bugün
- abberline ın yeni hesabı13
- arkadaşlar biraz dertleşelim mi23
- gocu'nun 2 günde unutulması5
- yilan hikayesindeki kursat7
- hepinizi yazdım bir kenara4
- silvermistin nefes kesen fotoğrafı4
- 28 eylül dünya kuduz günü5
- bana onu sormayin6
- 2003 model seymbol alınır mı9
- ismet dur allasen zaten ortalık karışık4
- from gold from dust5
- ankara da aym önünde intihar eden emekli polis13
- ortada bir yolsuzluk olmaması26
- akp'li birine laf anlatmak4
- futbola aykırı bir fikrini yaz8
- melih gökçek soruşturması ne oldu22
- sözlük yazarı sevgilinin yatağa sıçması5
- 28 eylül 2026 türkiye italya maçı7
- cem yılmaz vs deniz göktaş5
- tematik mod eski özellikleri gelsin2
- yağmur adına yapılmış şarkılar4
- sözlük yazarlarının kombinleri14
- 0 0 79
- kavga alevlensin diye her iki tarafı açık oylamak2
- sözlükte olgun insan var mı4
- s'i l v'e r m'i s t13
- albea var mı abi düşük kilometreli10
- nörüyon nörüyüm2
- fatır suresi 37 ayet2
- romanya53
- sözlükte yükselen akp fobisi2
- bir şey söyle14
- 45 gün çaylaklık cezası2
- hasım olan mafya liderlerini kim barıştırır5
- 2 gecede 40 bin iranlıyı katleden molla rejimi16
- silvermist'in bininci entrysini kutluyoruz4
- fatma betül sayan kaya yalnız değildir27
- husiler2
- kedi2
- ismet biraderin koşturmaya başlaması4
- stoacılığın kişisel gelişim endüstrisine satılması4
- kolesterol6
- yağmurdan nefret etmek9
- akp nin arzu ettiği muhalif tipi6
- koca aramiyorum ki3
- erdoğan'ın wüst'ü kabulü3
- sözlük erkeklerinin duygusal olması3
- koca arayan sozlukçü3
- meme yalarken düşünülen şeyler8
- sarılmak istediğiniz sözlük yazarları23
Vaktiyle bir büyük bostan, bostanın da ortasında bir kocaman bostan kuyusu vardı. Kuyunun dolabını bir eşek çevirirdi. Sağı solu görüp aynı yerde döndüğünü anlamasın diye, eşeğin gözlerinin her iki yanına siperlik takmışlardı.
Eşek, sabahtan akşama, yol gidiyorum zannıyla, aynı yerde dolabı gıcırdata gıcırdata dönerdi de, dönerdi. Ve o döndükçe, iki bilek kalınlığında buz gibi bir su çıkardı kuyudan.
Dön eşek döööön, dön eşek dön.
***
Bostan sahibi, o suyla patlıcanları sulardı; domatesleri, fasulyeleri, kabakları sulardı... Kol gibi mor mordu patlıcanlar. iri iri, kırmızı kırmızıydı domatesler. Körpe körpeydi fasulyeler, kabaklar...
Hep eşeğin çıkardığı suyla büyür, gelişir, lezzetlenirdi bostan sebzeleri.
Ve eşek, gözünde siperlikler; yol gidiyorum zannıyla, dönerdi de dönerdi.
Dön eşek döööön, dön eşek dön.
***
Bostancı, her sabah eliyle yoklayarak, tartarak bakardı patlıcanlara, kabaklara, domateslere. Sonra kıvama gelmişlerini bir güzel koparıp toplar, küfelere doldururdu.
Öyle gür, öyle bereketliydi ki kuyudan eşeğin çıkardığı su; o bostandan yetişen her şey, bütün pazarlarda kapışılarak satılırdı. Ve bostancı boşaltınca dolu küfelerini, bir sigara yakar, cebindeki paraları okşayarak eve dönerdi.
Ve eşek dönerdi.
Dön eşek döööön, dön eşek dön.
***
Eşek, sadece bostandaki kötü, sararmış otları yerdi. Söküp söküp sadece onları verirlerdi eşeğe. Bostancı ise, pazara gitmeden eve ayırdığı patlıcanları yerdi, domatesleri, kabakları, fasulyeleri yerdi.
Bazen düşünürdü bostancı:
- Şu eşek bir bilse ki, derdi, yol gidiyorum diye, hep aynı yerde dönerek çıkardığı suyla oluyor bunlar; vazgeçer de verdiğim kötü, sararmış otları yemekten; hak ister körpe fasulyelerden.
Sonra da gülerdi:
- Alt tarafı eşek bu, gözleri de kapalı; nereden bilip anlayacak ne yaptığını.
Gerçekten hiçbir şeyin fakında değildi eşek.
Dön eşek döööön, dön eşek dön.
***
Bir gün bir haşarı çocuk uğramıştı bostana. Çaktırmadan bostancıya, çıkarıvermişti eşeğin göz siperliklerini. Eşek sağa bakındı, sola bakındı, bir - iki döndü ve anlayınca yıllardır aynı yerde döndüğünü, sıkıldı canı, durdu. Eşek durunca, gıcırtı durdu, dolap durdu, su durdu.
Yavaşladı patlıcanlara, kabaklara, domateslere gelen su, kurudu.
***
Öye kızdı ki bostancı görünce bunu:
- Höst ulan deeh, eşşşek oğlu eşek yürü...
Elinde sopayla koştu eşeğin üzerine. Vurdu kıçına, vurdu kafasına. Bir sallandı, iki sallandı eşek, tınmadı. Neden sonra fark etti ki bostancı, biri çıkarmış eşeğin gözündeki bağları. Görmüş eşek etrafı.
- Ulan hangi namussuz, hangi deyyus, hangi it yaptı bunu.
Çocuk kıskıs güldü uzaklardan.
Yeniden taktılar siperlikleri eşeğin gözlerine. Verdiler sopayı, verdiler sopayı.
Eşek başladı yine dönmeye, ama isteksiz.
***
Hala döner eşek, gıcırdar dolap, çıkar su... Ama bilir artık eşek, işin ne olduğunu.
Ve sık sık başını kaşır bostancı:
- Ulan öğrendi eşek ne yaptığını.
Döner, döner eşek isteksiz. Büyür patlıcanlar, domatesler...
Dön eşek döööön, dön eşek dön
çetin altan
Eşek, sabahtan akşama, yol gidiyorum zannıyla, aynı yerde dolabı gıcırdata gıcırdata dönerdi de, dönerdi. Ve o döndükçe, iki bilek kalınlığında buz gibi bir su çıkardı kuyudan.
Dön eşek döööön, dön eşek dön.
***
Bostan sahibi, o suyla patlıcanları sulardı; domatesleri, fasulyeleri, kabakları sulardı... Kol gibi mor mordu patlıcanlar. iri iri, kırmızı kırmızıydı domatesler. Körpe körpeydi fasulyeler, kabaklar...
Hep eşeğin çıkardığı suyla büyür, gelişir, lezzetlenirdi bostan sebzeleri.
Ve eşek, gözünde siperlikler; yol gidiyorum zannıyla, dönerdi de dönerdi.
Dön eşek döööön, dön eşek dön.
***
Bostancı, her sabah eliyle yoklayarak, tartarak bakardı patlıcanlara, kabaklara, domateslere. Sonra kıvama gelmişlerini bir güzel koparıp toplar, küfelere doldururdu.
Öyle gür, öyle bereketliydi ki kuyudan eşeğin çıkardığı su; o bostandan yetişen her şey, bütün pazarlarda kapışılarak satılırdı. Ve bostancı boşaltınca dolu küfelerini, bir sigara yakar, cebindeki paraları okşayarak eve dönerdi.
Ve eşek dönerdi.
Dön eşek döööön, dön eşek dön.
***
Eşek, sadece bostandaki kötü, sararmış otları yerdi. Söküp söküp sadece onları verirlerdi eşeğe. Bostancı ise, pazara gitmeden eve ayırdığı patlıcanları yerdi, domatesleri, kabakları, fasulyeleri yerdi.
Bazen düşünürdü bostancı:
- Şu eşek bir bilse ki, derdi, yol gidiyorum diye, hep aynı yerde dönerek çıkardığı suyla oluyor bunlar; vazgeçer de verdiğim kötü, sararmış otları yemekten; hak ister körpe fasulyelerden.
Sonra da gülerdi:
- Alt tarafı eşek bu, gözleri de kapalı; nereden bilip anlayacak ne yaptığını.
Gerçekten hiçbir şeyin fakında değildi eşek.
Dön eşek döööön, dön eşek dön.
***
Bir gün bir haşarı çocuk uğramıştı bostana. Çaktırmadan bostancıya, çıkarıvermişti eşeğin göz siperliklerini. Eşek sağa bakındı, sola bakındı, bir - iki döndü ve anlayınca yıllardır aynı yerde döndüğünü, sıkıldı canı, durdu. Eşek durunca, gıcırtı durdu, dolap durdu, su durdu.
Yavaşladı patlıcanlara, kabaklara, domateslere gelen su, kurudu.
***
Öye kızdı ki bostancı görünce bunu:
- Höst ulan deeh, eşşşek oğlu eşek yürü...
Elinde sopayla koştu eşeğin üzerine. Vurdu kıçına, vurdu kafasına. Bir sallandı, iki sallandı eşek, tınmadı. Neden sonra fark etti ki bostancı, biri çıkarmış eşeğin gözündeki bağları. Görmüş eşek etrafı.
- Ulan hangi namussuz, hangi deyyus, hangi it yaptı bunu.
Çocuk kıskıs güldü uzaklardan.
Yeniden taktılar siperlikleri eşeğin gözlerine. Verdiler sopayı, verdiler sopayı.
Eşek başladı yine dönmeye, ama isteksiz.
***
Hala döner eşek, gıcırdar dolap, çıkar su... Ama bilir artık eşek, işin ne olduğunu.
Ve sık sık başını kaşır bostancı:
- Ulan öğrendi eşek ne yaptığını.
Döner, döner eşek isteksiz. Büyür patlıcanlar, domatesler...
Dön eşek döööön, dön eşek dön
çetin altan
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar