bugün
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması18
- erken uyanmak4
- kuzey buz denizi3
- 33 ülkenin stok yapın çağrısı2
- abd arabuluculuğunda ukrayna rusya müzakereleri2
- boşandığı eşine araba alan adam6
- nar tanelemek2
- sözlük kürdü54
- millette manyak para var18
- 6 yaşındaki kızını satan anne10
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler31
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak19
- insan olmaya çeyrek kala tarzı entry girmek10
- cadılar bayramı kutlamayan geri zekalılar13
- çaykur'un türk çayı ibaresini kaldırması13
- 30 liraya satılan tavuk döner13
- ilkokulda dayak yemiş efsanevi nesil14
- ben tevratı da okudum incili de12
- papatya çayı içen erkek10
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek8
- ananı mı dinlersin karıyı mı11
- volkswagen passat10
- 007 tarzı entry girmek4
- pankek yiyen erkek6
- yaşıyor musunuz uludağ sözlük7
- traş olmaya üşenmek7
- kale3112'deki 3112'nin anlamı nedir sorunsalı5
- 20075
- türkiyeli kahvesi8
- ismail kartal19
- sevilmeyen iş arkadaşıyla başa çıkma yöntemi5
- anın görüntüsü28
- osman pamukoğlu14
- sınavlar bittikten sonra oluşan boşluk hissi6
- evde kalmış 30 yaşında kız22
- kemal sunal'ın en kötü filmi8
- devlet bahçeli'nin il olmasını önerdiği 19 ilçe10
- sözlükteki kızların bilgisiz olması23
- simko323
- escort ile para kavgası5
- etnik köken20
- karton toplayan cocuk 15 temmuzda ne yapıyordu10
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı8
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması3
- kavga edenleri auuuwww diye gaza getirmek5
- cam açık uyumak8
- kefiye2
- herkesin hayatına kimse karışamaz5
- enses ilişkiyi savunan tc erkeği11
- cadılar bayramı kutlayan kız9
Fransada çok meşhur bir sözlük vardır, Larousse.
Burda bir kelime var, "décapiter" *
Bu kelime 1931 yılındaki sözlükte boynunu vurmak diye ifade ediliyor.
Kelimenin bir başka anlamı daha var. Kazığa oturtmak, yani sivri bir kazık hazırlamak ve insanları kazığın bir ucu ağzından çıkacak şekilde üzerine oturtmak. Vahşi bir uygulama. 0Burada kazığa oturtmak deyiminin manasını açıklığa kavuşturmak için örnek veriliyor: "Türkler bugün bile esirlerini kazığa oturturlar."
Atatürk bunu öğrenince Fransız büyükelçisini yemeğe davet ediyor. Elçi diğer elçilere böbürleniyor, hava atıyor Atatürk tarafından davet edildiği için. Köşke geliyor, yemekler yeniyor. Atatürk tabii bir şekilde elçiye bu kelimenin anlamını soruyor. O da bildiği anlamı söylüyor. Atatürk: "Kelimenin başka bir anlamı var mı?" diye sorunca büyükelçi:
"Bunu söylemek için sözlüğe bakmam gerekir" diyor.
Atatürk daha önce hazırlamış old uğu ve çalışanlarına öğütlediği şekilde Larouse' u getirtip büyükelçinin önüne koyduruyor. Elçi daha işin nereye kadar gideceğinin farkında olmadan hevesle okumaya başlıyor. Ancak kelimenin karşısında kazığa oturtmak konusunda verilen örnek cümleye gelince ancak yarıya kadar okuyabiliyor ve yarısından sonra yutkunarak Atatürk' ün yüzüne bakıyor. Atatürk diyor ki: "Demek ki biz Türkler bugün de esirlerlerimizi kazığa oturtuyoruz öyle mi, öyle mi sayın sefir? Sözlüğünüze böyle yazmışsınız, bu doğru mu?
Sefir hemen sözlüğü biraz karıştırıyor ve bir kaçamak noktası bularak diyor ki: "Efendim bu sözlük Katolik Kilisesi'nin matbaasında basılmış, bildiğiniz gibi biz laik ülkeyiz, kilisenin yaptıklarının bizim hükümetimizle bir ilgisi yok. Bizi ilgilendirmez ve biz kiliseye karışamayız."
Atatürk: "Öyle mi efendim, siz laik bir ülke olduğunuz için demek ki kiliselere karışamıyorsunuz. Öyleyse ben de yarından itibaren istanbul'daki kiliselerin kapılarına koca birer kilit astırıyorum" diyor.
Bunu duyan sefir birden ayağa kalkıyor ve: "Ekselans, protesto ederiz " diyor.
Bunun üzerine Atatürk: "Hani sizi ilgilendirmiyordu, karışmıyordunuz?" diyor ve ilgililere dönerek: "Sefire yolu gösterin" diyerek bir anlamda onu kovuyor.
Sonra ne mi oluyor? Tabi Fransız hükümeti laiklik söylemlerini bir tarafa bırakıyor, hemen o sözlük toplatılıyor ve yeni baskısında o cümle çıkarılıyor.
Namık Kemal Zeybek (Atatürk'e yolculuk)
Bu güzel öykü:
- Askerimizin başına çuval geçirildiğinde sessiz kalan,
- Karakollarımıza komşu bir ülkeden saldırılar düzenlenip şehitler verdiğimizde harekete geçmeden önce icazet almak için okyanus ötesine giden,
- Fuarlarda, ülkemizin bir bölümünü kurdukları kukla devletin parçası olarak gösteren haritalar asanlarla hala resmi temaslarda bulunan değerli yöneticilerimize ve
- 85 yılda nerelerden nerelere geldiğimizi hala göremeyen aziz vatandaşlarımıza ithaf olunur.
Burda bir kelime var, "décapiter" *
Bu kelime 1931 yılındaki sözlükte boynunu vurmak diye ifade ediliyor.
Kelimenin bir başka anlamı daha var. Kazığa oturtmak, yani sivri bir kazık hazırlamak ve insanları kazığın bir ucu ağzından çıkacak şekilde üzerine oturtmak. Vahşi bir uygulama. 0Burada kazığa oturtmak deyiminin manasını açıklığa kavuşturmak için örnek veriliyor: "Türkler bugün bile esirlerini kazığa oturturlar."
Atatürk bunu öğrenince Fransız büyükelçisini yemeğe davet ediyor. Elçi diğer elçilere böbürleniyor, hava atıyor Atatürk tarafından davet edildiği için. Köşke geliyor, yemekler yeniyor. Atatürk tabii bir şekilde elçiye bu kelimenin anlamını soruyor. O da bildiği anlamı söylüyor. Atatürk: "Kelimenin başka bir anlamı var mı?" diye sorunca büyükelçi:
"Bunu söylemek için sözlüğe bakmam gerekir" diyor.
Atatürk daha önce hazırlamış old uğu ve çalışanlarına öğütlediği şekilde Larouse' u getirtip büyükelçinin önüne koyduruyor. Elçi daha işin nereye kadar gideceğinin farkında olmadan hevesle okumaya başlıyor. Ancak kelimenin karşısında kazığa oturtmak konusunda verilen örnek cümleye gelince ancak yarıya kadar okuyabiliyor ve yarısından sonra yutkunarak Atatürk' ün yüzüne bakıyor. Atatürk diyor ki: "Demek ki biz Türkler bugün de esirlerlerimizi kazığa oturtuyoruz öyle mi, öyle mi sayın sefir? Sözlüğünüze böyle yazmışsınız, bu doğru mu?
Sefir hemen sözlüğü biraz karıştırıyor ve bir kaçamak noktası bularak diyor ki: "Efendim bu sözlük Katolik Kilisesi'nin matbaasında basılmış, bildiğiniz gibi biz laik ülkeyiz, kilisenin yaptıklarının bizim hükümetimizle bir ilgisi yok. Bizi ilgilendirmez ve biz kiliseye karışamayız."
Atatürk: "Öyle mi efendim, siz laik bir ülke olduğunuz için demek ki kiliselere karışamıyorsunuz. Öyleyse ben de yarından itibaren istanbul'daki kiliselerin kapılarına koca birer kilit astırıyorum" diyor.
Bunu duyan sefir birden ayağa kalkıyor ve: "Ekselans, protesto ederiz " diyor.
Bunun üzerine Atatürk: "Hani sizi ilgilendirmiyordu, karışmıyordunuz?" diyor ve ilgililere dönerek: "Sefire yolu gösterin" diyerek bir anlamda onu kovuyor.
Sonra ne mi oluyor? Tabi Fransız hükümeti laiklik söylemlerini bir tarafa bırakıyor, hemen o sözlük toplatılıyor ve yeni baskısında o cümle çıkarılıyor.
Namık Kemal Zeybek (Atatürk'e yolculuk)
Bu güzel öykü:
- Askerimizin başına çuval geçirildiğinde sessiz kalan,
- Karakollarımıza komşu bir ülkeden saldırılar düzenlenip şehitler verdiğimizde harekete geçmeden önce icazet almak için okyanus ötesine giden,
- Fuarlarda, ülkemizin bir bölümünü kurdukları kukla devletin parçası olarak gösteren haritalar asanlarla hala resmi temaslarda bulunan değerli yöneticilerimize ve
- 85 yılda nerelerden nerelere geldiğimizi hala göremeyen aziz vatandaşlarımıza ithaf olunur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar