bugün
- melih gökçek soruşturması ne oldu19
- yağmurdan nefret etmek6
- sözlüğün meme platformuna dönmesi8
- ortada bir yolsuzluk olmaması9
- sözlük yazarlarının kombinleri6
- fatma betül sayan kaya yalnız değildir27
- alfabede j harfi neden var2
- street fighter2
- heyt bey'nin fon olayından para kazanmış olması7
- nihat genç5
- adam yine kazanacak3
- romanya52
- albea var mı abi düşük kilometreli5
- fırtınalı hava2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı15
- ankara da aym önünde intihar eden emekli polis8
- matkabın var mı diye mesaj atan kız4
- avrupanın en ucuz mazotunu kullanıyoruz24
- bir zirve yapsak kim kimin yanında oturur34
- işsiz2
- otel odası10
- türkiye24
- almanya25
- fatma betül sayan kaya39
- karton toplayan çocuk16
- 28 eylül 2026 deniz göktaş'ın ilk duruşması2
- dünya61
- 2 gecede 40 bin iranlıyı katleden molla rejimi14
- sözlük kızlarının ojeleri16
- sözlükteki ayakçılar10
- 25 eylül 2026 aym önünde intihar eden emekli14
- yüksek enflasyon3
- roketsan'ın karaok füzesinin hava hedefini vurması2
- vietnam da gençleştirme ameliyatı olan adam9
- flört uygulamasında eşleşme algoritması3
- kadınların sapık olması10
- yağmurlu havalarda yapılabilecek en güzel şeyler2
- nick vermeden bir yazara seslen14
- nikola tesla'nın kürt olması10
- 8 dakikadır entry girilmiyor3
- hiçbir şeyin sarmaması10
- meme yalarken düşünülen şeyler4
- fatma betül sayan kaya'nın yeni partili çıkması4
- sözlüğün tek ve mutlak hakimi4
- tulumba tatlısı3
- anın görüntüsü31
- yunanistan12
- ikiye on kala2
- başka ülkelre vatandşlk başvrsu yapn milltvekilri12
- amerika birleşik devletleri31
Vaktiyle bir büyük bostan, bostanın da ortasında bir kocaman bostan kuyusu vardı. Kuyunun dolabını bir eşek çevirirdi. Sağı solu görüp aynı yerde döndüğünü anlamasın diye, eşeğin gözlerinin her iki yanına siperlik takmışlardı.
Eşek, sabahtan akşama, yol gidiyorum zannıyla, aynı yerde dolabı gıcırdata gıcırdata dönerdi de, dönerdi. Ve o döndükçe, iki bilek kalınlığında buz gibi bir su çıkardı kuyudan.
Dön eşek döööön, dön eşek dön.
***
Bostan sahibi, o suyla patlıcanları sulardı; domatesleri, fasulyeleri, kabakları sulardı... Kol gibi mor mordu patlıcanlar. iri iri, kırmızı kırmızıydı domatesler. Körpe körpeydi fasulyeler, kabaklar...
Hep eşeğin çıkardığı suyla büyür, gelişir, lezzetlenirdi bostan sebzeleri.
Ve eşek, gözünde siperlikler; yol gidiyorum zannıyla, dönerdi de dönerdi.
Dön eşek döööön, dön eşek dön.
***
Bostancı, her sabah eliyle yoklayarak, tartarak bakardı patlıcanlara, kabaklara, domateslere. Sonra kıvama gelmişlerini bir güzel koparıp toplar, küfelere doldururdu.
Öyle gür, öyle bereketliydi ki kuyudan eşeğin çıkardığı su; o bostandan yetişen her şey, bütün pazarlarda kapışılarak satılırdı. Ve bostancı boşaltınca dolu küfelerini, bir sigara yakar, cebindeki paraları okşayarak eve dönerdi.
Ve eşek dönerdi.
Dön eşek döööön, dön eşek dön.
***
Eşek, sadece bostandaki kötü, sararmış otları yerdi. Söküp söküp sadece onları verirlerdi eşeğe. Bostancı ise, pazara gitmeden eve ayırdığı patlıcanları yerdi, domatesleri, kabakları, fasulyeleri yerdi.
Bazen düşünürdü bostancı:
- Şu eşek bir bilse ki, derdi, yol gidiyorum diye, hep aynı yerde dönerek çıkardığı suyla oluyor bunlar; vazgeçer de verdiğim kötü, sararmış otları yemekten; hak ister körpe fasulyelerden.
Sonra da gülerdi:
- Alt tarafı eşek bu, gözleri de kapalı; nereden bilip anlayacak ne yaptığını.
Gerçekten hiçbir şeyin fakında değildi eşek.
Dön eşek döööön, dön eşek dön.
***
Bir gün bir haşarı çocuk uğramıştı bostana. Çaktırmadan bostancıya, çıkarıvermişti eşeğin göz siperliklerini. Eşek sağa bakındı, sola bakındı, bir - iki döndü ve anlayınca yıllardır aynı yerde döndüğünü, sıkıldı canı, durdu. Eşek durunca, gıcırtı durdu, dolap durdu, su durdu.
Yavaşladı patlıcanlara, kabaklara, domateslere gelen su, kurudu.
***
Öye kızdı ki bostancı görünce bunu:
- Höst ulan deeh, eşşşek oğlu eşek yürü...
Elinde sopayla koştu eşeğin üzerine. Vurdu kıçına, vurdu kafasına. Bir sallandı, iki sallandı eşek, tınmadı. Neden sonra fark etti ki bostancı, biri çıkarmış eşeğin gözündeki bağları. Görmüş eşek etrafı.
- Ulan hangi namussuz, hangi deyyus, hangi it yaptı bunu.
Çocuk kıskıs güldü uzaklardan.
Yeniden taktılar siperlikleri eşeğin gözlerine. Verdiler sopayı, verdiler sopayı.
Eşek başladı yine dönmeye, ama isteksiz.
***
Hala döner eşek, gıcırdar dolap, çıkar su... Ama bilir artık eşek, işin ne olduğunu.
Ve sık sık başını kaşır bostancı:
- Ulan öğrendi eşek ne yaptığını.
Döner, döner eşek isteksiz. Büyür patlıcanlar, domatesler...
Dön eşek döööön, dön eşek dön
çetin altan
Eşek, sabahtan akşama, yol gidiyorum zannıyla, aynı yerde dolabı gıcırdata gıcırdata dönerdi de, dönerdi. Ve o döndükçe, iki bilek kalınlığında buz gibi bir su çıkardı kuyudan.
Dön eşek döööön, dön eşek dön.
***
Bostan sahibi, o suyla patlıcanları sulardı; domatesleri, fasulyeleri, kabakları sulardı... Kol gibi mor mordu patlıcanlar. iri iri, kırmızı kırmızıydı domatesler. Körpe körpeydi fasulyeler, kabaklar...
Hep eşeğin çıkardığı suyla büyür, gelişir, lezzetlenirdi bostan sebzeleri.
Ve eşek, gözünde siperlikler; yol gidiyorum zannıyla, dönerdi de dönerdi.
Dön eşek döööön, dön eşek dön.
***
Bostancı, her sabah eliyle yoklayarak, tartarak bakardı patlıcanlara, kabaklara, domateslere. Sonra kıvama gelmişlerini bir güzel koparıp toplar, küfelere doldururdu.
Öyle gür, öyle bereketliydi ki kuyudan eşeğin çıkardığı su; o bostandan yetişen her şey, bütün pazarlarda kapışılarak satılırdı. Ve bostancı boşaltınca dolu küfelerini, bir sigara yakar, cebindeki paraları okşayarak eve dönerdi.
Ve eşek dönerdi.
Dön eşek döööön, dön eşek dön.
***
Eşek, sadece bostandaki kötü, sararmış otları yerdi. Söküp söküp sadece onları verirlerdi eşeğe. Bostancı ise, pazara gitmeden eve ayırdığı patlıcanları yerdi, domatesleri, kabakları, fasulyeleri yerdi.
Bazen düşünürdü bostancı:
- Şu eşek bir bilse ki, derdi, yol gidiyorum diye, hep aynı yerde dönerek çıkardığı suyla oluyor bunlar; vazgeçer de verdiğim kötü, sararmış otları yemekten; hak ister körpe fasulyelerden.
Sonra da gülerdi:
- Alt tarafı eşek bu, gözleri de kapalı; nereden bilip anlayacak ne yaptığını.
Gerçekten hiçbir şeyin fakında değildi eşek.
Dön eşek döööön, dön eşek dön.
***
Bir gün bir haşarı çocuk uğramıştı bostana. Çaktırmadan bostancıya, çıkarıvermişti eşeğin göz siperliklerini. Eşek sağa bakındı, sola bakındı, bir - iki döndü ve anlayınca yıllardır aynı yerde döndüğünü, sıkıldı canı, durdu. Eşek durunca, gıcırtı durdu, dolap durdu, su durdu.
Yavaşladı patlıcanlara, kabaklara, domateslere gelen su, kurudu.
***
Öye kızdı ki bostancı görünce bunu:
- Höst ulan deeh, eşşşek oğlu eşek yürü...
Elinde sopayla koştu eşeğin üzerine. Vurdu kıçına, vurdu kafasına. Bir sallandı, iki sallandı eşek, tınmadı. Neden sonra fark etti ki bostancı, biri çıkarmış eşeğin gözündeki bağları. Görmüş eşek etrafı.
- Ulan hangi namussuz, hangi deyyus, hangi it yaptı bunu.
Çocuk kıskıs güldü uzaklardan.
Yeniden taktılar siperlikleri eşeğin gözlerine. Verdiler sopayı, verdiler sopayı.
Eşek başladı yine dönmeye, ama isteksiz.
***
Hala döner eşek, gıcırdar dolap, çıkar su... Ama bilir artık eşek, işin ne olduğunu.
Ve sık sık başını kaşır bostancı:
- Ulan öğrendi eşek ne yaptığını.
Döner, döner eşek isteksiz. Büyür patlıcanlar, domatesler...
Dön eşek döööön, dön eşek dön
çetin altan
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar