bugün

bir erik stinus şiiri :

yalnızca üç gün üç gece aç kalana ne mutlu.
döşeme tahtaları, üşüyen ve aç insanların
ateşiyle kararmış,
mutfaksız ve ıssız,
ama gün doğarken kadınlar ve koyunların,
hüzünlü nöbetçiler ve kuzgunların
buluştukları bir kuyu olduğu için avluda
ve çekip gitmediği için umut,
oturulabilir durumdaki bir otelde
bir kez gözaltına alınmış.
ve cezanın daha uzun süreceğini sanmalarına karşın
yalnızca iki kez
bir hücreye kapatılmış olanlara ne mutlu.
asker, çeteci ya da ermiş
olmasalar bile,
ölüm tehlikesi içinde yaşayıp
nedensiz korku duymayanlara ne mutlu.
trenlerin durduğu
köyleri ve kentleri,
mis kokulu gölgeler ve takımyıldızlar gibi
gemileri kendine çeken limanları,
gerçekte ve düşlerde
üzerinden uçtuğu adaları
anımsadığı halde,
bütün dilleri öğrenip
bilineni yeniden bulgulayanlara ne mutlu.
ilk yolculuğun vardığı yerleri,
bütün o dost çehreleri
ve ezgiler dolu o mektupları
uzun zaman anımsayıp
çok seyrek sonuç verse bile,
her sözcüğü birbirine uyan
beklenmedik anlarda doğuvermiş şarkılardan
bir dörtlüğü, bir dizeyi, bir titremi
yakalamak için ter döken,
geriye dönebilmiş yolculara ne mutlu.
diktiği ağacın yetiştiğini,
ekinin harmana dönüştüğünü
görenlere ne mutlu.
uzak bir yolda
birden dönüşünü şaşıran,
bir son durakta
uzaklardan haber soran
bir başka yolcuyla karşılaşmış yolcuya ne mutlu.
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.