bugün
- nervio42
- karıya şiddet7
- yakıştırdığım çiftler serisi 113
- bütün gün giyilmiş sıcacık kadın botu kokusu9
- sözlükte kim kimle sevgili15
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük7
- sudekiray'ın ruj resimleri girmesi3
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı11
- mutlu ol yeter2
- ısparta havalimanı5
- bir sözlük kızına heimlich manevrası yapmak4
- 0 0 73
- yağmur altında bankta öpüşmek4
- herkes kendi işini kurarsa kimse işsiz kalmaz15
- note flawless nail enamel oje 67 antique rouge2
- fon vurguncularının fetva alması9
- muslettin amca17
- sözlük klasikleri12
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı32
- çoçuk sahibi olmadan dünya'dan ayrılmak5
- arkadaşlar sizce ben ruh hastası mıyım2
- teoman müziği bıraktı8
- aleksey batrakov vs fyodor dostoyevski4
- yağmurlu bir güne uyanmak9
- erkekler neden teşhirci giyinmez9
- evlenmek5
- entel görünme adına yatakta kitap okuyan zübük2
- çorbamı sanılanın aksine şöyle yerim diyen teyze2
- düşün ki o bunu okuyor5
- kadınların yaptığı en büyük hata4
- kadir mısıroğlu nu takip eden mallar11
- yağmurlu bir günde doğdum anamdan9
- ahmet nazif zorlu11
- insan sevmemek6
- 5 kasım 2026 celtic beşiktaş maçı6
- mohamed salah ghaly nickli yazar4
- 14 ekim2
- eski uzun kış gecelerinde anlatılan yaratıklar6
- ankara savaşında gavur ile ittifak yapan osmanlı7
- cezaevine özenen gençler9
- bacak arasına falçata dayanan erkek2
- yeni tanışılan kimse8
- şarjım bitiyor kendinize iyi bakın sözlük2
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı26
- fenerbahçe 3 liverpool 15
- fenerbahçe 0 liverpool 83
- iskenderpaşa cemaati3
- israil'in gazze saldırılarında 3 kişinin ölmesi4
- muslettin amca ile halı sahaya gitmek5
- fenerlilerin ağlaması5
adını anımsayamadığım bir şahısın kaçak yayınlarında da yayınlanmış bir yazısı.
sıradan olayları büyük laflarla süslemek yerine sıradışı olayları basit kelimelerle anlatırdı bana .sarhoş pianolar çalardı beyninin içinde; kalp krizi gibi ani ve soluk kesici ritmlerlerle dans ederdi bizim duyamadığımız sarhoş piyanoların müziğinde.
ben ise ona tom waits şarkıları söylemek isterdim sürekli akşamdan kalma çatlak bir sesle.
girdiğimiz komalarda saatlerce birbirimizin gözlerinin içine bakardık . başkaları için anlamsız boş gözler.ama biz birçok şey görebilirdik kanımız %12 (hacmen) allkollüyken.
her sevişmemizde daha da şeytani bir gülümsemeyle bakardı gözlerimin içine; saçları yatağa dağılmış ve saç dipleri terden ıslanmışken. onunla sevişirken ruhsal bir acıdan mı yoksa bedensel bir zevkten mi hoşlanırdım bilemiyorum. o en başından beri cevabı biliyordu ama asla bana söylemedi.
bazen hiç bilmediğim cızırtılı bir plak lisanında konuşurdu benimle. içimdeki eski ve acı herşeyi uyandırıverirdi bir anda. sonra usulca yanıma sokulur ve teninin tatlı sıcak kokusunu duyacak kadar yakınlaşırdı. ona ait olan en saf şey bu kokuydu.
bakışlarını yıllarca okyanusun altında yatmış ağır bir kaya gibi boşluğa diktiği gün anlamamakta direniyordum, gözlerindeki kelebeğin bahar telaşı kıpırtısının nereye gitiiğini.
artık anlıyorum sonu asla beimle birlikte olmayacaktı. ben onun için hep "dünde kalan" oldum . o benim için hep "yarın" oldu; "yarın gidecek olan".
şimdi duşündüğümde ya da kalemin bıraktığı izleri düşünmeden takip ettiğimde ; anlıyorum kifayetsiz kalmanın, uzaklaşmanın , kaybetmenin, tenimde ve dilimde kalan tadı unutamamanın , tatlı ve ılık kokusunu dünyanın en ağır uyuşturucusu gibi hiç bitmeyen hep artan bir zevkle içime çekmenin ne demek olduğunu. ve onun bunlardan habersiz olmasının... tüm bu olanalara katlanabiliyor olmam bana kendimi diğer insanlardan daha güçlü hissettirse de ; hiçbirşeyin önemi yok bu gece yatağa yanlız girmekten ve bir kadın tenine ne kadar uzak kaldığımı bilmekten başka.
onun ellerinin sırtımdaki her kıvrımı bilmesi yolunu hiç kaybetmemesi ve geriye kalan bir kaç tırnak izinden başka herşey şimdi sadece bir illüzyon gibi geliyor. bir an gördüğün ve bittiğinde gerçek olduğuna inanamadığın bir illüzyon.
yine de biliyorum ki üzerimde bıraktığı eski bir yaz gecesinin taze havası ne kadar eskisede hiç çıkmayacak üzerimden ...
o bir "düşbükendi"... düşlerimi alıp değiştiren, büken, yenileyen sonra da hiç bilmediğim bir anda yok eden... düşbüken...
sıradan olayları büyük laflarla süslemek yerine sıradışı olayları basit kelimelerle anlatırdı bana .sarhoş pianolar çalardı beyninin içinde; kalp krizi gibi ani ve soluk kesici ritmlerlerle dans ederdi bizim duyamadığımız sarhoş piyanoların müziğinde.
ben ise ona tom waits şarkıları söylemek isterdim sürekli akşamdan kalma çatlak bir sesle.
girdiğimiz komalarda saatlerce birbirimizin gözlerinin içine bakardık . başkaları için anlamsız boş gözler.ama biz birçok şey görebilirdik kanımız %12 (hacmen) allkollüyken.
her sevişmemizde daha da şeytani bir gülümsemeyle bakardı gözlerimin içine; saçları yatağa dağılmış ve saç dipleri terden ıslanmışken. onunla sevişirken ruhsal bir acıdan mı yoksa bedensel bir zevkten mi hoşlanırdım bilemiyorum. o en başından beri cevabı biliyordu ama asla bana söylemedi.
bazen hiç bilmediğim cızırtılı bir plak lisanında konuşurdu benimle. içimdeki eski ve acı herşeyi uyandırıverirdi bir anda. sonra usulca yanıma sokulur ve teninin tatlı sıcak kokusunu duyacak kadar yakınlaşırdı. ona ait olan en saf şey bu kokuydu.
bakışlarını yıllarca okyanusun altında yatmış ağır bir kaya gibi boşluğa diktiği gün anlamamakta direniyordum, gözlerindeki kelebeğin bahar telaşı kıpırtısının nereye gitiiğini.
artık anlıyorum sonu asla beimle birlikte olmayacaktı. ben onun için hep "dünde kalan" oldum . o benim için hep "yarın" oldu; "yarın gidecek olan".
şimdi duşündüğümde ya da kalemin bıraktığı izleri düşünmeden takip ettiğimde ; anlıyorum kifayetsiz kalmanın, uzaklaşmanın , kaybetmenin, tenimde ve dilimde kalan tadı unutamamanın , tatlı ve ılık kokusunu dünyanın en ağır uyuşturucusu gibi hiç bitmeyen hep artan bir zevkle içime çekmenin ne demek olduğunu. ve onun bunlardan habersiz olmasının... tüm bu olanalara katlanabiliyor olmam bana kendimi diğer insanlardan daha güçlü hissettirse de ; hiçbirşeyin önemi yok bu gece yatağa yanlız girmekten ve bir kadın tenine ne kadar uzak kaldığımı bilmekten başka.
onun ellerinin sırtımdaki her kıvrımı bilmesi yolunu hiç kaybetmemesi ve geriye kalan bir kaç tırnak izinden başka herşey şimdi sadece bir illüzyon gibi geliyor. bir an gördüğün ve bittiğinde gerçek olduğuna inanamadığın bir illüzyon.
yine de biliyorum ki üzerimde bıraktığı eski bir yaz gecesinin taze havası ne kadar eskisede hiç çıkmayacak üzerimden ...
o bir "düşbükendi"... düşlerimi alıp değiştiren, büken, yenileyen sonra da hiç bilmediğim bir anda yok eden... düşbüken...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar