bugün
- manifest grubu vs tarkan15
- ekmeleddin ihsanoğluna oy vermiş olmak18
- 2026 temmuz ayı nasıl geçti5
- 13 akpli istanbul belediyesi5
- tüm fake hesapların öbür sözlükten gelmiş olması3
- manyak olmaya karar verdim6
- ismet gurbuz'u tek yumrukla bayıltmak3
- iş yerindeki kızın resmen yavşaması7
- yeni parti48
- camlar açık çıplak yatmak5
- kuran da 5 vakit namaz denmemesi7
- uykuya doyamamak3
- kedilerin artık fare yakalamaması7
- temmuz sonu olup hala tatile gidememek5
- kürt arkadaşa verilebilecek hediyeler2
- sözlük kızlarıyla tekne turuna çıkmak20
- seni onaracağım diyen kadın4
- sinem dedetaş6
- kızlar gocu'ya mı güvenirsiniz yoksa bana mı17
- hikayeyi devam ettir54
- hamal dizisi2
- 29 temmuz 20262
- kemal kılıçdaroğlu16
- orijinalinden daha iyi olan remake filmler2
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası39
- türkiyenin en yobaz şehirleri2
- diamond bosphorus25
- benkimki6
- cemil tugay3
- berkant gültekin'in gürsel tekin'e verdiği ayar5
- atatürke başkaldıran şehirler2
- japon2
- rusya iran vs ukrayna abd israil2
- g o k u2
- sokakta dayak yiyen kadına yardım etmek5
- sabah sözlüğe girenlerin kaliteli ve elit olması4
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin6
- nickten isim tahmini yapmak72
- kelmangeeee maaageeee kaakooo kaakooo3
- popüler yazarlara bulaşıp ilgi çekmeye çalışan tip2
- çaylaklıktan çıkıp 30 dk sonra yine çaylak olmak2
- penis ağrısına iyi gelen şeyler3
- dansör3
- kürtlerin 100 bin yıllık tarihi2
- gezi teknesinde kızlara dans eden erkek2
- sokakta kavga teknikleri15
- milliyetçi hareket partisi3
- ekonomi5
- öğrenci evinde edinilen alışkanlıklar2
- arkadaşlar bakar mısınız28
Fransada çok meşhur bir sözlük vardır, Larousse.
Burda bir kelime var, "décapiter" *
Bu kelime 1931 yılındaki sözlükte boynunu vurmak diye ifade ediliyor.
Kelimenin bir başka anlamı daha var. Kazığa oturtmak, yani sivri bir kazık hazırlamak ve insanları kazığın bir ucu ağzından çıkacak şekilde üzerine oturtmak. Vahşi bir uygulama. 0Burada kazığa oturtmak deyiminin manasını açıklığa kavuşturmak için örnek veriliyor: "Türkler bugün bile esirlerini kazığa oturturlar."
Atatürk bunu öğrenince Fransız büyükelçisini yemeğe davet ediyor. Elçi diğer elçilere böbürleniyor, hava atıyor Atatürk tarafından davet edildiği için. Köşke geliyor, yemekler yeniyor. Atatürk tabii bir şekilde elçiye bu kelimenin anlamını soruyor. O da bildiği anlamı söylüyor. Atatürk: "Kelimenin başka bir anlamı var mı?" diye sorunca büyükelçi:
"Bunu söylemek için sözlüğe bakmam gerekir" diyor.
Atatürk daha önce hazırlamış old uğu ve çalışanlarına öğütlediği şekilde Larouse' u getirtip büyükelçinin önüne koyduruyor. Elçi daha işin nereye kadar gideceğinin farkında olmadan hevesle okumaya başlıyor. Ancak kelimenin karşısında kazığa oturtmak konusunda verilen örnek cümleye gelince ancak yarıya kadar okuyabiliyor ve yarısından sonra yutkunarak Atatürk' ün yüzüne bakıyor. Atatürk diyor ki: "Demek ki biz Türkler bugün de esirlerlerimizi kazığa oturtuyoruz öyle mi, öyle mi sayın sefir? Sözlüğünüze böyle yazmışsınız, bu doğru mu?
Sefir hemen sözlüğü biraz karıştırıyor ve bir kaçamak noktası bularak diyor ki: "Efendim bu sözlük Katolik Kilisesi'nin matbaasında basılmış, bildiğiniz gibi biz laik ülkeyiz, kilisenin yaptıklarının bizim hükümetimizle bir ilgisi yok. Bizi ilgilendirmez ve biz kiliseye karışamayız."
Atatürk: "Öyle mi efendim, siz laik bir ülke olduğunuz için demek ki kiliselere karışamıyorsunuz. Öyleyse ben de yarından itibaren istanbul'daki kiliselerin kapılarına koca birer kilit astırıyorum" diyor.
Bunu duyan sefir birden ayağa kalkıyor ve: "Ekselans, protesto ederiz " diyor.
Bunun üzerine Atatürk: "Hani sizi ilgilendirmiyordu, karışmıyordunuz?" diyor ve ilgililere dönerek: "Sefire yolu gösterin" diyerek bir anlamda onu kovuyor.
Sonra ne mi oluyor? Tabi Fransız hükümeti laiklik söylemlerini bir tarafa bırakıyor, hemen o sözlük toplatılıyor ve yeni baskısında o cümle çıkarılıyor.
Namık Kemal Zeybek (Atatürk'e yolculuk)
Bu güzel öykü:
- Askerimizin başına çuval geçirildiğinde sessiz kalan,
- Karakollarımıza komşu bir ülkeden saldırılar düzenlenip şehitler verdiğimizde harekete geçmeden önce icazet almak için okyanus ötesine giden,
- Fuarlarda, ülkemizin bir bölümünü kurdukları kukla devletin parçası olarak gösteren haritalar asanlarla hala resmi temaslarda bulunan değerli yöneticilerimize ve
- 85 yılda nerelerden nerelere geldiğimizi hala göremeyen aziz vatandaşlarımıza ithaf olunur.
Burda bir kelime var, "décapiter" *
Bu kelime 1931 yılındaki sözlükte boynunu vurmak diye ifade ediliyor.
Kelimenin bir başka anlamı daha var. Kazığa oturtmak, yani sivri bir kazık hazırlamak ve insanları kazığın bir ucu ağzından çıkacak şekilde üzerine oturtmak. Vahşi bir uygulama. 0Burada kazığa oturtmak deyiminin manasını açıklığa kavuşturmak için örnek veriliyor: "Türkler bugün bile esirlerini kazığa oturturlar."
Atatürk bunu öğrenince Fransız büyükelçisini yemeğe davet ediyor. Elçi diğer elçilere böbürleniyor, hava atıyor Atatürk tarafından davet edildiği için. Köşke geliyor, yemekler yeniyor. Atatürk tabii bir şekilde elçiye bu kelimenin anlamını soruyor. O da bildiği anlamı söylüyor. Atatürk: "Kelimenin başka bir anlamı var mı?" diye sorunca büyükelçi:
"Bunu söylemek için sözlüğe bakmam gerekir" diyor.
Atatürk daha önce hazırlamış old uğu ve çalışanlarına öğütlediği şekilde Larouse' u getirtip büyükelçinin önüne koyduruyor. Elçi daha işin nereye kadar gideceğinin farkında olmadan hevesle okumaya başlıyor. Ancak kelimenin karşısında kazığa oturtmak konusunda verilen örnek cümleye gelince ancak yarıya kadar okuyabiliyor ve yarısından sonra yutkunarak Atatürk' ün yüzüne bakıyor. Atatürk diyor ki: "Demek ki biz Türkler bugün de esirlerlerimizi kazığa oturtuyoruz öyle mi, öyle mi sayın sefir? Sözlüğünüze böyle yazmışsınız, bu doğru mu?
Sefir hemen sözlüğü biraz karıştırıyor ve bir kaçamak noktası bularak diyor ki: "Efendim bu sözlük Katolik Kilisesi'nin matbaasında basılmış, bildiğiniz gibi biz laik ülkeyiz, kilisenin yaptıklarının bizim hükümetimizle bir ilgisi yok. Bizi ilgilendirmez ve biz kiliseye karışamayız."
Atatürk: "Öyle mi efendim, siz laik bir ülke olduğunuz için demek ki kiliselere karışamıyorsunuz. Öyleyse ben de yarından itibaren istanbul'daki kiliselerin kapılarına koca birer kilit astırıyorum" diyor.
Bunu duyan sefir birden ayağa kalkıyor ve: "Ekselans, protesto ederiz " diyor.
Bunun üzerine Atatürk: "Hani sizi ilgilendirmiyordu, karışmıyordunuz?" diyor ve ilgililere dönerek: "Sefire yolu gösterin" diyerek bir anlamda onu kovuyor.
Sonra ne mi oluyor? Tabi Fransız hükümeti laiklik söylemlerini bir tarafa bırakıyor, hemen o sözlük toplatılıyor ve yeni baskısında o cümle çıkarılıyor.
Namık Kemal Zeybek (Atatürk'e yolculuk)
Bu güzel öykü:
- Askerimizin başına çuval geçirildiğinde sessiz kalan,
- Karakollarımıza komşu bir ülkeden saldırılar düzenlenip şehitler verdiğimizde harekete geçmeden önce icazet almak için okyanus ötesine giden,
- Fuarlarda, ülkemizin bir bölümünü kurdukları kukla devletin parçası olarak gösteren haritalar asanlarla hala resmi temaslarda bulunan değerli yöneticilerimize ve
- 85 yılda nerelerden nerelere geldiğimizi hala göremeyen aziz vatandaşlarımıza ithaf olunur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar