bugün
- günün şiiri17
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları29
- ragnar rockefeller38
- sevilen kadının orasını burasını yalamak4
- ilk buluşmada evden kek getiren kız19
- insanların neden böyle olması4
- sözlük yazarlarının trileçeleri19
- 665 kırkpınar yağlı güreşleri2
- market poşetini tek seferde açamayan insan2
- bursa da geri dönüşüm tesisinde yangın2
- true nickli yazar6
- sürekli özür dileme kültürü2
- erkeklerin mental olarak daha güçlü olması12
- uzun yol araba yolculuğunu çekilir yapacak şey7
- ona bir şey söyle12
- gocu'nun sağlığı3
- arkadaşlar derin şeyler düşünüyorum6
- ilk buluşmada masa altından aleti yoklayan kız13
- evde kalmış 30 yaş üstü kadın yazarlar18
- erling braut haaland3
- deniz göktaş35
- lahmacunun yanında ne içilir10
- çocukken içine kapanık olmak5
- ciddi ciddi aşure seven insan30
- aylık 336 bin lira iyi para mıdır sorunsalı5
- babalarımız gibi erkeklerin yetişmemesi13
- bir ilişkiyi kim yönetir22
- selülit kadına yakışıyor4
- türklerin tembel bir millet olması8
- kocaman kelebek girdi dışarıdan3
- cennet mahallesi göttingenli ethem2
- velvet33
- ankara da nato zirvesi2
- viski içen erkek seksiliği4
- gay sevgiliye lezbiyen bir kızın musallat olması7
- sözlükteki birader adı altındaki masonik yapılanma2
- serdal adalı2
- uysaljakoben3
- götüngenli ethem2
- bir amaca hizmet etmek4
- evli olduğunu saklayan kişi8
- cd devrinin bitmesi8
- sevgiliye alınabilecek 200 tl altı hediyeler5
- babamın hiç 31 çekmemesi5
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği35
- pandela 319
- eşinize kaç gram altın mehir verdiniz3
- gocu meme ucu5
- daha önce başkasına nude atmış kızla evlenmek2
- nato4
1979 yılından itibaren kendi deyimiyle "anlamlı kitaplar" yazmayı bırakarak kanımca çok hayırlı bir iş yapmış olan fransız yazar. Bu tarihten sonra çocuk kitapları ve polisyelerle haşır neşir olmuştur.Ve ne mutlu bize ki bu sayede polisye aleminin en masum kahramını Benjamin Malausseneile tanışmışızdır
Pennac 1983'ten beri Fransa'da çok ünlü. Hatta bu polisiyelerdeki yaşam biçimini taklit eden birkaç apartman sakini, toplu yaşamaya başlamış, Pennac'ın esprilerini yapmaya ve her gün iki Pennac aforizmasını tekrarlamaya adamışlar kendilerini. (Ah şu inanç, dışarıdan seyredildiğinde insanı ne kadar utandırır.) Pennac "stil ile anlatı arasında tercih yapmamayı" seçiyor. Geçen zamanın öyküsünü yazıyor. "Şiir ve mizah dolu sagalar yazarak, ortada gülmek için hiçbir neden olmamasına rağmen" okurunu çok güldürüyor. Böylece Fransa'da Pennac fenomeni başlıyor. Ödüller alıyor, televizyonlarda, radyolarda sesi duyuluyor. Paris'in Arap, Türk mahallesi Belleville'de yaşıyor. Oradaki insanların, karmaşanın hayranı...
Polisiye, gülünç, tuhaf ama gerçeğin çok yakınında dolaşan bir öykü. Pennac'ın mizah yönü (Malausséne'in iç konuşmaları!) kitabın başından sonuna kadar hissettiriyor kendisini. Bunda titiz çevirinin payı da çok büyük. Ama her şeyden önce, Pennac'ın "elimizde kalan yegâne ve en temel değer" olarak nitelediği içtenlik, okurun hemen olan biten tüm bu tuhaflıklara ısınmasını sağlıyor....
Kahramanı:
Benjamin Malausséne
SiLAHLI PERi
Silahlı Peri'de neler yok ki? Yaşlı kadınlara musallat olan bir katil, sert görünmeye çalışan polisler, uyuşturucu ticareti, Paris'in banliyösü Belleville ve dünyanın dört bir yanından gelen insanlar... Bu arada bir polis şefi, kenti parselleyen bir mimar-müteahhit ve bir müsteşar hiç de tekin olmayan işlerle uğraşıyorlar. Hikâye bir yerlerden tanıdık geliyor, ama acaba nereden?
Pennac'ın kitaplarında anlatılanlar bugünün dünyasının küçük bir modeli gibi. Yazar çocukların, yaşlıların, Arapların, yoksulların ve Afrikalıların, kendilerine sorulmadan içine atıldıkları bu dünyadan çıkarak başka bir hayat aramalarını anlatıyor; üstelik kahramanlarının her şeye rağmen süren canlılığını ve neşesini kitabına başarıyla taşıyarak.
Modanın, sanatın, kültürün beşiği olarak tanıdığımız Paris, Pennac'ın kitabında farklı bir yüzüyle çıkıyor karşımıza. Balzac'ın insanlık Komedisi'ni bıraktığı yerden devam ettiriyor Pennac. "Yazmak, bir özgürlük eylemidir; gönlümüzce yararlanalım ondan" diye yola çıkan Pennac, Benjamin Malausséne'in maceralarını anlatan dizisinin ikinci kitabı olan Silahlı Peri'de de Paris'ten insan manzaraları aktarmaya devam ediyor. Çocuk romanından, okuma üzerine denemelere kadar çok geniş bir yelpazede yazan yazar, bu sefer polisiye türünü seçmiş kendine ve bir eleştirmenin deyimiyle "edebî kategorilerin ötesine geçmiş".
Yazar, Silahlı Peri'de 'polisiye roman' kurgusunu kullanarak Paris banliyölerinden birinde yaşayan çocukların, fakirlerin, çeşitli ırktan ve meslekten insanların kendilerini yok etmeye çalışan bir sisteme karşı verdikleri mücadeleyi anlatıyor. Romanın belki de en güzel tarafı bu mücadeleyi verirken dahi insanların neşelerini ve yaşama sevinçlerini sürdürüyor olmaları.
KÜÇÜK YAZI SATICISI
Kahramanımız Benjamin Malaussène'in Gulyabaniler Cenneti ve Silahlı Peri'den sonra üçüncü macerası... Benjamin Malaussène, dâhi yazarları keşfetmede usta editör kraliçe Zabo tarafından evrensel bir hayranlık nesnesi haline getirilir. Ne var ki kahramanımız, yazarı olarak lanse edildiği bir best-seller'in yayımlanmasıyla zincirlerinden boşanan ihtirasların bedelini pahalıya ödeyecektir...
Toplama kamplarıyla başlayıp Yugoslav iç savaşıyla süren bir çağın insanı olduğunu söyleyen Pennac, bütün bunlara rağmen edebiyatın içinde neşenin, hazzın yaşatılması gerektiğine inanan bir yazar. Küçük Yazı Satıcısı bunu kanıtlıyor: Müsvedde hırsızlığı, intikam, yazma tutkusu, okurların taşkınlığı, yayın dünyasındaki kaynaşma, reklam çılgınlığı, vb. Bu kitap romanın zaferine atılmış bir havai fişek... Bütün romanların zaferine...
GULYABANiLER CENNETi
Daniel Pennac bizim için özel bir yazar; okumaya bir görev değil, keyif işi olarak bakıyor. Gulyabaniler Cenneti ile başlayarak Silahlı Peri, Küçük Yazı Satıcısı kitapları ile tam da okumayı konu ettiği denemeler kitabı Roman Gibi. Fransa'da kitapları her zaman yüksek satış rakamlarına yerleşen Pennac'ın başkahramanı Benjamin Malaussène'in maceralarını siz de seveceksiniz. Elbette başlangıç kitabı Gulyabaniler Cenneti...
"Aile Cephesi: Annem yine veletlerini bırakıp gitmiş, ufaklık rüyalarında hâlâ Noel Gulyabanileri görüyor.
Gönül Cephesi: Julia Teyze günah keçisi tabiatımın cazibesine kapılmış.
Maişet Cephesi: ilk bomba oyuncak reyonunda patladı, ben geçtikten yalnızca beş dakika sonra. ikincisi, on beş gün sonra, gözlerimin önünde. Eh, üçüncü de yanı başımda patladığına göre, bu işte bir iş var gibi geliyor bana. Neden ben? Marifet bende galiba..."
http://www.polisiye.com/devam.asp?yazid=163#
Polisiye, gülünç, tuhaf ama gerçeğin çok yakınında dolaşan bir öykü. Pennac'ın mizah yönü (Malausséne'in iç konuşmaları!) kitabın başından sonuna kadar hissettiriyor kendisini. Bunda titiz çevirinin payı da çok büyük. Ama her şeyden önce, Pennac'ın "elimizde kalan yegâne ve en temel değer" olarak nitelediği içtenlik, okurun hemen olan biten tüm bu tuhaflıklara ısınmasını sağlıyor....
Kahramanı:
Benjamin Malausséne
SiLAHLI PERi
Silahlı Peri'de neler yok ki? Yaşlı kadınlara musallat olan bir katil, sert görünmeye çalışan polisler, uyuşturucu ticareti, Paris'in banliyösü Belleville ve dünyanın dört bir yanından gelen insanlar... Bu arada bir polis şefi, kenti parselleyen bir mimar-müteahhit ve bir müsteşar hiç de tekin olmayan işlerle uğraşıyorlar. Hikâye bir yerlerden tanıdık geliyor, ama acaba nereden?
Pennac'ın kitaplarında anlatılanlar bugünün dünyasının küçük bir modeli gibi. Yazar çocukların, yaşlıların, Arapların, yoksulların ve Afrikalıların, kendilerine sorulmadan içine atıldıkları bu dünyadan çıkarak başka bir hayat aramalarını anlatıyor; üstelik kahramanlarının her şeye rağmen süren canlılığını ve neşesini kitabına başarıyla taşıyarak.
Modanın, sanatın, kültürün beşiği olarak tanıdığımız Paris, Pennac'ın kitabında farklı bir yüzüyle çıkıyor karşımıza. Balzac'ın insanlık Komedisi'ni bıraktığı yerden devam ettiriyor Pennac. "Yazmak, bir özgürlük eylemidir; gönlümüzce yararlanalım ondan" diye yola çıkan Pennac, Benjamin Malausséne'in maceralarını anlatan dizisinin ikinci kitabı olan Silahlı Peri'de de Paris'ten insan manzaraları aktarmaya devam ediyor. Çocuk romanından, okuma üzerine denemelere kadar çok geniş bir yelpazede yazan yazar, bu sefer polisiye türünü seçmiş kendine ve bir eleştirmenin deyimiyle "edebî kategorilerin ötesine geçmiş".
Yazar, Silahlı Peri'de 'polisiye roman' kurgusunu kullanarak Paris banliyölerinden birinde yaşayan çocukların, fakirlerin, çeşitli ırktan ve meslekten insanların kendilerini yok etmeye çalışan bir sisteme karşı verdikleri mücadeleyi anlatıyor. Romanın belki de en güzel tarafı bu mücadeleyi verirken dahi insanların neşelerini ve yaşama sevinçlerini sürdürüyor olmaları.
KÜÇÜK YAZI SATICISI
Kahramanımız Benjamin Malaussène'in Gulyabaniler Cenneti ve Silahlı Peri'den sonra üçüncü macerası... Benjamin Malaussène, dâhi yazarları keşfetmede usta editör kraliçe Zabo tarafından evrensel bir hayranlık nesnesi haline getirilir. Ne var ki kahramanımız, yazarı olarak lanse edildiği bir best-seller'in yayımlanmasıyla zincirlerinden boşanan ihtirasların bedelini pahalıya ödeyecektir...
Toplama kamplarıyla başlayıp Yugoslav iç savaşıyla süren bir çağın insanı olduğunu söyleyen Pennac, bütün bunlara rağmen edebiyatın içinde neşenin, hazzın yaşatılması gerektiğine inanan bir yazar. Küçük Yazı Satıcısı bunu kanıtlıyor: Müsvedde hırsızlığı, intikam, yazma tutkusu, okurların taşkınlığı, yayın dünyasındaki kaynaşma, reklam çılgınlığı, vb. Bu kitap romanın zaferine atılmış bir havai fişek... Bütün romanların zaferine...
GULYABANiLER CENNETi
Daniel Pennac bizim için özel bir yazar; okumaya bir görev değil, keyif işi olarak bakıyor. Gulyabaniler Cenneti ile başlayarak Silahlı Peri, Küçük Yazı Satıcısı kitapları ile tam da okumayı konu ettiği denemeler kitabı Roman Gibi. Fransa'da kitapları her zaman yüksek satış rakamlarına yerleşen Pennac'ın başkahramanı Benjamin Malaussène'in maceralarını siz de seveceksiniz. Elbette başlangıç kitabı Gulyabaniler Cenneti...
"Aile Cephesi: Annem yine veletlerini bırakıp gitmiş, ufaklık rüyalarında hâlâ Noel Gulyabanileri görüyor.
Gönül Cephesi: Julia Teyze günah keçisi tabiatımın cazibesine kapılmış.
Maişet Cephesi: ilk bomba oyuncak reyonunda patladı, ben geçtikten yalnızca beş dakika sonra. ikincisi, on beş gün sonra, gözlerimin önünde. Eh, üçüncü de yanı başımda patladığına göre, bu işte bir iş var gibi geliyor bana. Neden ben? Marifet bende galiba..."
http://www.polisiye.com/devam.asp?yazid=163#
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar