bugün
- flört etmeyen liberter öğretmen3
- ölümden korkuyor musunuz11
- queen feristah15
- hiç bir diktatör iç savaş çıkarmadan gitmez10
- ayı dövmenin aslında zor olmaması10
- mazotun yarım litresi 50 tl25
- bir bela geliyor29
- erkeklerin her konuşmayı flörte bağlaması6
- işiniz gücünüz yok mu11
- fusya semsiyeli yabanci20
- gocu43
- bir kadın uğruna hayatını değiştirmek5
- hafızayı sildirmek6
- ayıyla güreşmek7
- gecenin şarkısı18
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek8
- karı diyen öküzleri gırtlaklama isteği10
- bir kadından hoşlanmak3
- sözlükte en çok sevdiğiniz olay7
- sözlükten korkmak5
- matrix te yaşadığımız gerçeği4
- açık oylayan favlayan msj atan nickaltı giren kız6
- arkadaşlar çabuk buraya bakın5
- melatonin2
- zalbert ramstein4
- insanları imcitmeyi havalı bir şey sanan ibneler6
- eve gelen escorta lahmacun söylemek5
- uludağ itiraf15
- erkekler neden evlenmek ister15
- sözlük yazarlarının gerçek adları41
- apo'nun villası11
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya14
- kendin hakkında bir entry bırak9
- gerçeğin önemi kalmadığı gerçeği3
- 195 kaslı pilot14
- uludağ sözlük evreni8
- intihar düşüncesi2
- nervio12
- donald trump'un türk askerini övmesi10
- kürdü sevin21
- bilin bakalım ben kimin fakesiyim6
- izmirbeyefendisi'nin şemsiyeli olması6
- sözlüğün insanı dertlendirmesi5
- yağmurda ıslanınca murat kekilli ye benzeyen kız4
- hasan atilla uğur14
- para yok huzur var11
- arkadaşlar çok kırıcısınız6
- sevilen kişiden sevilen şarkıyı dinlemek2
- mazotun litresi 101 lira35
- heyt bea gocu mu5
metinlerde anlam avına çıkmışken kendimiz hakkında keşfettiğimiz hakikatler,
aslında birbirimizle iletişim kurmanın, anlaşmanın, ortak yanlar bulmanın,
ve en nihayet, ortak faaliyet ve eylem alanları yaratmanın önşartıdır.
Pratikte bir anlamı olacak hakikatler, vahiyler ve tebliğlerde, ya da
üstün yetenekli/dâhi/ermiş bireylerin zihninde değil, bireyler arasındaki
etkileşim alanında doğar ve anlaşılır. Tam da bu yüzden, mutlak, tek ve
nesnel bir hakikatin varlığından, anlaşılabilirliğinden ve aktarılabilirliğinden
ne kadar kuşku duyarsak, hakikat arama gayretimizi de o denli arttıracağız
demektir.
Postmodern inanç sisteminde, özne hakikate önce kendi başına vasıl olur ve
daha sonra, bu özneler arasında tartışma/pazarlık yoluyla mutabakatlar aranır.
Oysa benim savunduğum durum bunun tersi: Hakikatin kendisi özneler arası alanda
ortaya çıkabilir ancak. Bireyleşme topluluğun kendisindedir, sonuç arayıştadır,
nesnellik öznelerin etkileşiminden doğar. Marx ve Engels daha 1844'te,
'Alman ideolojisi'nde şöyle diyorlardı:
insan terimin gerçek anlamıyla bir Zoon politikon'dur [toplumsal hayvan,
şehirde yaşayan hayvan], yalnızca sürü halinde yaşayan bir hayvan değil,
kendisini ancak toplumun ortasında bireyleştirebilen bir hayvandır.
Özneler ancak toplumun içinde, birbirleriyle sürekli değişen ilişkiler kuran ve
bu ilişkiler yoluyla (gene sürekli değişen) nesnellikler yaratan bireylerdir.
Öznelerin öncesinde ve onlar olmasa da gene varolacak bir 'Gerçek' tabii ki
vardır; ancak o 'Gerçek' sembolik düzenin, yani insanların dil yoluyla/dil
olarak kurdukları düzenin terimleriyle algılanabilir/anlaşılabilir değildir.
'Gerçek'i geçici bir an için bile olsa anlamlandırılabilir kılmak, ona bir anlam,
değer, yanlılık ve amaçlılık yükleyebilmek için, gene aynı geçici an için
dili dil-ötesine dönüştürmek, öznelerarası alanda özne-aşırı bir ortak
özne/nesne yaratmak gerekir, ki bu an da ancak ''devrimci pratik'' olarak
anlaşılabilir.''
kaynak: bülent somay - bir şeyler eksik
aslında birbirimizle iletişim kurmanın, anlaşmanın, ortak yanlar bulmanın,
ve en nihayet, ortak faaliyet ve eylem alanları yaratmanın önşartıdır.
Pratikte bir anlamı olacak hakikatler, vahiyler ve tebliğlerde, ya da
üstün yetenekli/dâhi/ermiş bireylerin zihninde değil, bireyler arasındaki
etkileşim alanında doğar ve anlaşılır. Tam da bu yüzden, mutlak, tek ve
nesnel bir hakikatin varlığından, anlaşılabilirliğinden ve aktarılabilirliğinden
ne kadar kuşku duyarsak, hakikat arama gayretimizi de o denli arttıracağız
demektir.
Postmodern inanç sisteminde, özne hakikate önce kendi başına vasıl olur ve
daha sonra, bu özneler arasında tartışma/pazarlık yoluyla mutabakatlar aranır.
Oysa benim savunduğum durum bunun tersi: Hakikatin kendisi özneler arası alanda
ortaya çıkabilir ancak. Bireyleşme topluluğun kendisindedir, sonuç arayıştadır,
nesnellik öznelerin etkileşiminden doğar. Marx ve Engels daha 1844'te,
'Alman ideolojisi'nde şöyle diyorlardı:
insan terimin gerçek anlamıyla bir Zoon politikon'dur [toplumsal hayvan,
şehirde yaşayan hayvan], yalnızca sürü halinde yaşayan bir hayvan değil,
kendisini ancak toplumun ortasında bireyleştirebilen bir hayvandır.
Özneler ancak toplumun içinde, birbirleriyle sürekli değişen ilişkiler kuran ve
bu ilişkiler yoluyla (gene sürekli değişen) nesnellikler yaratan bireylerdir.
Öznelerin öncesinde ve onlar olmasa da gene varolacak bir 'Gerçek' tabii ki
vardır; ancak o 'Gerçek' sembolik düzenin, yani insanların dil yoluyla/dil
olarak kurdukları düzenin terimleriyle algılanabilir/anlaşılabilir değildir.
'Gerçek'i geçici bir an için bile olsa anlamlandırılabilir kılmak, ona bir anlam,
değer, yanlılık ve amaçlılık yükleyebilmek için, gene aynı geçici an için
dili dil-ötesine dönüştürmek, öznelerarası alanda özne-aşırı bir ortak
özne/nesne yaratmak gerekir, ki bu an da ancak ''devrimci pratik'' olarak
anlaşılabilir.''
kaynak: bülent somay - bir şeyler eksik
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar