmuşken, bırak kitaplar iyileştirsin bizi... Kaybettiğim uçurtmalar, bulutların arasına sıkışmış... Kan lekeleri yüzünden okunmayan şiirim, beyaz gömleğim, kirli gözlüklerim, şair ceketim, ıslığım, şarkım...
Ve Efra! Hâlâ acemi dans ediyorsam, gözlerine bakmadaki ustalığımdandır!
Bil Efra! itirafımdır!..
Muhammet Burak Taş
Efra'ya Mektuplar - 1
Korkma Efra! Bu gece hırpalanmak yok...
Seni bekleyen gözler saksıları dolduruyor...
Yazdıklarımı yataksız bir nehre boşaltıyorum...
Korkma Efra! Zamanı, kum saatlerinden seyrediyorum. Bir duruşu kaybettik beraber... Hayatı, devam etsin diye iteliyoruz. Her aşktan yetim çıktım ben... içimdeki yolculuğu yitirdim. Mesafeler anlamsız geliyor. Vuslat duygusu, yol çizgileri gibi kesik kesik... Sorulan sorulara paragraf yazamıyorum. Binlerce soru işareti var. Her aşkın sonuna ünlem olmak istiyorum! Kallavi bir çığlıkla oyalıyorum kendimi... Bir kimlik gibi sokuluyorum acının iç ceplerine... Çok uzun sürecek ölümüm. Çok az sürdü yaşantım. Ölürken, dünyanın tüm insanlarına bir can bağışlayacağım. Can’ım benim, en yaşamsal organımdı, cesedimse toprağın her yolculukta taşıyacağı bir valiz gibi kalacak, dünyanın üşümüş ellerinde... O hissiz ayrışmayı tartışacağım, o tedirgin kırpışmayı yüreğimde duyacağım...
Son cümleyi hatırlıyor musun Efra? Özlemle gelmesini beklediğin bir müjde gibi çabucak, zihninde ince bir telaşla ördüğün bir ağ gibi, şarjöründe kalan son mermiyi şakaklarıma sıkmak gibi sarf ettiğin o son cümleyi hatırlıyor musun? Duygular yitirildi Efra, silahlar susturuldu... Tüm mesafelere az kaldı, tüm yolculuklar yapıldı. Aşklar artık, gecenin karanlığını delen ve bir taksinin ardında yanan “stop” lambaları gibi kırmızı bir uyarıcı... Kulaklarımda; “Sevgimizin stop lambaları yandı, artık aşktan inebiliriz” diyen bir şarkı... Bir yudum tentürdiyotla geçiştirilen bir yaranın, kabuğunda bekleyen zindelik ve kimsenin anlam veremeyeceği bir kaybediş başımıza belayken, kendimizden daha komik bir güldürü bulamıyorken, inatla içimizde saklandığı yerden çıkmayan, çıkamayan kimsesizlik...
Neden her gün eğleniyorum kendimle... Neden her gün ıslığım bir yangın alarmını andırıyor, içimde? Kaçtığım kentlerdi mutluluğum... Sana, bu gece yeni gördüğüm bir rüyayı armağan ediyorum... Sana, dudakları daha açılmamış gülüşler bırakıyorum. Susuştuğun kelimelerden yeni şiirler yazılacak. Şiirlere bir kafiye kadar yakışacaksın... Hikâyen, unutmaman gerektiğini anlamak değil, unutman gerektiğini hatırlamamak olacak!
Gidiyorsan Efra, güneşi de valizine alıyor musun? Umursamadığın bir şey mi bu yoksa? Hadi, bana doğruyu söyle. Benim kaçtığım bir kent mi senin yolculuğa başladığın? Hatırlıyorum oysa güzdü. Ölümsüzdü... Söyle hadi. Nasıldı, neye yarardı? Söyle, affetmek yok, söyle af dilemek yok. Dokun, bir buğu kalsın, dokun tüm suları alev alsın... Yandıkça değerlenen bir elmaskent aşkın tecrübesi...
Sus Efra! Kendi sesimle yankımı yeniden kaybettim. Saman kâğıtlara sarıver yorgunluğumu... Bir kitaba adımı ver. Köşesini kıvırdığın sayfada uyuyayım... Altını çizdiğin satırlar kadar anla beni... Böylesine vahşice hırpalanmışken, intiharıma karakalem bir dilekçe sunmuşken, bırak kitaplar iyileştirsin bizi... Kaybettiğim uçurtmalar, bulutların arasına sıkışmış... Kan lekeleri yüzünden okunmayan şiirim, beyaz gömleğim, kirli gözlüklerim, şair ceketim, ıslığım, şarkım...
Ve Efra! Hâlâ acemi dans ediyorsam, gözlerine bakmadaki ustalığımdandır!
Bil Efra! itirafımdır!..
Muhammet Burak Taş
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar