bugün
- eğitim seviyesi azaldıkça kişide artan şey10
- özür dilerim ile kusura bakma arasındaki farklar7
- opel vectra b4
- sözlük yazarlarının su bardakları6
- sözlüğün yeni tasarımı22
- memur olup sıradan bir hayatla geberip gitmek8
- tinto brass12
- eskiden arkadaşlar genelevde aynı kadına gitmezdi10
- samsak döveci8
- italyan arabaları2
- aponun villası8
- sense and sensibility2
- rüyada hiç gitmediğin mekanı görmek4
- kimseye ihtiyaç duymamak5
- atatürk denilince akla ilk gelen takım2
- galatasaray amed operasyonu3
- kötü bir insan mıyım ben5
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- royal starla kuş pazarına gitmek2
- paranın mutluluk getirmemesi7
- belediye ruhsat birimi3
- şikayet et butonunun çalışmaması2
- konuşurken anladın mı deyip duran tip6
- yaşadım demek için ne yapmalı7
- açık beğen2
- sözlüğün en ılık yazarı3
- hababam sınıfı3
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı93
- yazarların kedilerine söylemek istedikleri4
- uludede ile hacca gitmek2
- kaçak akım rölesi3
- küfürlü atasözleri4
- yaban arılarının ekstra stok yapması2
- kasım ayı indirimleri2
- allah ın selamını bile almayan vicdansız sabuha2
- kendi yanağından makas almak3
- kafayı kıran geliyor3
- günaydın kızlar4
- terhis oluyorum sözlük21
- türban mağduriyetinden türban zenginliğine2
- ajan berber2
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- aşk16
- ucuz atlatmak2
- kadınlar nasıl giyinmeli sorunsalı14
- fatma betül sayan kaya28
- queen ravenna sözlüğün kraliçesidir14
- gece gelen yemek yapma isteği8
- süvari kahvesi3
- bir erkeğin bir kadınla lahmacun yemesi14
(bkz: düş büken)
adını anımsayamadığım bir şahısın kaçak yayınlarında da yayınlanmış bir yazısı.
sıradan olayları büyük laflarla süslemek yerine sıradışı olayları basit kelimelerle anlatırdı bana .sarhoş pianolar çalardı beyninin içinde; kalp krizi gibi ani ve soluk kesici ritmlerlerle dans ederdi bizim duyamadığımız sarhoş piyanoların müziğinde.
ben ise ona tom waits şarkıları söylemek isterdim sürekli akşamdan kalma çatlak bir sesle.
girdiğimiz komalarda saatlerce birbirimizin gözlerinin içine bakardık . başkaları için anlamsız boş gözler.ama biz birçok şey görebilirdik kanımız %12 (hacmen) allkollüyken.
her sevişmemizde daha da şeytani bir gülümsemeyle bakardı gözlerimin içine; saçları yatağa dağılmış ve saç dipleri terden ıslanmışken. onunla sevişirken ruhsal bir acıdan mı yoksa bedensel bir zevkten mi hoşlanırdım bilemiyorum. o en başından beri cevabı biliyordu ama asla bana söylemedi.
bazen hiç bilmediğim cızırtılı bir plak lisanında konuşurdu benimle. içimdeki eski ve acı herşeyi uyandırıverirdi bir anda. sonra usulca yanıma sokulur ve teninin tatlı sıcak kokusunu duyacak kadar yakınlaşırdı. ona ait olan en saf şey bu kokuydu.
bakışlarını yıllarca okyanusun altında yatmış ağır bir kaya gibi boşluğa diktiği gün anlamamakta direniyordum, gözlerindeki kelebeğin bahar telaşı kıpırtısının nereye gitiiğini.
artık anlıyorum sonu asla beimle birlikte olmayacaktı. ben onun için hep "dünde kalan" oldum . o benim için hep "yarın" oldu; "yarın gidecek olan".
şimdi duşündüğümde ya da kalemin bıraktığı izleri düşünmeden takip ettiğimde ; anlıyorum kifayetsiz kalmanın, uzaklaşmanın , kaybetmenin, tenimde ve dilimde kalan tadı unutamamanın , tatlı ve ılık kokusunu dünyanın en ağır uyuşturucusu gibi hiç bitmeyen hep artan bir zevkle içime çekmenin ne demek olduğunu. ve onun bunlardan habersiz olmasının... tüm bu olanalara katlanabiliyor olmam bana kendimi diğer insanlardan daha güçlü hissettirse de ; hiçbirşeyin önemi yok bu gece yatağa yanlız girmekten ve bir kadın tenine ne kadar uzak kaldığımı bilmekten başka.
onun ellerinin sırtımdaki her kıvrımı bilmesi yolunu hiç kaybetmemesi ve geriye kalan bir kaç tırnak izinden başka herşey şimdi sadece bir illüzyon gibi geliyor. bir an gördüğün ve bittiğinde gerçek olduğuna inanamadığın bir illüzyon.
yine de biliyorum ki üzerimde bıraktığı eski bir yaz gecesinin taze havası ne kadar eskisede hiç çıkmayacak üzerimden ...
o bir "düşbükendi"... düşlerimi alıp değiştiren, büken, yenileyen sonra da hiç bilmediğim bir anda yok eden... düşbüken...
sıradan olayları büyük laflarla süslemek yerine sıradışı olayları basit kelimelerle anlatırdı bana .sarhoş pianolar çalardı beyninin içinde; kalp krizi gibi ani ve soluk kesici ritmlerlerle dans ederdi bizim duyamadığımız sarhoş piyanoların müziğinde.
ben ise ona tom waits şarkıları söylemek isterdim sürekli akşamdan kalma çatlak bir sesle.
girdiğimiz komalarda saatlerce birbirimizin gözlerinin içine bakardık . başkaları için anlamsız boş gözler.ama biz birçok şey görebilirdik kanımız %12 (hacmen) allkollüyken.
her sevişmemizde daha da şeytani bir gülümsemeyle bakardı gözlerimin içine; saçları yatağa dağılmış ve saç dipleri terden ıslanmışken. onunla sevişirken ruhsal bir acıdan mı yoksa bedensel bir zevkten mi hoşlanırdım bilemiyorum. o en başından beri cevabı biliyordu ama asla bana söylemedi.
bazen hiç bilmediğim cızırtılı bir plak lisanında konuşurdu benimle. içimdeki eski ve acı herşeyi uyandırıverirdi bir anda. sonra usulca yanıma sokulur ve teninin tatlı sıcak kokusunu duyacak kadar yakınlaşırdı. ona ait olan en saf şey bu kokuydu.
bakışlarını yıllarca okyanusun altında yatmış ağır bir kaya gibi boşluğa diktiği gün anlamamakta direniyordum, gözlerindeki kelebeğin bahar telaşı kıpırtısının nereye gitiiğini.
artık anlıyorum sonu asla beimle birlikte olmayacaktı. ben onun için hep "dünde kalan" oldum . o benim için hep "yarın" oldu; "yarın gidecek olan".
şimdi duşündüğümde ya da kalemin bıraktığı izleri düşünmeden takip ettiğimde ; anlıyorum kifayetsiz kalmanın, uzaklaşmanın , kaybetmenin, tenimde ve dilimde kalan tadı unutamamanın , tatlı ve ılık kokusunu dünyanın en ağır uyuşturucusu gibi hiç bitmeyen hep artan bir zevkle içime çekmenin ne demek olduğunu. ve onun bunlardan habersiz olmasının... tüm bu olanalara katlanabiliyor olmam bana kendimi diğer insanlardan daha güçlü hissettirse de ; hiçbirşeyin önemi yok bu gece yatağa yanlız girmekten ve bir kadın tenine ne kadar uzak kaldığımı bilmekten başka.
onun ellerinin sırtımdaki her kıvrımı bilmesi yolunu hiç kaybetmemesi ve geriye kalan bir kaç tırnak izinden başka herşey şimdi sadece bir illüzyon gibi geliyor. bir an gördüğün ve bittiğinde gerçek olduğuna inanamadığın bir illüzyon.
yine de biliyorum ki üzerimde bıraktığı eski bir yaz gecesinin taze havası ne kadar eskisede hiç çıkmayacak üzerimden ...
o bir "düşbükendi"... düşlerimi alıp değiştiren, büken, yenileyen sonra da hiç bilmediğim bir anda yok eden... düşbüken...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com