bugün
- arkadaşlar ben hapise giriyorum6
- gs ve fbnin 2 maçta 7şer gol yemesi6
- ona kalbimi verdim4
- said nursi denilince akla gelen şeyler13
- eski sevgiliye mesaj atma bahaneleri8
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı71
- asla mantarın hiç bir türünü yemeyin3
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek33
- alevi ailelerin ateist çocukları6
- iltica26
- akp'nin bir daha gelmemek üzere gideceği seçim4
- abd israil vs türkiye farkı18
- gatada uyku bölümünde yatılı kalmak2
- 623 000 bin asker kaçağı10
- 15 ekim 2026 kups trabzonspor maçı5
- reklamların artık yapay zeka ile yapılması2
- selde sürüklenen araçlar3
- dündar ziya gültekin8
- günde 20 22 defa seks yapıyordum2
- türkiye'nin suudi arabistan'a askeri desteği4
- affedersiniz ama kartoncu12
- yağmur9
- queen ravenna hanım10
- cevheri güven9
- 15 ekim 2026 hoffenheim beşiktaş maçı6
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı87
- anın görüntüsü22
- evde çiçek yetiştiren erkek15
- winamp2
- ayrıldık36
- game of thrones taki kerhaneci12
- istanbul11
- istanbul mahvoldu19
- kaşlarını almayan kadın çekiciliği5
- halk tv'nin kapanmasının iyi olması2
- erdoğan ne istersem yapacaktır8
- recep tayyip erdoğan8
- akp'nin z kuşağını yönetemeyeceği gerçeği5
- aston villa 6 fenerbahçe 09
- kayseri hakkında berbat kelimesi bile hafif kalır2
- sevgilim erkek olduğumu anlar mı sizce2
- yapay zeka moderatörü8
- imamoğlu'nun ihanet sözleri6
- köyde bilim ve felsefe konuşmak2
- fatih te selde elektrik akımına kapılan çocuk5
- cimri insanların ortak özellikleri9
- istanbul sel felaketinin sözlükte yer almaması11
- 15 ekim 2026 show tv haber grafik rezaleti2
- halk tv5
- fethullah gülen4
insanoğlu, yaklaşık iki milyon yıl boyunca toplayıcılık, sürü besleyiciliği ve avcılık yaparak yaşamını sürdürdü. beslenme gereksinimi, insana gıdasını elde edecek araçlar, fikirler geliştirmek zorunluluğu doğurur. ekin yetiştirmek, hayvanlar için otlaklar oluşturabilmek amacıyla doğal ekosistemlerde büyük değişiklikler yapılmasıyla; birkaç bin yıllık süre içinde tamamen değişik bir yaşam türü ortaya çıktı.
bu dönemde sadece doğaya bağlı bir yaşam yerine, doğaya hakim, üretici bir ekonomi düzenine geçilir. üretimle kontrol altına alınan besin yiyecek garantisini oluşturarak, belkide insanı bugüne getiren en büyük becerilerden biridir. farklı besin tüketimi genellikle değişik besin tercihinden çok coğrafi, teknolojik ve kültürel yaşam şartlarına bağlıydı. avcı-toplayıcı gruplar çevre anlayışları açısından pasif olmamakla birlikte, doğal ekosistemlere müdahele etmek de dahil olmak üzere birçok farklı eylemde bulunmuşlardı. örneğin, yabani bitkilerden yararlanma, belirli bitki türlerini aşama aşama seçip ehlileştirmek...
besin üreticiliğinin ortaya çıkışındaki iklimsel ve kültürel etkenlerin neler olduğu ve bunun sonuçları tartışmalardaki en önemli sorundur. neolitikleşme; doğa, insan, kültür, teknoloji gibi birçok ögenin ortak etkileşimiyle gerçekleşmiştir. bu süreci tanımlayan üretimciliğe geçiş de bu etkileşmenin belkide en önemli sonucudur. hayvan ve bitkilerin kültüre alınmasında doğal seçilim ya da ayıklanmaya ek olarak, kültürel seçim ve ayıklama önem kazanmıştır. insanoğlu; bitki ve hayvan genetiğindeki mutasyonlardan, kendi çıkarı yönünde yararlanmıştır.
besin üretimine geçiş, dünyanın benzer fakat birbirinden çok uzak üç bölgesinde; yakındoğu, orta ve güney amerika ile güneydoğu asyada birbirinden bağımsız olarak başlamıştır. bu dönem, yakındoğuda mö 10.000lerden sonraki yaklaşık 3500 yıllık uzun bir süreçte, orta ve g. amerikada mö 6000lerde; g. doğu asyada ise mö 4000lere tarihlenmektedir.
yakındoğuda ilk değişimlerin yaşandığı bölge; batıda akdenizin kuzeyde anadolu yaylalarının, doğuda zagros dağlarının güneyde ise arap yarımadasının sınırlandığı alan içinde başlamıştır. tanımlanan bu bölge bugünkü suriye, irak, lübnan, ürdün ve israil ile türkiyenin g. doğu anadolu bölgesi ve dicle ve fırat ırmaklarının verimli vadilerini içine alır. kültüre alınan bitkilerden bazıları; buğday, arpa, mercimek, bezelye, burçak, keten, kenevirdir. bugünkü buğday üç gruba ayrıldığında; yumuşak buğday(triticum vulgare), emmer(triticum dicoccum) ve einkorn(triticum monococcum) görülür.
tarımsal gelişmenin yaşandığı ikinci ana bölge g. doğu asyadır. bu bölgedeki tarımın temelleri kuzeyindeki yarı-kurak lös düzlüklerinde yatmaktadır. tarım ürünleri yakındığudan farklı olarak akdarı ve pirince dayanıyordu. yakındoğu ve amerikadan ayıran önemli fark çinde tarımın ilk bin yılını tohumlu ekin üretimine dayandırmalarıdır.
orta amerika, tarımın geliştiği üç ana bölgenin sonuncusudur. günümüzde guatemala, belize, hondurasın bazı bölümleri ve meksikanın güneyi ile doğusundaki bölümleri kaplayan alanda başlamıştır. daha önce doğadan topladıkları çeşitli bitkileri yetiştirmek için küçük bahçeler oluşturarak tarıma ilk adımlarını atmışlardır. kültüre aldıkları bitkiler arasında kırmızıbiber, domates, avokado, kabak, su kabağı, mısır ve fasulye çeşitleri vardır.
tarımın, dünyanın diğer bölgelerindeki gelişimini izlemek çok daha zordur. bunun sebepleri arasında bu bölgelerde daha az arkeolojik incelemenin olması, bitki kalıntılarının iyi korunamamış olması ve de birçok bitkinin ehlileştirildikten sonra pek fazla değişiklik göstermemiş olmasıdır. ehlileştirilmiş buğday-arpaya dayanan yaşam biçimi avrupadaki farklı ekosistemlere ve iklimlere uyum sağlamakta zorlandı. bitkilerin %90ının yakındoğudakilerle aynı olmasına rağmen tarım, tuna ve ren ile dinyester bölgesinin kolay işlenebilir torakları, danimarka ve g. isveçe kadar süreklilik sağladı. bunun dışındaki bölgeler avcı-toplayıcı yaşam biçimlerini devam ettiriyordu. avrupada tarım yik ve yak metoduyla yapılıyordu. ağaçlar kesilip zemin ateşe verilerek belli bir bölge temizlenmiş oluyordu. yangın külleri gübre vazifesi görerek toprak zenginleşiyordu.
bitkilerin kültüre alınmasıyla orantılı olarak insan-hayvan ilişkisi de yoğunlaşmaktaydı. besin üretimine geçiş toplulukları hasat edecekleri alanları yabani hayvan sürülerine karşı koruma gereği duymuş olabilirler. bunun için de en etkili koruma, yabani hayvan sürülerini toplu tutmak ya da toptan avlamaktı. hayvan sürülerini toplu tutmak için köpeğin (evcilleştirilen ilk hayvan) insana yardım etmiş olduğuna dair ortak görüşler vardır. bu yolla insanoğlu yakaladığı yabanıl hayvanları göz altında bulunduruyor, onların beslenmesini ve çoğalmasını denetlemeyi öğreniyordu. hayvan türlerinin evcilleşmesinde insanların bilinçli ve maksatlı seçimi, evcil türlerin çoğalmasına yardımcı olurken, vahşi türleri avlayarak tüketmeye çalışmıştır. evcilleştirilip ekonomik açıdan kullanılan hayvanların ilki koyun olmakla birlikte bunu keçi, sığır ve domuz izlemektedir.
tarım, besinlerin bireyler ya da daha büyük kuruluşlar tarafından sahiplenilmesi düşüncesini doğurmuştur. tarlalarda ürün yetiştirme ve hayvan sürüleri besleme etkinlikleri kullanılan kaynakların ve üretilen besinlerin mal olarak görülmesine yol açmış; bu etkinlikler sırasında avcılık-toplayıcılığa oranla daha fazla zaman ve çaba harcanmasına karşın daha küçük bir alandan, çok daha fazla miktarda besin sağlanmaktadır.
bu dönemde sadece doğaya bağlı bir yaşam yerine, doğaya hakim, üretici bir ekonomi düzenine geçilir. üretimle kontrol altına alınan besin yiyecek garantisini oluşturarak, belkide insanı bugüne getiren en büyük becerilerden biridir. farklı besin tüketimi genellikle değişik besin tercihinden çok coğrafi, teknolojik ve kültürel yaşam şartlarına bağlıydı. avcı-toplayıcı gruplar çevre anlayışları açısından pasif olmamakla birlikte, doğal ekosistemlere müdahele etmek de dahil olmak üzere birçok farklı eylemde bulunmuşlardı. örneğin, yabani bitkilerden yararlanma, belirli bitki türlerini aşama aşama seçip ehlileştirmek...
besin üreticiliğinin ortaya çıkışındaki iklimsel ve kültürel etkenlerin neler olduğu ve bunun sonuçları tartışmalardaki en önemli sorundur. neolitikleşme; doğa, insan, kültür, teknoloji gibi birçok ögenin ortak etkileşimiyle gerçekleşmiştir. bu süreci tanımlayan üretimciliğe geçiş de bu etkileşmenin belkide en önemli sonucudur. hayvan ve bitkilerin kültüre alınmasında doğal seçilim ya da ayıklanmaya ek olarak, kültürel seçim ve ayıklama önem kazanmıştır. insanoğlu; bitki ve hayvan genetiğindeki mutasyonlardan, kendi çıkarı yönünde yararlanmıştır.
besin üretimine geçiş, dünyanın benzer fakat birbirinden çok uzak üç bölgesinde; yakındoğu, orta ve güney amerika ile güneydoğu asyada birbirinden bağımsız olarak başlamıştır. bu dönem, yakındoğuda mö 10.000lerden sonraki yaklaşık 3500 yıllık uzun bir süreçte, orta ve g. amerikada mö 6000lerde; g. doğu asyada ise mö 4000lere tarihlenmektedir.
yakındoğuda ilk değişimlerin yaşandığı bölge; batıda akdenizin kuzeyde anadolu yaylalarının, doğuda zagros dağlarının güneyde ise arap yarımadasının sınırlandığı alan içinde başlamıştır. tanımlanan bu bölge bugünkü suriye, irak, lübnan, ürdün ve israil ile türkiyenin g. doğu anadolu bölgesi ve dicle ve fırat ırmaklarının verimli vadilerini içine alır. kültüre alınan bitkilerden bazıları; buğday, arpa, mercimek, bezelye, burçak, keten, kenevirdir. bugünkü buğday üç gruba ayrıldığında; yumuşak buğday(triticum vulgare), emmer(triticum dicoccum) ve einkorn(triticum monococcum) görülür.
tarımsal gelişmenin yaşandığı ikinci ana bölge g. doğu asyadır. bu bölgedeki tarımın temelleri kuzeyindeki yarı-kurak lös düzlüklerinde yatmaktadır. tarım ürünleri yakındığudan farklı olarak akdarı ve pirince dayanıyordu. yakındoğu ve amerikadan ayıran önemli fark çinde tarımın ilk bin yılını tohumlu ekin üretimine dayandırmalarıdır.
orta amerika, tarımın geliştiği üç ana bölgenin sonuncusudur. günümüzde guatemala, belize, hondurasın bazı bölümleri ve meksikanın güneyi ile doğusundaki bölümleri kaplayan alanda başlamıştır. daha önce doğadan topladıkları çeşitli bitkileri yetiştirmek için küçük bahçeler oluşturarak tarıma ilk adımlarını atmışlardır. kültüre aldıkları bitkiler arasında kırmızıbiber, domates, avokado, kabak, su kabağı, mısır ve fasulye çeşitleri vardır.
tarımın, dünyanın diğer bölgelerindeki gelişimini izlemek çok daha zordur. bunun sebepleri arasında bu bölgelerde daha az arkeolojik incelemenin olması, bitki kalıntılarının iyi korunamamış olması ve de birçok bitkinin ehlileştirildikten sonra pek fazla değişiklik göstermemiş olmasıdır. ehlileştirilmiş buğday-arpaya dayanan yaşam biçimi avrupadaki farklı ekosistemlere ve iklimlere uyum sağlamakta zorlandı. bitkilerin %90ının yakındoğudakilerle aynı olmasına rağmen tarım, tuna ve ren ile dinyester bölgesinin kolay işlenebilir torakları, danimarka ve g. isveçe kadar süreklilik sağladı. bunun dışındaki bölgeler avcı-toplayıcı yaşam biçimlerini devam ettiriyordu. avrupada tarım yik ve yak metoduyla yapılıyordu. ağaçlar kesilip zemin ateşe verilerek belli bir bölge temizlenmiş oluyordu. yangın külleri gübre vazifesi görerek toprak zenginleşiyordu.
bitkilerin kültüre alınmasıyla orantılı olarak insan-hayvan ilişkisi de yoğunlaşmaktaydı. besin üretimine geçiş toplulukları hasat edecekleri alanları yabani hayvan sürülerine karşı koruma gereği duymuş olabilirler. bunun için de en etkili koruma, yabani hayvan sürülerini toplu tutmak ya da toptan avlamaktı. hayvan sürülerini toplu tutmak için köpeğin (evcilleştirilen ilk hayvan) insana yardım etmiş olduğuna dair ortak görüşler vardır. bu yolla insanoğlu yakaladığı yabanıl hayvanları göz altında bulunduruyor, onların beslenmesini ve çoğalmasını denetlemeyi öğreniyordu. hayvan türlerinin evcilleşmesinde insanların bilinçli ve maksatlı seçimi, evcil türlerin çoğalmasına yardımcı olurken, vahşi türleri avlayarak tüketmeye çalışmıştır. evcilleştirilip ekonomik açıdan kullanılan hayvanların ilki koyun olmakla birlikte bunu keçi, sığır ve domuz izlemektedir.
tarım, besinlerin bireyler ya da daha büyük kuruluşlar tarafından sahiplenilmesi düşüncesini doğurmuştur. tarlalarda ürün yetiştirme ve hayvan sürüleri besleme etkinlikleri kullanılan kaynakların ve üretilen besinlerin mal olarak görülmesine yol açmış; bu etkinlikler sırasında avcılık-toplayıcılığa oranla daha fazla zaman ve çaba harcanmasına karşın daha küçük bir alandan, çok daha fazla miktarda besin sağlanmaktadır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar