bugün
- sen farklısın diyen erkek14
- sözlük ablası9
- 15 ekim 2026 hoffenheim beşiktaş maçı15
- gün 40 saat olsaydı7
- beni seviyor musun sözlük9
- queen ravenna ve gücü7
- aquila bicipite5
- napıyosun bakiyim gece gece9
- cuma namazına gitmek yerine sözlükte takılmak7
- bütün yazarların bir gün öleceklerini düşünmek5
- annenin tüm gün trt haber seyretmesi4
- ikinci kez sünnet olmak11
- köpeği hakaret olarak kullanmak13
- cinler bilinçaltı karanlığında yaşamaktadır7
- beşiktaş6
- said nursi denilince akla gelen şeyler16
- gay diyerek hakaret ettiğini sanan insan10
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı70
- evde çiçek yetiştiren erkek19
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek33
- tengir budun neden sözlükte yazmıyor artık6
- özelime gel gel yapan kız hareketleri3
- iltica26
- bu saatte karton topluyormuş haspa3
- dünyanın altı günde yaratılması3
- annenin ölmesi5
- görünen bir varlık tarafından saldırıya uğramak2
- bir erkeği yakışıklı gösteren 3 şey6
- azerbaycan sünni ülkesiymiş gibi algı yapmak6
- eylül lize kandemir2
- cinsel organlı sinkaf cümlesi kuran varoş kız3
- abd israil vs türkiye farkı18
- yağmur yağınca açılmayan orospu çocuğu şemsiye6
- arkadaşlar ben hapise giriyorum7
- gs ve fbnin 2 maçta 7şer gol yemesi7
- sözcü ve now tv de kapatılır mı6
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı87
- arkadaşlar çok sıkıcısınız10
- ayrıldık36
- tavuk eti4
- fake hesapla atar gider yapan yazar4
- eski sevgiliye mesaj atma bahaneleri8
- 666 entry2
- 623 000 bin asker kaçağı10
- affedersiniz ama kartoncu12
- sözlükte aslında anonim kimsenin olmaması5
- türkiye'nin suudi arabistan'a askeri desteği6
- kartoncu gey5
- pes 20133
- komünizm gelince herkes mutlu olacak sanan kişi3
insanoğlu, yaklaşık iki milyon yıl boyunca toplayıcılık, sürü besleyiciliği ve avcılık yaparak yaşamını sürdürdü. beslenme gereksinimi, insana gıdasını elde edecek araçlar, fikirler geliştirmek zorunluluğu doğurur. ekin yetiştirmek, hayvanlar için otlaklar oluşturabilmek amacıyla doğal ekosistemlerde büyük değişiklikler yapılmasıyla; birkaç bin yıllık süre içinde tamamen değişik bir yaşam türü ortaya çıktı.
bu dönemde sadece doğaya bağlı bir yaşam yerine, doğaya hakim, üretici bir ekonomi düzenine geçilir. üretimle kontrol altına alınan besin yiyecek garantisini oluşturarak, belkide insanı bugüne getiren en büyük becerilerden biridir. farklı besin tüketimi genellikle değişik besin tercihinden çok coğrafi, teknolojik ve kültürel yaşam şartlarına bağlıydı. avcı-toplayıcı gruplar çevre anlayışları açısından pasif olmamakla birlikte, doğal ekosistemlere müdahele etmek de dahil olmak üzere birçok farklı eylemde bulunmuşlardı. örneğin, yabani bitkilerden yararlanma, belirli bitki türlerini aşama aşama seçip ehlileştirmek...
besin üreticiliğinin ortaya çıkışındaki iklimsel ve kültürel etkenlerin neler olduğu ve bunun sonuçları tartışmalardaki en önemli sorundur. neolitikleşme; doğa, insan, kültür, teknoloji gibi birçok ögenin ortak etkileşimiyle gerçekleşmiştir. bu süreci tanımlayan üretimciliğe geçiş de bu etkileşmenin belkide en önemli sonucudur. hayvan ve bitkilerin kültüre alınmasında doğal seçilim ya da ayıklanmaya ek olarak, kültürel seçim ve ayıklama önem kazanmıştır. insanoğlu; bitki ve hayvan genetiğindeki mutasyonlardan, kendi çıkarı yönünde yararlanmıştır.
besin üretimine geçiş, dünyanın benzer fakat birbirinden çok uzak üç bölgesinde; yakındoğu, orta ve güney amerika ile güneydoğu asyada birbirinden bağımsız olarak başlamıştır. bu dönem, yakındoğuda mö 10.000lerden sonraki yaklaşık 3500 yıllık uzun bir süreçte, orta ve g. amerikada mö 6000lerde; g. doğu asyada ise mö 4000lere tarihlenmektedir.
yakındoğuda ilk değişimlerin yaşandığı bölge; batıda akdenizin kuzeyde anadolu yaylalarının, doğuda zagros dağlarının güneyde ise arap yarımadasının sınırlandığı alan içinde başlamıştır. tanımlanan bu bölge bugünkü suriye, irak, lübnan, ürdün ve israil ile türkiyenin g. doğu anadolu bölgesi ve dicle ve fırat ırmaklarının verimli vadilerini içine alır. kültüre alınan bitkilerden bazıları; buğday, arpa, mercimek, bezelye, burçak, keten, kenevirdir. bugünkü buğday üç gruba ayrıldığında; yumuşak buğday(triticum vulgare), emmer(triticum dicoccum) ve einkorn(triticum monococcum) görülür.
tarımsal gelişmenin yaşandığı ikinci ana bölge g. doğu asyadır. bu bölgedeki tarımın temelleri kuzeyindeki yarı-kurak lös düzlüklerinde yatmaktadır. tarım ürünleri yakındığudan farklı olarak akdarı ve pirince dayanıyordu. yakındoğu ve amerikadan ayıran önemli fark çinde tarımın ilk bin yılını tohumlu ekin üretimine dayandırmalarıdır.
orta amerika, tarımın geliştiği üç ana bölgenin sonuncusudur. günümüzde guatemala, belize, hondurasın bazı bölümleri ve meksikanın güneyi ile doğusundaki bölümleri kaplayan alanda başlamıştır. daha önce doğadan topladıkları çeşitli bitkileri yetiştirmek için küçük bahçeler oluşturarak tarıma ilk adımlarını atmışlardır. kültüre aldıkları bitkiler arasında kırmızıbiber, domates, avokado, kabak, su kabağı, mısır ve fasulye çeşitleri vardır.
tarımın, dünyanın diğer bölgelerindeki gelişimini izlemek çok daha zordur. bunun sebepleri arasında bu bölgelerde daha az arkeolojik incelemenin olması, bitki kalıntılarının iyi korunamamış olması ve de birçok bitkinin ehlileştirildikten sonra pek fazla değişiklik göstermemiş olmasıdır. ehlileştirilmiş buğday-arpaya dayanan yaşam biçimi avrupadaki farklı ekosistemlere ve iklimlere uyum sağlamakta zorlandı. bitkilerin %90ının yakındoğudakilerle aynı olmasına rağmen tarım, tuna ve ren ile dinyester bölgesinin kolay işlenebilir torakları, danimarka ve g. isveçe kadar süreklilik sağladı. bunun dışındaki bölgeler avcı-toplayıcı yaşam biçimlerini devam ettiriyordu. avrupada tarım yik ve yak metoduyla yapılıyordu. ağaçlar kesilip zemin ateşe verilerek belli bir bölge temizlenmiş oluyordu. yangın külleri gübre vazifesi görerek toprak zenginleşiyordu.
bitkilerin kültüre alınmasıyla orantılı olarak insan-hayvan ilişkisi de yoğunlaşmaktaydı. besin üretimine geçiş toplulukları hasat edecekleri alanları yabani hayvan sürülerine karşı koruma gereği duymuş olabilirler. bunun için de en etkili koruma, yabani hayvan sürülerini toplu tutmak ya da toptan avlamaktı. hayvan sürülerini toplu tutmak için köpeğin (evcilleştirilen ilk hayvan) insana yardım etmiş olduğuna dair ortak görüşler vardır. bu yolla insanoğlu yakaladığı yabanıl hayvanları göz altında bulunduruyor, onların beslenmesini ve çoğalmasını denetlemeyi öğreniyordu. hayvan türlerinin evcilleşmesinde insanların bilinçli ve maksatlı seçimi, evcil türlerin çoğalmasına yardımcı olurken, vahşi türleri avlayarak tüketmeye çalışmıştır. evcilleştirilip ekonomik açıdan kullanılan hayvanların ilki koyun olmakla birlikte bunu keçi, sığır ve domuz izlemektedir.
tarım, besinlerin bireyler ya da daha büyük kuruluşlar tarafından sahiplenilmesi düşüncesini doğurmuştur. tarlalarda ürün yetiştirme ve hayvan sürüleri besleme etkinlikleri kullanılan kaynakların ve üretilen besinlerin mal olarak görülmesine yol açmış; bu etkinlikler sırasında avcılık-toplayıcılığa oranla daha fazla zaman ve çaba harcanmasına karşın daha küçük bir alandan, çok daha fazla miktarda besin sağlanmaktadır.
bu dönemde sadece doğaya bağlı bir yaşam yerine, doğaya hakim, üretici bir ekonomi düzenine geçilir. üretimle kontrol altına alınan besin yiyecek garantisini oluşturarak, belkide insanı bugüne getiren en büyük becerilerden biridir. farklı besin tüketimi genellikle değişik besin tercihinden çok coğrafi, teknolojik ve kültürel yaşam şartlarına bağlıydı. avcı-toplayıcı gruplar çevre anlayışları açısından pasif olmamakla birlikte, doğal ekosistemlere müdahele etmek de dahil olmak üzere birçok farklı eylemde bulunmuşlardı. örneğin, yabani bitkilerden yararlanma, belirli bitki türlerini aşama aşama seçip ehlileştirmek...
besin üreticiliğinin ortaya çıkışındaki iklimsel ve kültürel etkenlerin neler olduğu ve bunun sonuçları tartışmalardaki en önemli sorundur. neolitikleşme; doğa, insan, kültür, teknoloji gibi birçok ögenin ortak etkileşimiyle gerçekleşmiştir. bu süreci tanımlayan üretimciliğe geçiş de bu etkileşmenin belkide en önemli sonucudur. hayvan ve bitkilerin kültüre alınmasında doğal seçilim ya da ayıklanmaya ek olarak, kültürel seçim ve ayıklama önem kazanmıştır. insanoğlu; bitki ve hayvan genetiğindeki mutasyonlardan, kendi çıkarı yönünde yararlanmıştır.
besin üretimine geçiş, dünyanın benzer fakat birbirinden çok uzak üç bölgesinde; yakındoğu, orta ve güney amerika ile güneydoğu asyada birbirinden bağımsız olarak başlamıştır. bu dönem, yakındoğuda mö 10.000lerden sonraki yaklaşık 3500 yıllık uzun bir süreçte, orta ve g. amerikada mö 6000lerde; g. doğu asyada ise mö 4000lere tarihlenmektedir.
yakındoğuda ilk değişimlerin yaşandığı bölge; batıda akdenizin kuzeyde anadolu yaylalarının, doğuda zagros dağlarının güneyde ise arap yarımadasının sınırlandığı alan içinde başlamıştır. tanımlanan bu bölge bugünkü suriye, irak, lübnan, ürdün ve israil ile türkiyenin g. doğu anadolu bölgesi ve dicle ve fırat ırmaklarının verimli vadilerini içine alır. kültüre alınan bitkilerden bazıları; buğday, arpa, mercimek, bezelye, burçak, keten, kenevirdir. bugünkü buğday üç gruba ayrıldığında; yumuşak buğday(triticum vulgare), emmer(triticum dicoccum) ve einkorn(triticum monococcum) görülür.
tarımsal gelişmenin yaşandığı ikinci ana bölge g. doğu asyadır. bu bölgedeki tarımın temelleri kuzeyindeki yarı-kurak lös düzlüklerinde yatmaktadır. tarım ürünleri yakındığudan farklı olarak akdarı ve pirince dayanıyordu. yakındoğu ve amerikadan ayıran önemli fark çinde tarımın ilk bin yılını tohumlu ekin üretimine dayandırmalarıdır.
orta amerika, tarımın geliştiği üç ana bölgenin sonuncusudur. günümüzde guatemala, belize, hondurasın bazı bölümleri ve meksikanın güneyi ile doğusundaki bölümleri kaplayan alanda başlamıştır. daha önce doğadan topladıkları çeşitli bitkileri yetiştirmek için küçük bahçeler oluşturarak tarıma ilk adımlarını atmışlardır. kültüre aldıkları bitkiler arasında kırmızıbiber, domates, avokado, kabak, su kabağı, mısır ve fasulye çeşitleri vardır.
tarımın, dünyanın diğer bölgelerindeki gelişimini izlemek çok daha zordur. bunun sebepleri arasında bu bölgelerde daha az arkeolojik incelemenin olması, bitki kalıntılarının iyi korunamamış olması ve de birçok bitkinin ehlileştirildikten sonra pek fazla değişiklik göstermemiş olmasıdır. ehlileştirilmiş buğday-arpaya dayanan yaşam biçimi avrupadaki farklı ekosistemlere ve iklimlere uyum sağlamakta zorlandı. bitkilerin %90ının yakındoğudakilerle aynı olmasına rağmen tarım, tuna ve ren ile dinyester bölgesinin kolay işlenebilir torakları, danimarka ve g. isveçe kadar süreklilik sağladı. bunun dışındaki bölgeler avcı-toplayıcı yaşam biçimlerini devam ettiriyordu. avrupada tarım yik ve yak metoduyla yapılıyordu. ağaçlar kesilip zemin ateşe verilerek belli bir bölge temizlenmiş oluyordu. yangın külleri gübre vazifesi görerek toprak zenginleşiyordu.
bitkilerin kültüre alınmasıyla orantılı olarak insan-hayvan ilişkisi de yoğunlaşmaktaydı. besin üretimine geçiş toplulukları hasat edecekleri alanları yabani hayvan sürülerine karşı koruma gereği duymuş olabilirler. bunun için de en etkili koruma, yabani hayvan sürülerini toplu tutmak ya da toptan avlamaktı. hayvan sürülerini toplu tutmak için köpeğin (evcilleştirilen ilk hayvan) insana yardım etmiş olduğuna dair ortak görüşler vardır. bu yolla insanoğlu yakaladığı yabanıl hayvanları göz altında bulunduruyor, onların beslenmesini ve çoğalmasını denetlemeyi öğreniyordu. hayvan türlerinin evcilleşmesinde insanların bilinçli ve maksatlı seçimi, evcil türlerin çoğalmasına yardımcı olurken, vahşi türleri avlayarak tüketmeye çalışmıştır. evcilleştirilip ekonomik açıdan kullanılan hayvanların ilki koyun olmakla birlikte bunu keçi, sığır ve domuz izlemektedir.
tarım, besinlerin bireyler ya da daha büyük kuruluşlar tarafından sahiplenilmesi düşüncesini doğurmuştur. tarlalarda ürün yetiştirme ve hayvan sürüleri besleme etkinlikleri kullanılan kaynakların ve üretilen besinlerin mal olarak görülmesine yol açmış; bu etkinlikler sırasında avcılık-toplayıcılığa oranla daha fazla zaman ve çaba harcanmasına karşın daha küçük bir alandan, çok daha fazla miktarda besin sağlanmaktadır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar